
Bildim.
Bildikleri onu gururlandırıyordu. Zira itibar görmüş bir çok dergide, gazetede çarşaf çarşaf resimleri yayımlanıyordu, boy boy makaleleri... Artık kendisiyle konuşmak isteyen herkesi muhatap kabul etmemeliydi. Zamanı daha değerliydi nede olsa. İsminin daha çok anılması için; daha fazla çabalamalıydı. Daha çok bilmeliydi.
Okudum.
Hayat macerasından bir şeyler buldukça daha sıkı sarıldı okuduğu kitaba. Daha bir heyecanla gezdirdi gözlerini sayfalar üzerinde. Yorgunluk nedir bilmez böyle durumlarda. Onu okumaya iten sebep hiç yakasını bırakmaz da, saatler sonra yorulan bedeni diğer taraftan durması için her türlü çabayı sarfeder. Göz kapaklarını kapatmaya çalışır, eklemlerini oynatması için dürtükler, mide içecek bir şeyler ister...
Tanıdım(!)
Sorular daha bir anlamlı, daha bir samimi artık. Karanlık vakti küçük masa lambasının aydınlığında sessiz söyleşileri daha bir keyif veriyor. Önceleri herhangi biri olan o insan, şimdilerde mekânını tarif edemediği ancak kendisi için çok önemli olduğunu düşündüğü bir yerini sahiplenmişti. Nedenine niçinine değinmeden, pazarlık yapılmadan olup bitmişti her şey. Olsundu. Değerliydi. Değerdi.
Gitti.
Gitmişti gidecek olan. Az önce karşısında gün gibi duran varlık artık yoktu. Varlığını benimsemişti. Gitmişliğini de benimsemesi sorun olur muydu? Hem gidişler geçici değil midir? Ahiret var ki gün gibi açık. Orada yine buluşulmayacak mıydı? O halde gelmiş olman kâfi, ve gidiş; mutlak, dönüş ise muhakkak .
Aradım.
Aramalarım aradığımı bulmayı doğurmadı hiç diyordu yazar kişi. Sonuçlar önemlidir değil mi? Sonuçlara ulaşmayı sağlayan süreç peki? Nedenler önemlidir değil mi? Ama cevap veremiyorum işte. Yetkin değilim. Arıyorum. Neden diye sorma bilmiyorum. Hoş biliyorum ama okuman için biçime büründüremiyorum bu bildiklerimi. Sanırım düşüncelerimin henüz kelimeleşmediği ana tekabül ediyor. Bundan sonra sana sunabileceğim kelimeler oluşursa neden sunmayayım ki. Hem neden bilmek istiyorsun? Arıyorum. Aradığımı bulamamacasına arıyorum.
Dua
Genç ellerini açtı semâya. Hiç bir şey söylemedi. Suskunluğu anlatmaya kâfi. Tek bel bağlanılacak olana yöneltti ellerini. Elleri her bir şeyi anlatıyordu sanki. Dua etti. Rabbim! Yürüyorum, yolun üzre sabit kıl ayaklarımı. İsabetli kıl kararlarımı…
Amin
dedi işitenleri.
Yorumlar
ben bu siteyi tamamen
Cum, 21/04/2006 - 07:48 — fahriye yalçınben bu siteyi tamamen tarık tufan sayesinde keşfetmiştim.google'de tarık tufan'ı ararken...
ve siteye ilk göz attığımda ruhuma işleyen,aklımda kalan tek
yazı buydu.(tabi ki tarık tufan yazıları haricinde)
Gitmişti gidecek olan. Az önce karşısında gün gibi duran varlık artık yoktu. Varlığını benimsemişti. Gitmişliğini de benimsemesi sorun olur muydu? Hem gidişler geçici değil midir? Ahiret var ki gün gibi açık. Orada yine buluşulmayacak mıydı? O halde gelmiş olman kâfi, ve gidiş; mutlak, dönüş ise muhakkak...
Genç ellerini açtı semâya. Hiç bir şey söylemedi. Suskunluğu anlatmaya kâfi. Tek bel bağlanılacak olana yöneltti ellerini. Elleri her bir şeyi anlatıyordu sanki. Dua etti. Rabbim! Yürüyorum, yolun üzre sabit kıl ayaklarımı. İsabetli kıl kararlarımı…
güzel ya! sahiden ruhuma hitabediyor ... bu dua...
"Mutlak kurtuluş" olan dualar...
Paz, 23/04/2006 - 20:06 — Zeyd GÜLESİN"Mutlak kurtuluş" olan dualarda buluşalım...