renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Çıplak Ayaklı Kadınlar

Berkson / Serenity / Yasmin Berkson / www.berksonphotography.comKelimelerle el sıkıştım
Yanyana yürüdüm
Yalnız kaldım
Yüzüme bakanların
Ansızın büyüdü bakışları
Çıplak ayaklı kadınlar
Harflerimi kırdılar

*

Meğer mahremmiş
Kelimelerin eline dokunup
Koluna girmek
Ve yasakmış düşünmek
Çıplak ayaklı kadınlar
Hep aralarında konuştular

**

Söylememişti kimse
Kelimenin manaya yasak olduğunu
Söylememişti kimse
Mürekkebin mahzende tutulduğunu

***

Çıplak ayaklı kadınlar
Ellerini çekip kelimelerden
Suya ayaklarını batırdılar

****

Çıplak ayaklı kadınlar
Üşümekten çok
"Düşünmekten" korktular

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Düşünmeyi engelleyen:

Düşünmeyi engelleyen: ayakların çıplak oluşumu?..Yalın ayak ile çıplak ayak arasındaki nüans ne?...Ayrıca kim bu kadınlar: muhafazakarlar mı?...

Bence tabi ki !

Düşünmeyi engelleyen açlıktır.

Ve ayakların çıplak oluşu, "aç fukaranın" vitrinidir.

Yalınayaklık; bilerek, isteyerek ve kasıtlı olarak hareket eden halden ileri gelir.

Çıplak ayaklık; Mahrumiyetin gölgesinde, mecburiyetten, zaruretten ileri gelir.

Ve oradaki kadınlar da; muhafazakarlara hak verme olasılığını ortadan kaldırmak için düşünmeyenler. Haklı olabileceklerini görürüm endişesiyle düşünmekten korkan ötekiler.

Düşünmekten korkmak, hadi neyse de.

Düşünememek yok mu ! Allah muhafaza.

muhabbetler

dualarla kalalım

"Şiirin manası şairin

"Şiirin manası şairin karnındadır" der bir Arap atasözü...kırılan harflerle düşünmekten korkan çıplak ayaklı kadınları bize sunan Şaireye teşekkürler...

Dilimin üstünde dil var hacım.

Kelimeler, varlığın anlamını yansıtan birer nesne değildir. Esasında her kelime bir 'perde'dir ve bir kelimenin anlamını açıklığa kavuşturmak adına kullanacağımız diğer kelimeler, mevzubahis perdeyi aralamak yerine, varlığın mazmûnu önüne bir perde daha çeker. Velakin, bazı kelime grupları vardır ki, bir süre sonra grup olmaktan çıkar ve 'üst-dil'e inkılab eder. Artık kelimeler 'perdelik' vasfından sıyrılmış, varlığı aydınlatıcı bir hâle bürünmüştür. Matematik, yahut müzik, yahut şiir, birer üst-dildir nitekim. Hepsi kendi hendesesinden, varlığın mânasına nüfuz eder.

Sevgili Derya Hanım,

Şiirinize baktığım zaman, ilk düşüncemin 'alışıldık bir şiir olmuş' olması hangi sebebe bağlanabilir? Şöyle ki, bir üst-dil kullanmışınız, ancak bu dili daha evvelden kullanan kimselerin 'pelesenkleşmiş tabirlerinden' sıyrılamamışınız. Benzeri teşbihler ya da aynı mazmunların kullanılıyor olması, iyi bir şiir okuyucusu için zulümdür ve hüsrandır. Siyaset hususundaki yazılarınız daha çarpıcı ve bence daha güzeller. Ve kanaat-i acizanemi soracak olursanız, yüzbinlerce kimse için 'anlaşılamayan.. manyak.. muhteşem.. süper' diye nitelendirilebilecek olan bu şiiriniz, şiir evrenini seyahat eden kimseler için pek bir anlam ifade etmeyeceğinden ötürü, siz mensur eserler yazmaya devam ediniz.

Hörmetler Hacım:)

Selam ve dua ile...

Sevgili Derya Kızım, Ben öykü bekliyordum bir şiirle çıkageldin karşıma.. nef'i rumuzulu arkadaşın atasözünde naklettiği gibi manası şairin batnında gizlidir sözüne mukabil ediyorum ..
Ayrıca umarım haccada gitmek nasip olur (cemal mirza hocamın dediğide bir dua yerine geçer)..
Teşekkür ediyorum...

Yalın yürek...

Asıl yorumuma geçmeden...
Sevgili Derya Akel,tebriklerimi sunmak istiyorum.Zira kelimeye dökemeyeceğim kadara mana barındırdı şiiriniz,benim için...
Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Anlamaktan çok ''hissedilen'' mesajlar içerdiği için kapalı şiir,
okuduğumda ''neler demeye çalışıyor'',diye değilde,
daha çok salınan kelam dalgaların duygu frekanslarını antenlemeye meyilleniyor kalbim.
Mısraboyu kural ve kalıp tanımayan, anarşist bir yapıya sahip
şiir makamı olmakla ''yüzbinlerce'' okuyucuya değilde sadece bir avuç
kişiye mana olarak 'açılsa' bile, bu yazılmış şiirin kötü/ tutulmuyor/ yararsız olduğu kanısını gerektirmez.Bilakis,kendim için diyeyim beni yavan veya bayatlamış şiir tadından koruyor kapalı şiirler.

Derya Akel'in kullandığı metaforlar (el,cıplak ayak, yüz/ dokunmak, görmek, yürümek) sayesinde şiir anlaşılmayacak kadara kapalı olmasada,mısraların mahremiyetine dokundurmuyor yinede.
Her dizenin sonunda ve dibinde bir miktar gizem illaki kalıyor.

Ortada olan akım,atmosfer ise şu ki;aktiflikten ( ''Kelimelerle el sıkıştım/Yanyana yürüdüm/Yalnız kaldım'') passifliğe (''Harflerimi kırdılar/Hep aralarında konuştular/ Söylememişti kimse'')dönüşen fiiler.
Dışlanma,dısarda kalma,anlaşılmama,horlanma,itibar görememe söz konusu sanki.

İlk kıtada kahraman hareket içindeyse,mısralar ilerledikce
azalıyor,öyle ki 'çıplak ayaklı kadınlar' durumu ele alıyorlar
'yasaklar' devreye giriyor 'harflernini kırıyorlar'.Hakimiyet
'çıplak ayaklı' kadınlarda gibi görünsede son mısrayla
''düşünmekten korkmaları'' hirarşinin tepesinde asıl hakimiyet
sahibi deşifre ediliyor:''Korku'.
''Düşünceden'' korkmakla ise katlanmış vaziyette sunuluyor o korku.
Zira insanı insan yapan,iradesini,varlığını etkileyen güç ''düşünce''dir:
''Suya ayaklarını batırdılar
Çıplak ayaklı kadınlar
Üşümekten çok
"Düşünmekten" korktular''

Böylece kadınların ''cıplak ayaklı'' olmalarıda,yani yürümeyi garantiliyen uzuvun, korumasız durumda olmasıda anlam kazanıyor.
Saldırıya açık olan,o korumasızlıklarını kapatmak için çoğul olarak,grup olarak sıralarından çıkıp batanı/kendilerine uymayanı,yani tekil kalanı, kahramanı sıralarından dışlıyorlar.

Şiirin kalıbına gelince...
5 kıtadan oluşan şiir, 1. kıtasında yedi mısra,2. kıtada altı
mısra içeriyor.Mısraların düzenli şekilde eksi bir azalması beklenirken diğer gelen kıtalarda birden 3. kıtada dört mısra,4.kıtada üç mısra ve son kıta ise yine üç mısradan oluşmakla ilk görünürde kıtaların mısra sayısı dikkatsizce seçilmiş gibi görünüyor.Lakin
Kıtaların saklı bir düzen içerdiğini 3. ve 5. kıtaların mısralarını
toplarsak anlıyoruz (dört mısra+ üç mısra=yedi mısra);
4. kıta ve 5. kıta (üç mısra+üç mısra=altı mısra).
Yani son kıtanın artık gibi duran üç mısrasını 3. ve 4. kıtaya eklersek:
7-6-4-3-(3)=7-6-7-6...Korkuyu deşifre eden şifre kodları çıkıyor adeta....

;P)))