renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Çağdaş Ortadoğu Nasıl Yaratıldı?

bbc14 Temmuz 1993. Arhiv Vneşney Politiki Roossiyskoy Federatsii, yani Rusya Federasyonu Dış Siyaset Arşivindeyim. Ortadoğu, özellikle de fazlaca merak ettiğim İran, Kafkasya ve Hindistan’la ilgili gizli kayıtları ve belgeleri araştırıyorum. Önüme bir rapor çıkıyor. Rapor ismi bilinmeyen bir Rus casus tarafından hazırlanmış: “1905-1907 Londra’daki Gizli Konferans Raporu”. Konferans bizzat İngiliz Başbakanı Sir Campbell Bannerman tarafından düzenlenmiş.

Katılımcı devletler: Büyük Britanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Portekiz, İtalya ve İspanya.

Katılımcı kesimler: devlet adamları ve politikacılar, tarihçiler, sosyologlar, coğrafyacılar, ekonomistler, petrol, tarım ve kolonideki uzmanları ve gözlemciler.

Büyük Britanya Başbakanı Sir Campbell Bennerman’ın açılış konuşması: “Ekselansları, tarih bize şunu öğretti: imparatorluklar doğar, gelişir, bir noktaya kadar istikrarlı yaşam sürdükten sonra çözülmeye başlar ve nihayetinde ölürler. Atina, Roma, Hint, Çin ve onlardan önce Babil, Asur, Mısır ve Pers imparatorlukları ve benzerleri böyle olmuştur. Şu anda ihtişamının zirvesine ulaşan Avrupa emperyalizminin sonunu getirecek veya çöküşünü ve yok oluşunu engelleyecek sebep ve araçlarınız var mıdır? Avrupa yaşlı bir kıtadır. Kaynaklarını büsbütün tüketmiştir ve bitmiştir. Ama onu böylece bırakamayız. Kendi varlığımızın yok olmasına göz yumamayız. Halbuki daha eski ve köklü olmasına rağmen hâlâ gençlik günlerini yaşayan, daha fazla ilime, organizasyonlara, refaha koşan; bugün ezik ve güçsüz olmasına bakmayarak kendi kurtuluş reçetesini bünyesinde gizleyen bir dünya var: Ortadoğu! İşte, efendiler! Sizin göreviniz ve amacınız tam olarak budur: Refah ve hükümranlığımızı daimi kılmak için bu dünyanın (Ortadoğu’nun) kapılarını yüzümüze açmak, onun kaderini ellerimize vermektir! Yaşamımız tam olarak bu görevin başarısına bağlıdır!”

Konferans Çalışmaları: Bunun üzerine konferans 2 yıl devam eder. Bu süre içinde irili ufaklı 1000’den fazla oturum yapılır. 10.000 civarında konuşa gerçekleştirilir. Asya ve Afrika halklarının geleceği konuşulur. Bu halkların tarih, coğrafi, siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, idari, dil, düşünce, günlük yaşam, birbiriyle diyalogları, münasebetleri, yerleşim alanları, birleştikleri ve ayrıldıkları noktalar, dini yapıları, mezhebi kimlikleri, psikolojileri, kaynakları, stratejik ve jeolojik konumları, toplamda 120 alanda durumları masaya yatırıldı. Batılıların Doğulularla doğrudan irtibata geçtikleri son 200 yıldan beri Doğu üzerine Batıda yazıla gelen çalışmaların tamamı gözden geçirildi. Her bilim çevresi kendi alanında yapılması gerekenleri ve hedeflerini açıklayan raporlar hazırlar.

Nihai Rapor: Konferansın tamamlanmasından bir yıl sonra nihai rapor hazırlandı. Raporun belli başlı maddeleri:

1. Bölge halklarının tarihinin tümden gözden geçirilmesi; Batı tarih anlayışı doğrultusunda tarihlerinin yeniden inşası, bu anlayışın egemen kılınması ve bilimsel bir doğrultuda sunulması.

2. Bölgede çatışmaya dayalı bir dengenin kurulması:

a). Filistin’de siyonist bir Yahudi devlet oluşturmak ve siyonizmle birlikte çalışarak dünya Yahudilerinin buraya göçünü tamamlamak. Dine dayalı farklı etniklerden olan Yahudi cemaatleri arasında tek bir ortak milli bilinç ve kimlik yaratmak. Söz konusu kurulacak Yahudi Devletinin yönetimini Beyaz Yahudilere (Rusya Yahudileri veya Aşkenazlara) vermek, diğer Yahudi gruplarının Müslümanlarla arasındaki ihtilafını derinleştirerek onların yönetilmesine çalışmak ve Araplarla arasındaki birleşme isteklerine engel olmak.

b). Aynı dine, köke, dile ve anlayışa sahip Araplar ve Türkler arasında coğrafyaya dayalı farklı milletler oluşturmak.

ba). Bunlardan Türklerin büyük bir kısmı Rusya tarafından işgal edildiğinden zararsızlar. Ancak İran, Irak, Afganistan, Hindistan ve Anadolu’daki Türkler ortak yaşam anlayışlarını ve hayata bakışlarını korumaktadırlar. Bunun için, Hindistan’daki Türklere “Moğol” kimliği yakıştırmak ve eritmek; Afganistan’daki Türk unsur Fars-Tacik kimliği altında tutmak ve onların Afganlaşmasına çalışmak; İran’da Türkleri yönetici konumdan yönetilen konuma düşürmek, Hindistan’daki Parsi kalıntılarından “eski ve kalıcı bir Fars kimliği” tasarlamak ve bunları İran’daki İranî Bahtiyarı halklarının sahiplenmesi için yoğun faaliyete geçmek (1925 yılında İran’da Türklerin hakimiyetine son verilmiştir); Osmanlı içindeki etniklere milli bilinçler aşılayarak Türkleri Anadolu’da yalnız bırakmak. Bunun için Türk-Arap, Türk-Arnavut, Türk-Ermeni, Türk-Kürt, Türk-Sırp, Türk-Grek arasında etnik çatışmaları derinleştirmek (En son Arnavutlar ve Araplar Osmanlıdan ayrılarak Türkleri milli düşmanları ilan etmişlerdir).

bb). Araplara gelince: farklı Arap kimliklerini ortaya çıkartmak: Iraklı, Suriyeli, Filistinli, Mısırlı, Yemenli tarzında coğrafi ve yerel Arap kimliklerine milli ve etnik kimlik tanımı vermek. Bunların tarihleri arasında farklılıkları, dilleri arasındaki ayrılıkları ön plana çıkartmak. Aşiretler arasında ipleri kopartmak, aşiretler içindeki bütünlüğü bozarak aşiret reislerini despot bir güç haline getirmek ve onların meşruluğu içinde toprakları aşiretin değil aşiret reislerinin kontrolüne vermek (1924 yılında Aşiretler Mahkemesi, 1940 yılında Aşiretler ve Toprak Kanunlarıyla bu hedefe ulaşılmıştır). Azınlık etnikleri çoğunlukların başına getirmek (Irak’ta Sünni azınlık, Suriye’de Şii azınlık, Necd’de Suud aşireti, Lübnan’da Hıristiyan gruplar ve Dürzi kesime tanınan ayrıcalıklar bu şekilde planlandı).

3. Akdeniz’in kontrolünü elden bırakmamak. Buna göre, özellikle Akdeniz’in güney ve doğu sahillerinde Asya ile Afrika arasında bir koridor oluşturmak

a) Ortak çıkarları olan Batılı devletler bu bölgeyi parçalara ayırmalı, halkını bölünmüşlük, gericilik ve cehalet içinde bırakmaya devam etmemeliler.

b) Bu bölgede Asya ve Afrika’yı ayırmak şarttır. Bunun için Süveyş Kanalı’na yakın bölgede emperyalizmin dostu ve bölge halklarına düşman bir dost oluşturulmalıdır (1917 Balfour Bildirisi bu amaca hizmet edecektir).

4. Dil Uygulaması: İyileştirme, geliştirme ve modern çağa uygun hale getirmek bahanesiyle aynı dili konuşan insanları birbirleriyle anlaşılmaz hale getirmek. Geniş arazide yaşayan Araplar değişik mahalli lehçeler kullanmalarına rağmen kitabi Arapçayla rahatlıkla anlaşabiliyorlardı. Buna karşılık, şimdi mahalli lehçeler kitabi Arapçanın yerini alacak ve birden fazla Arapça dil oluşturulacaktı. (Aynı şey Rusya tarafından Türklere karşı yapılacaktı. 1900 yılında Kırım’da çıkan Tercüman Gazetesi Çin’den İstanbul’a kadar okuma-yazma bilen herkes tarafından rahatça okunurken, şimdi bu Türk halkları birbirleriyle Rusça veya İngilizce ile anlaşmaktadır). Bu amaçla yeni romanların, yazıların, gazete dilinin oluşmasına gizliden destek vermek veya bu ortamı hazırlamak. Bu diller için Batı dil metodolojisini temel alan gramer ve araştırmaların ortaya çıkmasına çalışmak, yeni kavramlar ve deyimler üretmek. (Bu anlamda sokak dillerinin geliştirilip kitabi dilin yerine geçmesi için Avrupa ilk enstitüler 18. Yüzyılda kurulmuştur).

5. Yeni bir Aydınlar zümresinin oluşturulması: bölge halklarının tarihini, kültürünü, dilini, düşüncelerini, sosyal ve politik yapılarını öğrenmek için Batı’da enstitülerin ve üniversitelerin çalışmalarına hız verilmesi, bu halkların gençlerinin burada yüksek eğitim almasını sağlamak ve kendi halklarının tarihini ve diğer konularını Batı anlayışı doğrultusunda öğrenmelerini, öğretmelerini sağlamak. Dolaylı yoldan bu zümreye destek vermek. Yaptıklarının bilimsel bir çaba, kendi halklarının aydınlanması için bir katkı olduklarını anlamalarına çalışmak ve asla buradaki Avrupa emperyalizminin amaçlarını açığa vurmamak, böyle bir şey olduğunda da bunu inkar etmek, gayr-i bilimsellikle suçlamak ve yerel dayanaklarını kesmek. Çağdaş Batı eğitim anlayışının bu bölgede yerleşmesine çalışmak ve özendirmek. Bu okullarda özellikle yüksek kesim veya zümreye bağlı ailelerin (aşiret, tüccar, eyalet yöneticileri ve varlıklı kimselerin) çocuklarının eğitim almasını sağlamak, Batı’daki eğitim ve yaşamın kapılarını onlara açmak ve bu yaşamın içine çekmek ve onlara gelişimin Batı’yı her anlamda takip etmekle mümkün olacağı anlayışını hissettirmek. Bunun için onlara kendi kaynaklarını Batı düşünce sisteminin süzgecinden geçmiş biçimde aktarmak ve buna ulaşmaları için her türlü kolaylığı sağlamak.

Rapor yüzlerce sayfa uzunluğunda olup, ekonomi, siyasi, yerleşim, kültür, sanat, müzik, her konuyu içine alacak biçimde hazırlanmaktadır. Ben, el yazısı halinde küçük notlar halinde aldığım kısımları aktarmakla yetindim. Buradan çıkarılacak yorumlar ve düşünceleri okura bırakıyorum. Raporda parantez içinde verilen bilgiler bana aittir.

Not: Bu yazı Çağdaş Arap Edebiyatına Eleştirel Katkılar yazı dizisine Ek olması amacıyla hazırlanmıştır. Bu raporun varlığı bazı aydınlarca bilinmektedir. Nitekim, böyle bir toplantının yapıldığı gerçeği Filistinli bir Yahudi tarafından bu raporda Yahudi çıkarlarını belirlemek amacıyla yayınladığı bir kitaptan anlaşılmıştır. Daha sonra Musa Kazım et-Tunusi, “Vesaik et-tedahhul el-ecnebi fi’l-Vatan el-Arap”, Dimaşk 1972, cilt I, s. 47-48’de raporla ilgili bazı maddelere yer vermiştir. Yine Ahmet Şelebî, “”El-Yahudiyye” adlı eserinde, (basıldığı yer bilinmiyor), 1972, cilt III, s. 99-102’de bu konuya değinmiştir. 1882 yılında Rusya, ülkesinden kovduğu 2 milyon Yahudi'nin (Beyaz Yahudiler, yani Aşkenazlar) dünyada kendisine karşı çalışmalarını takip etmek için gizli bir istihbarat örgütü oluşturmuş ve bu konuda dünyada yapılan açık veya gizli bütün çalışmaları takip etmiştir. Söz konusu rapor bu çalışma kapsamında ele geçirilerek Rusya yönetimine sunulmuştur. Raporun toplantıları gizlice izleyen birden fazla Rus casusu tarafından hazırlandığı ve üst düzey bir Rus istihbarat elemanı veya casusu tarafından yazıya alındığı sanılıyor.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Bu rapor gerçek mi?

Böyle bir rapor hakikaten var mı yoksa birileri bu vahim tabloya bakarak; "Olsa olsa böyle bir çalışma yapmışlardır. Olmasa da uyduralım" mı demişlerdir.

Vesselam

ENDÜLÜS

Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler

rapor gerçekmi?

olan bitene bakılınca raporun gerçekliğinden ziyade, hedeflerin gerçekleştiğini görmek mümkün. rapor gerçekse hedefine ulaşmış; gerçek değilse, hedef gerçekmiş raporuna ulaşmış.yani hedefler başarıldıktan sonra kaleme alınıp : '' tarihin akışını belirleyen biziz(!) '' mistifikasyonuyla, yeni hedeflere yürürken, ''direnç'' engelinin kırılması çabasına ve ısıtılıp korku krallığının pekişmesi hizmetine sunulmuş.her halükarda etkin olanın, edilgen olanı kontrol ve maniple etme çabasının devamıdır. sorun rapor ve hazırlayıcıları değil; hedef tahtasındaki bizlerin, ''hedef'' oluşumuzu ''hedefimiz'' sanıyor olmaya devam ediyor oluşumuzdur.

Raporlar ve Sistemler

Es-Selam

Burada açıklanan şeyler gerçekten çok önemli. Bu toplantılar eskiden beri yapılıyor olmalı. Dünyanın gidişâtına yön veren gizli güçlerin varlığını biliyoruz. Bunlar görünmeseler de gölgeleri düşüyor zaman zaman gündemimize. Bunlar kâh devletler olarak görünüyor, kâh devletlerin içinde yer alan gruplar olarak. Her hâlukarda dünyadaki devletlere siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda yönlendirmelerin yapıldığı, bu güçlerin kendi istedikleri doğrultuda bir dünya modeli ortaya koydukları açık. Bu tip raporlar mevcut durumu gözler önüne seriyor. Ancak şu da bir ihtimaldir ki, bu tip raporların bir şekilde ulaşılabilecek hale gelmesi, aslında bunların açıklanışının da sistemin işleyişinin parçası olduğuna işâret edebilir. Bunu göz ardı etmemeliyiz sanırım. Bir istihbarat elemanı tarafından kaleme alınan raporun da aslında bizi bir yönlendirmeye götürmediğini söyleyemeyiz. Aksini ispat da mümkün değil sanırım. Ancak Rusya'ya ait istihbârat bilgilerinin Avrupalı devletlerce kullanıldığını hesaba katacak olursak, Avrupa'ya dair istihbâri belgelerin de Rus kaynaklar tarafında ifşâsı mümkün gözükmektedir. Sonuçta bu bir istihbârat savaşının bize özellikle yansıtılmış halidir. Rapor hakkında bilgi sahibi olmamızı temin eden Nadir Marmara'ya teşekkürlerimi sunuyorum.

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır ...

Romantizmden Realizme Savrulan Nadir

Dostum Nadir,
Tam da romantikleştiğini sanacaktım. Ama anlaşılan sadece ara vermişsin realizme...
Casus musun nedir? Ne işin var böyle alengirli işlerde!
Yakında Çin'e-Maçin'e gideceksin ya; şu Kürşad ve 40 Türk çerisinin aslını-faslını bir araştır bakalım. Harbiden basmışlar mı Çin sarayını? :)
Aynalara dikkat! Zehirli kitaplara da dokunma! :)
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!

biz kedimizle oynarken

biz "ortadogulular" kendini en cok guvendigi kuaforunun ellerine teslim etmis kokona teyzemler gibi keyfi yerinde yanimizdaki kedimizle oynuyoruz: onlar bir ucube yaratirken.
bir tenezzul edip aynaya bakabilsek belki -sirf korkudan da olsa -ayaga firlayabilecegiz!

tesadüfün mantığı nedir?

nasıl izah edilmektedir? Bu yazıya daha evvel yorum göndermiştim ancak, henüz ''yeni dünya düzeni '' yazılarınızı okumamıştım. Sadece ortadoğunun değil, tüm dünyanın şekillendirilme süreci aynı ve bu ''aynı'' lık epeydir kafama takılmakla beraber,görüyorumki pek çoğumuzunda gözünden kaçmıyor. Eski mısır, yunan, roma vs. anlatılanlara bakılırsa, ''yeni'' zannettiklerimiz eskileri cilalayıp malumat bombardımanı altında ''aynı'' oyunu tekrarlıyorlar ''tarih tekerrürdür'' buradanmı geliyor? Ancak dahada şaşırtıcı bulduğum, farklı kaynaklardan beslendiğimizi düşünürken, aynı kıyılarda buluşmamızın tesadüfle izahı mümkün görünmüyor. Bence hepimiz iyice kafa yormaya başlasak ve bize yalan söylendiğini, bildiklerimizin bilmemizi istedikleri olabileceğini gözden geçirmemiz gerekliliğini ortaya çıkarıyor. kumar ve tesadüf ve savaş ve bunlardan yola çıkılarak yapılmış insan, hayat, evren, varlık vs. tanımı; son derece kuşkulu. Ki, kapitalizm-sosyalizm ilişkisinin paradoksal kardeşliğini yakalamış olmanız beni oldukça şaşırttı. İnsan çelişkileri görmek isteyince azıcık kafa yorması yeterli oluyor demekki. Anladığım kadarıyla siz bunları çeşitli kaynakları tarayarak yapıyorsunuz, en zor yöntemle yani. Ben size bir sır vereyim: Kuranı dikkatli bir algıyla okursanız, tüm bunları ve belirsizlikte kaybolan arka planı çok kolay görebilirsiniz. Laf belki uzayacak ama şurayı önemli buluyorum: mısır'ın, avrupanın temellerindeki rolünün gizlenmesi çabasını siyah-beyaz ırk bağlamına dayandırıldığını düşünmüşsünüz ama bence daha köklü bir nadeni var.İNsan algısının görsellik-anlama ilişkisi, en kolay imgelenebilen ve bilincin oluşmasına en kolay katkı sağlayan biçimdir. Mısırdan bahsetmek, Hz.Musa'yı gündeme getirmektir ve Musa-firavun çatışmasının mantığını bugüne taşımayı ve dünle bugün yarın arasındaki farksızlığı meydana çıkarırki bu, ilerlemenin mantığına aykırıdır. Kapitalizmin kontrol mantığıda firavununkinden farklı değildir:sihir-manipüle-gözboyama;haliyle gerçeğin boğulması gerekir kalabalığın içinde.bu bana kutsalın dejenere edilmesini anımsattı birden. iblis yeni bilgi üretmez, mevcudu saptırır oda:enflasyonla elde edilir. yani kutsal yoktur demez; bunun yanında şuda kutsaldır, buda... ekleyip artırırki, asıl kalabalığın içinde kaybolsun.örnek çoğaltılır ve bilgi içinde aynı şeyi söyleyebiliriz: şeytan ve yandaşlarının çalışma biçimi değişmemiştir tarih boyunca. Konuşulacak çok şey var aslında ama beni sevindiren cemaatin ciddi bir düşünsel gelişime aralamış olduğu kapıdır.Bu durum ciddi çalışmalarla süreklilik kazanırsa MEDENİYET inşası böyle başlar ki, sonuçlar elinde olan Rabbime hamdolsun burası tarihin önemli okullarından biri oluvermiş bakarsınız! Selamünaleyküm