renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Darbeli Sözler

Soluğu serviste alıyorum. Rüstem Ustanın yüzü güleç ve fakat bir o denli anlamlı:
-Darbeli bu Hüsnü kardeş, benden söylemesi, diyor kaşlarını çatıp.

En son darbeyi ne zaman yedim hatırlamıyorum sözün doğrusu. Başıma aldığım bi darbe vardı küçükken. Mahallenin zıpırlarıyla serçe avına çıktıydık. Hazirandı. Hava, kum kadar sıcaktı. Karşı taraftan gelen faili meçhul bi taşla kaşım açılmış, alnım yarılmıştı. Ben ağlayadurayım, arkadaşlar alaya almıştı.
Alınganlığımın membaı da bu olay olsa gerekti. Ha yazmayı unuttum. İkinci darbeyi Ayşin’den yediydim. Afet kızdı. Sokağa çıktı mıydı, cümle erkek peşinden koşardı. Babam sarı bi katlık aldıydı. Ne bileyim afet Ayşin, meğer benimle gönül eğlendirmiş. Aslında eğlendirmemiş de Jön Rıza’yı kıskandırmak istemiş. Benden büyüktü Rıza. Bi kızdı mı alayımız korkardı. Tırsaklığımdan bi hafta varmadım arnavut kaldırımlara.

Tuttu yine damarım. Ne zaman darbe lafını duysam ben böylesi darbelerime yanar dururum. Rüstem Usta koluma girip yazıhaneye sürüklüyor beni. Kendime geldiğimde katranlar önümde. İçişiyoruz bi süre.

Sükutu ben bozuyorum ilkin:
-Neresinden darbe almış?
Ardından o:
-Hangisini sayayım ki, motor müstesna…

-İyi de yürümez mi bu meret!
-Yemiş darbeyi.
-Yani?
-En fazla bi yıl.

Tam bu sırada matkap sesiyle uğulduyor içerisi. Duvarı delip geçtiğine göre bu da besbelli darbeli. Çaresiz susuşuyoruz.

Çatıyı aktardığını söylüyor bitince. Saçakların altına yağmurluk yaptıracakmış. Hayırlı olsun demek düşüyor hisseme. Arabayı süzüyoruz kuşbakışı. 94 model honda-civic. İçim gidiyor. Ne ki söyleyemiyorum bi türlü. Zira darbe üstüne darbe vuruyor hayallerime.

Masadaki gazete ilişiyor dangadak gözlerime. İki kişiyi darbeden kapkaççılar birini eks’lemiş, diğerini darba maruz bırakmışlar.

Ustanın çividî gözlerine bakarak mızmızlanıyorum:
-Rüstem abi, hiç mi umut yok?
Yapıştırıyor yüzüme cevabı:
-Yok be kardeşim, ne andaval herifsin yahu!
Beklenmedik bu çıkışa karşılık ben de çıkışıyorum elimde olmadan:
-Abi, İstanbul trafiğinde darbesiz araba var mı ki?
Sesi, iknadan öte itiraz havasında:
-İlla birileri seni darbeleyecek mi?

Darpsız, darbesiz geçen onca günden sonra kanıksamışım işte, ben napim. Tâ lise yıllarından bilirim. Kaşları kadar sesi de gür hocam, övüncüyle kıvancını kuşanıp darbımeseller anlatırdı bize. O konuştukça ağzımız bi karış açılır, o sustukça merakımız tavan yapardı.

Darbeleyenler ile darbelenenlerin ortak sahne aldığı şu tecimsel bezirganda, ustanın mübalağa derecesini aşan iğraklı imalarına hayranım. Sonuçta bilirkişi o. Neyi salık vermiş, neyi öngörmüşse naçar uyacağız.

Yine de son bir umutla kapatıyorum ses perdemi:
-Abi sen hiç darbe aldın mı?

Vay efendim sen misin soran; açtırdık ya bi kez kutuyu, kapatabilene aşkolsun!

Derbilerden önce on bıçaklı derbi kullandığını; darbı, kerrat cetvelinden aşırdığını; literatüre darbeli yaftasıyla ilişen araçları bi şekilde kotardığını, kendisi için en büyük darbenin para ve kadın olduğunu, bunun dışındaki her çeşit darbeye kulaklarını tıkadığını uzun uzadıya üstelik övüne böbürlene anlatıverdi bi nefeste.

Artık dinlemeye tahammülüm yok. Bi bahaneyle atıyorum kendimi dışarı. Ne o güzelim honda, ne de o dilbaz usta takılıyor peşime.

Minyatürist, nakkâş, müzehhip, şâir, devşirme, bir elinde beş hüner, o ermenî zâtın ağzımda üç asırlık türküsü:

Darbımesellerle eylersen amel,
Kırkların birine olursun bedel.

Güneş son darbesini indirmek üzere…
Balçıktan toprağa…

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Darbe-i Darb-ı Mesel

"küçük, muttarit, muhteriz darbeler
kafeslerde, camlarda pür ihtizâz"

demiş ya Tevfik Fikret yağmur için. "Ah eski günler!" diyesi geliyor insanın. Şimdilerde büyük darbelerden konuşuluyor. Darbeyi indirsem mi indirmesem mi diye birbirini sözlerle darp eden, darb-ı mesellerden habersiz insanlarla doldu etraf. Bir yağmur yağsa da şu mayıs sıkıntısı geçse.

İhtizâz, pür ihtizâz...

Valla güzel yazı

Bu sitede güzel olmuş diye yorum yazmak yavan kaçıyor ya ;insan yazmak için bir şey bulamayınca güzel olmuş demekten çekiniyor, imtina ediyor.Öteden biri kalkar der adama
-Yok mu fikrin de böyle yansımış zikrin kardeşim ?.İlk okul çocuklarının müsamere değerlendirmesi gibi "güzel olmuş " ta neyin nesi.
Darbenin ayak seslerini kulaklarımızda , emekliliği gelmiş generallerin nefeslerini ensemizde hissettiğimiz bu günlerde
Valla güzel olmuş bu yazı.Etkili , akıcı ,berrak,çarpıcı hadi Cemaate yakışır bir kelime ile nihayetlendirelim ; ironik olmuş.

Benim yorum da pek yavan

Benim yorum da pek yavan olacak ama...Valla billa çok güzel olmuş.Hem de çok çok güzel...Şu günlerde gerildikçe gerildik zaten.İyi geldi hani.Sıcak bir çorba gibi.Bir parça tebessüm ettirdi yüzümde.İlk defa darbe kelimesine karşı böyle bir tepki verdim.Teşekkürler.Kaleminize sağlık.

Selam ve dua ile....

Nereye denk gelirse,darbe...

Bismillah!
Bu topraklarda yaşayıp da darbelenmemek ne mümkün!Vuruyor,durmadan birileri,ha kaşımıza,ha gözümüze ha da nereye denk gelirse.Dumur oluyor zihinlerimiz,halsiz ve çaresiz bırakıyorlar bizleri.
Neyse ki kardeşlerim unutmaya da alışığız biz.Darbın izlerini de siliveriyoruz yenisine yer açmak için.

Darbesiz Yorum

Bu yazınız da güzelmiş Osman Hocam. Değerli ustama saygılar...
Oğuzhan Tanrıver.