renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

camaltından

/oh olsun bana/

" aşkın muzaffer olduğu yerde artık mücadele yoktur! "

bu gün günlerden dün.. sizin orda günlerden ne acaba. uzakta , çok uzakta değilim. cup diye dalacak kadar yakınım hayatına aslında. itiraf edemeyecek kadar üşüyorum. bari sen sonradan birazcık mutlu olsan , bari okumasan beni diye tedirginim. beni sormazsın bilirim ama sevdiğimi de hiç bilme isterim ben. olsun , sen böyle güzelsin.

kınalı ellerin güzel. " yücelim " li cümleler kurarken, içimden , ciğerimden yani , yani benden neleri koparıp aldığını bilmeyen ağzın güzel , bunu düşünmeyen sen güzelsin. olsun düşünme , düşünme ki huzurlu bir gece uykusu daha uyuyasın. laleler , nergisler girsin rüyana. asılı kalsın gecelerinde hep ay gökyüzünde , kan çıkmasın topraktan. seni sevdiğimi hiç bilme , çıkıp ta biri bir şey söylerse sakın yüz verme , sen böyle güzelsin. hicaz seninle güzel çünkü, türkü olmak seninle güzel. ben artık iflah olmam , ben sensiz güzelim.

seni ilk gördüğüm günü bilir misin acaba, çirkindim ben hani , yaşım küçüktü. ilk gördüğüm günü , seni yani , bilir misin. tenim kapkaraydı hani , yağmur yağmazdı o saatlerde. şu taşları adımlardım , utangaçtım birde. gölgelerin kucağına teslim edip kendimi , kaç gece o kaldırımları adımladım bunu da bilmiyorsun o halde. olsun be , bana oh olsun , bilmiyorsun ya... kaldırımlarda gözlerin vardı gece olunca. gözlerin lacivert olsa yada yüzündeki çiller bana kucağını açsa kaç yazar.. o kucağa yatamam , ellerini tutamam , gözlerinin derinine derinine bakamam , seni alıpta saramam ya... hayalini kurarım , o başka ! hani dizlerim dizlerinin ensesinde olsa , cam bardaklardaki çayın kokusu aynı anda dolsa içimize , " yusuf'a onbir yıldız secde etmiş yaa " diye söze başlarken sen , gözlerinden deniz geçirsem , yuvarlak laflar dökülse dudaklarından , sonra ben gözlerinden bir deniz daha geçirsem ...

" 07 Temmuz 2003 Pazartesi "

/hangi asırdan kalmasın sen?/

" demek meydan okuyorsun , o halde vuruşacağız ! "

bugün günlerden bu gün. " iştiyakınla yanmakta bu gönül " diye şarkılar söylüyorum. hicaz çok fena , sen bilmiyorsun bu da fena. ben, hatırlamayacaksın belki , ilk biz öpüştük alemde , taş kaldırımlı sokakların gölgesindeydik , seni bildiğim gündü , alemin olmadığı , cennetin yaratılmadığı zamanlardı yani işte bunu yaşıyorum. hangi zamandan kalmasın sen böyle , bu masal kaç asırdır var bilir misin ? söylesemde inanamazsın , boşver. her sabah buğusunda, dudağımda kahvaltı artıklarıyla yakalandığım günden beri yani , ilk kez ağladığından , annen ilk kez seni gördüğünden beri hatta. amber kokularıyla ovulmamıştı daha tenim , kapkaraydım. ıtırlara batırılmamış , yedi gümüş leğende yedi kere yıkanmamıştı elbiselerim. heyhat , "hoş" gelmemişti daha aleme . yıldızlar düşmemişti gökyüzüne , kimse secde etmemişti daha kimseye. kimse adını ıslatmamıştı ağızlarında daha. çalılarına takılmazdan evvel bedenim , yankılanmamıştı hiçbir öpücük hiçbir dudakta .

koşa koşa git işte buna rağmen.. bakma sakın arkana , seni sevdiğimide hiç bilme. koşa koşa git sevgiline , kucağında bir şiir okuyun , bu adam kime yazmış bunu diye geçirme içinden , seni alnından öpsün bu sırada , ben gözlerinden bir deniz daha geçireyim. uzaklarda bir fırtına kopsa mesela diye söze başla , yanındaki adama daha da sokul o sırada , saçlarında gezinen ellerini , o adamın ellerini sıcacık öp , yanağına bastır , sonra göğsüne... ya benim bahtım ! bunu sakın düşünme , sen böyle güzelsin. bugün bu kağıtla kalemin arasına sıkışmışsam ben , "dil ile dudak arasında kalmışsa söz"... beni hiç düşünme !

dil ile dudak arasında kalmışsa hep bu hikaye , sen bunu umursama. bir yerlerde rastlaşırsak , sen yazılarımı beğendiğini söylersen yine , "farukcuğum " diyerek bakma gözlerime . Allah aşkına zeki'den bahsetme artık bana .

sen bir ah etsen , ben gözlerinden bir deniz , bir deniz daha geçirsem ...

" 10 Temmuz 2003 Perşembe "

/seni unutsam.../

"karanlık gecelere ortak edemem seni , kıyamam kıyamam ben."

bugün günlerden son , üç yaşında olacam yarın artık, seni sevdiğimi hala bilmiyorsun , olsun hiç bilme. yüzünü doğru dürüst hatırlamıyorum , ah ismin neydi onu da bir unutsam.. bir unutsam topuğunun diğer yarısını. en azından Kalamış olmasa artık ajandamda. hiç olmazsa Kalamış'a gitmesem , gitmeyebilsem. anlatmasan bu devirde bu kadar iyi bir insan olur muyu , anlatmasan buna rağmen bir umusamaz oluşunu , dinleyebilsem uzaklara dalmadan bir hafta sonunu nasıl geçirdiğinizi , sonra demek zorunda kalmasam mesud olun'u. sonra ağlamasam , sonra ağlayamasan ve sonra umursamasam.

" 15 Temmuz 2003 Salı"

/günlerim ne günlerdi aylarım ne aylardı../

"bi sigara yaksam , izin ver "

bugün günlerden yarın. ben şimdi üç yaşındayım. adem kim , havva nedir biliyorum artık hepsini. şimdi üç yaşındayım , ellerim horoz şekeri bulaşığı tastamam senin kadarım. gözyaşım yok artık , sende bıraktım , bugün de kaldı.

deniz çeker bu çeyrek asırda beni. sert şarkılarım var yanaklarımda. yağmurlarda kaybolur denizlerim , tenimin yağması gibi yeryüzüne , kaybolur gibi yağıyorken yağmur , gözlerinden geçen deniz çeker beni. oturup toprağa nisanlardan bahsederiz artık , yağmur yağınca kaleme koşan ellerim şimdi pazarlar kurup , çamur çömlekler satıyor. o eller ki , avuçlarında deniz , avuçlarında uyku kokusu taşırdı dün. sokak lambaların altında söylerdim türkülerimi , yollara ıslık çalardım suskunluğunu bozsun diye. ufacıktım , horoz şekerlerim vardı hem , avuçlarıma yapışırdı , yollar başkaydı o zaman , dönüşler vardı üzerinde ve çokta yakışırdı bekleyen gözler kaldırımlara. kavuşmak vardı sırtında her dönenin . pazarlarda satılan tavşanlar vardı , severim ben tavşanları , tren yollarına giderdik bazen , seni anlatan yollardı onlar. neresinden tutarsan tut , bulaşmazdı üzerine yılgınlık , dönüşler vardı. sancılarım vardı dünlerde. saçlarımda uykun kalmış sanırdım , uykuma kokun sinmiş. neyi erken yaşamışsam hep ona geç kalıyorum yazardım kağıtlara , küfleniyordu acılarım , ufacıktım çünkü , içim sıkılıyordu , küçüktüm , kahveye gitmeye utanıyordum.

orada aşk
orada upuzun aydınlık yollar
orada bahtiyar insanlar
orada yeni doğan çocuk çığlıkları
orada hiç birşey olmayacak
bu türkü bu plak
bu sokakta çalmayacak ...

" 27 Temmuz 2003 Pazar"

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

bugün

Her yönü kapsayan koca bir kalıpla yazılmış acı bir yazı.

Tebrik mi etmeliyim teselli mi bilemiyorum. Gerçi acının olunmaz tadı tadılmış teselliye gerek yok; tebrik için de dilimde şuan yeterli kelimeler yok.
öylece dinleyeceğim sanırım.
Saygılar.

**göz gerekmez görmeye,
yürek gerek maşuk'a vecde!**

Fevkalâde...

Sevgili Faruk,

Kâh yazını, kâh içini, kâh yaşadığını bir kaç kere daha okuyacağım ve sonra neden lâl olduğumu anlamaya çalışarak, sesinize ses katmaya gayret edeceğim; ama öncelikle saygıdan ve ancak daha sonra sevgiden doğan bu suskunluğu (belki dün, belki yarın) sese katıp susmanızı değil, "Bir dakika..." deyip daha da yaşamanızı ve yaşatmanızı dileyeceğim.

Ortaya fevkalâde zengin bir eser çıkarmışsınız. Paylaştığınız için gönülden müteşekkirim.

Samimiyetle

sensizlikte yok tamlayanım..!

sen; deliye çıkardın kanımı, akılla yolumu ayırdın.

ömrüm uğruna adak.

ve sen; mürüvvetimi bekleyen anamın, yorgun gözlerindeki umut.

dışarıda yağmurlu bir bahar, benim içimde sensizlik kaplı bir kış. Ve içimde, üşüdüğümü söyleyemeyen lal bir aşk. Bir de yürek içimde, yanıp yanıp sensizlikten üşüyen.

ve ben; sensizliğinde fesatlaşacak kadar sana aşık.

daim muhabbet
dualarla kalalım