Dokunsam çiçeklere ruhları hemen erir
Döker tüm ışıklarını uzakta yalnız ev
Kıskanır kendinden belki bizi deniz feneri
Gelir ardımızdan sessizce gölgeler..
Sonra boşalır kıyı kenti hüzünlenir liman
Masmavi kanatlar süzülür sadece akşam
Öpüşür denizin durgun mavisiyle gökyüzü
Buluşur gölgeler, yüzlerinde sevinç ve zaman..
Yorumlar
Gramer bilmeden,cümle
Cts, 28/10/2006 - 16:53 — ismet karaGramer bilmeden,cümle kurmasını bilmeden...:Elinize İngilizce sözlük aldığınızı ve İngiltere'de herhangi bir sokakta insanlarla konuşmaya,tanışmaya çalıştığınızı farzedin.
Bakın bakalım bu konu da ne kadar başarılı olabileceksiniz?Hiç şüphe yok ki (belki de şüpheli bir durum)bir kaç iyimser insan sizi anlamak için çaba sarfedecek büyük bir ihtimalle kem küm'lerinizi anlayarak yardımcı olabilecektir.(Şahsınıza karşı söylenmiş değildir)
ve sonra...
"Kıskanır kendinden belki bizi deniz feneri"
Bu "metni" ilk okuduğumda dilime takılan yer burası oldu.Söylenmeyi yada okunmayı zorlaştırıyor doğrusu.
"Kıskanır kendinden..." diyerek net bir şeyi söyleyip ve akabinde bunun ihtimal dahilinde bırakıyosunuz.Fakat şöyle okunduğunda ise anlam az biraz daha netleşiyor:
"Kıskanır kendinden bizi deniz feneri"
Hem bu söyleyişle dili rahatlatıp anlamı güçlendirebilirsiniz.
Şiirin geneline bakıldığında hakim olan duygunun ise;tamamen kelimelerde karşımıza çıkmakta;deniz,ruh,deniz feneri,akşam,gölge...
Bu durum işin kolayına kaçma sözüyle özetlenebilinir.
"Sonra boşalır kıyı kenti hüzünlenir liman" ne demek???
Velhasılı kelam...Allah emeğinizi boşa çıkarmasın ama işiniz kolay da değil...
beni güldürdün..
Cts, 28/10/2006 - 22:52 — ibrahim maraşlıoğlu..beni güldürdün ,Allah'da seni gülüm-gülüm güldürsün..;e mi. hem'i de kahkahalarla.selÂm olsun sana en yiğit "GRAMERCİ AMCA"..
iyi ki yayınlamadın(IZ) ..?!
Paz, 29/10/2006 - 01:30 — ibrahim maraşlıoğlu..bu samimi dostta mukabil bir cevap yazmıştım..sonra bilgisayarı kapatıp gittim tv5'i açtım..baktım Ku'ran tilaveti var..sonra tekrar dönüp yeniden bilgisayarı açtım ;ama korkarak..iyi ki dedim yayınlamamışlar..bu samimi ikaza -daha samimi bir şeyler yazmak gerekir..
sevgili dost;şiirin bana göre en vurgulu ,en açık anlam içeren ,en duygulu dizesini ele almış ve işin kötüsü "anlamsız !" bir konumda değerlendirerek..bir defa "şiir" çok açık bir şekilde ölüm temasını işliyor..ilk dizeden son satıra kadar..hem çok açık belirgin bir anlatım üslûbuyla..
stil ,yani şekilde dış görünüm "aruz "olmamakla birlikte iki dörtlü dizeden oluşmuş bir Haşim- Tanpınar geleneğinde kaleme alındı...
Ölüm deseni işleyen küçük yapılı şiirler-kıtaları az veya beyit sayısı-biraz daha gri kökenli kelimelerden seçilir..ama ben işin içersine "ışık" deseni koyarak biraz daha zengin görüntü materyali versin istedim.(gölge,akşam,karanlık,gökyüzü ,hüzün)bunlar mâlum kelimeler..bu tip bir şiir için olmazsa olmaz kâbilinden.."sonra boşalır kıyı kenti hüzünlenir liman" evet ;insanların terk ettiği veya öldüğü bir mekân düşünün burası da kıyı kenti olsun ! kim üzülecek ?hep insanları bir yerlere gönderen bir mekân yani boşluğu dolduran bir imge olmalı değil mi?! bu dize de bu -..anlatılmak istenen-.."merdiven"lerden ağır ağır çıkın,ama çevreye bakarak ,desem belki bana kızarsın..1980 yılında İstanbul imam lisesinde son sınıf öğrencilerine dil bilgisi ve gramer öğrettim yıllarca hatta bazı öğrencilerim şu anada Edebiyat Fakültelerinde hoca desem ;bana ukâla diyeceksin.!.olsun.. SON İFADELERİM OLARAK ;
“DEV KABUL ETTİĞİMİZ ŞAİRLERİ ;ŞAİR YAPAN, DEV YAPAN- ZİHİNLERE TAHT KURMUŞ BİR -KAÇ ŞİİRİ VEYA DİZELERİDİR "desem , BİLMEM KATILIR MISIN(IZ.).?!
en kalbî selâmlarımla..
En kalbi selamınıza
Paz, 29/10/2006 - 17:43 — ismet karaEn kalbi selamınıza karşılık ayni dereceden olan bir selamla size mukabelede bulunuyorum.
Size yazdığım ilk yoruma başlık atmadığımı,başlıksız bir yazıya karşılık web sitenin otomatik olarak ilk bir kaç cümleyi başlığa taşıdığını ve başlıkta bu bir kaç cümlenin göründüğünü hatırlatmama bilmem gerek var mı?
Burada ki hatırlatmadan sonra o bahsi geçen ve gramerle başlayan paragrafta;söylenmek istenen asıl şuydu:
Siz de pekala kabul edersiniz ki,şiir asli olarak birinci dereceden çabayı gerektirecek esaslı bir uğraştır.Benim şiir anlayışıma göre orjinalite çıtasını yüksekte tutmakta fayda vardır.Nitekim hayatlarında şiiri ön planda tutan/tutmayan bir çok şairin/şair adayının isminin şiirle birlikte zikredilmemesinde asıl neden kendinden önce ki şairlerin kelimelerini sıklıkla kullanıp şiir yazma denemesi ve şiiri kabul görmemesidir.Yani bir anlamda hali hazırda olan tuğlalarla ev yapma denemesi...Ve asıl anlamda ise;hüznü/ölümü çağrıştıran kelimelerin bir arada sıklıkla vurgulanması:
O paragrafta da aynen bunu ima ettim.Yani sözlüğü açıp hüzünsel anlamlar ifade edilen kelimeleri toplayıp şiir yazma denemesi.Böyle söylüyorum,çünkü;
"Kıskanır kendinden belki bizi deniz feneri"
diyerek,son derece başarısız bir dize kurmuş olmanızdan dolayıdır.Bahsini etmiştim hem üstelik o dizede ki "belki" fazladır.Okunurken dikkat edin "belki" de ki, 'l ve 'k harfleri dili ağızda dolaştırıyor.
ve "Haşim, modern Türk şiirinin öncülerinden biridir. Önemi daha çok şiiri saflaştırma, arıtma, molozlarından ayıklama çabalarındaki başarısından gelir."
Eğer Haşim'den bahsetmemiz lazım gelirse o halde bu şiirde ki bir kaç fazlalılığı ve okunuşu rahatlatmamız gerekecek.
Bakın Merdiven şiirinde ki ritm nasıl da ahenkle kullanılmış
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak...
Sular sarardı... Yüzün perde perde solmakta
"Sonra boşalır kıyı kenti hüzünlenir liman" ise,
"Artık demir almak günü gelmişse zamandan,
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan"
anımsatsa da sözü daha fazla uzatmamak niyetindeyim lakin son bir kaç cümleyi kullandıktan sonra.
Siz öğrencilerinize kattıklarınızdan dolayı bir yerlere gelmediler.Onlar sizin öğretmiş olduğunuz şeylerle yetinmesini bilmeyip binayı yükselttiler hepsi bu,belki gurur kaynağı olur ama övünelecek bir şey değildir bana göre.
Katılır mısınız,diyerek sorduğunuz soruya ise net bir şekilde hayır diyorum çünkü,NFK'nın Çile'si,İsmet Özel'in Erbain'i ve dahası bilmem bir çok şairin bir kaç şiiri değil de bir çok şiiri iyi bir yerde durmaktadır.Ve dahası hala günümüzde onlar taklit eden değil taklit edilen konumundadır.
en kalbi selamlarımla...
Şiir eleştirmeni değilim fakat iyi bir şiir okuyucusuyum.
abi çok sağolasın..!
Pzt, 30/10/2006 - 17:09 — ibrahim maraşlıoğluabi ne kadar güzel şeyler yazmışın.."gözlerim görmüyor -aklım şaşıyor" diye yazıyor (söylüyorlar ya) ya bir hem şehrim bende onun kağıda yazılmaz bir aşk vurgununa döndüm bu dizelerden-ifadelerden sonra.. bir resmi kuruluşta çalışıyorum ve sana üşenmeden masamın üzerinde olan kitapların sayısal listesini vereceğim.. 33 kitap..3'ü sözlük..5'antoloji.2'si sarh/nahiv-dilbilgisi(gramer), 1'i tasavvufi sözlük(süleyman uludağ) 1'i şaheserler antolojisi, peygamberimizin ruhani hayatı (imam-şibli)--ve geri kalanı, cemal sürayya'nın- yky-9.baskı bütün şiirleri, izzet yaşar’ın tüm eserleri, enis batur'un-taşrada ölüm dirim hazırlıkları-üstat sedat umran'ın iki şiir kitabı, kendi şiir kitaplarımdan (4 tanesi), üstat sazai karakoç'un -şiirler üç-diriliş yayınları-yine üstadı(n.f.k-ölümsüz çilesi -çöle inen nur'u )-yine üstad ahmet kabaklı'nın 5.ciltlik Türk Edebiyatı, 5 adet bana ait şiirle dolu ajanda ve karşımda orta masanın (konsülün)üzerinde 100 şiir kitabı, karşımda ki raflarda en 200'e yakın değişik şiir kitabı ve konuyla alakalı eserler-ve önümde 24 saat hazır bir internet ortamı.. ve tam otuzbeş yıl ruhumda -zihnimde aralıksız okunan eserlerin izleri.. hâlâ bir halt ;olmadığımın /bilincindeyim.. İmdi ;edebiyat hocalığını izhar eden bir insana, haşim'den dem vurarak şiirimi kıyaslanman kendi adıma hoş-sevinilecek bir durum ama senin adına "yitik bir dağ ölçümünde acı ve acı olduğu kadar diz boyu cehalet. kokmuş malını etilerde pazarlama tezgahtarlığını anımsatan bir çığırtkanlık sadece... binlerce-mübalağa etmiyorum-edebi eser okumuş bir insan olarak, okumayı öğrenemedim;sen iyi bir okuyucu ,öyle mi..?! sana şiirden önce ba'zı "TASAVVUF/İ ESERLER OKUMAYI ÖNERİRİM-BANA ÇOK KIZSAN DA.."BAKİ SELAMLAR..
Size kızamıyorum...
Pzt, 30/10/2006 - 20:20 — ismet karaAllah sizin aklınızı ve dirliğinizi korusun. MaşaAllah okuduğunuz kitap sayısı bir hayli fazla, masanızda mevcut olan kitaplarda öyle... Hoş bu kitaplarla yada sayısal ifadeler ile neyi ifade etmeye çabalıyorsanız bırakın bu siz de kalsın.
Sizde kalsın, çünkü; bu şekilde hiç bir yere varamayız.
Elbette sizde kalmalı; elbet biz de kitap okuyoruz, kalkıp bunları sıralayacak değiliz. Sayısal anlamda ki çoğunluk ancak seçmen sandıklarında geçerlidir.
Fakat şunu demeliyim, maşaAllahınız var hedeflediğiniz sayıya ulaşabilirseniz gerçekten sizin adınıza ben de bu durumdan memnun olurum. Siz binlerce hatta yüzbinlerce kitap okumuş olabilirsiniz,eyvaAllah.Allah'ın takdiridir bu, kimi yüz kitap okur söz anlamaz, kimi kitabı açar açmaz nasibinde ki büyük lokmayı yer.
Dostum ;bu yazının
Salı, 31/10/2006 - 11:20 — ibrahim maraşlıoğluDostum ;
bu yazının seninle uzaktan yakından hiçbir alakası yok..kimseyi ihtiraslarımızla meşgul etmeye de..
biri ,bir şiir yazar ,iyi veya kötü, o’na aittir..tarihe aittir ve zamana aittir.. şiirin bahtı ile alakalı bir mevzuu.
tartışmanın müspet veya menfi galibi yoktur bildiğimiz kadarıyla..
ve tartışma me’lun bir şeydir..efendimizi @sohbetten uzaklaştıracak –meleği gönderip şeytanı ağırlayacak kadar me’lun..!
her sözün mukabili bir söz vardır..bu insan aklının kendini beğenmesi hünerinden /kendini beğenmesinden -kaynaklanan bir olgu ,malum..
”kişi bildiği kelime kadar düşünür “diyor bir bilge..
teşbihin, kara bahtından hissedar olmadan söylersek “EN FAZLA ÂYET BİLENİNİZ ÖNE GEÇSİN” HADİS vurgusunu yapmamız uygunluk arz eder mi ?bu noktada bilemiyorum ?!..
şimdi vefat eden bir büyüğüm bana 1987/yılının ocak ayında pencereden dışarıya bakarak karlı bir İstanbul günü şöyle demişti..(zannederim bir hatamı gördü )”bak dedi 25/35 yaş arası insanın kendini en beğendiği –en güvendiği ve en çabuk geçen yıllar sınıfındandır” “şayet bu yılları iyi denetlersen –iyi yaşarsan –iyi öğrenirsen hep iyilerden olursun,onun için bu yıllarına çok dikkat et..” şimdi dediği yıldan onbeş yıl uzaktayım..
o merhumun sözlerini nasıl eğerlendirdim kendi adıma bilemiyorum..?!
”oku “ veya "okumak" fiiline “müshehzi “yaklaşanı hiç bir kayıt ve şart altında sevmiyorum..bu karşı olguyu şartlar ne olursa olsun ruhuma sindiremiyorum..
nihat genç’in "otuz yaşındaki şiirden ne anlar o daha çocuktur "dese de ben diyemiyorum..bu durumu da şahsen kendi adıma benimsemiyorum ..ama sıfır hayat tecrübe ve bilgisiyle, alleme'lik taslayan insanlara karşı da bütün olgun ve affedici yapıma rağmen kırıcı olmaya özel gayret gösteriyorum..çünkü hadsizlik ,kendini bilememezlik ahlaken bana en den’î bir sıfat gibi geliyor bu yüzden affedici olamıyorum.. o zaman hiç okumayan -okumayı sevmeyen okumayı kerih gören insanlar ele başı olsun gütsün bu dünyayı..(zaten zulüm ayyuka çıkmış bir vaziyette)..okuma adına ne kaldıysa ..dilerim Allah’tan bütün kardeşlerimiz uzun-uzun yaşasınlar hayatlansınlar-ömürlensinler de görsünler çocukları yaşlarında ki insanların akıl satmaları ne demekmiş..?!tecrübe denen “sır” nasıl birikirmiş..vel-hasıl kelam -ma/asselam..
Yolculuk...
Cts, 04/11/2006 - 18:40 — Mevlüt MünzeviAllah'ın selameti üzerinize olsun...
Siiriniz oldukça sürükleyici geldi bana.Yani hafızamın derinliklerinde epeyce gezindim.Okudum,okudum,okudum ve gezindim...
Diğer yandan şöyle söylemek istiyorum.Aslında ritim açısından (kafiye-uyak-redif) birbirinden kopuk gibi.Ama vezin (hece vezni) özelliğini göz önüne aldığımda, tam olarak kapatmasa da, o açığa bir perde olmakta.
"Kıskanır kendinden belki bizi deniz feneri"
Bu mısra bana göre etkileyici.Kimbilir deniz feneri nasıl görünmektedir o an?...
Hafsalamda canlandırdığımda hala deniz fenerinin kıskandığını görüyor gibiyim.
Bir ara Ahmet Haşim'i okuyor gibi oldum.Taa oralardan bir esinti...
Sonra bu 'zaman'a geldim.Dokundu ruhuma ve eriyiverdi...
Hani şair diyor ya "Biliyorum ölümüm sabahleyindir/İlk ışıklar girerken camdan"Bence şair akşam ölmeyi de hesaba katmalı...
Teşekkürler...
Dua Vesselam...
M.Münzevi