Es-selamü aleyküm Ey cemaat!!
bu yazıyı yazmalımıyım yoksa susmalımıyım karar veremedim bir türlü. ama sanırım söyleyeceklerimi söyleyip ondan sonra susmak en doğrusu olacak. uzunca bir müddettir cemaate üyeyim ama sessiz üye. yazıları bile takip edemiyorum düzenli olarak. adeta hayalet üyelerden biriyim. şimdiye kadar burada sadece (kime ait olduğunu unuttum) çayla ilgili bir denemeye yorum yazdım. napayım çayı görünce dayanamıyorum (olsa da içsek..)
neyse peşrevim güreşimden uzun sürdü ben diyeceğimi diyeyim de susayım.
bu gruptan gerçek hayattaki beyaz haberler köşesi sayesinde haberim oldu. dediğim gibi düzenli olmasa da zaman zaman okuyorum yazıları ve yorumları. güzel yazılar ve yorumlar var hepinizin kalemine sağlık. ancak cemaate girip yazıları okuduktan sonra çoğu zaman bir daha bu sitedeki yorumları okumayacağım diyorum çünkü kalbime bir ağırlık çöküyor. buradaki nefret, gruplaşma, iftira suçlama ağır ithamlar kalbimin üstüne kara bir bulut gibi çöküyor. birisi bir yazı yazıyor ve güya eleştiryoruz. eğer eleştirmek buysa ben eleştirmekten ve eleştirilmekten Allah'a sığınıyorum. herkes kulaklarını tıkamış anlamaya çalışmıyor sadece kendi fikrini dayatıyor. kimi zaman yorum yapanlar yazarın ne dediğine göre değil sadece kendi anlamk istediğine göre yorum yapıyor ve yazar yok ben öyle demedim şunu dedim dese bile kimse anlamıyor. tıpkı linç medyası (medya ayısı) gibi. size bir şey yapıştırılıyor ve onun üzerinden yargılanıyorsunuz.
bazı arkadaşlarımız sanki her yazıya yorumda bulunmak gibi bir zorunlulukları varmışcasına olur olmaz eleştirilerde bulunuyorlar. tabi buna eleştiri denilirse biz buna hakaret desek belki daha doğru olur. arkadaşlar her şeyde kusur aramayın biraz da güzellikleri görün Allah aşkına ya... bizlerki sahebenin tiksinerek baktığı bir köpek ölüsüne bakarak "ne güzel dişleri var değil mi" diyen bir peygemberin ümmetiyiz. lütfen gözlerimizi radar misali başkalarının açıklarını, eksiklerini kusurlarını taramaya programlamayalım. gereksiz polemikler yaratmayalım. bu polemikler kimi zaman o kadar seviyesizleşiyor ki üzülüyorm. karşısındakinin yazısı değil şahsı eleştiriliyor nezeketin "n"sinden habersiz yazılar yazılıyor. karşısıdakinin dindarlığı müslümanlığı sorgulanıyor.
hatta yanılmıyorsam bu tartışmaların gereksiz yere uzamasının sonucunda bir yazıya yorum yapılması grup yöneticileri tarafından engellenmişti.(hafızam beni yanıltmıyorsa n.fazılla ilgili bir yazıya yapılan yorumlar sonucunda başlayan gereksiz bir tartışma zinciriydi )
keşke böyle şeylere hiç meydan vermesek keşke karşımızdaki insanların din kardeşimiz olduğunu bilsek. keşke sadece kendimizi müslüman ve sadece kendimizi doğru bulma hastalığından ve de kalp kırma hastalığından vazgeçsek...
yazımdaki ifadeler belki çok genel kaldı ama ben üyelerin ismini aklımda tutup burada örnekler verecek kadar sadık bir üye değilm. hoş çok zor bir iş değil iki güne bir bi polemik yaşanıyor cemaatte. 5dk.lık bir arşiv taraması bunu yapmam için yeterli ama benm niyetim kişileri değil fiili eleştirmek olduğu için böyle bir şeyi yapmayacağım. sizlerden tek ricam yazılarınzı, yorumlarınızı yazarken kalbinzi bir kenara atmamanız. nebevi uslübu elden bırakmamanız. gruplaşmalara davetiye çıkarmamanız.
bir şeye daha değinmeden geçemeyeceğim. cemaatin genel tutumumu yoksa benim okuduğum yazılar mı öyle denk geldi bilmem ama cemaatte bazılarının bir müslüman cemaat grubu, onun yayın organları ve önde gelen temsilcileri hakkında bazen zannımca haddi aşan ithamlar yer alıyor. hemen şunu belirteyim ki bu satırları yazan kişinin o grupla hiç alakası olmadı kitaplarını dahi okumadı (övünmek maksadıyla söylemiyorum, insan hiç olmazsa neden bahsediyor diye eline alıp bir bakmalı.bu benim eksikliğim ). hatta üniversitede bana verilmek istenen kitapları "ya bırakın beni, başkalrını irşad edin ben sizin cemaate girmek istemiyorum" diye reddedecek kadar nefsine yakın o gruba uzak birisiyim. ama buna rağmen o insanların takdir edilecek bir dolu hizmetlerinin de şahidiyim. demiyorum ki hatasızlar mükemmeller ama şuna olan inancım ve ihlasım tam ki Allah yolunda olmaya gayret eden insanlar. ve bu yolda benden daha çok ter döktükleri kesin. bazen grupta eleştiren arkadaşlarımızın da onlar kadar ter döküp dökmediğini doğrusu merak ediyorum. neden böyle birileri iyi bir şeyler yapmaya kalktığında eksiklerini beraberce giderip ona yardım edecek yerde, hemen onu eleştricek karalayacak bir şeyler ararız ki.
arkadaşlar biz kimsenin kalbini yarıp bakamayız. öyle önümüze geleni münafıklıkla, yada başkalrına hizmet etmekle suçlamak bizim işimz değil. unutmayalım ki Allah Rasulü ashabın içine sızmış olan münafıkları gayet iyi biliyordu istese onları öldürtebilir, medineden sürgün edebilirdi ama yapmadı.bizim işimz kişilerin müslümanlığını, dindarlığını, niyetini sorgulamak değil. o hesabı görmek Allah'ın işi.. kendimizden başka herkesi dinden çıkarınca bize kimse madalya vermeyecek. bırakalım elalemin dinini diyanetini niyetini de kendimize bakalım. biz ne kadar müslümanız?? biz bu yolda ne kadar, ne yapabiliyoruz?? üstelik unutmayın ki haksız yere zanda bulunduğumuz her müslümanın hakkına giriyoruz, heleki bir gruba bi cemaate ithamda ya da hakarette bulunursak o grubun cemaatin gelmş geçmiş tüm üyelerinin hakkına girmiş oluruz. aman arkadaşlar yapmayın zaten azıcık bir amelimz sevabmz var onu da öte dünya da başkalrına dağıtıp onca günahımzıın üstüne bir de onların günahlarını yüklenmeyelim. dilimize sahip olalım inş.
bilmem; belki bu yazımı, yaklaşımımı çok duygusal bulacaksınz. doğrudur ben öyle politika dünyası adamlarından değilimdir. kavgayı, gürültüyü, kuyu kazmayı iğrenç bulurum.önüme gelene sataşmaktan ve kalp kırmaktanda Allah'a sığınırım.(yapmam demiyorum yapmaktan Allah'a sığınıyrm) bence hepimiz buna dikkat etsek daha doğru olur hem kendi adımıza hemde müslümanlar arasındaki kardeşliğin sağlanması adına..
Allah'a emanet olun
Yorumlar
Helallik Çağrısı
Salı, 22/08/2006 - 21:44 — Hasan Hüseyin KoşarSayın Mavera;
bu güzel yazınızı biritdiğiniz cümleleri okuduğum zaman sizin için sadece "Hakkı teslim eden ve uhuvveti ulvi tutan engin ve duygulu bir müslüman" ifadeleri aklımdan geçti. O bahsettiğiniz cemaat için ben Türkiye genelinde yayın yapan bir gazete ve dergide yazı yazan bir abimizden defalarca kez hakaret yedim. Yetmedi bana karşı topyekün bir saldırı harekatı başlatılırken hemen her yorum koyan da marifetmiş gibi isim ve lakap takma sevdasına düştü. Yaralandım, hırpalandım ama suri de olsa müslümana yakışır bir tavırla kibarlığımı bozmamaya gayret ettim. Ama o yazar bey de dahil olmak üzere hakareti resmileştirmek istedikleri gibi bu suri kibarlığımı bile yerdiler. Hakaret edenleri baş tacı gösterip koskoca bir cemaati bilgsiizlik ve cahillikle suçladılar. Bazısı piz ağızlarından çıkan hakaretlerini adımı gördüğü her yere yapıştırmayı kendine vazife ittihaz etti.
Siteye uğramamayı çok arzuladım ama yapamadım. Ama tespitlerinizde haklı olduğunuzu belirtmem de yarar var. Bu sadece bir cemaate toptan saldırı haddi aştığı zaman buradaki müslüman kardeşlerimiz ahirette ne cevap verecekler hep onu düşündüm. Üslubun çok zor elde edilen bir meziyet olduğunu bunu tartışma ortamında muhafaza etmenin ise ondan da zor olduğunu anlamanın tüm site üyelerine lazım olduğunu düşünüyorum.
Son söz: Bu harika yazınızı okurken daha önce de bazı arkadaşlara yaptığım bir çağrıyı umumen dile getirmek arzusundayım. Gelin birbirimizle helalleşelim. Hazır üç ayların manevi ve dingin atmosferi üzerimizi sarmışken... Hatalarımız için kardeşlerimizden özür dileyelim. Ben hata yaptığım bütün kardeşlerimden haklarını helal etmelerini diliyorum. Ben de başta hiç cevap vermediğim İsa Marangoz, yazar abimiz ve sayın Çakko'nun değişik zamanlarda kırdıkları kalbim nedeniyle hakkımı helal ediyorum. Buyrun siz de gelin bu çağrıyı. Böylece aramızda da bir hoşgörü ortamı oluşmuş olur.
Ellerinize Sağlık
Salı, 22/08/2006 - 22:20 — Metin TEKİNCemaat'e hoşgeldiniz Elif Hanım. Bu demi tam yerinde olan, oldukça hoş kokulu çaya dayanmak mümkün olmadı. Sonuna kadar yudumladım. "Ellerinize sağlık" diyebilmek için, satırlarınızın herhangi biriyle doğranmayı göze aldım. Hangisine muhatap olduğumu bilemiyorum ama gerçekten ellerinize sağlık.
Yazma tiryakiliğinin, çay tiryakiliğnden aşağı kalır yanı yok. Yazarken de elbette çoğunlukla hayra hizmet etmek gayesiyle yola çıkılır. Çıkılır da sınırlar geçilir; incinen gönüller olur. İşte bu noktada gerçek dostlara ihtiyacımız vardır. Gül kokularıyla havaya yeniden güzellik ve lezzet katarlar. Gül kokusundan hoşlanmasını bilene problem yok. Cemaatteki kardeşlerimizle de bu noktada bir problemimiz olmayacağını sanıyorum. Şahsen ben birkaç tırpan yemişsem de, hakkımı helal etmediğim kimse yoktur. Kardeş olmak nasip meselesi ama kardeş kalmak fedakarlık ister. O fedakarlık sınırları içinde kavga etmenin bence bir mahsuru yok. Hatta çok faydalarının devşirildiği görülmüştür.
Yorumlar, cemaat yazılarına ayrı bir özellik katıyor. Aynanın karşısında tek başına duran bir insanın kendisini görmesiyle, başkalarıyla birlikte durduğundaki görmesi bir olmuyor. Güzel ve pek yerinde olan uyarılarınız göz önüne alınarak yazılara daha çok yorumla katkıda bulunmayı faydalı görüyorum.
Sukunet güzeldir elbette, katkılarınızın da güzel olacağına inanıyorum.
Ve Aleykumselam
Salı, 22/08/2006 - 22:41 — Ahmed Zahid Ser...İnanın duygularıma o kadar tercüman oldunuz ki Elif Hanım; her ne kadar ara sıra şiir gönderip ve sizden biraz daha gayretli takip etmeye çalışsam da...
Yazınızın altına aynı duygularla imza atıyorum.
Allah sizden razı olsun
Tüm cemaat üyelerine ve gönülden takip edenlere, yanlışıyla doğrusuyla, günahıyla ve sevabıyla, göğsünü gere gere Elhamdulillah Müslümanım diyen herkese selam olsun.
"Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır" (Asr Suresi)
Eleştiri, Hakaret ve Küçük Düşürme Çıkmazı
Salı, 22/08/2006 - 23:35 — Burak CEMBir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,/Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı
Sayın Mavera,
öncelikle, sadece cemaat.com üyelerinin arasında değil, tüm toplumun içinde çokça rastlanan bir duruma satırlarınızla tercüman olduğunuz için teşekkürler...
Eleştiri kültürü bir medeniyetin olmazsa olmazıdır. Ama nasıl yapılmalıdır ve nasıl kullanılmalıdır eleştiri kozu? Ya da dozajı ne olmalıdır? Maalesef birçoğumuza sirayet etmiş genel bir hastalık olan aşağılama ve küçük düşürme ile eleştiri arasındaki ince noktayı idrak edemeyişimizin sıkıntılarını yaşıyoruz... Daha doğru bir ifadeyle; eleştiriden anladığımız, çoğu zaman "sizi gidi sizi, demek böyle düşünüyordunuz ha. yakaladım işte" gibi hafif muzipçe bir yaklaşım olmaktan öte karşıdakini al aşağı etmeye çalışmaktır... Eksiklikleri söylerken de bir üslubumuz olması gerektiğini, karşıdakini rencide etmememiz gerektiğini farkında olamıyoruz.. "Kaş yapalım" demiyoruz, üstüne üstlük göz çıkarıyoruz maatteessüf... Halbuki, edeb kökünden türeyen edebiyatın amacı edebli olmak ve belli bir seviye tutturmaktır fikirleri ifade ederken... Her zaman edebi olamasa da, güzel düşüncelerin paylaşımı söz konusu olduğunda, bizler edebin limanından aniden uzaklaşıveriyoruz arasıra... Ve, karşımızdakini sanki düşmanımızcasına ve bir de "dost acı söyler" sözünü perde eyleyerek karşımızdakini kıyasıya eleştiriyor ve hatta bazı durumlarda -farkında olarak veya olmadan- küçük duruma düşürüyoruz... Bahsettiğiniz bir durum da var ki, şahsımca ve zannederim diğer cemaat sakinlerince de dikkate şayan bir tespit olduğunda hemfikir olunacak bir durumdur... O da şudur: eleştirinin gıybetle kardeş olması arasında çok ince bir çizgi var... Bir müslüman, elinden, dilinden herkesin emin olduğu insandır.. Özellikle, şu mesele benim de fevkalade ruhumu daraltan bir mesele... -Haşa- Allah'tan daha adilmişiz gibi, bazı insanları, grupları, toplulukları ve onların önde gelenlerini -sizin de belirttiğiniz gibi- ağır ithamlarla eleştiriyor. Bu mu müslümanlık? Kesinlikle değil ve şunu çok rahatlıkla ifade edebilirim ki, bu şekilde eleştirenler bunun hesabını -bizzat adı geçen kişilerden helallik almadığı sürece- mahşerde hiç eksik bırakılmayacak şekilde verecektir... Eğer, eleştirilen şahıs hakkında vücuda getirilen sözler, doğru ise bu gıybettir, değilse de iftiradır... hatırlayalım ifk hadisesini ve Peygamberimizin ne tür sıkıntılar yaşadığını bir ay boyunca... Bir iftira hadisesi (bir pak kadın olan Ayşe Anamız hakkında olsa bile) Peygamber Efendimizi ne kadar zor duruma düşürmüş ve kederlendirmiştir... Böyle hassas olan bir eleştiri mevzusunda yazıda belirtildiği gibi son derece dikkatli olunmalıdır... Grup psikolojisiyle hareket edilmesi son derece sakıncalıdır... Bizzat şahit olduğum meseleler de vardır.. Temelde aynı kaynaklardan beslenen iki kardeş gruptan birine mensup olan bir şahıs, yanımda diğer grup hakkında isim de vererek, ağır eleştiriler getirmeye başlamıştı.. Şaşırmıştım.. Bu hataya birçoğumuz düşüyoruz ama ciddi bir vebal bu... Şöyle ki, bir gazetede bir kişi hakkında yanlış ve küçük düşürücü bir haber çıkar ve bu haber de binlerce kişi tarafından okunursa, o haberin yayınlanmasına sebep olan kişi, habere konu olan o kişinin hakkına, haberi okuyan kişi sayısınca girmiştir.. Sebep olan yapan gibidir, fehvasınca haberi yapan kişi, o binlerin de yanlış bilgilenmesine sebep olduğundan, katmerli bir vebal altına girmektedir ve habere konu olan o kişiye, haberi okuyan kişi sayısınca iftira atmış sayılmaktadır... Belli bir kalabalığa hitap eden bir site, gazete, dergi v.s de yapılan haberlerin/yorumların titizlikle elden geçirilmesi, üzerlerinde düşünülmesi ve bundan sonra yayınlanması gerekmektedir. Bu bağlamda, acizane fikrimce cemaat.com yetkililerinin de yorum onay seçeneğini göz önünde bulundurmaları ve bu hususu dikkate almaları makul olabilir... Aksi takdirde, insanların bu kadar hassas bir meselede büyük dini sorumluluklar altına girmeleri hem dünya hem ukbaları adına ciddi sonuçlar doğurabilecektir...
Saygılar...
Vasat Ümmet
Salı, 22/08/2006 - 23:46 — Hamit AkçayHazreti ömerin hilafeti sırasında olduğu rivayet edilen şu vakıa ve yukarıda yer alan bu samimi yazıalr bana nasıl bir vasat ümmet olduğumuzu hatırlattı
" hilafet görevi kendisine verildiğinde hz. Ömer hutbeye çıkar ve şayet doğruluktan ayrıldığında ne yapacaklarını sorar.Dinleyenlerden sıradan bir bedevi ayağı kalkar ve -seni kılıcımızla düzeltirir ya Ömer der."
Bir çok defalar dile getirmeyi düşündüğüm eleştiri uslubu hakkında böylesine samimi bir yazı yazdığı için hanımefendiye teşekkür ediyor hayırlarda buluşmayı niyaz ediyorum.
Hamit Akçay
aleyküm selam
Çar, 23/08/2006 - 01:24 — aysun yollardagezer"...yazıları bile takip edemiyorum düzenli olarak. adeta hayalet üyelerden biriyim..." diyen arkadaşım,
Böyle bir mektup yazacaksanız öncelikle yazıları -takip etmeniz- gerekirdi ki yazdıklarınızı samimi bulalım.
"...buradaki nefret, gruplaşma, iftira suçlama ağır ithamlar kalbimin üstüne kara bir bulut gibi çöküyor.." diyorsunuz. Ben de eleştiriye tahammülü olamayanların - eleştiriyi iftira olarak algılayanların- siteye yazı göndermemesini hatta yorum bile yazmamaları gerektiğini düşünüyorum.
"...bazılarının bir müslüman cemaat grubu, onun yayın organları ve önde gelen temsilcileri hakkında bazen zannımca haddi aşan ithamlar yer alıyor..." diyorsunuz. Adı "cemaat" ise, cemaatlerdeki gibi tek tip insanlarla mı karşılaşacağınızı sandınız :) Çeşitlilik iyidir.
Ayrıca "haddi aşan ithamlar"a verilecek güzel cevapları yayınlayacak kadar özgür bir yer burası. Bakın sizin büyük harf kullanmadan yazdığınız mektubu bile yayınladılar...
Eleştiri üzerine eleştirel yaklaşım...
Çar, 23/08/2006 - 14:02 — Burak CEMAysun Hanım,
Önce, haklı olduğunuz tarafları ya da tarafı ifade ederek başlayayım... Mektup yazan arkadaşımızın yazıları okumadan ve yorumları okumadan, yani deruna vakıf olamadan böyle bir yazı kaleme alması elbette eleştirilebilir..
Haklı olduğunuz kısımdan sonra gelelim çok da haklı olmadığınızı düşünmediğim kısımlara...
Evvelen; birinci paragrafta samimiliğinden şüphe etmişsiniz bu yazıyı kaleme alan arkadaşımızın... Bu tarz bir yazıda insana samimi veya samimiyetsiz damgası vurmak çok da kolay bir durum değil.. En azından dikkat edilmesi gereken bir durum... Neden mi? Şöyle ki; buradaki yorumların bir kısmına bakarak genel hakkında fikir sahibi olabilmek pekala mümkün... Ben de yazılara yapılan yorumları pek takip etmiyorum. Ama bu benim yorum yapmamı veya eleştirmemi engellemez bu tip şeyleri. Müsaadenizle bir örnekle açıklayayım: şimdi, ben dünyada birşeyin olduğunu ispatlamam için o şeyden bir örnek göstermem yeterlidir, değil mi? Elif Hanım da, daha önce böyle birşeyi tecrübe etmiş ki, düşüncelerini ifade etme gereği duymuş.. Burada yapılan eleştirilerin bir kısmı yazıda bahsedildiği üzredir.
Şimdi gelelim ikinci paragrafa... Diyorsunuz ki; eleştiriyi iftira olarak algılayanların... eleştiriyi iftira olarak algılamak denen bir durum mevzu bahis değildir... iftiranın eleştiriye mesned edilmesidir daha çok karşılaştığımız. Karşımızdakini eleştirirken araya üçüncü bir kişi ve onun faaliyetlerini sokarsak -ki bu durum çok sık tekrarlanmaktadır burada ve muhtelif yerlerde- bu artık eleştiri olmaktan çıkar, en iyi ihtimalle (üstteki yorumumda da ifade etmiştim) gıybet halini alır... şayet, iddialar doğru değilse de, bu durumda daha vahim olan iftira vaziyetini alır ki, Allah muhafaza buyursun bu durumdan hepimizi... Kısaca, eleştiriye tahammül ayrı şeydir, eleştiriyi mesned yaparak üçüncü şahısları al aşağı etmeye çalışmak ayrı şeydir... Eleştiri ikinci tekil kişiye yapılır, üçüncü tekil ve çoğul kişilere yapıl(a)maz. Dinimizin gereklerinden biridir bu...
Gelelim üçüncü paragrafa.. Cemaat ismini alan bir yerde zaten tek tip insan beklemek ham hayalcilik olur... Ümmetin ihtilafında(muhtelif düşüncelere sahip olmasında) her zaman olmasa da, rahmet vardır... Görüşler ifade edilmeli, ama göze sokulmamalıdır...
Eleştirim, şahsınız nezdinde herkesedir Aysun Hanım... Yalnızca, sizinkine benzer yorumlar geleceğinden (hatta sizden sonra yorum yapan Hacer Nazan Toy hanımefendi de sizinkine benzer yorumda bulundu hafızam beni yanıltmıyorsa), fazla soğutmadan düşüncelerimi yazayım istedim... Çuvaldızı önce kendime batırıyorum her halükarda...
Saygılar...
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden/Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal Beyatlı
eleştirel yaklaşıma eleştiri
Çar, 23/08/2006 - 20:43 — aysun yollardagezerSevgili Burak Kardeşim,
Yorumunuzun başına benim ismimi yazarak cemaat'e seslenmenizden rahatsız olsam da ses çıkarmayacağım:)
Yazdığınız yorum başından sonuna kadar benim yazdıklarımı desteklediği için değil bu sakinliğim:) Fethipaşa Hazretlerinin koluna girip Filistin'e gitme hazırlığına giriştiğimden kelimeler de eşyalarla beraber valize yerleştirildi:)
.................................................
not: Ben cemaat.com'da düşmanlık ya da hakaret görmedim hiç. Kimseyi de kırdığımı sanmıyorum. Sizi de kırmamışımdır umarım ve Elif Kardeşimi de:) Ben yazının konusuna yoğunlaşmaya çalıştım, hitap şekline, çelişkilere...
Elif Hanım
Çar, 23/08/2006 - 03:08 — Hacer Nazan T.Yazınız gerçekten çok ilginç ,zira kendi içinde çelişen bir yazı olmuş...
Yazıları takip edemediğinizi söylüyorsunuz ve bazı arkadaşların olur olmaz eleştiriler yaptığından bahsediyorsunuz. Demek ki o bazı arkadaşların yorumlarını takip ediyorsunuz hemde kalbinizin üzerine ağırlık çökmesine razı olarak...Benim bildiğim ,cemaatte her eleştiri yayınlanmıyor , her yazının yayınlanmadığı dibi...Uzağa gitmeye gerek yok, bir şiir için yorumda bulunacaktım yorumum yayınlanmadı...Belki dilim çok ağırdı...Demek ki her eleştiride yayınlanmıyormuş...Eğer her eleştirinin yayınlandığını düşünüyorsanız ve bu eleştiriler eleştiri bile değil hakaret ise , cemaat yönetimine ulaşabilirdiniz...
Ve bir grup! diyerek grup adı vermediğiniz paragraf son derece haksız bir paragraftır...Benim rast geldiğim yazılarda , ki özellikle arama yaparsanız göreceksiniz , grubun ne yönü eleştirildiği ortadadır...Yazılarını yazanlar her şeyine birden eleştiri okları yollamıyor, anlaşılıyorki yeterince takip edememişsiniz...Şimdi hem takip etmek ve hem etmemek nasıl bir şey oluyor ?
Yeterince takip edemeyen bir insan için,hiç yazısı bulunmayan bir insan için ilginç bir sesleniş olmuş...
Samimiyet niyetinizi sorgulayacak değilim elbet, ama bu yazıya birde okuyucu gözüyle baksanız, sizce fazla çelişkiyle dolu değil mi?
Ve bir dip not:İnsan olan ortamda anlaşmazlıklar olması çok doğaldır önemli olan bunun en aza indirgenmiş omasıdır...
Zarfa değil mazrufa bakmak gerek
Çar, 23/08/2006 - 09:22 — Hamit AkçayHadi hakaret ve iftirayı bir tarafa bırakalım cemaat sayfalarında saldırgan ,insafsız ve yıkıcı bir eleştiri tarzının varlığını inkar edebilir miyiz? Bence bu tarzın değişmesi için herkes gayret göstermeli ve içimizde en akıllı, en samimi, en bilge olmayan birinin dahi sözlerini -söylediklerinde çelişkiler yer alsa bile- dikkate almalıyız. Müslümanlara yakışan budur.
Hamit Akçay
Allah'a hamd olsun ki müslümanlardanız
Çar, 23/08/2006 - 04:29 — Ahmed Zahid Ser..."dediğim gibi düzenli olmasa da zaman zaman okuyorum yazıları ve yorumları."
"buradaki nefret, gruplaşma, iftira suçlama ağır ithamlar kalbimin üstüne kara bir bulut gibi çöküyor"
"birisi bir yazı yazıyor ve güya eleştiryoruz"
"kimi zaman yorum yapanlar yazarın ne dediğine göre değil sadece kendi anlamk istediğine göre yorum yapıyor ve yazar yok ben öyle demedim şunu dedim dese bile kimse anlamıyor."
"gereksiz polemikler yaratmayalım. bu polemikler kimi zaman o kadar seviyesizleşiyor ki üzülüyorm. karşısındakinin yazısı değil şahsı eleştiriliyor nezeketin "n"sinden habersiz yazılar yazılıyor. karşısıdakinin dindarlığı müslümanlığı sorgulanıyor."
"sizlerden tek ricam yazılarınzı, yorumlarınızı yazarken kalbinzi bir kenara atmamanız. nebevi uslübu elden bırakmamanız. gruplaşmalara davetiye çıkarmamanız."
"arkadaşlar biz kimsenin kalbini yarıp bakamayız. öyle önümüze geleni münafıklıkla, yada başkalrına hizmet etmekle suçlamak bizim işimz değil."
"üstelik unutmayın ki haksız yere zanda bulunduğumuz her müslümanın hakkına giriyoruz, heleki bir gruba bi cemaate ithamda ya da hakarette bulunursak o grubun cemaatin gelmş geçmiş tüm üyelerinin hakkına girmiş oluruz. "
Elif Hanım bunları söylemiş ve güzel söylemiş. Anladığım kadarıyla, bütün eleştirilere değil, yapılan haksız, yersiz ve kırıcı eleştirilerden duyduğu rahatsızlığı dile getirmeye çalışmış.
Anlaşılamamak çok kötü. Bembeyaz bir sayfada tek bir siyah noktayı görecek kadar keskin gözleriniz varsa kardeşlerim, gözünüzü ortadoğuya çevirin. Ve o keskin gözlerinizle gördüklerinizi bizimle paylaşın ki onlar için neler yapabileceğimizi konuşalım.
Aysun hanım girsin Fethipaşa'nın koluna; Bağdat yollarında, Kudüs yollarında gezsin ve o ince ve dokunaklı anlatımıyla tekrardan bize gördüklerini betimlesin.
Hacer Hanım o güzel dizeleri yazdığı kalemini bu kez Lübnan ve Filistin'deki acımasızca katledilen çocukların, anaların, babaların, kardeşlerin kanına sürüp, bize bir ağıt yazsın.
"Allah hepimize sonsuz sabırlar versin"
"Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır" (Asr Suresi)
Ahmed Zahid Bey
Çar, 23/08/2006 - 11:50 — Hacer Nazan T.Ahmed Zahid bey, benim yazdığım yorum, yazılmış olan yazının içinde barındırdığı çelişkiyi ortaya koymaktır...
Yazıyı toptan reddetmek değil, yorumuma dikkat ederseniz dip not olarak belirttiğim yerde yazıdan almamız gerekeni aldığımıza ilişkindir...
Bir yazı yazılabiliyorsa, bunlar, gerek şiir olsun gerek deneme, gerek haber farketmiyor, okuyucuya sunulduğunda eleştiriyi kaldırıyor olması gerekmez mi?
Açıkça belirtmiştim , bir yorumum yayınlanmadı, ve bildiğim bir kişinin daha...
Demek ki her yorum yayınlanmıyor... Eğer yayınlanıyor, hakaretler ortaya dökülüyorsa bu yönetimin tavrıyla da çelişmez mi ?
Şimdi savaşın olduğu diyarlar ile ilgili ağıt yazınız diyorsunuz, bunları yapmadığımız konusunda nasıl emin oldunuz...?
Ve bu söyleminizi buradaki yorumla nasıl birşeltirdiniz, benim anlayışsızlığıma veriniz gerçekten anlayamadım...
Elif hanımın sözlerinden alıntı yapayım öyleyse, "arkadaşlar biz kimsenin kalbini yarıp bakamayız"
Ayrıca Elif hanımın sözlerinde özellikle "... önümüze geleni başkalarına hizmet etmekle suçlamak bizim işimiz değil" kısmına katılmadığımı da vurgulayım...Burada bile bir çelişki var.Bu paragrafa başlamadan önce belirli bir gruptan bahsediliyor, bir altta bu önümüze gelen her hangi bir şeymiş gibi lanse ediliyor... Bu yazı cemaatteki belirli bir gruba yazılmış yazılar ve eleştirilerin Elif hanıma çarpıp bize yankı olarak dönüşü müdür?
Eğer bir insanın kolu bacağı kopmaya doğru gidiyorsa yok canım ben kendime bakmalıyım kendi kolumu, bacağımı sağlam tutmalıyım diyemeyiz, dememeliyiz...Kolun kopuyor bacağın kopacak dikkat et,demek yada kopmaması için uğraşmak ,kolu bacağı kopma yolundaki bir insana "ay kaşların ne güzel" demek ve kolları bacakları koptuktan sonra o kişinin kaşlarının güzelliğini ortaya koymaktan daha iyidir kanaatimce...
Eğer kardeşlikse, ateşe gittiğini ısrar ile görmeyeni tokat ile kendine getirmek yanmaması içindir. Eleştiriler bu yüzden serttir ve müslumanın uyanık kalması içindir... Şok etkisidir. Artık o kadar derin ki uykularımız, uyanmak için şok etkisinden başka bir şey kar etmiyor. Bilmem anlatabiliyormuyum...
Hacer Hanım
Çar, 23/08/2006 - 14:12 — Ahmed Zahid Ser...Hacer hanım ben sizin ağıt yazmadığınızdan bahsetmedim ve yazıp yazmadığınızı da elbette bilemem. Benimkisi sadece bir istek idi. Okuduğunuz yorumu yazdığımda saat gecenin üçüydü ve biraz duygusallığım üstümdeydi. Aklıma gelmiş ortadoğuya bağlamışım. kötü mü...
Herneyse; o şöyleydi bu böyleydi şu bunu dedi bu aslında şöyle demek istedi falan filan v.s. .... tekrar tekrar açıklama yapmaya gerek yok. Yazılanlar ortada.
Herşeyi bir kenara bırakalım ve niyete bakalım. Ne güzel niyetlerle yazmış Elif Hanım mektubunda. Bunu farketmemiş olamazsınız.
"Asra yemin ederim ki insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır" (Asr Suresi)
Eleştiri üzerine tahliller
Çar, 23/08/2006 - 09:35 — Şadan Ercan-Toplum olarak eleştirilmeye tahammülümüz yok. Eleştiriye cevap vermek yerine muhataba saldırıyoruz. Ya da sorulara cevaplamak yerine sorularla cevap vermeyi tercih ediyoruz.
-Hoşgörülü değiliz, önyargılıyız ! Bizi eleştirenleri düşman gibi görüp eleştiriyi dikkate almadan savunmaya geçiyoruz. Eleştirenin bizi uyarmak ve hatamızı göstermek gibi erdemli bir davranış gösterdiğini bile göremiyoruz.
-Eleştirmeyi ve tartışmayı bilmiyoruz. Tartışmalardaki en büyük handikapımız ize tartışmayı başka mecralara taşımak ve kişiselleştirmek. İki kişi arasındaki kişiselleşmiş ve didişme tarzındaki diyaloglar ciddi rahatsızlık veriyor.
-Üsluba dikkat edilmiyor. Saldırgan, sivri dilli, aşındırıcı, kalp kırıcı bir üslup yarardan çok zarar veriyor. Dışardan bakanlar bunlar burada birbirini yiyor gibi bir zehaba kaplıyor. Düzgün bir üslupla, seviyeli bir tarzdaki tartışmalar ise hem taraflar hem de izleyenler için çok faydalı oluyor hem de doğruların ortaya konulmasına hizmet ediyor.
Yukarıda yaptığım tespitler zaman zaman yaşadığımız sıkıntılı tartışmalardan ortaya çıkan sonuçlardır. Ancak burada herkes hoşgörüsüz, saplantılı, eleştiri kalbul etmez ve saldırgan değildir. Hatta bu zevatın azınlıkta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu bakımdan Elif Hanım'ın tespitleri cemaat.com'un karakteristiğini yansıttığı söylenemez. Nitekim siteyi uzunca bir süredir takip eden üyelerimiz bu tespitimize katılacaktır.
İhtilaf etmek insan fıtrarındandır, yaradılımız gereğidir. Önemli olan ihtilafların nasıl giderildiğidir. İşte burada öğrenmemiz gereken şey bunu nasıl yapacağımızdır. Ama herşeyden önce unutmamamız gereken bir buyruk var;
Ey Allah’ın kulları kardeş olun! [*]
-----------------
[*] -Dedikodu yapmayın, başkalarının kusurlarını araştırmayın, birbirinize haset etmeyin, birbirinizle insani ilişkilerinizi kesmeyin, kin gütmeyin. Ey Allah’ın kulları kardeş olun!” ( Buhâri, Edeb, 57, 58; Müslim, Birr, 24, 28, 30, 32.)
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
Duygularıma Tercüman Mektup
Çar, 23/08/2006 - 13:13 — Nuh A. TUNAElif Mavera isimli kardeşimle benzer kaygıları taşıyorum.Bu sebeple siteye bi süreliğine pasif katılımla yetineceğim.,Sebep mi?Önceden bahsettiğim ve bu mektupla yalnız olmadığımı gördüğüm haller dizisi.
Evet olay ego mücadelesine bindi.Mevzu ötekinin cemaatine, berikinin tarikat ve partisine çamur at kampanyasına gidecek kadar sığlaştı.Üyelerin birbirlerine diş bilemesine kadar gitti.Neyse yazıyı uzatmayayım.Güzel şeyler yapılmalı ve güzel şeyler devam etmeli vesselam..
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
zorunlu açıklama
Çar, 23/08/2006 - 17:43 — Elif MaveraBir yazı yazıp sonra kendi yazıma yorumda bulunmak bana biraz garip geliyor ama galiba bir noktayı açıklamam lazım. Sanırım bir noktayı yanlış ifade ettim. Ben cemaatin genelini ya da yöneticilerini suçlamak istemedim. Hatta kimseyi suçlamak istemedim. Sadece rahatsız olduğum bir noktayı belirttim. Sanırım bir noktada hata yaptım cemaat.com hakkındaki olumlu düşüncelerimi sadece bir cümleye sığdırıp eleştiri kısmını uzun tutmuşum. Doğal olarak da yanlış anlaşıldım. Cemaatte güzel yazılar ve güzel yorumlar var, ufuk açıcı yazılar,olaylara farklı yönden bakmamı sağlayan yazılar. Beğendiğim yazılar ve yorumlar sadece benim görüşüme hitap edenler değil, hatta belki de tam aksine farklı yazı ve düşünceler daha çok hoşuma gidiyor. Çünkü fikirlerimi, düşüncelerimi muhakeme etme imkanı sağlıyor farklı görüşler. İşte bu yüzden cemaat.com'dan kopamıyorum ya.
cemaat.comda tesettür anlayışımız üzerine yazılan yazılar; ismail kılıçarslan beyin, üzerinden bir sene geçmesine rağmen hala yorum alan başörtülü kızlarla kim evlenecek yazısı, müslümanların moderniteyle, parayla makamla olan imtihanıyla ilgili yazılan yazılar ve yorumlar... ve daha niceleri... cemaat.com aynı zamanda toplumsal bir nefis muhasebesi yapıyor. Bunlar cemaat.com'un bende bıraktığı olumlu düşünceler; ama ben istiyorum ki cemaat.com zihnimde yalnızca bu güzel yanlarıyla kalsın, kavgalarıyla polemikleriyle değil. İşte bu duygu ve düşüncelerle yazmıştım o mektubu.Hem o gün okuduğum bazı yazı ve yorumlardan sonra üzülmüştüm; aynı dine inanıp, aynı dini yaşamaya çalışan insanlar arasındaki kavgalara. Daha biz yanı başımızdaki müslümanlarla bir konu üzerinde doğru düzgün konuşmayı başaramazken, nasıl dünya müslümanları arasındaki kardeşliği sağlayabilirizki??? Yazının sonunda da dediğim gibi belki de çok duygusal bir yaklaşım sergiliyorum, belki de hayal dünyasında yaşıyorum, bilmiyorum:((
Hasılı niyetim kimseyi kırmak ya da kimseyi savunmak değildi; sadece aklımdan ve gönlümden geçenlerin siz cemaat üyeleriyle paylaşımıydı Hatta öyle ki aklımdan ve gönlümden geçenleri aynı hızla bilgisayara aktarmak isteyince tüm dilbilgisi kuralları da benim bu hızıma kurban gitti:)
Yıllardır farklı platformlarda, farklı kulvarlarda yaşanan olaylar karşısında duyduğum üzüntünün burada su yüzüne çıkmasından ibaretti bu mektup. Sıradan bir dertleşmeyi, iç dökmeyi bu kadar ciddiye alıp mektubuma yorum yazan ve mektubumu okuyan tüm cemaat. com üyelerine teşekkürler. güzel bir duayla yorumuma son verip sussam iyi olacak sanırım. yine çook konuştum..
"Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimiz bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyici ve çok merhametlisin."
Masada Unutulan Çay
Cts, 26/08/2006 - 02:31 — Şaban AbakAşkolsun Elif Mavera hanımefendi! Müslüman ahlakıyla bağdaşmayan türden çekişmeleri eleştiren -ve hak verdiğim- yazınıza göz atarken, a a, bir de ne göreyim benden sözetmiyor musunuz! Hayır adım geçmiyor ama zaten sorun da bu, adımı unutmuşsunuz:)) Bugüne kadar sadece çayla ilgili bir yazıya yorum yazmışsınız, onun da kime ait olduğunu unutmuşsunuz! Eyvah ki eyvah! Bense o yazıyla meşhur olmayı umuyordum:))
Aşkolsun yani! Şimdi kendimi masada unutulmuş ve soğumaya terkedilmiş -ama hala içilebilir- bir bardak çay gibi hissediyorum.
Şöyle bir unutulmama formülü aklıma geldi bakın: Bugün Şaban ayının birinci günü. Gökte hilâl incecik! Şaban ayı boyunca ince belli çay bardağından yansıyan ışığın masaya düşen hilâl biçimli şûlesini her gördüğünüzde "çay" ve "şaban" kelimelerini hatırlayabilirsiniz. Soyadıma gelince; onun unutulmama formülü de şöyle olabilir: Olsa da içsek dediğiniz türden nefis bir çay önünüze geldiğinde "A, bak, işte bu o çay!" diye sevincinizi belirtiniz. "A, bak" yöneltici nidasını elbette başka vesilelerle de, mesela gökten bir kırlangıç sürüsü geçerken arkadaşınıza göstermek için de kullanabilirsiniz: "A, bak, hilâl kanatlı kırlangıçlar çay saatini haber veriyor, için ve uçun diyor" gibi...:))
Hoşçakalın. Yazınızdaki ehl-i kıbleye ihtimam gösterilmesi ve kâfire karşı aslan; müslümana karşı tavşan gibi olunması gerektiği fikrini telkin eden ifadeleri yazmış olmanızdan ve okuyor olmaktan memnuniyet duydum. Sağolun. Adımı unutmuşluğunuzla ilgili yapmaya çalıştığım esprileri de lütfen hoşgörün.
:)))
Cts, 26/08/2006 - 20:14 — Elif MaveraEsas siz hoş görün balık hafızalı bu kardeşinizi:)) Aslında o çay tadındaki güzelim yazıyı sonradan tekrar okumak istemiş ve geçmişteki sayfalara şöyle bir göz atmıştım, ama bulmak kısmet olmamıştı. Naparsınız ki bazı şiirlerin şairin adının önüne geçmesi gibi sizin o yazınızda benim hafızamda müellifin önüne geçen bir eser oluvermiş. Oysaki Şaban Abak ismi cemaat.com'dan aşina olduğum bir isimdi. Yaptığınız yorumla, hafızamda ayrı ayrı yerlerde duran Yalnız içilen çay dokunaklıdır yazısıyla, gönlümde en az çay kadar yer bulan, türküleri konu alan Bayram Türküleri yazısını ve de Şaban Abak ismini bir araya getirdiğiniz için teşekkürler. Bir teşekkür de her biri gönlümde ayrı bir akis bulan tüm yazılarınız için. Yüreğinize ve kaleminize sağlık...
Cehalet, Cesaret, Hormon
Pzt, 04/09/2006 - 00:11 — Meryem TaftazaniCemaat Üyelerine Mektup yazısı ve bu yazının altına girilen İslamcı kardeşlerimizin yorumları (Yollardagezer'i ve onun gibi kalabilenleri istisna kabul edersek) hali pürmelalimizi, acınası durumumuzu, kaygımızın "hormon meselesi"nden öte bir alana ulaşamadığının açık bir resmidir..
Bu resimle ilgili pek sitemli olmasa da bir kaç konuya değinmek istiyorum..
1. Elif Mavera hanımın yazısı özden yoksun, kendi içinde çelişkilerle dolu, samimiyet iddiası üzerine kurulu samimiyetsiz, Karl Max’ın “din bir afyondur” sözüne Fatiha okutturacak derecede bir yazıdır.
2. Bu tutarsız yazıyı ciddiye alıp, ayan beyan açıklama yapmaya lüzum duyanlar çok anlamsız bir çaba içindedir. Bu anlamsız çabayı sürdürenlerin anlam kaygısı nedir?
3. Yazarın müennes olmasından dolayı tutarsızlığını ve basitliğini ulvi olarak algılayan sufli kardeşlerimizin kaygısının İslamcı gençlerimizin hayat kaynağını oluşturan hormonel bir kaygı olduğu ortadadır. Aysun ablamızın bu durumu benden daha iyi tahlil ettiğini düşünüyorum.
4. Merak ettiğim bir soru(n): Elif hanım, kendisi de bilmediği bir alanla ilgili konuştuğunu en başında ifade etmektedir ve bu çelişkiyi vurgulayarak entegrist tahliller yapmaktadır. Bu durumda dini samimiyet üzerine kurulu acımasız tahlillerini yaparken cesaretini cehaletinden mi almaktadır.
Maalesef bu resim sadece bu yazının yer aldığı sayfada değildir. Başörtüsü eylemlerinden şiir dinletilere, cemaat oluşumlarından siyasal İslama, İmam Hatip liselerinden İlahiyat fakültelerine kitlelere hakim olan bu anlayıştır.
İslamcılığın her akımına ucundan kıyısından bulaşmış biri olarak anladığım şey: mesele hormon meselsidir. Söz özünü kaybetmiştir.
Aklın Önüne Geçen Öfke
Pzt, 04/09/2006 - 11:07 — Hamit AkçayDin rasyonel yada irrasyonel öfke nöbeti değildir.Sui zan ise islam ahlakının zemmettiği bir davranış biçimidir.Bir kişi -sebebi ne olursa olsun- öfkelendimi oturup tekrar düşünmeli.
Es-selamü aleyküm
Pzt, 04/09/2006 - 18:41 — Elif Maverafazla mütevazi olma gerçek sanırlar sözü geldi aklıma. düzenli takip edemiyorum dedim, site ile alakası olmayan ilan edildim. Evet, zaman zaman gruptan çok uzak kaldığım oluyor, ama tekrar grubu ziyaret ettiğimde elimden geldiğince geçmişte yazılan yazıları da takip ediyordum. Ama şu da bir gerçek ki tüm yazıları ve yorumları okumam mümkün olmuyordu. neyse çokta bir önemi yok. ben o yazıyı kafamda kurduklarım üzere yazmamıştım şahit olduğum bazı şeyler üzerine yazmıştım.ve büyük bir çekincemde vardı yazarken; istemeden de olsa o hiç sevmediğim tartışmalardan birini daha başlatırmıyım korkusu. ama niyetime güvenerek yıllardır içimde birikenleri aynı hassasiyete sahip olduğum insanlarla paylaşmak istemiştim. ama sanırım yeterince samimi olamamışım. kendi halimi düzeltmek varken başkalarını irşada kalkmak değildi amacım. Ama kimbilir belki nefsim niyetimi bulandırmıştır bana farkettirmeden. Evet evet kesinlikle öyle olmalı. Yoksa o kadar samimice yazılmış olsaydı bu kadar yanlış anlaşılabilir miydi?????
sizleri suizanna sevkettiğim için, lüzumsuz bir yazıyla vaktinizi aldığım için, cahilce cesaretimden ötürü hepinizden helallik diliyorum. ben beni karl max ile mukayese eden kişiye de, bir planın parçası olmakla itham edenlere de, kısacası cümle cemaat üyelerine hakkımı helal ediyorum. ve bundan sonra sonsuza kadar susmak istiyorum. susmak ve yalnız kendi nefsimle meşgul olmak. Sanırım bu Rabbimin bana bir uyarısıydı kendi nefsimde düzeltilmesi gereken onca şey varken başka şeylerle uğraştığım için.
şunu da belirteyim ki benim bu siteye üyelik ismim mavera mavera idi. ne müenneslik vardı ismimde ne müzekkerlik.site yönetimi nick kullanımın kalktığını isim soyisim gerektiğini bildirince üzerime alınmamıştım mavera da gayet güzel bir isim diye. ama site yönetimi benimle aynı fikirde değildi galiba ki; ben düzeltme yapmayınca onlar üyeliğimi iptal etmek yerine benim adıma elif mavera olarak düzenlemişler üye adımı. benim gibi sorumsuz üyelerin sorumluluğunu da üstlerine aldıkları için gecikmiş bir teşekkürüde sunuyorum burdan kendilerine. hasılı benim adım elif falan değil, üye olurken müennesliğimi ortaya koymak gibi bir niyetim de hiç olmadı. olumlu yorum yazanlarında, olumsuz yorum yazanların da niyetinden hiç şüphe etmedim.
son olarak site editörlerine şunu söylemek istiyorum: şu yazıyı yazarken morali sıfırın altında ve dokunsalar ağlayacak moda girmiş biri olarak başta noktalama işaretleri ve büyük harfler olmak üzere tüm yazım kurallarını katlettiğimin bilincindeyim. o yüzden bu son yazımı kusurlarıyla kabul buyurun ve cemaat.com üyeliğimide iptal edin lütfen
Allah'a emanet olun
"Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimiz bağışla. Kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyici ve çok merhametlisin."
BaskasInIn izinde yürüyen, iz bIrakamaz
Pzt, 04/12/2006 - 02:28 — Ahmet GürbüzerHayırdır yaa...Bu siteye daha yeni üyeyim bakıyorum eleştiriler birbirlerini çok kırıcı bi şekilde ve hep bayanlar birbirlerine rest çekiyorlar. Burda bu siteyi sahiplenme gibi bi his varmış gibime geldi. Bu sitenin amacı ne ise bence o olmalı. Benzetme hiç hoş değildi bence. Bundan dolayı o kardeşimizin hakkına girilmesinden korkmuyomusunuz? Hormonla ne alakası var bunu da anlamadım.
ziyadesiyle düşündürücü!!!
Paz, 31/08/2008 - 10:42 — necip zarifoglubir üye eleştirilerin katılıgından. bazı zaman yargısız infazlardan,kimi yerde agır ithamlardan bahsediyor bu böyle olmamalı diyor.incinmeyelim,incitmeyelim,dikkat edelim diyor.sanki dedigine de pişman ediliyor.
ziyadesiyle düşündürücü