renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Çöpçü Baba

Çöpçü Baba

Şehrimizin, yaşayan en temiz evliyasıdır Çöpçü baba. Böylesine kesin bir yargı içeren cümle ile söze başlamış olmam size garip gelmesin. Emin olun kendimce geçerli sebeplerim mevcuttur. Sebeplerim güçlü, kalemim ise zayıf. Bu sebeple bildiklerim tam anlattıklarım noksan olacaktır. Ayrıca bilesiniz ki bir menkıbe yazarı da değilim. Bu yüzden Çöpçü Baba'yı size tanıtır, anlatırken çok başarılı olamayabilirim. Ve siz de kabul edersiniz ki, şayet müridi değil iseniz, yaşayan bir evliyanın anlatılması pek olağan, pek rastlanır bir durum değil. Sıradan insanların badem gözlü evliyalara dönüşmesi genellikle ölümlerinden sonra vuku bulur. Halkımızın imece tahayyülünün ve söyleme kudretinin nelere kadir olduğunu bilenler bilir. Kaideleşmemiş istisnalar da elbet mevcut. Öte yandan yaşadığımız enformasyon çağında pek çok fotokopi mürit efendisini evliyalaştırabilmek için mevkuteler hazırlayıp, hikayeler düzdürmektedir. Boşuna denmemiştir “şeyh uçmaz mürit uçurur” diye. Oysa ben Çöpçü Baba'nın ne müridiyim ne de yakını. Hatta onun bir müridinin bile olduğunu sanmıyorum. Kim tahammül edebilir ki bu kadar üstü başı çöp kokan bir evliyaya?

İnsan balık misali her gün yaşadığını idrakten aciz bir varlık. Hani o balıklar denizde yaşayıp suyun ne olduğu hakkında bir şey bilmezler ya, sen de ey okuyucu her gün şehrinizi temizleyen Çöpçü Baba’dan gafil yaşayıp durmaktasın. Sana anlatacaklarımdan sonra umarım gözünü dört açar, yaşadığımız bu evreni kim temizletiyor, kim kirletiyor idrak edersin. Neticede belki bir gün bir çöp konteynırının başında Çöpçü Baba'ya rastladığında gafil davranmaz gidip ellerinden öper, duasını alırsın. Sakın seni suçladığımı sanma ey kari ben de oğlum idrakimi bileyene kadar Çöpçü Baba'yı fark edebilmiş /görebilmiş değildim. Görmek için göz gerekli, göz için de ışık (nur) gerekli. Görmenizi sağlayabilmek için illa psikolojik testlerde kullanılan resimleri size gösterip genç kadının içine gizlenmiş, çirkin acuzeleri mi göstermeli? Elbette ki görene! Yoksa köre ne!

Sanırım çoğunuz hatırlayacaktır, meşhur Küçük Prens kitabında Saint –Exupery ormanda avını yutmakta olan bir boa yılanı resmi gördükten sonra, fil yutmuş bir boa yılanı resmi çizip sonra büyüklere yaptığı resmi gösterir. Kitabın sonuna geldiğinizde büyüklerin şapka sanıp korkmadıkları resim bir ruh ayıracı haline dönüşüp, okuyucunu algılama frekanslarını değiştirir. Kitabı okuyan kişiler bir süre boyunca, her şapkanın altında fil aramaya başlar. Hayatta bu tarz deneyimler hep olmuştur. Mesela ben her gördüğüm siyah baş örtülü üniversiteli kızı küçük pren(ses) zannedip, şapkamın altında kımıltısız duran, her defasında çölün ortasına uçağımı bodoslama bindiren bir kişiyim. Öyle ki kızlara gösterdiğim boa yılanı resimlerinin Origami sanatına katkısı büyük olmuştur. Bu yüzden dedemin sakallarını gizli , gizli kesmeyi bile göze alıp sonunda bütün şüphelerinden arındım. Boa yılanı diye bir şey yoktur , tıpkı Süpermen gibi , Disneyland tarafından uydurulmuştur. Müsterih olunuz, şerbetliyim. Kimsenin yılanına ya da filine kış demem. Hiç bir harikuladeliği görmeksizin, hayatımda olağan üstü hiçbir şey olmaksızın , evden işe, işten eve... Ancak akşamları sorumlu aile babası olarak oğlumla vakit geçiririz. Bu vakit geçirmelerimizin içinde bir de önemli bir ritüelimiz var. Sokağımızdan çöp arabası geldiğinde oğlumla beraber cama koşup çöp arabasını seyrederiz. Bu seremoni ilk olarak nasıl başladı hatırlamıyorum ama, oğlum bir gün bile bu ritüeli aksatmama izin vermez. Tosuncuk çöp kamyonunun sesini duyar duymaz bana seslenir, ben de oğlumu kucağıma alırım, cama dayanır, birlikte çöpçüleri seyrederiz.

Oğlum konu komşunun rutin “Büyüyünce ne olacaksın evladım?” sorularına mütemadiyen çöpçü olacağım cevabını vermesi üzerine bu gece ritüelini sonlandırmak istedim. Evet önceleri “çöpçü olacağım” cevabı herkese komik geliyordu. Ben de zeki, esprili, cin gibi bir oğla sahip olduğum için gizli gizli böbürleniyordum. Fakat günler geçtikçe bu cevap can sıkıcı olmaya başlamıştı. İnsanlar artık beni kınıyor , eşim durumdan endişe ediyordu , modelleme kuramı falan işte…
Sorumluluk sahibi bir baba olarak oğlumu karşıma alıp konuşmaya başladım.

-Büyüyünce ne olacaksın?
-Çöpçü
-Neden?
-Kamyonları var ve her yeri temizliyorlar.
-Ama kendileri kirleniyor!
-Hepsi değil.
-Ama çok para kazanamazsın!
-Zaten onların her şeyi var.
-Pis ama onlar!
-Hayır değil, annem senin ceketini çöpe atmıştı pis değildi, benim tekerleği kırılan arabam da pis değildi. Ama siz çöpe attınız. Ben oyunda patlak tekerlekli araba gerektiği için onu kırmıştım.

İkna etmek zordu, zamana bırakmak daha akıllıcaydı. Daha da akıllıca olanı çöpçülerden yardım almak olabilirdi. Bu düşünce ile bir gece çöp kamyonuna yanaşıp, çöpçülerden birisine seslendim.

-Birader bakar mısın ?
Bakmadı.
-Hemşerim!
Ses yok.
Arkadan yanaşıp omzuna dokundum, döndü gözlerinin kenarından yanaklarına doğru süzülen göz yaşlarını gördüm.
-Yetişemedik, dedi.

Gayri meşru bir cenin artığını göbeğinin üstünde tutmuş ayet ayet okuyordu. Şehrin bağırsaklarında gezen oydu ve şayet şairin söylediğinde* hakikat varsa mutlu olmalı idi. Şehrin bütün kirlerini heybesine doldurup yürürken yüzünü seyrettim mutlu değildi. Hüzünlü de değildi, hiçbir şey değildi.

Eve çıktım ve oğlumun alnından öptüm. Sanırım oğlum benden çok daha önce Çöpçü Baba'yı fark etmişti. Fark etmiş ancak fark ettirememişti. O geceden sonra biz her gece çöp arabasını beklemeye devam ettik. Görünüşte homurtulu çöp kamyonunu ve kamyona çöpü yükleyen çöpçüleri seyrediyorduk, ancak bildiğim bir şey vardı ki çöp bidonları aslında ayna idi ve o aynaya bakıp kendimizi gerçekten görebilirdik.

Çöpçü babayı ilk fark ettiğimin ertesi günü heyecanla komşumuz, mahallemizin bakkalı Hacı Hasan amcaya koştum. Ben heyecanla Çöpçü Baba'dan bahsederken o kola şişelerini raflara dizmeye devam etti. Söylediklerim hiç ilgisini çekmemişti, oysa temiz bir evliya arayışında olduğunu biliyordum. Son şeyhi Hacı A… efendi kendisine şiş sapladığında canını biraz acıtmış ve bir miktar da gövdesinden kan çıkmasına sebebiyet vermişti. O güne değin şeyhinin yaşayan en büyük evliya olduğuna inanıp her gördüğünü tekkeye çağıran Hacı Hasan amcanın şeyhine itikadı sarsılmıştı. Tekkeye devam etmekle birlikte gizliden gizliye sadece şeyh olmayan bir evliya aramaya başlamıştı. Bu sebeple kendisinin iştiyakla beni dinleyeceğini ummuştum. Hasan amca kuşkulu gözlerle bana bakıp:

-Sen bu mübareğin herhangi bir kerametini gördün mü? diye sordu.
-Kendisi ile konuşulunca bir arınmışlık duygusuna kapıldığımı, kötü duygularımın silinmiş olduğunu hissettiğimi söyledim.
-Yaa diyip işine devam etti.
-Benim kötü duygularım yok ki silinsin, şeytanın vesvesesidir, geçer.

Başka ne anlatabilirdim bilmiyorum. Bu kadar pisliği temizlemeye gönüllü olması yeterince büyük bir erdem değil miydi ki? Siz bir çöpünüzü attığınızda ondan tamamen kurtulduğunuzu düşünür rahatlarsınız. Oysa o çöp yok edilmemiş sadece uzaklaştırılmıştır. Çöpünüzü binlerce yılda toprağa karışmayan plastik bir poşete doldurup, metal bir çöp konteynırına atmakla onu yok edemezsiniz. Bunun böyle olmayacağını şehrimizde vuku bulan bir çöplük patlaması ile anlamış olmamız icap ederdi. Şehrin yöneticileri çöplüğü şehrin dışına çıkartarak sorunu çözdüklerini düşünmüşlerdi. Böyle olmadığını çöplerin bize olmasa bile mutlaka başka bir insana / canlıya zarar verebileceğini ve belki de kendi öz çocuğumuza zarar verebileceğini sonraları bizzat Çöpçü Baba'nın ağzından işittim. “Allah-u Teala hiçbir şeyi çöp olarak yaratmamıştır, yaratılmış her şey zikirle yaşamaya devam eder, oysa çöpler sadece acıyla inler” demişti. Acı çeken her yaratılmışın intikam için bileneceği aşikardır. Bu yüzden Çöpçü Baba topladığı çöpleri atmıyor onları değerlendiriyordu. Atılmış bir karton kutudan yavru kedilere ev yapıyor, yiyecek atıklarını teker, teker ayırıp kimini kuşlara, kimini kedilere, kimini köpeklere pay ediyor, aklınıza gelmeyecek nice tuhaf eşya varsa onları da ibret alınsın diye kuracağı tuhaf atıklar müzesi için ayırıyordu. Kullanılabilecek evsaftaki çöplerden muhtaçlar için çareler üretiyor kullanılamayacak olan poşet vb. şeyleri ise yeniden kullanım için eriten fabrikalara satıyordu. Atılmış anılardan ibretamiz hikayeler yapmakta pek bir mahirdi Çöpçü Baba. Atılmış günahlardan beyaz kanatlı güvercin, hınçlardan zeytin dalı, hırslardan gözyaşı yapar cebinde taşırdı. Hiç bir şeyin israf edilmesine razı olmaz, kirli kalmasını istemezdi. Esasen kirli bir şey yoktur derdi ama ne demek istediğini anlayamazdım.

Çöpçü Baba'dan birkaç yerde bahsetti isem de umduğum iştiyakı göremeyince ondan bahsetmekten vazgeçtim. Belki de konuşarak anlatmada yeterli değildim. Bu yüzden gördüklerimi bir cam şişeye koyup, şişenin ağzını anılarımdan oluşan mantar tıpa ile tıkayıp yazının denizine bırakıyorum. Aşağıda ifade edeceğim sözler bu kabildendir ve şişenin ağzı mühürlenmiştir.

Hacı Hasan amcanın ilgisiz tavrından sonra yaşadığım şaşkınlık bir şüpheye dönüştü ve birkaç kişi ile daha sırrımı paylaşmak istedim. Kendilerine konuyu açtığım şeyh ve evliya hususunda uzman olan mutasavvıf dostlarım, böylesine sıradan bir adamın evliya olamayacağı kanaatlerini belirttiler. Silsilenin önemini anlattılar. Bu tarik meselesidir, bir mürşit mutlaka bir başka mürşitten feyiz almalıdır diyip, silsilesi sağlam kendi mürşitlerini adres gösterdiler. Adres gösterdikleri kimselerin pek çoğu evliyalığı babadan devir esaslı şeyh efendilerdi. Babadan oğla mesleklerin bile geçmediği günümüzde babadan oğla evliyalık sürüp gitmekte idi.

Mantığının kuvvetine, bilgisinin derinliğine itimat ettiğim bir arkadaşım; İslam dininin akıl ve mantıktan uzaklaştırılıp bir takım mistik unsurlara hapsedilmesi sonucu İslam dünyası atalet içinde kalmış ve batı dünyası karşısında gerilemiştir diyordu. Mesela Kuran'da geçen "Allah dostu- Evliyaullah" kavramının etrafında oluşan hurafelerden, uçan kaçan kişilerden bahsedip, evliyaullahın ne olup ne olamayacağını anlattığında, ben de ona Çöpçü Baba'dan bahsedip, böyle bir kişinin evliya olup olamayacağını sordum. Tağuta karşı mücadele edip etmediğini, İslami harekette görev alıp almadığını sordu. Miting meydanlarında görmemiştim kendisini. Evliya için ölçü arıyorsan dedi; Hz. Ebubekir, Ömer, Ali, Osman ve diğer öncü sahabelere bak, ilim ve takvada ileri oldukları gibi toplumda da öncü idiler. Yani Evliya arayacak isek liderlik vasfı olan kişiler içinde aramalı idik. Bu görüşün bir benzerini de bir iftar davetinde dinledim.

Bir gün davet edildiğim şatafatlı iftar sofrası sonrası kahvelerimizi yudumlarken evliyaullahtan konu açıldı. Belediye başkan yardımcımız günümüzde yaşanan küresel kirlilikten bahsedip bazı evliyaların yüzü suyu hürmetine yaşadığımızdan bahsedince, onun da Çöpçü Baba'dan haberdar olduğuna kanaat getirip:

-Evet, bu tarz veli insanlar mevcuttur, dedim.

Var ise böyle bildiğiniz mübarek kişiler gidip intisap edelim deyince "temizlik işlerinde çalışan bir çalışanınız evliyadır" deyip Çöpçü Baba'dan bahsettim. Başkan yardımcısı dalga geçip, geçmediğimi anlamak için uzun uzun yüzüme baktı, ciddi olduğuma kanaat getirince ne diyeceğine karar veremeyip:

-"Temizlik İşleri Daire Başkanlığımız'da bordrolu bir Çöpçü Evliyamız yoktur!" deyiverdi.
Gülmemek için dişlerini sıkanları rahatlatabilmek ve Başkan yardımcısını düştüğü sıkıntıdan kurtarmak için bordrolu yalakalardan birisi:
-Günümüzde evliya olsa idi muhterem belediye başkanının ya da başkan yardımcılarından birisinin olacağını, çünkü halka hizmet gibi ulvi bir görevi yerine getirdiklerini söyledi.

Tartışmak, ikna etmek imkansızdı o kadar makam sahibi, okumuş, kendini halka ve hakka hizmete adamış, gayretli kişi dururken bir temizlik işçisinin evliya olması elbette mantıksızdı.

Bu mantık öyle bir şey ki kim koynuna alsa itiraz etmez. Hiç aşık usandırmaz, naz yapmaz, gönül kırmaz bir dilberdir kendisi. Herkesin mantığı kendine diyip işin içinden çıkmam kolay olmadı, çünkü işin içine mantık girince sürekli doğuya doğru giden gemi bulunduğu noktaya değil istediği noktaya varıyordu. Mantık bütün yolların kendine koştuğu bir Roma olmalı idi.

Bana soracak olursanız, Çöpçü baba; Aşçı Yahya Baba, Bostancı Baba, Terzi Baba, Somuncu Baba, Nalıncı Baba gibi isimleri bildiğimiz ve bilemeyip sayamadığımız sıradan ve yaşarken şöhreti olmamış meslek erbabı evliya zincirinin son halkasıdır. Ölümünden sonra bu şehirde türbesi uzun yıllar halkı irşat etmeye devam edecektir. Belki de bir gün Büyükşehir Belediyesi Temizlik İşleri Daire Başkanlığı'nın önüne yahut meşhur bir parkın ortasına Çöpçü Baba'nın heykelini sevabına yahut hizmet maksadı ile dikebilir.

-Okunmuş mum 1 lira hanım abla.

***

Akla Karşı Tezler - III

En mutlu insanlar belki de
baca temizleyicileridir
öyle dar, öyle kara karanlık bir yerdedirler ki
yüreklerini geniş, dayanıklı
aydınlık tutmak zorundadırlar
buna yükümlü sayarlar kendilerini.
Baca temizleyicileri başkalarını sevmekle kalmaz
başkalarınca sevilirler aynı zamanda
çünkü herkesi düşünmeyecek kadar mutlu
herkes tarafından düşünülmeyecek kadar mutludurlar.

İsmet ÖZEL

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Ben intisab ediyorum

Dikkat edin sizde hocanızı uçurmak üzeresiniz Hamit bey. Bu tarz bir hoca bana uyar. Çünkü ben de temizlik işleriyle pek meşgulüm. Tabii bu tarikatta ilerlemenin yolu sadece kendi kirlettiğini temizlemek değil elbette.
Söyleyin bana kaç çöp tenekesi temizlenecek seher vakti. Kaç sigara paketi yolun ortasından alınacak. Kaç kadının attığı nimetleri görüp de sabır testine tabii tutulacak insan. Günde kaç defa ya sabır denilecek.
Hocaya bahsediniz. Namazında abdestinde bir hatun. Çöp temizlemekte de üstüne yok. Zamanında icap etmiş, buna benzer işler yapmış birisi. Belki gayret ederse bölge sorumlusu bile olabilir. Mahallenin kadınlarını camii temizliğine ikna etmeye çok çalışmış ancak becerememiş bir garip derviş dersiniz. Hocamıza hürmetler.
Allah yar ve yardımcımız olsun.

:) Dişçi Hatun

Valla sakine hanım Çöpçü Baba da, Konya civarında yaşayan Dişçi Hatun namında bir hatun kişiden bahsedip durur. Biz dahi kendisinden feyz alırız der. Hani bu taraflara kadar yorulmanıza hacet yoktur :)

Allah tüm müminlerin göğsünü genişletsin, zihnini berrak idarkini keskin eylesin. Selam ve hürmetle
"Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var "

Selam olsun Hakk'ın dostlarına!

Es-Selam

Bu güzel ve manidar yazınız için teşekkürlerimi sunuyorum Hamit abi, çok kıvrak ve ince bir üslûbunuz var, asıl anlamamız gereken saklı noktaları gözlerimizin önüne sermişsiniz kelimelerinizle, minnettarım.

Hiçbir şey göründüğü gibi değil ve her görünen ona anlam vereni anlatıyor, yeter ki gözlerimiz irfanın nuruyla nurlansın, kalplerimiz hikmet dolu vesilelerle açılsın.

Ya Rabbi, ilmimizi artır!

Bizi eşyanın hakikatine vâkıf olanlardan kıl!

Amin.

Selam ve muhabbetlerimle...

... Mutluluk anlamaktır, anlam aktır...

Eyvallah Üstad..

Ne de güzel hicvetmişsin hakikatleri.. ancak erbabı bilir kıymetini. Çok şey var üzerine söylenesi lakın anlayacak olan için zahmete ne hacet.

işin içi ve dışı

Yazıyı okuyunca bir hadis aklıma geldi. Tam metnini hatırlamıyorum, ama, ahir zamanda ümmetten bir topluluğun gerçek müminlerden olacağını, kalacağını ifade eden bir hadis, herkes okumuştur. Bazı arkadaşlarla bu hadisi, camia konusunu, üstünlük konusunu, ümmete fitne girdiğinde.. konusunu konuşurken bu hadiste ifade edilen topluluğun bir cemaat, tarikat, vakıf yapılanması şeklinde değil de farklı farklı yerlerde yaşayan birbirini tanıyan, tanımayan farklı insnalardan oluşan bir topluluk olduğu düşüncesine varmıştık. Bu da mantıklı gelmişti. Kendi cemaatini, vakfını kurtulmuş, öncü topluluk ilan edenler ya da etmese bile kendi hizmetini en önemli hizmet, çağın hizmeti diye konuşanlar, 72 topluluktan kurtulacak olan topluluğun kendi topluluğunun yolu olduğunu ima eden kişiler bir tarafa. Gerçek, derinlikli ve sahih olanı bağımsız bir şekilde düşünmeye başlayınca bazı şeyler daha netlik kazanıyor. Çöpçü Baba'nın olayında klasik, çok anlatılan menkıbe türünden bir taraf da var, bir de bir işle ilgili olmak, bir parçayla, başka çıkarlara ağlara hesap vermeyen bir parçayla ilgili olmak ve onu islami bir düzen içinde işlemek, yerine getirmek, ulaştırmak diye bir taraf var. Yani bu çöpçünün nasıl bir çöpçü olduğunu düşünürsek, onun son derece gerçek, açık, toplumsal, islami bir iş yaptığına karar veririz bence. Oyuna gelmeyen, bir sistemin oyununa gelmeyen bir iş, bir sistemin oyununu bozacak bir iş. Kendine ait bir parça, birim içinde başlangıç noktası ve ulaştığı nokta itibarıyla islamiliğini bozmayan bir iş, uğraş gibi. Ve salihler, kurtulmuşlar, Allah dostları topluluğu içinde yer alabilmek. Çöpçü Baba bu bakımdan kurtulmuş hatta evliya biri olabilir. İnsanların maneviyatının, kulluğunun büyüklüğüyle ilgili başkalarına fazla soru sormaya gerek var mı; bilmiyorum. Yani Çöpçü Baba'nın evliya olup olmadığını biz nereden bilelim ki, biz gördüğümüz ve hissettiğimiz bir şeye inanırız o kadar. Yok işte bir silsileden gelmesi gerekiyormuş, önderlik konumu olması gerekiyormuş, şu bu... Ben iç dünyaya ilişkin şeylerin konuşulmasını, insnalar arasında bir ölçüye vurulmasını doğru bulmuyorum. Birisinin samimiyeti hakkında konuşmak mesela, doğru değil gibi geliyor bana. İşi hakkında konuşmak yeter bizim için. Doğru değil, çünkü insanlar böyle şeyleri konuşulur kıldıkça, konuştukça sahiplenmeye de kalkıyorlar. Samimiyet, ihlas, maneviyat, velilik bu kelimeler hakkında toplumsal ilişkiler üzerinde getirdikleri yorumu bir süre sonra ölçü kabul ediyorlar. Bu da kendini kurtulmuşlardan, üstünlerden görme işine doğru gidiyor, adı böyle konmaz elbette ama böyle oluyor.
Çöpçü Baba evliya olabilir ya da olmayabilir; benim onunla ilgili hoşuma giden şey, bir keramet göstermemiş olması. Gösterseydi hoşuma gitmezdi anlamında söylemiyorum bunu -belki Hamit Akçay görmüştür hatta-, ama çöpçünün yaptığı ve koruduğu işin iç düzeni, ilişkisi bir ahlaka ve inanca işaret ediyor. Bu ahlakı, inanma biçimini konuşursak faydalı olabilir; onun evliya olup olmadığını konuşursak onu popülerleştirebiliriz. Allah korusun.

canı görmeye kimseye izin yoktur!

selam ve dua ile;

"bişnev ez ney çün hikayed mikoned
ez cudayiha şikayet mikoned

sine hahem şerha şerha ez firak
ta beguyem şerhi derdi iştiyak

her kisi ku dur maned ez aslı hoyiş
baz cuyed ruzkar vasl hoyiş

men beher cemiyet nalan şodem
cift hoşhalan o bedhalan şodem

her kisi ez zan hod şod yar men
ez derun men necest esrar men

sırr-ı men ez nale-i dur nist
lik çeşm o guşra an nur nist

ten ez can o can ez ten mestur nist
lik kis ra didecan destur nist"

celaleddin rumi

cemal çalık

deli veliler ya da veliler

hikayede belirtilen aslında bir harabat evliyasıdır.onun da ilim evliyasından farklı görevleri vardır.anlamak zor tabiki.haddim olmayarak, deli oldugunu sandiginız yada üstü başı kir pas içinde olan bir beşer gördügünüzde dikkat ediniz.çünkü yapmak istemediginiz davranışlarınızla onu üzebilirsiniz,kırabilirisiniz.

İslam Havas Dini mi?

Çöpçü baba hikayesi kapsamında yapılan yorumlar dikkat çekmek istediğim noktaların anlaşılmış olması bakımından sevindirici.Yorumları ile hikayenin farklı boyutlarına değinip, anlamın sınırları gözetleyen tüm dostlara müteşekkirim.

Ancak dikkat çekmek istediğim esas meselelerden birisi de islam'ın pek çokları tarafından havas dini olarak sunulması. Pek çok cemaat oluşumları, kurumlar, aydın zevata bağlanılan ümitler, zenginlere duyulan tazim vs, vs. Gariplerin dini bu günlerde belli mahfillere havale edilmiş görülüyor.

"Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var "

teşekkür

'İslamiyet garip olarak başlamıştır. Ve bir gün gelecek yine başladığı garip hale dönecektir. Bu yüzden garipler mübarektir'
Hz. Muhammed(s.a.v.)

Eyvallah Hamit Akçay.

"Cinayete tarafsız kalmak katilin tarafını tutmaktır"
/No Man's Land/

bir söz

Nedemiş Pir " her geceni kadir bil. her gördüğünü hızır bil."

üçler, yediler, kırklar ve velîler...

Allah'ın görevli çeşitli mahlukatı vardır; gerek ins, gerek cin, gerekse melek... evet, bu çöpçü baba da Allah'ın görevlendirdiği bir kul olabilir. görevi şudur, budur orası fazla önem arz etmiyor. çevremde çokça görürüm bu tip görevli kulları... kimi çöpleri karıştırır bulduğunu ihtiyaç sahiblerine verir, kimi yerden kağıt toplar velev ki üzerinde ayet hadis olsun... ya da anlatırlar ki "falanca yerdeki cihada katıldım geldim" der. ya da "otobüsün biri kaza yapıyordu onu tuttum yoldan çıkmasını engelledim..." ama hep Allahın izniyle... gönlünüz rahat olsun yani; bizim mahallede he-man ya da süpermen yok! Allah'ın izin ve bazı istidatlar verdiği görevlileri var.

mesela rahmetli ladikli ahmed ağa'yı konyalılar iyi bilir. hayatını anlatan hoş da bir kitabı vardır. o kadar sevilen, kerametleri zahir biri olmasına rağmen işin aslını bilmeden kendisine intisab etmek isteyenlere "bu işin erbabı istanbul'da mehmed zahid ve mahmud sami efendiler; bizim işimiz değil" diye geri çevirirmiş. haddini bilme hadisesi yani... her ilme herkes sahib olamıyor.

gerçek veliler için keramet göstermek zaten ar sayılır. mecbur olmadıkça keramette bulunmazlar. hatta keramet evliyanın hayız kanı gibidir, de diyen var. o bakımdan bu keramet işine fazla takmamak gerek.

osmanlı zamanında yaşamış bir şeyh-ül islam'ın yaptığı şu tarif aslında fazla kelam ettirmiyor bize; "Allah'ın kulu demek Allah'ın dini üzerine yaşayan demektir. Allah'ın dostu (velisi) ise Allah'ın dinine yardım eden kişidir." evet, kim ki Allah'ın dinine yardım ediyor o evliyadandır, velilerdendir. (bilgi için: - evliyalar demek çoğulu iki kerre çoğul yapmaktır ki yanlış bir kullanımdır. evliya velinin çoğuludur, veliler anlamındadır. ya evliya denir ya da veliler...) yine bediüzzamanın evliya tarifi vardır ki bilirsiniz büyük ihtimal; "bir genç Allah'ın farzlarını yapıyor haramlarından kaçınıyor bir de beş vakit namazını kılıyorsa o Allah dostudur" demiş, "niye bu zamanda eskisi kadar evliya yok" diyenlere cevab olarak.

bu zaviyeden hemen herkes evliyadan olabilir. her zaman hatırımda tutmaya çalıştığım şu muhteşem sözü tekrar yazayım buraya, "her geceni Kadir bil, her geleni Hızır bil!" çöpçü babalar, simitçi amcalar, işçi abiler, talebe kardeşler, bakanlar, belki başbakanlar...vs. herkes ama herkes evliyaullah'tan olabilir. bu yüzden kimseyi kırmamaya özen göstermeli.

yazının içinde ince bir dokundurma ile vurgu yapılan tarikat, silsile, babadan oğula şeyhlik konuları ise kötüye kullananların yanında iyileri de rencide ettiği için beni birazcık incitti. ama "bu da geçer ya Hû!"

velîlik önemli bir makamdır, dereceleri vardır. aynı zamanda arayanın bulması o makamdan gelecek onaya bağlı. yoksa arayan da bulamaz. ama velî olma yoluna gireyim diyorsan haramdan uzak dur, farzlara yaklaş bir de Allah'ın dinine malınla, canınla, neyin varsa artık onunla yardım et! (aslında kendine yardım et)

hamit kardeşime hususi muhabbetlerimle,

Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...