renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Cazibe Unsurlarına Karşı Benliğin Tavrı

Sistemler, bireyleri eyleme teşvik etmek için ortaya bir cazibe unsuru koymak zorundadır. Hangi sistemi düşünürsek bu böyledir; zira insan bir benliğe sahiptir ve hiçbir benlik, zihinsel veya fiziksel bir çıkarı olmaksızın bir sistem için 'adam akıllı' bir fedakarlıkta bulunmaz. Her ne kadar, içinde bulunmuş olduğu kaoslardan kaçarken kendini, büyük bir teslimiyetle doğru sistemlerin kucağına atanları görmüşlüğümüz olsa da; bu teslim olayı, düşünmeksizin ortaya konmuştur, o yüzden göz ardı edebiliriz. Biz burda, sorgulayan ve düşünen benliğin tavrından bahsediyoruz.

Dediğim gibi, her sistem, bir cazibe unsuru ortaya koymalıdır. Gerek siyasi sistemlerde, gerek inanç sistemlerinde ve gerekse bireysel sistemlerde bu böyledir. Dinler, cazibe unsuru olarak ortaya "Cenneti" ve "Allah rızasını" ortaya koymuştur. Varlığının sebebini tam olarak anlayamamış bireylerin, varlığının ve onu yaratanın niteliklerine vâkıf olabilmesi için başlaması gereken "din süreci", cazibenin kuvvetiyle başlayacaktır. Yahut bir ideoloji "devrim türküleriyle" gelir ve birey, "geleceğinden söz edilen güzel günler" için çalışmaya başlar. Aynı şekilde, kişisel gelişim sistemleri de "Mutlu ve başarılı insan" vaadiyle bireyleri teşvik eder.

Meseleyi sistemler platforumundan alıp bireyler platformuna getirmeyi düşünüyorum. Aslına bakarsanız, bireyler arasında söz konusu olan "arkadaşlık" ve "dostluk" kavramları da sorguladığımız zaman, bir "cazibe" unsurunu gözlemlemiş oluruz. Herkesin beğenisi farklı farklıdır, ve beğenimizle örtüşen özelliklere sahip olan kimselerle anlaşacağımızı düşünerek onlarla diyaloga girmeye başlarız. Evet; daha çok akla önem veren bir kimsenin akıllı bir kimseyle arkadaş olma teşebbüsünde bulunması kaçınılmazdır. Yahut eğlenmeye önem veren bir kimse, eğlenceden hoşlanan ya da eğlenceye olan düşkünlüğünü hoş karşılayabilecek kimseyle diyaloga girme teşebbüsünde bulunur. Fakat bunlar birer teşebbüsten ibarettir, ve ancak sonraki şartlar sağlanırsa ve tarif edemiyeceğim "metafizik sebepler" de devreye girerse, "sevgi" çatısı altında bir arkadaşlık başlar. Cazibe unsuru olan akıl, hassasiyet, feminel düşünüş ya da başka herhangi bir unsur elbette tek başına yeterli değildir; ama arkadaşlıkların başlamasına vesile olan diyalogların başlangıç sebepleri diyebiliriz. Ve ayrıca, ilerde kurulması muhtemel olan arkadaşlıkların daha sıkı ve dâimi olması için de, kaybolmamasını istediğimiz unsurlardır.

Bireyler arasındaki bu diyaloglar, eğer sevgiye inkılâb etmezse, zâten iş devam etmeyecek ve belki de sadece "istifâde" odaklı bir ilişki olacaktır.

İnsan, aklı ve kalbiyle komplekslik arzeden bir varlık olduğu için, beraberinde getirdiği ilişkiler de çok farklı boyutlardan ele alınabilir. Ben ise, "benliğin çıkar güdüsü" açısında ele aldım, ve bunun tatmini için gereken "cazibe"nin bireysel ilişkilerdeki rolünden bahsettim. Sevgi kavramı ise, üzerinde uzun uzun düşünelecek ayrı bir boyuttur, ve o kavramı bu yazımda ele almayışım, bu kavrama gereken önemi vermediğim anlamına gelmez.

Benliğin bu tavrı bir kusur mudur? Kanımca hayır. Zira benliğin, ihtiyatsız bir şekilde teslimiyetçi bir profil serilemek yerine, varlığını idâme ettirmesini sağlayacak sebeplerin arayışı içine girmesi fıtrîdir.

Benliğin bu tavrını yüzeysel olarak böyle ele alabiliriz sanırsam. Öz'e gelince, el pençe divan durmak en mâkul olanı...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Cazibesizlik

Başlığımın yazacaklarım bir alakası yok, öylesine seçtim. Her neyse. Aslında iyi bir aşk yazısı. Ben o yönde algıladım. Metafizik sebeplerden kastın manevi bir şey sanırım. Bir insanın diğer insanı beklentisiz sevmesini açıklayabilecek yegane şeydir sanırım maneviyat. İçsel bir şeydir çünkü. Önüne geçemediğin. Hobbes gibi düşünmemek lazım böyle konularda:))

Kısacası sağlam argümanlarla desteklenen iyi bir yazıydı.

Varlığın Yeter...

Şu bir gerçek ki, sevmekten m

Şu bir gerçek ki, sevmekten muzdarip olan bir kimse ya 'sonuna kadar' diyerek dibe vuruyor, ya da ızdırâptan kaçınmak için sevgiye dâirolguları düşünsel planda izah ederek ayakta durmaya çalışıyor. Bu yazı da, kaçamak yazılarımdan bir tanesi ayıptır söylemesi:)

Beğendiğin için teşekkür ederim yüce Fatih:) kurban biraz gecikti, ama en yakın zamanda bi tene kesicem söz:)

Ankara Buluşması

Fatih Kızılay'da bir internet cafededir. Msn'i açar bakar ki celalmirza online'dır. Hemen selam verir.

F.Bilge: Esselam-ü Aleyküm Celalim Mirzam
Celalmirza: Aleyküm Selam Ulu Hakanım Fatih
F.Bilge: Celalim Mirzam, Kocatepe civarındayım görüşelim müsaitsen?
Celalmirza: Ah Fatihm ahhh! Ben Sivas'tayım. Bu şehir bana huzur veriyor. Sen Hattat'la idare et bu defalık. (Ahmet Murad'la)

Ahmet Murad'la Kızılay'da buluşulmuş, hoş bir muhabbet olmuştur. Vakit ayırdığı için kendisine teşekkür ederim.

Bakın ne diyeceğim Ankara'da olma ihtimalim var önümüzdeki haftalarda, İstanbullular buluşur da, Ankaralılar buluşamaz mı? Ben her türlü mekana gelirim. Sizi de beklerim. Ayrıca kurbana ne gerek var canım, kırmızı halı ile idare ederim ben:)

Not: Celalmirza ancak tavuk kesebilir:))

Varlığın Yeter...

Her şey

Her şey bu cümlede verilmiş 'Sistemler, bireyleri eyleme teşvik etmek için ortaya bir cazibe unsuru koymak zorundadır'.Metnin misallerle anlatılışı anlaşılırlığı artırmış uzun cümlelerin çokluğuysa anlaşılırlığı zorlaştırmış.

Hasılı düşünmek ve bunları aktarmak güzel şey celalmirza.

''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı herşey''