renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Cebeci İstasyonu ve "Ben"

Yine bozulan bir yemin.. Yine bir mübarek gece.. Yine akla düşmemesi
gerekenler.. Göklerden gelen bir ışık gibi mısralar. Kalbe düşen
kalpten düşenden daha güçlü..

"*cebeci istasyonunda bir aksam üstü
incecikten bir yağmur yağıyordu yollara
yeni bastan yaşıyorduk kaderimizi
sıcak bir kara sevda
yüreğimizin başında bağdaş kurup oturmuştu;
acımsı, buruk."

Kalbimdeki tahtındaydın.. bütün hizmetkarların, o bütün şaşaanın ve o
bütün saltanıtını bırakmıştın. Gözlerime bakıyordun, gözlerimde
doluyordun, gözlerime doluyordun. Yanında hiç ağlayamadım ben. "göz
yaşımda saklısın ağlayamam ben. Düşeceksin sanırım gözlerimden."
Cebeci istasyonunda bir akşam üstüydü. Trenler gürültüyle akıyordu.
Ben gözlerinden akıyordum. Ben sende kalmıyordum. Kalamıyordum.
İnsanlar yoktu, acımıs buruk bir tadı vardı havanın, kıştı, geceydi.
Sen vardın. Sen yoktun. Ben hiç olmamıştım ki.

"mühürlenmişti ağzımız bir sessizlik içinde
Sessizliği üstümüzden atamıyorduk
Bir saçak altında kararsız, yorgun
Saatlerce duruyorduk
Kimse görmüyordu bizi"

Ben sana hiç kendim gibi konuşamadım. Belki kulaklarını rahatsız eden
gülüşlerimi duyuyordun. Belki beni gülüyor biliyordun. Belki beni
bende biliyordun. Saatlerce bir ağaç altında durduk. Saatlerce
konuştuk saatlerce güldük. Ancak sessizliği hiç üzerimizden atamadık
biz. Asıl konuşulacaklara hiç gelmedi sıra. Hiç bana sıra gelmedi. Hiç
sana sıra gelmedi.

"Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Yeni baştan yaşıyorduk kaderimizi
Cebeci İstasyonunda bir akşam üstü
Bir başka türlüydü bu insanlar
Sen bir başka türlüydün
Gözlerin yine öyle bir bilinmez renkteydi
Gözlerin gözlerimde erimekteydi
Bir mermer heykel gibi yanımda duruyordun
Beni bırakma diyordun"

İnsanlar başka türlüydü seninleyken. İnsanlar birer karınca gibiydi
senin yanında, ayağımın altında ezebileceğim. İnsanlar birer
zavallıydı yanında, her daim zulüm edebileceğim. Bilinmez renkleri
vardı gözlerinin, güneş vurduğunda yeşile çalardı, gölgede
kahverengiye. Gözlerin yıldız yıldızdı. Kalbim kıpır kıpırdı.
Defterime "Gitme sana muhtacım" yazdığının gecesini ağlayarak
geçirdim. Ben gitmemeye razıydım. Ama sen gitmeye muhtaçtın. Bana
değil, gitmeye muhtaçtın. Gitmeliydin ki sana vaat edilen mutluluğu
bulmalıydın. Sen bulmuştun seni karşıya geçirecek Musa'nı, ben ise
deniz kenarında bir sandalcı. Sadece istemediğim yolcuların peşinden
koşan..

"Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun...

Cebeci İstasyonunda bir tren
Nefes nefese soluyordu
Gerilmiş bir keman teli gibiydik"

Meyhane sarhoşlarını Cemal Safi'den öğrenmiştik. Erkan Oğur
türkülerinden çıkartmıştık kadehimizi. Bu başka hesaptı. Herkes
anlamazdı. Anlamıyordu zaten. Anlaşılamadığımız için de yalnızdık.
Ağlıyordum. Ağlıyordun.

"Ankara Kalesi'nde bir eski çalar saat
Bilmem kaça vuruyordu
Bir yağmur yağıyor inceden ince
İçimizdeki bin bir düşünce
Harmanlar misali savruluyordu
Islanmış bir ceylan yavrusu gibi
Tiril tiril titriyordun
Gitsek gitsek diyordun."

Sen her istasyondan kaçmaya çalışan bir tren gibiydin. Ankara
kalesinin dibinde çalar saatleri duymazdık biz. Çünkü zamanı
duymazdık. Sen hep başkalarını özlerdin. Ben senin yanında seni
özlerdim. Bir kez olsun yanındayken özlenilmek istedim. Ama sen hep
umarsız, sen hep uçarı, sen hep yoktun yanımda. Gitsek, gitsek
diyordun..

"Yüreğimin atışından deli gönlümce
Sırılsıklam, paramparça, perme perişan
Türküler söylüyordum
Ağlıyordun, ağlıyordun..."

(**çektiğim acıların demindeyim bu aksam
pişman desem değilim bir harmanim bu aksam

her gecenin sabahı her kisin bir baharı
her şeyin bir zamanı benim dermanım yok)

işte bu şarkıyla attım bütün köprüleri bu gün. Bu gün bütün
köprülerden kendimi attım. Göz yaşlarımın üstüne senin kurduğun
köprülerden bıraktım hayatımı sana.
"Şimdi, şimdi seni düşünüyorum
Cebeci yollarında rüzgarlar esiyor, serin
Paramparça düşmüş gönül ufkuma
İki yıldız gibi gözlerin
Gel Ey ciğerime saplanan hançer
Gel ey yüreğime oturmuş kurşun
Göçmen kuşlar gibi çok uzaklardan
Gel artık
Ne olursun"

* Cebeci İstasyonu Ve Sen / Yavuz Bülent Bakiler
** Bir Harmanım Bu Akşam / Fikret Kızılok

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Böyle bir duygu... Hem de Ankarada

Ankara'da bir insanın bu kadar duygulanabilmesi bana çok enterasan geliyor desem inanır mısınız?

O şehirde duygulanabilmek ayrı bir meziyet olsa gerek.

Sadece bu değil diğer tüm yazılarınız gerçekten çok içli, akıcı ve etkileyici.

Bütün bunları Ankara'da bile yazabildiğiniz için sizi ayrıca tebrik ediyorum.

Biraz klişe olacak ama gerçekten samimiyetle söylüyorum yüreğinize sağlık.

Allah'a emanet olun

...

Ankara'nın sonbaharı güzeldir demişti demek ki bunları yazdırabilecek kadar güzel..
ve samimiyetle yüreğinize sağlık Ahmet bey..

Seni düşünüyorum, o halde varım..

Doğru tabii insanın derin bir

Doğru tabii insanın derin bir kalbi varsa her cdğrafyada aynı şekilde atar.

Ama ankaradaki sıkıcılık boyutu çok başka geldi bana bilemiyorum. Orası çok ruh karartıcı. Ve bir başka çarpan kalpleri bile kendi ruhsuzluğunda eritecek kadar acımasız sanki.

Ankaranın sonbaharı güzeldir dediğinde de içimden şairin dediği gibi Ankaranın en güzel tarafı İstanbul dönüşleri bence demiştim...