Çakaralmaz Sorular

Kim kimin kuyusunu kazıyor biliyor muyuz?
Kuyu kimin kuyusu?
Kuyunun kurbanları kimler? Kurbanlar aslında birbirinden önceki planların uzmanları mı?
Kuyuya düşecek ve ıslanacak olanlarla o kuyuda boğulup ölecek olanlar kim?
Gölgeler birçok omzu kalabalık askerle hükümetin çatıştığı yerler mi acaba?
O gölgeler kimlerin hangi hesaplarının tersyüz edileceği yerler mesela?
Hem hükümete hem askere vurup duran gizli ellerin gelmek istediği yer neresi?

***

Hem hükümet bağırıyor hem de asker...ama kime bağırdıkları belli değil. Asker hükümetin emrindeki emniyete, hükümet askerin emrindeki askere karşı karşılıklı salvo atışlarda bulunuyorlar. Da, niye? Bu güvensizlik çamurunun müsebbibi kim? Darbe yapıp gelen asker mi? Darbeleri önceden haber alamayıp mağdur olanların sayısına kendilerinin de eklenmesini engelleyemeyen polis mi?

***

Hem saygı nasıl birşeydir emrindeki başaskerin herkesi hizaya çeken uslubuna ve sözlerine karşı? O demokrasi dediği için mi saygı? Demokrasiye, sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı olduğunu ilan edip herkese sınır çizerek bu bağlılıkla alay etmek midir, hukuken Başbakana bağlı asker olmak?

Yoksa bu bir danışıklı döğüş mü?

***

Ana muhalefetin efendileri Başaskere açıkça ilân-ı harb ile meydan okurlarken, Ergenekon sularında demirlemiş olmaklığın verdiği derin güçle ortalığa limon püresi atıyor olamazlar mı? Başaskere eşkiyaya arka çıkmadığı ve darbe yapmadığı için savaş açmak, Başaskerin emrindeki bir kalabalık omuzlu askerin omuz hizasından ateş ederek ısrarla ergenekonu sırtlamakla amaç ne? Bu zihniyet neye hizmet etmekte?

***

Var mı anlayan?

Şöyle oturup düşünelim. Şu meşhur plan, irtica ile mücadele planı, neden düştü ortalık yere? Emniyet mi düşürdü bunu? 'Emniyet düşürdü' dedirtmek isteyen depderin eller mi? Emniyet düşürdüyse neden yaptı bunu? Emniyet analizcileri bu planın Başbakanla Başaskerin birbirine düşmesine neden olacağını anlayamaz mıydı? Hem bu neredeyse kesinken Başbakan ve Başasker neden birbirilerine düşmediler? Düştüler de biz mi görmedik?

***

Oysa görüyoruz ki; ergenekon davası genişleyerek sürüyor ve albaylar emekli orgeneraller ardarda ifade veriyorlar. Başasker bu meselede engelleyici olsa buna izin verir miydi? Yahut verdiği izinlerin arkasında verilmemiş izinlerin perdesi mi vardı? Diyelim ki asker emir aldı yaptı, ergenekondaki fırtınanın genelkurmayla aynı bina da askeri mahkemede sürmesine neden izin verdi başasker? Veya adı dokuza çıkmış bir albaya neden sahip çıkılmakta?

***

Cezaevi ziyaretleriyle oynanan satranç hamlelerinde oyunu biz nerden izliyoruz? Gata'dan dönen sivil yargı, sadece yüksek etkili siviller içeride aynı güçte askerler dışarda iken demokrasiye nasıl hizmet edebilecek?

***

Demokrasi nasıl birşey? Başbakan emrindeki bir askeri, soruşturmanın selameti için açığa alamıyor mu? Buna gücü yetmiyor mu? Bir başbakan emrindeki bir memurunu mahkemeye neden verir de 'onu görevden alma' idari yetkisini kullanmaktan imtina eder?

***

Yoksa hem askerler hem hükümet bizi uyutarak demokrasiyi mi geliştiriyorlar?

***

De taraf gazetesi bu işin neresinde?

Taraf kimin tarafında? Dün darbeci Soner Çağaptay denen kişi ile birlikte institu dizaynırlığı yapan Yasemin Çongar niye bugün demokrasi havarisi? Acaba tüm riskleri göze alan bir cengavere dönüşürken kimin elini kim neresinden tutuyor? Var mı bilen?

***

Bir belge bir belgeye 'sen sahtesin' diye dalga geçip de sırıtıyorsa, her belge önceki belgelerle akraba ve kardeşse hangisi üvey belgedir hangisi kâğıt parçası?
Bu imza nasıl birşeydir ki; herkesi heyecanlandırsın? Hem hangi plan bir günlükten daha güçlüdür ki?

***

Neler oluyor yahu?

28.06.2009

Kategori: