renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Cinnetten Cennete

 Blazej Lindner Copyright ©2006 1...

nerede umarsız bir bakış görsem
hay aksi şeytan sıkılan yumruk verilen söz
hava soğuk yollar kalabalık güneş görkemli batıyor
ne zaman olduysa oldu acıya gülesim oldu
hay aksi şeytan bıktıran tekrar kendine has ölüm
boylu boyunca koynunda da uzaklar yatıyor hasretin
tutuldum oysa güneşi görüyorum ağaçlar ardı
yıldız gölgesi ışıksızlık nereye gitsem tünel
akıl veren yön gösteren tabelalarda asılmış gibi
bilen yok nereye gitmek istediğimi ne söylediğimi
hay aksi şeytan sigara dumanı kusturan sükut
beni burada bırakın ve burayı yakın
yolda bir ölüm yolda bir soru yolda yalancı bir ölü
yoksa ben miyim asa ben miyim yalan ben mi uçurum
duman kanatlı güvercinler ah başım ah boşluk
nereye baksam güneşin batışını ve batışı görüyorum
hay aksi şeytan uyaksız hüzün perdesiz oyun
beni götürün beni tutun beni soyun
güneş battı yine tünel ve ölüyorum...

2...

pencereler kapandı sürgülü güven
saat başı soru her an ürperti
ezan okunuyor çağrılıyorum gittiğimde vakit uçurum
amaçsız bir taze bakışı zaman
tekaüt bakışlarımda ölümün nabzı
nereye gitsem ağır aksak ellerimimin içinde kanıksama
metruk evler yalnızlığı kalbimdeki mimar
onar yaralarımı çizildi duvarlar
oyun oynamıyor çocuklar dönen dolaplar kafi
bir sonraki havadise yetişir isyan
herşey olsun ve bitsin sen sakın umursama
şiirimde başıboş sözlerim kendime şamar
neden her gece rüyamda beni vururlar
pencereler kapandı güven sürgülü dedim
ezan okundu ve alnımda secde izi görmedim
tekaüt bakışlarımla bir ev diledim
huzur uyanış vakti ve esenlik...

3...

...ne güzel bir düş gördüm
acımadan acı çekmenin saadeti bulutlar
neye benzetsem bozuluyor oyun
sadece mavi bir heves çocukluğum
uçurtmalarım rüzgar güllerim sızım
cinnetimin remzi bakış gözlerim duman
ölümü gördüm 86 da düştüğüm yerden
yaşamak istediğim düş gördüğüm nedenden
ne de güzel bir düş gördüm
uyku da oturmuşken yanıbaşıma
kurtulmak istedim nedenlerden
sadece mavi bir heves çocukluğum
eserse rüzgar ölümü selamlar
eserse rüzgar düşleri olur...

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

şiiriniz üstüne birkaç mülahaza

"bilen yok nereye gitmek istediğimi ne söylediğimi
hay aksi şeytan sigara dumanı kusturan sükut"

bir sinema filmini seyredilir yapan iki temel esas vardır : sürükleyici bir senaryo ve sağlam karakterler. hayatı, acılar içinde deneyimleyen bir melankolikten, dünyaya başkaldırmasını; yahut hayatını bilime adamış şaşkın bir bilim adamından sırılsıklam âşık olmasını bekleyemezsiniz. halbuki filmlerde, aynı kişilik motifinde yer almayacak iki uç tutumu sergileyen karakterlerle karşılaşıyoruz, ki bu da zihnimizdeki bilindik tasavvurlara ters düşünce, filmle olan bağlantımızda kopukluk meydana geliyor.

sevgili sabri bey, sizin şiirinize baktığımda ise, şiirdeki senaryoyla, bu senaryoyu oynayan şairin birbiriyle örtüştüğünü gördüm. esasında şairler, özgünlüklerini kullanarak okuyucuyu şaşırtmak isterler. kendini ifade edebilme kaygısı güden şair, hem anlaşılma hem de anlaşılamama isteği arasında gidip gelerek ortaya özgün bir yapıt koymak ister. açıkçası herkesin özgün olmak istediği bir asırda, 'özgün olmak' lafzı da beylik bir söz olarak gündelik konuşmalarımızda yerini aldı. ama bir de gerçekten özgün olanlar var..

şiirin ilk bölümünde, hayatın 'bıktıran tekrar'ından usanan şair, değil konuşmadığı, konuştuğu vakit bile kendisini anlamayacak bir güruhu karşısında alarak, kendisini yalnız bırakmasını istiyor. büsbütün sıyrılma isteğinde olan şair, ki ben bu durumu her zaman için geçici bulmuşumdur, kendine ve duygularına karşı da oldukça dürüst davranıyor.

şiirin ikinci bölümünde ise, yüksek bir zihni melekeye sahip olan şairimiz, kafasındaki sorularla cedelleşiyor. özeleştiri yapmaktan da çekinmeyen şairimiz, sorulardan kaçış olmadığının da farkında.

şiirin üçüncü bölümünden pek nasibimi alamadım, ama şairin 'neye benzetsem bozuluyor oyun' ifadesini okuyarak, kelimelerin ve ifadelerin yetersizliğinden muzdarip olduğunu gördüm. esasında mevlana mesnevisinde sükuneti öve öve bitiremez, ama en sonunda 'sen yine de söyle' diyerek, 'metruk' yüreklerin cûşa gelmesini diler.

elbette yine mâna şairin karnındadır, fakat bu şiirdeki şair-şiir uyumunu görmek beni fazlasıyla memnun etti ve ben de kısa ve amatörce de olsa bir tahlil yapayım dedim. şiirdeki prozodiyi konu bile etmek istemiyorum, zira şiir sadece gövdesiyle bile kendini okutur cinsten. ayrıca bu yazdıklarımın ukâlalık kâbilinden kabul edilmeyeceğini ümit ediyor, sadece son dönemde şiire merak salmış bir kimsenin 'iyi şiir' arayışı esnasında karşılaştığı 'iyi bir şiir'e olan takdir ve tenkit cümleleri olarak idrak edilmesini diliyorum.

sevgili sabri bey, ellerinize sağlık efendim.

Teşekkür...

Muhterem celalmirza bey,

Bu pek latif değerlendirmelerinizin beni "söyleme" konusunda yüreklendirdiğini, söyleyiş biçimi konusunda önümde ufuklar açtığını bilmenizi isterim. Kıymet verip böylesi bir değerlendirmede bulunmanız beni ziyadesiyle mutlu etti.

Tam da bu güzel platformun "basit" ve "sığ" bir tarikat-barikat-parti-patırtı düzlemine getirilme çabasına için için üzülürken diğer direnişçi seslenişlerde olduğu gibi ilaç gibi geldi, Varolunuz...

Dipnot: Soyunabilsek keşke, inanmak adına birbirlerimizin inançlarına saldırmamıza sebep olan bütün tanım ve kurumsallıklardan....

S.M