renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Come to Preyer... Come to Salvation... ya da...

Sağ ellerinin serçe parmakları günyüzü görmemiş dedelerimizin başımızda olduğu zamanlardaki ilk ezberimizdi; İslam’ın şartı beştir demişler ve belletmişlerdi hepimize…

Çocuk aklımızla, İslam’san şartı budur diye öğrenmiş, kendi şiirini kendi içinde saklayan bu koca beşlemeyi Erzurum şivesiyle ‘’Sevüm, Selat, Haci, Zekat, Kelimeyi Şadet’’ diye diye belleğimizin en alt katmanına kazımış, sonradan öğrendiğimiz her şeyin üzerine çıkara çıkara büyüyüvermiştik…

Allah’ın Kulu,
Muhammed’in Ümmeti,
Adem’in Zürriyeti,
Halil İbrahim’in Milletindendik…
Nitekim bunu da öğrenivermiştik…

Ve devamla Amentü’yü öğrenmiş, sonrada 32 den 52 ye 54 e ve daha ötesine farzları sorup öğrenmiş, sorulunca da cevaplaya cevaplaya, tutunup yanı sıra gezindiğimiz o serçe parmağın huzurla kımıldadığını hissedivermiştik küçük avuçlarımızda…

Şimdilerde hemen hemen bütün ögeleriyle birlikte paketlenip bulunamayası raflara kaldırılmaya çalışılan ‘gelenek’ deyince elimde olmadan aklıma dedemin sağ elinin serçe parmağıyla o ‘şiirsel beşli’ gelip oturuyor nedense ve ‘Savm, Salat, Hacc, Zekat, Kelime-i Şehadet derken modern aklın bilinçsiz bir aktarım diye nitelemeye yakın durduğu bu ezberden aslında epeyce bilinçli bir dil öğretimini, bir geleneğin aktarımını belki bir anlamda Arapça’yı daha derin anlamda ise Allahualem Kuran’ı öğretme-belletme-alıştırma maksadının nesilden nesile devşirilmeye, öğretilmeye çalışıldığını düşünmek istiyorum…

Böyle düşünmek istiyorum, zira; ancak böyle düşününce daha 5 yaşında çocuklarken dinlediğimiz her aşır’da yada her hatim’de nasıl olup ta içinde ‘Savm, Salat’ geçen ayetlerde Oruç’tan ve Namaz’dan bahsedildiğini anlayıverdiğimizi başka türlü izah edemiyorum.

Ve bundan dolayıdır ki; tıpkı nasıl olup ta İbrahim’in Milletinden olduğumuzu, onun milletinden olmakla nasıl ayrılıp belirlendiğimizi ve böylece aslında Millet olmak deyince neyi kastettiğimizi çok daha iyi anladığım dönem ile, memleketimizde ezan’ın ve namaz’ın şu dilde, bu dilde yada öteki dilde olup olmayacağının konuşulduğu bir zamanda, bir yabancı beldenin bir büyük şehrinde, camdan ve betondan bulvarları aşarak gelen ‘…Hayyalel Salah, Hayyalel Felah…’ çağrısına beyaz, sarı kara derilerimizle aynı tarafa yönelerek ve aynı yöne giden insanların arasına karışıp kaynaşarak cevap verdiğim dönemdeki birebir bilgi ve görgümün de ancak ve ancak böylesi bir cihanşumul geleneğin ürünü olabileceğini eklemek istiyorum…

‘…Come to Prayer, Come to Salvation…’ denilseydi mesela ve ben bu yabancı cümlenin ‘…Hayyalel Salah, Hayyalel Felah…’ demekle aynı şey olduğunu bilemeyebilseydim, Beyaz, Sarı, Kara ve Kızıl derilerilerimizle karışıp kaynaşarak aynı yöne yürüdüğümüz onca Müslüman’dan birileri yada sadece bir tek’i bile bilmeseydi mesela…

Ve ben orada o bir tek Müslümanla bile olsa karışıp kaynaşamasaydım…

Hani gelenek nedir diye sorulurda konuşulur ya bol bol; bence işte budur gelenek…

‘…Come to Prayer , Come to Salvation…’ deyince de bilmek ve anlamak gerekir belki, belki iyide olur, ama işte bunu bilmese de, bilemese de; Allah’ın geniş arzında, hangi beldede olursa olsun, İbrahim’in Milletinden olan herkesin ‘…Salah’ a ve Felah’a …’ çağıran o sadayı duyunca nereye gideceğini bilerek, oraya yürümesi ve oraya yürüyen beyaz, sarı kara derili kardeşleriyle karışıp kaynaşabilmesidir gelenek…

‘…Hayyalel Salah, Hayyalel Felah…’gelenektir işte…Kutlu, Büyük ve Sınırsız…

……………//………………

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Her gece uyumadan önce

Her gece uyumadan önce babaannem bildiği tüm duaları okuturdu bize.Kafkas göçmeni olan babaannemin yarım türkçesiyle öğrettiği surelerin ve duaların asıllarını öğrendikten sonra hep gülümseyerek hatırlarım öğretilerini.Ama yinede özlerim o saf,masum,samimi anları...Hiç bir mezarlıktan fatihasız geçemeyişimizi... Bana o günleri anımsattınız.Katışıksız dualarımızı...