Ülke gündemine özellikle de siyasi gündeme ilişkin cemaat üyelerinin ilgisiz ve yorumsuz olduğunu görüyoruz. Acep nedendir? Lütfen bir bilen varsa bize de bildirsin.
Mollamız buna benzer bir şikayeti şurada dile getirmişti de o da yer edinememişti kendine. Sanırım o kadar "haber" bombardıma altında kalıyoruz ve hadiseler o kadar "bildik" ki kimse aynı şeyleri tekrar etmek istemiyor. Herkesten özür dileyerek ifade edeyim, "yalama" olduk. Gelen vurdu giden vurdu, gardımız düştü.
Şair ne güzel buyurmuş:
aslı paktan kemlik gelmez şek
katıra güvenme babası eşek
Ülke gündemi dediğimiz olay senaryo değil midir? Yoksa ben çok mu fazla Kurtlar Vadisi seyrettim?
Şimdi gündeme bakıyorum da Konsey kararlarını milletçe seyrediyoruz gibi geliyor bana...
Allah bilinçlenmemizi, ülke gündemi hakkında iddialı, eleştirel sözler söylememizi nasip etsin!
Burada gündem derken yanlış anlaşılmasın, suni gündemler kastedilmiyor elbette. Ya da gündem oluşturulma çabalarına alet olmak gibi bir şey değil kastedilen.
Ama gözün gördüğü, yaşanan gerçekler de var. Kurulan tuzaklar, gizli senaryolar, gizli örgütlenmeler, derin devlet icraatları var. Yüzlerce olayda bu tuzağa düşen, bu senaryolarda kurbanı oynayan bir toplum var. Bu toplum içinde bütün bu olan bitene sessiz kalan, duymazdan gelen ta ki kurt kapısına geldiğinde can havliyle bağıran koyunlar/sürüler var. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılar var.
Akla hayale gelmeyen hile ve desiselerle, örgütlü ve planlı bir şekilde yürütülen -yerli ve yabancı menşeli- dezenformasyon ve dejenerasyon faaliyetleriyle kimliğine, kültürüne, inancına, yabancılaştırılan insanlar arasında yaşıyoruz.
Bir de "ne söylesem boş, sesimi kim duyar, kim kulak verir, tek başına ben ne yapabilirim, neye gücüm yeterki", anlayışı var.
Daha fazla uzatmak istemiyorum ve sözlerime Ataol Behramoğlu'nun hal-i pürmelalimizi özetleyen TEK BAŞINALIK isimli şiiriyle son veriyorum.
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü biri
Ve hiçbirşey yapmamaya karar verdi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir öteki
Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir üçüncü
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü yüzbinler
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar
Ve tek başınaydılar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi
Tek başına olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldırıldılar...."
Kimimiz, gündeme dair meselelerle de ilgilenmeyi her nedense bayağılık addediyor.. kimi de benim gibi hadise arefesinde bir blog yazdığı halde.. 'nasıl olsa ilgi görmeyecek, birkaç gün bekleyince hadise soğuyacak ya da gelen absürd yorumlarla yorulduğumla kalacağım' deyu yazdığı bloğu dahi yayına sürmeyecek.
Haydi sizi kırmayıp bu güne dair birkaç kelam edeyim; hadise arefesinde, hadiseye değil gelen tepkilerin iğrenç ve maniplatif yanlarına dikkat çekmeye çalışmış ve asıl önemli olanın tepkiler olduğunu vurgulamıştım. Bu gün ise şunları söyleyebilirim. Bence dış mihraklar, içteki çeteleri kullanarak (onlar bunun farkında olmayabilir) AKP hükümetine balans ayarı yapıyor. İçerideki muhtelif azınlık unsurlar da buna dünden razı olduğu için mal bulmuş mağribiyi oynamak için pusuda bekliyorlar. ABD ve İsrail BOP projesinin idamesi hususunda Türkiye'den beklediklerini bulamamış ve muhtaç durumdalar, içerideki Kemalist ve pragmatist azınlıklığın gözlerinde ise hâlâ 28 Şubat'ın hayali var. Hükümeti gerek dış gerekse iç siyasi kulvarda zorlu günler bekliyor. Pekala bu aşamaya kadar alttan alma politikası güden hükümetin yapması gereken nedir? Ya geri adım atarak TC'yi makus tarihiyle başbaşa bırakmak ya da hükümet olmanın bedelini ödemeyi göze almak.
Bana sorulursa, sistem dışı hiç bir icraatinin bulunmadığını düşündüğüm hükümet için -tam da bu nedenle- inceldiği yerden kopsun demekten başka bir yol görünmemektedir. Yoksa bu ülke ilelebet dış güçlerin kuklası olarak kalacak ya da içinde barındırdığı dikta nüvelerle, fi tarihinin anomik düzeni Kemalizm'e bir daha yenik düşecektir.
kardeşim ne zaman ki bu ülkede bir şeyler yolunda gitmeye başlasın hemen sağda sola bombalar patlamaya başlıyor.Sonra bir kesim medya hep bir ağızdan o her seferinde kullandıkları aynı üslüp ve içerikleriyle böğürdükleri laiklik elden gidiyor..amanin şeriat geliyor..bittik sıra anıtkabirde.. gibisinden müslüman kesiminin sırtına vurulan alnına çalınan kara lekeyle hemen suçluyu daha mahkemeyi kurmadan ilan ediyorlar.tabi aradan zaman geçtikten sonra aslında olayın hiç de bir takım medyanın düşündüğü gibi çıkmadığı görülüyor...
yemezler gari bu oyunları..yemezler!!!
Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...
Bir Muhtereme yöneltiyorum bu soruları verilen cevaplar şunlar;
danıştaya yapılansaldırının asıl hedefi ne hükümetmi? ülke istikrarı mı?
x
bu tür eylemlerin tek bir amacı yoktur bir taşla bir kaç kuş vurulur
aynı zamanda gerekli yerlere mesaj gönderilmiş olur dünkü haberlerde ilginç bişey vardı dikkatini çekti mi
zeyl:
nedir?
x
başbakan şırnakta iken ısmarlama bir soru sor(dur)uldu "size suikast planlıyorlarmış" diye ve tüm haberlerde başbakanın cevabı
o da mesajını gönderiyor son 1-1,5 yıldır karşılıklı mesajlaşmalar var
bu sözlü de olabiliyor vukuatlarla da
zeyl:
kimden kime bu mesajlar?
x
orjin abd ancak menfaatlenen çok
zeyl:
bu tesbitlerini not alıyorum
x
daha somut tespitlerim de var
zeyl:
mesela
x
mesela mersin olayları ile danıştay olayı arasında verilmek istenen mesajda bir farklılık yok
hükümet orada krizi iyi yönetti ama danıştayda bunu yapamadı, hatırlarsan eğer mersindeki bayrak olayından sonra tüm ülkede mitingler yapıldı o zaman başbakan milletvekili ve valilere zamanında talimat vermemiş olsaydı ve mitingler devlet (hükümet) kontrolünün dışında gerçekleşmiş olsaydı çok kötü durumlar yaşanabilecekti
iyi manevraydı o zaman yapılan... sonrasındaki olayları da iyi yönettiler ama danıştay krizini iyi yönetemediler.. dedim ya bir taşla birkaç kuş vurulmak istenmiş hükümetin pili şemdinli de bitti..
zeyl:
ne olur peki 28 şubat özlemleri var ortada
x
28 şubatlar geride kaldı da asıl tehlike ab nin sekteye uğraması
yani bu memlekette bişey olacaksa özgürlükler adına bunu anacak ab bahanesi ve zorlamasıyla yapabiliriz ancak ab karşıtları güç kazanırsa süreç uzar,emre hocanın toplum sınıflandırmasını biliyorsundur ...toplumlar diyor
3 sınıftır
1- olumlu toplum
2 -olumsuz toplum
3 -ne olumlu ne olumsuz toplum
Biz 2.grubuz
zeyl;Sayın Kongarın fikriyatını kabul ediyorsunuz demek ki?(Cumhuriyet gazetesi kurucusu)
x
bu fikrini bilimsel buluyorum genel olarak fikirlerinde uyuşmayız
sana demiştim ben namazında niyazında bir sosyal demokratım
zeyl:
dönelim efendim sorumuza tekrar, hükümet çekilmeli mi?
x
hayır siyasette şu vardı; insiyatif her zaman sende olacak
yoksa kaybedersin.. dizginler elinde iken başkasına kaptırdı
başkalarına hatta..
danıştay olayında ben olsaydım eğer .Cenazeyi başkaları kapmadan hükümet ve akparti olarak ben kapardım ve tören benim kontrolümde yapılırdı başkasını (fırsatçıların ) değil darbenin nereden geldiğini hükümet çok iyi biliyor geliş noktasıyla uğraşmayacak ... ülkede onlara servis yapanları ortaya çıkarmak için özel ekipler kurmalı
evet akp+hükümet anıtkabire herkesten önce koşup planları bozacaktı..
Türkiye Türkiyesini arıyor
Ne garip ki hepimiz olanların ne manaya ve neye hizmet ettiğini bildiğimiz halde engelleyemiyoruz.Emniyet ve millet artık askerine güvenmiyor.Eline silahı alan sözde vatanı ve laikliği ve cumhuriyeti kurtarma telaşesinde ama amacın ne olduğunu gayet iyi biliyoruz.
Kim bilir sıradaki süpriz ne? Türkiyede hiçbir hadise kendiliğinden olmaz en azından bazıları kendi kendine gelişmesini beklemez mutlaka derin bir el müdahale eder...
Şemdinli olaylarından sonra eski bir istihbaratçı ...
HIRSIZ EVİN İÇİNDE.....demişdi..
Sanırım istihbaratçı bizim buralarda sıkça söylenen sözü demeye getirmiş :"Ev hırsızına köpek ürmez."
Bu sebepten olsa gerek çalınan onca şey geri gelmez gitti gider.
art niyetli bir elin varlığı değil.tarih,art niyetli ellerle bunlara karşı koyanların mücadelesidir zaten ama yazıkki bizim art niyetli ellere söyleyecek ne sözümüz nede gücümüz yok zannetmemiz,hem zihinsel hem bedensel çözülmüşlüğümüzdür.art niyetli bir el tarihin hangi döneminde olmadı ki?iblis ve yandaşlarının tuzakları ve buna mukabil Allahında bir tuzağının olduğu bilgisine sahibiz zaten;ama sorun bizlerin hangi operasyonun parçası olmaya hazır olduğumuza karar veremeyişliğimizdir ki bu kararsızlık insanı daima şeytanın adamı olmaya götürmüştür.
ben kimseden değilim diyorsak,bunun gerçek hayattaki karşılığı boş kümedir.varoluşunu anlamlandırmış her birey,bu savaşın hangi safında fiilen olacağına karar vermiş demektir.inanmak,mistik bir içlenme,hayal ve temenni etme hali değildir dostlar.inandığımızı iddia ettiklerimizi kuşanma ve hayata taşıma,hak ve batıl savaşının bir tarafı olarak hayatı tamamlama ve sonuç olarak heryapılanın ve yapılmayıp geride bırakılanın hesabını verme işidir.hernekadar ehli sünnet akaidi eylemin-amelin imanın bir cüzü olmadığı bilgisini(!)bize aktarmışsada;kuranın akaidinden bakılınca pek öyle olmayabileceği izleniminden ötesini edinmekteyiz..enam 158 (öncesinide siz okuyun)bunlar meleklerin kendilerine gelmesini veya Rabinin gelmesini veyahut Rabbinden bazı apaçık alametlerin gelmesinimi bekliyorlar?fakat Rabbinin alametleri belli olduktan sonra bir kimsenin iman etmesi ona bir fayda sağlamayacaktır;şayet daha önce iman etmemişse veya iman edipte(amelsiz)bir hayır kazanmamışsa.
EyNebi!de ki:bekleyin,bizde beklemekteyiz!Ankebut 1-3 Elif Lam Mim.insanlar:'biz iman ettik'demekle kurtulacaklarını ve hiçbir imtihandan geçirilmeyeceklerini mi sanıyorlar?halbuki onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. ALLAH, kimin doğru, kimin de yalancı olduğunu muhakkak ortaya çıkaracaktır.(devamını okuyun)
bu çerçeveden bakarsak eğer,abd-israil ve yerli işbirlikçileri,laik cunta vs.bizim imtihanımız oluyor.şimdi oturup edilgen bir çaresizlikle'biz ne yapabiliriz ki?'mi diyeceğiz,yoksa İbrahim olmayı göze alıp iman ettiğimizi iddia ettiklerimizi ispatamı girişeceğiz Rabbimiz katında bir özür beyan edebilmek için?nerden başlamalıyım sorusunun cevabı heryerdendir.kaçmak için yanlış sorulara yanlış cevaplar üretmek serbest ama hiçbirimiz unutmamalıyız ki bizim Rabbimiz kalplerin özünde olanı bilendir.doğru sorular sormakla başlayıp,bildiklerimizle amel ederek bilmediklerimizi öğrenmeyi umabiliriz Rabbimizden ve inanın yeniden meydan okuyabiliriz Rahmanın kulları olarak tüm şer tuzaklarına(komplolarına).mesele komplonun varolup olmadığı değil;bizim bunları altedip edemeyeceğimize ve Rabbimizin yardımına olan imanımızdır.
müslümanları seviyorum!zillete boyun eymeyeceklerini biliyorum;çünkü tarih boyunca bu böyle olmuştur.(Aaa!hani zillet?ben göremiyorum diyenler hariç.)bakara 243-245 ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanların durumunu düşündünmü?onlar binlerce idiler.Allah onlara:''ÖLÜN'' diye emretti ve sonra onları(zillete boyun eğmeyip ölümü göze alanları) tekrar diriltti.gerçekten Allah,insanlara karşı çok lütufkardır,ama çoğu insan şükretmez.EY MÜSLÜMANLAR!Allah yolunda savaşın.iyi bilinki Allah,herşeyi işiten ve herşeyi hakkıyla bilendir.Allahın kendisine kat be kat artırarak geri ödemesi için,sizden kim Allaha karz-ı hasen verir???eksiltmekte artırmakta(ekmeği bilgiyi sevgiyi hayatı evladı huzuru korkuyu teslimiyeti birliği kardeşliği...)Allahın elindedir.sonunda hepiniz dönüp O na gideceksiniz.'' Peygamber ölmüşse müminler birer birer gidiyorlarsa,yaşamanın ne önemi olabilir ALLAHIN KULU olmaktan başka?O da bize emrediyor:'ÖLÜN!'
gitti gidiyor peki nereye?
gidenin nereye gittiğini gelenin kime geldiğini bilmiyoruz.
bilmiyoruz bu yüzden derin olan herşeyden korkuyoruz derin sular,derin kuyular ,derin olaylar filan feşman...
ayrıca şu konuda hala tereddütlerim var:
A.Turan Alkan ın bir yazısında okumuştum ve çok beğenmiştim:''laiklik bu kadar zayıf bir müessese mi ki ...''diye devam eden cümle.
Böyle ince işler için fazla kafa yormamak gerekir.Eskiden ara sıra bir minare çalınırdı, onun da kılıfı hazırdı. Şimdi depo var. Orada saklanıyor. Derin depo. Girilmez yazar kapıda . Veya işi olmayan giremez.
Öncelikle şunu belirteyim pek yorum yapmayı sevmem
ama bu konuyu kendimce yorumlamak isterim.
Türk halkının artık bu meselelerle pek ilgilendiğini düşünmüyorum. Bu tür durumlar sadece üst tabaka versiyonu ilgilendirdiği için çokta önemli değil. Bence Türk halkının ilgilendiği konu iş ve aş yani karnının doyması. Bu olaylar Türkiyede değişik versiyonlarda devamlı ve sıkça olduğu için artık halk bu konulara pek önem vermiyor. Benim vermediğim gibi şunuda söyliyeyim A.B.D'nin AKP'yi gözden çıkardığını düşünüyorum. Gerçi seneryo ve komplo teorileri çok. Net olarak Türkiye'de hangi olay çözülmüş ki bu olay çözülecek. Ama gerçek şu ki Türkiye'de herşey çığırından çıkmış. Bizler hadi alıştıkta Allah gelecek nesillere kolaylık versin.
Allah ümmete birlik,birbirini anlama,tahammül ve tepeden bakmama nasip etsin. AMİN
Yorumlar
Acaba neden?
Paz, 04/06/2006 - 18:42 — Cemaat.comÜlke gündemine özellikle de siyasi gündeme ilişkin cemaat üyelerinin ilgisiz ve yorumsuz olduğunu görüyoruz. Acep nedendir? Lütfen bir bilen varsa bize de bildirsin.
Acep neden????
Mollamız buna benzer bir
Paz, 04/06/2006 - 20:09 — Halid AslanMollamız buna benzer bir şikayeti şurada dile getirmişti de o da yer edinememişti kendine. Sanırım o kadar "haber" bombardıma altında kalıyoruz ve hadiseler o kadar "bildik" ki kimse aynı şeyleri tekrar etmek istemiyor. Herkesten özür dileyerek ifade edeyim, "yalama" olduk. Gelen vurdu giden vurdu, gardımız düştü.
Şair ne güzel buyurmuş:
aslı paktan kemlik gelmez şek
katıra güvenme babası eşek
ülke gündemi derken?????
Pzt, 05/06/2006 - 01:10 — aysun yollardagezerÜlke gündemi dediğimiz olay senaryo değil midir? Yoksa ben çok mu fazla Kurtlar Vadisi seyrettim?
Şimdi gündeme bakıyorum da Konsey kararlarını milletçe seyrediyoruz gibi geliyor bana...
Allah bilinçlenmemizi, ülke gündemi hakkında iddialı, eleştirel sözler söylememizi nasip etsin!
Tek başınalık
Pzt, 05/06/2006 - 12:30 — Şadan ErcanBurada gündem derken yanlış anlaşılmasın, suni gündemler kastedilmiyor elbette. Ya da gündem oluşturulma çabalarına alet olmak gibi bir şey değil kastedilen.
Ama gözün gördüğü, yaşanan gerçekler de var. Kurulan tuzaklar, gizli senaryolar, gizli örgütlenmeler, derin devlet icraatları var. Yüzlerce olayda bu tuzağa düşen, bu senaryolarda kurbanı oynayan bir toplum var. Bu toplum içinde bütün bu olan bitene sessiz kalan, duymazdan gelen ta ki kurt kapısına geldiğinde can havliyle bağıran koyunlar/sürüler var. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasıncılar var.
Akla hayale gelmeyen hile ve desiselerle, örgütlü ve planlı bir şekilde yürütülen -yerli ve yabancı menşeli- dezenformasyon ve dejenerasyon faaliyetleriyle kimliğine, kültürüne, inancına, yabancılaştırılan insanlar arasında yaşıyoruz.
Bir de "ne söylesem boş, sesimi kim duyar, kim kulak verir, tek başına ben ne yapabilirim, neye gücüm yeterki", anlayışı var.
Daha fazla uzatmak istemiyorum ve sözlerime Ataol Behramoğlu'nun hal-i pürmelalimizi özetleyen TEK BAŞINALIK isimli şiiriyle son veriyorum.
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü biri
Ve hiçbirşey yapmamaya karar verdi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir öteki
Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir üçüncü
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü yüzbinler
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler
Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar
Ve tek başınaydılar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi
Tek başına olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldırıldılar...."
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
Kimimiz, gündeme dair
Pzt, 05/06/2006 - 21:11 — Selim SevkiogluKimimiz, gündeme dair meselelerle de ilgilenmeyi her nedense bayağılık addediyor.. kimi de benim gibi hadise arefesinde bir blog yazdığı halde.. 'nasıl olsa ilgi görmeyecek, birkaç gün bekleyince hadise soğuyacak ya da gelen absürd yorumlarla yorulduğumla kalacağım' deyu yazdığı bloğu dahi yayına sürmeyecek.
Haydi sizi kırmayıp bu güne dair birkaç kelam edeyim; hadise arefesinde, hadiseye değil gelen tepkilerin iğrenç ve maniplatif yanlarına dikkat çekmeye çalışmış ve asıl önemli olanın tepkiler olduğunu vurgulamıştım. Bu gün ise şunları söyleyebilirim. Bence dış mihraklar, içteki çeteleri kullanarak (onlar bunun farkında olmayabilir) AKP hükümetine balans ayarı yapıyor. İçerideki muhtelif azınlık unsurlar da buna dünden razı olduğu için mal bulmuş mağribiyi oynamak için pusuda bekliyorlar. ABD ve İsrail BOP projesinin idamesi hususunda Türkiye'den beklediklerini bulamamış ve muhtaç durumdalar, içerideki Kemalist ve pragmatist azınlıklığın gözlerinde ise hâlâ 28 Şubat'ın hayali var. Hükümeti gerek dış gerekse iç siyasi kulvarda zorlu günler bekliyor. Pekala bu aşamaya kadar alttan alma politikası güden hükümetin yapması gereken nedir? Ya geri adım atarak TC'yi makus tarihiyle başbaşa bırakmak ya da hükümet olmanın bedelini ödemeyi göze almak.
Bana sorulursa, sistem dışı hiç bir icraatinin bulunmadığını düşündüğüm hükümet için -tam da bu nedenle- inceldiği yerden kopsun demekten başka bir yol görünmemektedir. Yoksa bu ülke ilelebet dış güçlerin kuklası olarak kalacak ya da içinde barındırdığı dikta nüvelerle, fi tarihinin anomik düzeni Kemalizm'e bir daha yenik düşecektir.
yemezler gari bu oyunları..yemezler!!!
Pzt, 05/06/2006 - 17:58 — O. Deniz Yemenlikardeşim ne zaman ki bu ülkede bir şeyler yolunda gitmeye başlasın hemen sağda sola bombalar patlamaya başlıyor.Sonra bir kesim medya hep bir ağızdan o her seferinde kullandıkları aynı üslüp ve içerikleriyle böğürdükleri laiklik elden gidiyor..amanin şeriat geliyor..bittik sıra anıtkabirde.. gibisinden müslüman kesiminin sırtına vurulan alnına çalınan kara lekeyle hemen suçluyu daha mahkemeyi kurmadan ilan ediyorlar.tabi aradan zaman geçtikten sonra aslında olayın hiç de bir takım medyanın düşündüğü gibi çıkmadığı görülüyor...
yemezler gari bu oyunları..yemezler!!!
Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...
soru-cevap bir hasbihal
Salı, 06/06/2006 - 03:17 — Filiznur AtalanBir Muhtereme yöneltiyorum bu soruları verilen cevaplar şunlar;
danıştaya yapılansaldırının asıl hedefi ne hükümetmi? ülke istikrarı mı?
x
bu tür eylemlerin tek bir amacı yoktur bir taşla bir kaç kuş vurulur
aynı zamanda gerekli yerlere mesaj gönderilmiş olur dünkü haberlerde ilginç bişey vardı dikkatini çekti mi
zeyl:
nedir?
x
başbakan şırnakta iken ısmarlama bir soru sor(dur)uldu "size suikast planlıyorlarmış" diye ve tüm haberlerde başbakanın cevabı
o da mesajını gönderiyor son 1-1,5 yıldır karşılıklı mesajlaşmalar var
bu sözlü de olabiliyor vukuatlarla da
zeyl:
kimden kime bu mesajlar?
x
orjin abd ancak menfaatlenen çok
zeyl:
bu tesbitlerini not alıyorum
x
daha somut tespitlerim de var
zeyl:
mesela
x
mesela mersin olayları ile danıştay olayı arasında verilmek istenen mesajda bir farklılık yok
hükümet orada krizi iyi yönetti ama danıştayda bunu yapamadı, hatırlarsan eğer mersindeki bayrak olayından sonra tüm ülkede mitingler yapıldı o zaman başbakan milletvekili ve valilere zamanında talimat vermemiş olsaydı ve mitingler devlet (hükümet) kontrolünün dışında gerçekleşmiş olsaydı çok kötü durumlar yaşanabilecekti
iyi manevraydı o zaman yapılan... sonrasındaki olayları da iyi yönettiler ama danıştay krizini iyi yönetemediler.. dedim ya bir taşla birkaç kuş vurulmak istenmiş hükümetin pili şemdinli de bitti..
zeyl:
ne olur peki 28 şubat özlemleri var ortada
x
28 şubatlar geride kaldı da asıl tehlike ab nin sekteye uğraması
yani bu memlekette bişey olacaksa özgürlükler adına bunu anacak ab bahanesi ve zorlamasıyla yapabiliriz ancak ab karşıtları güç kazanırsa süreç uzar,emre hocanın toplum sınıflandırmasını biliyorsundur ...toplumlar diyor
3 sınıftır
1- olumlu toplum
2 -olumsuz toplum
3 -ne olumlu ne olumsuz toplum
Biz 2.grubuz
zeyl;Sayın Kongarın fikriyatını kabul ediyorsunuz demek ki?(Cumhuriyet gazetesi kurucusu)
x
bu fikrini bilimsel buluyorum genel olarak fikirlerinde uyuşmayız
sana demiştim ben namazında niyazında bir sosyal demokratım
zeyl:
dönelim efendim sorumuza tekrar, hükümet çekilmeli mi?
x
hayır siyasette şu vardı; insiyatif her zaman sende olacak
yoksa kaybedersin.. dizginler elinde iken başkasına kaptırdı
başkalarına hatta..
danıştay olayında ben olsaydım eğer .Cenazeyi başkaları kapmadan hükümet ve akparti olarak ben kapardım ve tören benim kontrolümde yapılırdı başkasını (fırsatçıların ) değil darbenin nereden geldiğini hükümet çok iyi biliyor geliş noktasıyla uğraşmayacak ... ülkede onlara servis yapanları ortaya çıkarmak için özel ekipler kurmalı
evet akp+hükümet anıtkabire herkesten önce koşup planları bozacaktı..
X=Ülkesini seven biri
AKP-Laik Cuntacılar-Karşı Devrimciler
Cum, 09/06/2006 - 00:28 — Ömer ŞahinTürkiye Türkiyesini arıyor
Ne garip ki hepimiz olanların ne manaya ve neye hizmet ettiğini bildiğimiz halde engelleyemiyoruz.Emniyet ve millet artık askerine güvenmiyor.Eline silahı alan sözde vatanı ve laikliği ve cumhuriyeti kurtarma telaşesinde ama amacın ne olduğunu gayet iyi biliyoruz.
Kim bilir sıradaki süpriz ne? Türkiyede hiçbir hadise kendiliğinden olmaz en azından bazıları kendi kendine gelişmesini beklemez mutlaka derin bir el müdahale eder...
Şemdinli olaylarından sonra eski bir istihbaratçı ...
HIRSIZ EVİN İÇİNDE.....demişdi..
Ev hırsızına köpek ürmez
Cum, 09/06/2006 - 13:33 — Sakine AkçaSanırım istihbaratçı bizim buralarda sıkça söylenen sözü demeye getirmiş :"Ev hırsızına köpek ürmez."
Bu sebepten olsa gerek çalınan onca şey geri gelmez gitti gider.
acıklı olan
Cum, 09/06/2006 - 15:31 — rüştü hacıoğluart niyetli bir elin varlığı değil.tarih,art niyetli ellerle bunlara karşı koyanların mücadelesidir zaten ama yazıkki bizim art niyetli ellere söyleyecek ne sözümüz nede gücümüz yok zannetmemiz,hem zihinsel hem bedensel çözülmüşlüğümüzdür.art niyetli bir el tarihin hangi döneminde olmadı ki?iblis ve yandaşlarının tuzakları ve buna mukabil Allahında bir tuzağının olduğu bilgisine sahibiz zaten;ama sorun bizlerin hangi operasyonun parçası olmaya hazır olduğumuza karar veremeyişliğimizdir ki bu kararsızlık insanı daima şeytanın adamı olmaya götürmüştür.
ben kimseden değilim diyorsak,bunun gerçek hayattaki karşılığı boş kümedir.varoluşunu anlamlandırmış her birey,bu savaşın hangi safında fiilen olacağına karar vermiş demektir.inanmak,mistik bir içlenme,hayal ve temenni etme hali değildir dostlar.inandığımızı iddia ettiklerimizi kuşanma ve hayata taşıma,hak ve batıl savaşının bir tarafı olarak hayatı tamamlama ve sonuç olarak heryapılanın ve yapılmayıp geride bırakılanın hesabını verme işidir.hernekadar ehli sünnet akaidi eylemin-amelin imanın bir cüzü olmadığı bilgisini(!)bize aktarmışsada;kuranın akaidinden bakılınca pek öyle olmayabileceği izleniminden ötesini edinmekteyiz..enam 158 (öncesinide siz okuyun)bunlar meleklerin kendilerine gelmesini veya Rabinin gelmesini veyahut Rabbinden bazı apaçık alametlerin gelmesinimi bekliyorlar?fakat Rabbinin alametleri belli olduktan sonra bir kimsenin iman etmesi ona bir fayda sağlamayacaktır;şayet daha önce iman etmemişse veya iman edipte(amelsiz)bir hayır kazanmamışsa.
EyNebi!de ki:bekleyin,bizde beklemekteyiz!Ankebut 1-3 Elif Lam Mim.insanlar:'biz iman ettik'demekle kurtulacaklarını ve hiçbir imtihandan geçirilmeyeceklerini mi sanıyorlar?halbuki onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. ALLAH, kimin doğru, kimin de yalancı olduğunu muhakkak ortaya çıkaracaktır.(devamını okuyun)
bu çerçeveden bakarsak eğer,abd-israil ve yerli işbirlikçileri,laik cunta vs.bizim imtihanımız oluyor.şimdi oturup edilgen bir çaresizlikle'biz ne yapabiliriz ki?'mi diyeceğiz,yoksa İbrahim olmayı göze alıp iman ettiğimizi iddia ettiklerimizi ispatamı girişeceğiz Rabbimiz katında bir özür beyan edebilmek için?nerden başlamalıyım sorusunun cevabı heryerdendir.kaçmak için yanlış sorulara yanlış cevaplar üretmek serbest ama hiçbirimiz unutmamalıyız ki bizim Rabbimiz kalplerin özünde olanı bilendir.doğru sorular sormakla başlayıp,bildiklerimizle amel ederek bilmediklerimizi öğrenmeyi umabiliriz Rabbimizden ve inanın yeniden meydan okuyabiliriz Rahmanın kulları olarak tüm şer tuzaklarına(komplolarına).mesele komplonun varolup olmadığı değil;bizim bunları altedip edemeyeceğimize ve Rabbimizin yardımına olan imanımızdır.
müslümanları seviyorum!zillete boyun eymeyeceklerini biliyorum;çünkü tarih boyunca bu böyle olmuştur.(Aaa!hani zillet?ben göremiyorum diyenler hariç.)bakara 243-245 ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanların durumunu düşündünmü?onlar binlerce idiler.Allah onlara:''ÖLÜN'' diye emretti ve sonra onları(zillete boyun eğmeyip ölümü göze alanları) tekrar diriltti.gerçekten Allah,insanlara karşı çok lütufkardır,ama çoğu insan şükretmez.EY MÜSLÜMANLAR!Allah yolunda savaşın.iyi bilinki Allah,herşeyi işiten ve herşeyi hakkıyla bilendir.Allahın kendisine kat be kat artırarak geri ödemesi için,sizden kim Allaha karz-ı hasen verir???eksiltmekte artırmakta(ekmeği bilgiyi sevgiyi hayatı evladı huzuru korkuyu teslimiyeti birliği kardeşliği...)Allahın elindedir.sonunda hepiniz dönüp O na gideceksiniz.'' Peygamber ölmüşse müminler birer birer gidiyorlarsa,yaşamanın ne önemi olabilir ALLAHIN KULU olmaktan başka?O da bize emrediyor:'ÖLÜN!'
gitti gidiyor peki nereye?
Cum, 09/06/2006 - 13:50 — Elif Nur Diyergitti gidiyor peki nereye?
gidenin nereye gittiğini gelenin kime geldiğini bilmiyoruz.
bilmiyoruz bu yüzden derin olan herşeyden korkuyoruz derin sular,derin kuyular ,derin olaylar filan feşman...
ayrıca şu konuda hala tereddütlerim var:
A.Turan Alkan ın bir yazısında okumuştum ve çok beğenmiştim:''laiklik bu kadar zayıf bir müessese mi ki ...''diye devam eden cümle.
Çalınan minareler için depo var
Cum, 09/06/2006 - 14:54 — Sakine AkçaBöyle ince işler için fazla kafa yormamak gerekir.Eskiden ara sıra bir minare çalınırdı, onun da kılıfı hazırdı. Şimdi depo var. Orada saklanıyor. Derin depo. Girilmez yazar kapıda . Veya işi olmayan giremez.
derin minare depolarına gönderme ne güzel olmuş...
Cum, 09/06/2006 - 19:58 — Elif Nur Diyerderin minare kılıflarına ve depolarına yapılan yorumu çok beğendim elinize sağlık.çok muzipçe:)
yine aynı seneryo
Pzt, 12/06/2006 - 19:55 — mustafa çakmakÖncelikle şunu belirteyim pek yorum yapmayı sevmem
ama bu konuyu kendimce yorumlamak isterim.
Türk halkının artık bu meselelerle pek ilgilendiğini düşünmüyorum. Bu tür durumlar sadece üst tabaka versiyonu ilgilendirdiği için çokta önemli değil. Bence Türk halkının ilgilendiği konu iş ve aş yani karnının doyması. Bu olaylar Türkiyede değişik versiyonlarda devamlı ve sıkça olduğu için artık halk bu konulara pek önem vermiyor. Benim vermediğim gibi şunuda söyliyeyim A.B.D'nin AKP'yi gözden çıkardığını düşünüyorum. Gerçi seneryo ve komplo teorileri çok. Net olarak Türkiye'de hangi olay çözülmüş ki bu olay çözülecek. Ama gerçek şu ki Türkiye'de herşey çığırından çıkmış. Bizler hadi alıştıkta Allah gelecek nesillere kolaylık versin.
Allah ümmete birlik,birbirini anlama,tahammül ve tepeden bakmama nasip etsin. AMİN