Üstad'ı anlamak...
Necip Fazıl, 1904 İstanbul doğumlu...Dava adamı...daha ne olsunki!!
Birde meydan adamı tabii! Gençlerin körelmiş heyecanını, paslanmış şevkini bir kıvılcımla yangın yerine dönüştüren kişi... Bunu sözle yapmak en kolayı sanılsa da, etkisi ancak sözün, söylenen kalpte bulduğu makes ile yapılanır. Yani ağızdan çıkan kulağa girer, kalpten çıkan ise kalbe...
İşte kalplerin tam orta yerine dokundurmuş sözü Üstad! Öyleki ölümünden sonra mazi olmamış, eserleriyle hayat bulmuş bir zat-ı muhterem. Meselede bu değil mi zaten, yalnızca hayatında değil, ölümünden sonra da sesine ses bulabilmek! Tartışılır elbet, sesine istediği frekansı bulup bulmadığı.
İşte 25 Mayıs'ta Necip Fazıl Erenköyde ki evinde ruhun üçüncü evresini tamamlayıp, dördüncü evreye göç etmiştir.Sekeratı mevt halinde açılan perde (tabii bizce meçhul) ne intiba verdiyse, Üstad şöyle der son deminde:
-Demek böyle ölünürmüş...
Ve ardında yetiştirdiği gençler şimdi onun sesiyle konuşuyorlar.
Hayat için bulduğu anlamı hiç yitirmemek; bu muhtaç olduğumuz istikamet iksiri Necip Fazılda görülebilecek en net ışıktır bence...1943'te yayımlanmaya başlanan ve tam on dokuz kez kapanan dergiyi hiç yılmadan yeniden çıkarmak bunun güzel bir ispatı olsa gerektir...
O'nun azmine, heyecanına muhtaç bir nesil hüküm sürmekte şimdilerde...Anlamalı artık, aşksız, heyecansız, bitap gönüllerle yürünmüyor bu yollarda... Dostlar; kalpler yenilmeden, bedenleri yenemez kimse!! İnsan önce davanın Muzafferiyetine inanmalı ve hayatı öyle yaşamalı...
Bir gün treni kaçırmış, öfkeli öfkeli gar’dan dönüyormuş Necip Fazıl. "Ne o üstad treni mi kaçırdın?", demişler. "Hayır", demiş "kovdum gitti". Böyle bir adam...
Ardından bir fatiha ikram buyrun efendiler...
selametle...
Yorumlar
Demek Böyle Ölümsüzleşilirmiş?
Cum, 26/05/2006 - 06:32 — Nadir MarmaraDuygusalız ya, her ölümlünün ölümü izi bırakır yaşamımızda. Ölünce severiz en çok birini. Ölürken çoğalır sevdiklerimiz. En çok sevdiklerimiz, ölmesini istediklerimiz midir acaba? Ölümü mü, ölümlüğü mü severiz? Yoksa, bizim sevgimiz ölümle bağlantılı mıdır? Yoksa sevmenin eş anlamlısı mıdır ölüm? Ölümü severek sevdirmenin, ölümlü üzerinde kurduğumuz ölümcül sevgi oyunları ile bağlantısı nedir, acaba? Veya ölümlülerin ölümüne ilişkin sevgimiz ifade ederken, ölümü mü, yoksa sevgimizi mi ölümsüzleştiriyoruz?
Ruhun üçüncü evresinden dördüncü evresine geçerken sesine istediği frekansı bulup bulmadığı süreçte bir insanın "demek böyle ölünürmüş" dediğini ölümsüzleştirerek, azme ve heyecana muhtaç olarak hüküm süren bir nesilin ölmünü istemekse bu hikaye ve kaçırılmış bir trenin nasıl kovulduğu espirisine ilham vermekse bu anma ve en önelisi "Üstadı anlamak" diye kafası bedeninden büyük bir ifade kullanarak hiçbir şey anlatmamak ve anlamamaksa bütün mesele bir edibin ölümden ziyade dirilerin ölümünden söz etmek daha doğru olacaktır. Bu durumda da diri iken ölülerin "Üstadı anlamamak" hakkı ölümsüzleşecektir. Ne diyelim, Demek Böyle Ölümsüzleşilirmiş?
Şifa gibi bir yazı, anladıysam maymun olayım.
"Öz yurdunda garipsin"
Cum, 26/05/2006 - 09:01 — Sakine AkçaO da bir fani idi. Ölüm esnasında söylediği sözlerde sadece bir şairin değil bütün yaratılmışların idrak edeceği gerçektir. Hepimiz ecel kapıya geldiği vakit aynı sözü söyleyeceğiz.
Anma törenleri gençlerin heyecan sözleri, yaşlıların bitmez tükenmez anıları çerçevesinde sürer gider. Kimileri "Üstad anlaşılamadı" nutukları atar. Anladığını sananlardan da hiç bir sadra şifa hal zuhur etmez.
Olsun. Allahın ona ilham ettiği o müthiş sözleri zamanla hazmetmek adına sürekli duyuyor olmak da bir şeydir.
Belki her konuda olduğu gibi bunda da ölçü kaçırılmış olabilir. Yükseltmek veya ihmal etmek adına...Çokca sahiplenen ve ne yazık ona benzemeyen kesimden ve onu boşvermeyi marifet sayan gafilden uzak durmalı zannımca.Almalı Çile'yi ele ve anlamalı...Böyle anmalı....
Allah hepimize Sakarya'yı anlayacak gönül derinliği nasip etsin.Hele o can alıcı mısranın sırası geldiğinde ruhumuz titresin ve titresin: "Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya"
Üstad'ı Anarken Açılan Kapılar
Cum, 26/05/2006 - 10:02 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Rabia Hanım
Ah Necip amcamız, nur yüzlü kahraman dedemiz bizim!...
Sesini arıyor kulaklarımız, o gür, o iman dolu sesini...
Kelimelerini özlüyor zihinlerimiz...
'Çile'ni anlamaya adanıyor yüreklerimiz...
Hayat şiirlerinden tebessüm ediyor bize, ölüm bir kuş gibi konuyor avuçlarımıza...
Ve heyecan ve hareket ve vuslat...
Selam olsun o aziz ruhuna...
"Konsun yine pervazlara güvercinler..."
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
"İyi İnsanlar, İyi Atlara Binip Gittiler"
Cum, 26/05/2006 - 10:17 — Emre Uğur"Üstad;"demek böyle ölünürmüş" derken, acaba o anda bile düşünüyor ve tespitte bulunuyor olmanın gereğinimi yerine getiriyordur,yani mesaj mı veriyordur hala. Yoksa bir karşılaşma anının, ölümle karşılaşma anının yaşatmış olduğu bir heyecanının bu cümleyle bir dışa vurumu mudur sadece? Ve bu cümle bize mi, kendisine mi sarfedilmiştir aslında ?
Şunu demeye çalışıyorum; Üstad'ın kafasında iki aşamalıydı ölüm, ilki ölüm anı, ikincisi ise sonrası zaten. Şimdi ölüm deyince, yada ölüm üzerine düşündüğümüzün zannıyla yazılar döktürürken, aslında ölüm anının rabıtasını hiç yapmadan, doğal olarak hiç yazmadan,direkt köprünün öbür yakasıyla alakalı cümleler sarfediyoruz. Yani cennet yada cehenneme doğru değilde ifadelerimiz, hep oradan bu tarafa doğru ifadelerimiz. Oysa, burdayız hala.
Üstad'ın ölüm anıyla ilgili takıntıları vardı sanki, bir ürperişi vardı, bir korkusu, bir heyecanı, tefekkürle keşfedilemeyecek, tanımlanması mümkün olmayan bir bilinmezliğin karşısında ki usül ve erkan ne idi? Zira, "Allah'tan en çok korkanlar, O'nu en çok tanıyanlardı".
Ve hep güzel şeylere benzeterek hazırlıyordu Üstad ölüme kendini.
"Ölüm; güzel şey budur perde ardından haber, hiç güzel olmasaydı, ölürmüydü Sevgili Peygamber (S.A.V) !"
Ve;
"Ölüm; ölene bayram, bayrama sevinmek var, ah ne güzel bayramda tahta ata binmek var"
Ve en nihayetinde;
-"Demek böyle ölünürmüş"
"İyi insanlar, iyi atlara binip gittiler"
Rahmetle...
muhabbetle
tashih
Pzt, 29/05/2006 - 16:49 — ismail kılıçarslan"Ölüm güzel şey, budur perde arkasından haber
Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber"
Doğrusu budur. Şiirin içinde "sevgili" ibaresi yoktur. Peygamber lafzından sonra da "s.a.v" ibaresi yok. Biraz daha dikkat.
Bu vesile ile, şunu da söylemek isterim. Üstad'ın saç ayağı şöyledir bana kalırsa: Çile, İdeolojya Örgüsü ve Çöle İnen Nur. Yani, üstadın, kalbe, akla ve maziye dair söyledikleri.
Büyük doğuya açılan bir büyük adam. Allah rahmet eylesin. Komşu eylesin.
Tashih tashihi
Pzt, 29/05/2006 - 21:46 — Sakine Akça" Perde arkasından "değil , "perde ardından" olmalı.
Kim bu, Bay Necip
Cum, 26/05/2006 - 15:01 — Nadir MarmaraÇemberi daha da genişletelim. Madem, Necip Fazıl'ı anmaktır maksadımız, önce anmak isteyimizi anlayalım. Ne Rabia, ne Sakine hanımefendileri; ne Emre Uğur, ne de Tyanşan beyefendileri hiç kusura bakmasınlar. Beşeri olan her varlık ölüyor. Dağ, orman, kedi, köpek ve insan. İnancımız gereği ölme en fazla değer biçen bir varoluş gayemiz var. Ama, hiçbir inanç ölüm duygusunu tanımlayamaz. Kaldı ki bu ölümün bilgisi olsun. Başkasının ölümü asla benin ölümü olamaz. Bu başkası en değerli varlığımız bile olsa. Bu anlamda iyisi mi sizler, önce üstadın yaşam değerlerini anlatmakla başlayın işe.
Üstat bize neyi bırakmış? Bunu anlamak mevcut yorumlardan hiçte zor değil. Sloganlaşmış bir kimlik. Sakarya Türküsünü, düşüncenin el kitabı olarak okumak isteyenler, buyursunlar okusunlar. Mesele şu, yaşamı türkü çığırarak anlamlandıramazsınız. Bay Necip, içinde yaşadığı toplumun düşüncesine, fikir hayatına, sosyal dünyasına tek bir kavram kazandırabilmiş mi? "Çile" bir edebi üründür, insanların haleti ruhiyesine göre anlam bulur veya bulmaz; onu bir vazgeçilmez yapamazsınız. "Büyük Doğu" daha feci; slogan söylemler eşliğinde sürüp gider. Ne terkip bulursunuz, ne de yeri belirlenmiş bir ifade. Necip Fazıl'ı sevenler, Necip Fazıl'ı tanıyorlarsa buyursunlar tanıtsınlar. Ancak bu tanıtma tarzı bir şeyi anlamlandırmadan geçmektedir. Necip Fazıl'ın adını soyut, şişirilmiş cümlelerin ortasına kazımakla bir yere varılıyorsa da, o zaman doğru yerdeyiz. O zaman "boşluğu ense kökümüz"de taşımaya devam edelim.
Yerine bir şey konmuyorsa itiraz bir hastalıktır.
Cum, 26/05/2006 - 16:23 — Sakine AkçaNeyi sorguladığınızı anlamakta güçlük çekiyorum. Mademki bu tarzın yanlış olduğunu düşünüyorsunuz itiraz edip durmak yerine doğrusunu yazın da okuyalım. Ha ben Necip Fazıl hakkında yazmayacağım istemiyorum diyorsanız o zaman bırakın herkes bildiği gibi ansın. İçinin boş mu dolu mu olduğu sizi neden ilgilendiriyor ki? "Çile"yi vazgeçilmez yapmadık ancak yok mu saymalıydık? İnsaf biraz, ben cümlelerimin şişirilmiş olduğunu düşünmüyorum.Aksine çok samimiyim. Ensemizde boza pişirdikleri için boşluk taşıyacak yerimizde yok. Siz bizim maruz kaldıklarımıza maruz kalsaydınız çocuklarınızın adını Sakarya, Cömert Nil ve Yeşil Tuna diye çağırırdınız. Tıpkı benim gibi. Bunun adı fanatiklik ise ilk kez kabul ediyorum ki öyleyim. Sizin sloganınızı çözdüm galiba :"Dünyada benden başkası yoktur."
Yerine bir şey konmuyorsa itiraz bir hastalıktır .
Ne Kusuruymuş, Muhabbetteyiz Şurda !
Cum, 26/05/2006 - 16:55 — Emre Uğur-biri seninle gurur duyuyor
-biri seni düşünüyor.
-biri senin için endişeleniyor.
-biri seninle konuşmak istiyor.
-biri seninle olmak istiyor.
-biri senin iyi olduğunu umuyor.
-biri verdiğin destek için sana minnet duyuyor.
-biri elini tutmak istiyor.
-biri her şeyin yoluna girmesi için sana dua ediyor.
-biri senin mutlu olmanı istiyor.
-biri onu bulmanı istiyor.
-biri senin başarıların için seviniyor.
-biri sana bir hediye vermek istiyor.
-biri senin bir hediye olduğunu düşünüyor.
-biri senin fazla üşüyüp fazla terlemediğini umuyor.
-biri sana sarılmak istiyor.
-biri senin yüreğinin sağlamlığına hayranlık duyuyor.
-biri seni düşünerek gülümsüyor
-biri senin üzerinde ağladığın omuz olmak istiyor.
-biri seninle dışarı çıkıp eğlenmek istiyor.
-biri senin dünyalara bedel olduğunu düşünüyor.
-biri seni korumak istiyor.
-biri senin için her şeyi yapabilir.
-biri onu affetmeni istiyor.
-biri onu affettiğin için kendini çok mutlu hissediyor.
-biri seninle gülmek istiyor.
-biri seni anıyor ve onun yanında olmanı düşlüyor.
-biri Allah'a senin için dua ediyor.
-biri senin onun için ne kadar önemli olduğunu söylemek istiyor.
-biri seninle hayallerini paylaşmak istiyor.
-biri seni ruhunun derininde hissediyor.
-biri Allah'a seni karşısına çıkardığı için şükrediyor.
-biri seni görmek için ölüyor.
-biri senin arkadaşlığın sayesinde kendini mutlu hissediyor.
-biri senin arkadaşın olmak istiyor.
-biri senin öğütlerine ve yol göstermene ihtiyaç duyuyor.
-biri sana inanıyor.
-biri sana güveniyor.
-biri senin desteğini istiyor.
-biri senin ona inanmanı istiyor.
O, birilerinin Bay Necip'i işte, yok bunun ötesi yada berisi. Necip fazıl Kısakürek dedin mi, şöyle bir durursun, düşünmezsin bile, inanırsın. hayranlık ta onun inanmışlığınadır zaten. Ki bu memlekette (ister kabul edersin itersen etmezsin) hareket; " inanmakla başlar inanmakla devam eder." Necip fazıl kısakürek gibi şahsiyetler de bu memlekete dair ifadelerin "inanmak" kısmında yer alan nirengilerdir.
Necip Fazıl Kısakürek, ortaya kendisini koymuştur, Bu nedenle başkalarının kendisinden başka, ortaya koyduğu herşey, Üstanın cömertliği karşısında kifayetsiz kalmaktadır.
"Çile", bir edebi üründür, evet, edeple ortaya konmuş bir üründür çünkü.
"Çile", bir yaşamın ortaya konuşudur.
"Çile" ; kıyıda köşede, kendimizden bile sakladığımız, bir öfke anında yada dayanılmaz bir acı sarsıntısında yada ruhumuzu uçuran bir umut ve sevinç serseriğiliyle, kabuğumuzu çatlatarak orta yere dökülecek nelerimizin olduğunu kendimize gösteren bir aynadır.
"Çile"; Kızgınlıklarınız yok mu sizin? öfkeleriniz yok mu? isyanlarınız yok mu? aşklarınız yok mu? sahtekar mısınız ? adam mısınız? sahip misiniz? sahip değil misiniz? korkak mısınız? yiğit misiniz? şeklindeki, kendimize bile sormaktan çekindiğimiz, sakladığımız, cevabından saklandığımız, sorulardır. Bizim yerimize, bizim için yapılan bir özeleştiridir.
"Büyük Doğu"; "slogan söylemler eşliğinde sürüp gider." haklısınız, zahirde bu şekildedir "Büyük Doğu" evet. Neden? Çünkü laf üretmiyordu, hereket üretiyordu Büyük Doğu. Yeri belirlenmiş bir ifade, yada terkip, var veya yok. "Hz. İbrahim(a.s)'a ağzında su taşıyan karıncanın, ateşe hükmedecek sudan azığı yoktu ağzında, safı vardı." Tıpkı Büyük Doğu gibi.
"-sana bir soru sorabilir miyim?
-buyrun.
-ama, bak bilemezsen karışmam!
-bak bak ! bende öğrenme amaçlı soruyorsun zannettim, beni sınayacan demek! seni seniiiiiiii!"
"-Kim bu, bay Necip?
- O bahsettiğiniz, Necip Fazıl Kısakürek ! "
saygılar.
Not:estağfirullah. Hiç kusura bakmadım.
muhabbetle
Kelimeler Hasta Edebilir İnsanı
Cts, 27/05/2006 - 01:58 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Nadir Bey
Merhum Necip Fazıl ile ilgili yazı ertesi sizin bu çıkışınızla birlikte bir dalgalanma oldu yine. Dediğiniz gibi yorum yazan arkadaşların bu konuda "şişik cümleler" kullandıklarını düşünmüyorum. Fakat bu "şişikliğin" zihninizdeki kelimelerden kaynaklandığı düşüncesi uyandı bende. Sizi yazılarınız kadar tanıyorum, çok okuduğunuza eminim. Ancak bir şeyi anlamakla idrak etmek arasında fark vardır, bunu siz benden daha iyi bilirsiniz. Sizin Necip Fazıl hakkındaki bu muhalif tavrınız "onu idrak eden insan tavrı"yla çelişik bir durum arzediyor. Siz fikrimce meseleleri oldukça fazla "kendi"nize göre anlıyorsunuz. Bir de başkalarına göre anlamayı deneyim derim. Sizin bakışınız farklı olabilir, ama bu başka bakışların farklılığını küçültmez, küçültmemeli.
Hasta olmanız konusunda yapılacak şey, eğer hastalığı bir misafir olarak kabul ediyorsanız, onun duasını almaya gayret etmektir. Yine de acil şifalar dilerim...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
ah ah
Pzt, 29/05/2006 - 16:51 — ismail kılıçarslan1.adam: slogan atalım mı?
2.adam: niye, biz emre miyiz, uğur muyuz?
3.adam: ne alakası var abi?
4.adam: bilmem baksana, işi gücü slogan
ey hakiki firaset! ey deruni basiret!
Cum, 26/05/2006 - 20:23 — rabia şifaSayın Nadir Marmara... Elbette ve elbette her canlı ölümü tadacaktır, şeksiz şüphesiz...Mevzuyu kendi içsel çıkmazlarınızda hapsederek boğmayın lütfen... Bu bahiste kusura bakma teklifi dahi 'abesle iştigal'... Zaten, insanlar ruhlarıyla anlam bulurlar, bedenleriyle değil...Bizde onun ruhundan kalan akisleri konuşuyoruz ...Necip Fazıl'ı anarken, gayemiz hayatından kendi hayatımıza bir heyecan bir anlam taşıyabilmektir. 'Sloganlaşmış bir kimlik...' Acaba siz kaç genci davası uğrunda, heyecana getirebilirsiniz merak ediyorum... Bu kadar rahat 'insan harcamanın' mesnedi nedir acep?? Bakın, evet, her dönemde gösterilecek aksiyon farklıdır, belki o dönemde fayda veren şimdi fayda vermeyecektir kabul! Ama onun eserlerinde, davanın, ruhunu verecek,yol gösterecek bir kıvam vardır, anlam bulana! Kıvam tuttuğu vakit, ihtiyaca binaen şekillenir zaten...İşte halen Üstad'ın okunması, heyecan vermesi bundandır.
İtiraz ediyorsunuz ama neye?
Kuran-ı Hakim, tek vazgeçilmezdir. Ama Allah,rahmeti icabı bazı kullarını diğer kulları için kendisine yaklaştıracak bir vesile kılar. Yazılan bu eser, vesiledir buna, tabii anlam arayana! Mümin, kusur bulma gayretinde değil, güzellik görüp istifade etme gayretinde olmalı!! Tefekküre vesile oldunuz Rabbim razı olsun...Şükrettim Rabbime...Es-sabur,Er-Rauf isminin enginliğinden dolayı. Düşünsenize sizin kusur bulup, hayırları görmeyip,harcadığınız nitelikle baksaydı Rabbimiz, size, bana ve hepimize... Nice olurdu halimiz...
Size Necip Fazıl'ı anlatmıyorum dikkat çekerim...Bakış açısının inciticiliğini anlatıyorum. Kirli bir bardakla berrak su ikram edilemez.Bu tarz aşılmadan yalnızca vakit kaybıyla tartışır dururuz...Buna ne vaktim, ne sabrım, ne de gücüm elverir... Öfkeyle münakaşa fayda getirmez.Münakaşanın hengamesinde anlamları yitirmek, kayıp olur!Hiç hiç birşey bulamıyorsanız, inandığı dava uğrunda iskikametle yaşamasını takdir etmek istermiydiniz?!Üstad; Nazım Hikmeti hapishanede ziyarete gider. Fikirleri zıt olsa dahi, bulunduğu durumdan dolayı geçmiş olsun diyerek...Anlamadığımız nasılda belli... Rabbim kalbimize idrak berraklığı ile gelen huzuru bahşetsin...Akşamınız hayrolsun...
Kelimeler Beni De Hasta Ediyor Nadir Bey
Cts, 27/05/2006 - 10:24 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Nadir Bey
Herkes üstünüze geliyor bu mevzuda, Necip Fazıl'a dair cümlelere bu itirazının kökeninde tam olarak neyin olduğunu kestiremiyorum. Kelimeler beni de hasta ediyor sanırım. Yalnız şu var ki, hem hastayım deyip, sonra bu durumu garipsemeniz bana garip geldi. Bu hastalığın bir "illet" mertebesinde olduğu varsayılsa bile, bunun şifası olmadığını düşünmem. Biliyorum, yazdıklarım size ukalaca gelebilir, size akıl öğretmek benim haddim olmayabilir, ama bu kadar muhalif olmanın kimseye faydası yok Nadir Bey. Ortada bir "değer" var ve siz bu değerin hakkını vermiyorsanız, insanlar size tepki koyarlar. Sonra niçin böyle oldu diye sormanız da garip olur.
Necip Fazıl'a ve eserlerine gereken ehemmiyeti vermezsek eksik kalırız kanaatindeyim.
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
Ahmet HAKAN'ın Yazısı
Pzt, 29/05/2006 - 03:02 — Metah ÇAkkoDÖNEM, Demokrat Parti dönemi. Yani 1950’ler.
Bugünlerde Vakit Gazetesi yazarı olan Hüseyin Üzmez, dönemin ünlü gazetecisi Ahmet Emin Yalman’a suikast girişiminde bulundu.
Üzmez, olayın ardından yakalandı.
O günlerde herkes, ülkede büyük gürültü koparan bu suikast girişiminin arkasındaki ismi arıyordu.
Ve o isim bulundu: Necip Fazıl.
Çünkü "milliyetçi-mukaddesatçı" kesimin ünlü şairi Necip Fazıl, o günlerde Yalman aleyhine çok ağır yazılar yazıyordu.
Ayrıca... Üzmez, iflah olmaz bir Necip Fazıl hayranıydı.
Sonunda Necip Fazıl, "azmettiricilikten" tutuklandı ve mahkemeye çıkarıldı.
"Ünlü şair"in mahkemede kendisini savunurken söylediği şu cümle "unutulmazlar" arasındadır:
"İngiliz’in biri, kıskançlık krizi içinde karısını öldürse... Ve adamın cebinde Othello piyesinden bir sayfa bulsanız... Azmettirici diye Shakespeare’in iskeletini mezarından çıkarıp Londra köprüsünden mi sallandıracaksınız?"
Evet, Necip Fazıl işte böyle bir laf cambazıydı.
***
Tumturaklı laflar söyler, üst perdeden konuşur, genellemeler yapar, asar ve keser, gerçekçilikten hayli uzak hedefler koyar ve sanki o hedefe hemen yarın ulaşılacakmış gibi bir hava yayardı.
"Kompleksli" olmaktansa "özgüven sahibi" olmak iyidir ama haddinden fazla ve mesnetsiz bir "özgüven" de farklı bir kompleksin işaretidir.
Necip Fazıl’ın sorunu buydu.
Mesela...
"Batı’ya yönelip Doğu’yu ihmal etmeyelim" demek yerine Doğu’yu aşırı ve abartılı bir şekilde kutsallaştırmak.
"Tarihe tek yönlü bakmayalım" demek yerine, resmi tarih ne diyorsa, onun tam tersini, hem de en abartılı bir şekilde söylemek.
Birileri Abdülhamid’e "kızıl sultan" mı diyor? Hemen "Ulu hakan" hükmünü devreye sokmak!
Birileri Vahdettin hain mi diyor? Hemen Vahdettin’in ne denli bir vatan aşığı olduğu tezini ileri sürmek!
Ya da... Dikkat çekici genellemeler yapmak. Mesela: "Türkler idare sanatında ne kadar ileriyse düşünme sanatında o kadar geridir" falan demek!
Karşıdakini anlamaya sonuna kadar kapalılık, buna karşılık mugalataya, demagojiye sonuna kadar açıklık.
Kısacası Necip Fazıl, makulde kalmak yerine uçuşa geçmeyi tercih ederdi.
***
Necip Fazıl’ın oğlu Mehmet Kısakürek, babası hakkında şöyle diyor:
"O öyle bir insandı ki herhangi bir kalem heveslisinin onun kalemine şahit olduktan sonra kalemini çöpe atması gerekirdi. Öyle bir konuşma kabiliyeti vardı ki, onun konuşmasına şahit olan birinin artık dilini yutması gerekirdi."
Övgüde hayli ileri giden bu sözleri, bir "oğul"un, babasına karşı duyduğu aşırı sevgiyle açıklayıp bağışlayıcı olabiliriz.
Ama unutmayalım ki: Türkiye’de bir büyük kitle, Mehmet Kısakürek’in babası hakkında söylediği bu hayli iddialı sözleri kabullenmeye dünden hazırdır.
Eskiden de böyleydi, şimdi de böyle.
Ve işte "Necip Fazıl’ın dramı" da buradadır.
Ne kadar tumturaklı söz söylersen, ne kadar asar kesersen, ne kadar uçarsan, ne kadar büyük hedefler koyarsan, o kadar büyük kabul görürsün ve bir daha inmemek üzere "üstat" makamına çıkarsın.
Çünkü bu topraklarda, "haddinden fazla özgüven"le ortaya çıkan başka tür kompleks, her zaman prim yapmıştır.
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Ölünün arkasından meydan okumak
Pzt, 29/05/2006 - 10:01 — Ulvi AlacakaptanBu sitede kopyalayıp yapıştırmak yasak değil mi?
Bu yazı A.Hakan ın ise ad ve soyadı ile kayıt zorunluluğundan muaf Metah Çakko bize bu yazıyı okutmakla ne murad ediyor?
Laf kıtlığında asma budamak
Ölünün arkasından meydan okumak
www.ulvialacakaptan.com
merhaba
Pzt, 29/05/2006 - 16:57 — ismail kılıçarslanulvi abi. bir çift laf: abi, ahmet hakan bir noktada doğru söylüyor bence. nedir o nokta? bence şudur: cahit zarifoğlu, nuri pakdil, necip fazıl, sezai karakoç... liste uzun. bu isimler hep bir evliya mistifikasyonu ile anıldı. alkışlardan yükselen ses, serin kanlı değerlendirmelerin cılız seslerini hep boğdu.
slogan, hep akl-ı selimi yendi.
başka türlüsü de mümkündü elbette, ama olmadı. keşke olsa.
baki selam.
ulvi bey ulvi bey ulvi
Pzt, 29/05/2006 - 20:31 — Metah ÇAkkoulvi bey ulvi bey ulvi bey,
ne diyeyim ben bilmem ki...
Adımı ve soyadımı defalarca ifşa ettim ve kaldı ki bu tür polemikler yüzünden de herkes öğrenmiştir. Benim takma adımda, en azından adı ve soyadı olabilecek iki kelimelik "metah çakko" ibaresi var... sizin "alacakaptan" ise tek kelime!!! tek kelimeyle "alacakaptan" mı demeye getiriyorsunuz? nedir bu "alacakaptan" isim mi soyisim mi? yoksa kıymeti kendinden menkul mü? "ama canım, beni herkes tanıyor!" mu diyorsunuz. "Ben hariç" mi diyorsunuz? kendi gözünüzdeki merteği görmüyor musunuz? hani meşhur adam tripleri mi yine?
neyse işte, ismail kılıçarslan kardeşin de belirlediği durum budur. yani malesef biz müslümanlar (ulvi bey kusura bakma, bundan pek hoşlanmayacaksın ama kendimi de kattım, ben de müslümanım) içimize sızan bu bu tip adamları o kadar benimsemişiz ki artık onları neredeyse ilahlaştırıp silahlaştırmışız. onları eleştirip bu etikete karşı gelenleri de zinhar yargısız infaz etmişiz.
neyse... kopyalama meselesine gelince: bu daha önce defalarca yapıldı ve bu "metah çakko" eğer müstear sayılmayacaksa "alacakaptan" hiç sayılmaz çünkü tek kelime... kapiş bay alacakaptan? ve bundan sonra benimle uğramayın, rica ediyorum siz kendiniz çalıp kendiniz oynayın. ben bu oyuna gelmem. çünkü oyun içinde oyun oynayanları hiççççççççççççç sevmem! kendinize iyi bakın... bence....:)bu yazıyı okutmaktan muradım buydu işte: siz neden alındınız ki bu yazıdan bu kadar!
not: sözümü unutmadım! imzanızı da pek sevdim: "budamak"lı olanı; çok edebi, çok anlamlı ve çok uymuş ;)
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Uslubu beyan aynı ile insan
Salı, 30/05/2006 - 23:15 — Ulvi AlacakaptanOyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com
Necip Fazıl
Pzt, 29/05/2006 - 23:21 — Ömer LekesizSevgili İsmail;
Senin yaklaşımın (örtülü Ahmet Hakan savunun) için bir çift laf da benden:
Arif Nihat Asya, Adana'da öğretmendir. İstanbul'dan birileri hazreti bir vesileyle orada ziyaret ederler. İstanbul'a döndüklerinde "Arif Nihat'ı gördük, pecmürde kılıklı, paçaları çamurlu biriymiş" derler. Arif Nihat, hakkındaki bu yorumları duyunca şu karşılığı verir: "Doğru ama onların ağzında ne işi var paçalarımın anlayamadım."
Söz konusu "mistifkasyon"u belirleyen isim örneğin bir Şerif Mardin olsa, konuyu enine boyuna düşünmek gerekli olabilir ama Ahmet Hakan olunca işin rengi değişiyor; çünkü onun adıyla birlikte negatif bir mistifikasyon kendiliğinden öne çıkıyor.
Nasıl mı?
Senin zekana hep güvenmişimdir, bunu bana açıklatmazsın zaten!
Kucaklıyorum.
Ömer Lekesiz
Eleştiride aşırılık terse döner
Pzt, 29/05/2006 - 23:47 — Ulvi AlacakaptanEvet Hz Ali nin sözünü en çok anımsatan benim
Kimin söylediğine değil ne söylediğine bakın deyu
Ama bir istisna da olamaz mı A.Hakan diyet fonundan ödeme yaparken N.Fazıl'ı harcarsa.
Tabii ki kimse putlaştırılmasın sanatçı sanatı kadar bilinsin Ondan lider mütefekkir eylemci ilan edilmesin.
N.Hikmet TKP Genel Sekreterliği de yaptı ancak ondan Marksizim Leninizm i Şair'den de Fıkıh'ı öğrenecek değiliz.
Her ikisinin de güzel şiir ve oyunları ama çok kötü eserleri de var.
Hakkaniyete uyalım
Gençliğe Hitabe'yi de slogan mı sayacağız?
Bi de Allah rızası için bu siteye tek bir yazı yazmamış olanlar hicap etseler de artık yorum adı altında vara yoğa uzanmasalar klavyeye ve hatırlatılsa Kopyala/Yapıştır memnudur deyu .
Baki Selam
Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com
meseleyi açıklığa kavuşturalım
Salı, 30/05/2006 - 09:33 — ismail kılıçarslansevgili ulvi alacakaptan ağabeyin bu son yorumuna katılırım. "kimin söylediği" de bazı durumlarda önem arz ediyor.
bu noktada, "onunla aynı yere düştüm" diye metah çakko'nun alacakaptan hakkında yaptığı terbiyesizce yoruma da ortak olduğum sanılsın istemem.
ömer lekesiz ağabey, benim bu konudaki hassasiyetimi cahit zarifoğlu belgeseli yaptığım dönemde yaşadıklarıma versin. bu evliya mistifikasyonu çok canımı sıkmıştı o dönem.
umumi bir not: necip fazıl'ı ya da cahit zarifoğlu'nu sevmediğim gibi bir sonuca varılsın istemem. ikisini de çok severim. ancak, bir gazetenin kültür-sanat editörü beni, cahit zarifoğlu'nun mezarı başında göremediği için tahkir etmişti. ben buna ayar oluyorum. kardeşim. zarifoğlu'nu sevmek mezarı başına gelmek midir? belgeselini yapmak, zarifoğlu'nu her şekilde gündeme getirmeye çalışmak yeterli değil midir? illa mezarı başına gitmek mi icap eder? bu sene de gitmeyeceğim mezarına. yani 7 haziran gününde. giden gitsin. ben gitmeyeceğim. onun yerine haber 7 kanalındaki programımda cahit zarifoğlu'nu bir arkadaşıyla konuşacağım. ardından da bütün kitaplarını tanıtacağım yayında. niye? belki mezarı başına gidenler programı izleyip zarifoğlunun kitaplarını merak ederler de okurlar diye:) evet. hadi yalan deyin. o gazete editörü arkadaş, o organizatör bilmem ne takımı zarifoğlunun şiirinden, romanından, öykülerinden anlamazlar ki. onlar için zarifoğlu avrupayı gezmiş, sakalları güzel, ümmetçi, artis bir abimizdir. okumadan etmeden körü körüne sevgi. doldur öleyim saki. selam, her daim baki.
kopYALA YAPIŞtır
Per, 01/06/2006 - 14:24 — Metah ÇAkkoulvi bey siz de fi tarihinden kalma yazılarınızı kopyalayıp buraya yapıştırmıyor musunuz?
Bir de Hazreti Ali'nin sözüne değil de Hazreti ulvinin sözüne katılanları da kınıyorum! (bk. ismail kılıçaslan) Şu örnek artık alaca kaptanın zihniyetini açığa vurmuştur...
ulvi alacakaptan:"Evet, hazreti Ali'nin sözünü en çok anımsatan benim (-en çok anımsatan benim-bu arada bu payeyi de kimselere gaptırmıyor hazret, mfö nün bi şarkısı vardı: 'peki peki anladık' diye... ayniyle vaki!) Ama bir istisna olamaz mı" diye devam ediyor vecizelerine... Yani hazreti Ali'nin yanılmış olma payını da sorgulama hakkını kendinde görüyor. (vaktiyle hazretin kendisi bu konuda ehil olmak gereğinden dem vurup kimi son dönem şair veya yazarları eleştiren arkadaşları yerden yere vurmuştu, hatta bir ara 'taharet' bahsi bile açılmıştı, kendisi bu gibi konularda yetkiyi nereden aldı acaba, bush gibi gökten mi!)
öteki de cevaplıyor, ismail kılıçaslan: "sevgili ulvi alacakaptan ağabeyin (methiye girizgahı) bu son yorumuna katılırım. 'kimin söylediği' de bazı durumlarda önem arz ediyor." diyerek mimlenmiş ve cüzzamlı(!) metah çakko'yla aynı çizgide olmaktansa hazreti Ali'yi yalanlarcasına alacakaptana katılarak -güya- kendini temize çıkarıyor. zaten ilk itiraz ederken de sesi pek bi boğuktu ismail kılıçaslan'ın ve ömer lekesiz'den de hafif bi kulak memesi müdahalesi gelince.... 180 derece.... :) neyse.... ALLAH BİZİ SAHABEYİ BİLE YALANCI ÇIKARAN ZİHNİYETTEN KORUSUN.
not: 1- bu arada sanırım sakine akça hanımefendi belirtmişti: "gençler geliyor, işte bu sitede kimi insanların haksız ve sert eleştirilerinden yakınıyor. " neyse orada çok beğendiğim bir dizesi vardı şairenin: ben seni kafa sanmıştım çene çıktın, cemaat sanmıştım ene çıktın" diye çok beğendim. Ve orada şu fikir çok doğruydu: "haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır." bu sitede genç arkadaşlara karşı yapılan kıyıma ses çıkaranlar "iyyakenabüdü ve iyyakenestain" diyenlerdir.
2-sürekli yazımın çıkmamasını dile getiren şahıslara şunu dedim -yine diyeyim ki SAĞIR SULTAN(!) duysun- : ulvi bey, sırf kızdığın için yorumlarımı bile engelliyorsun, yazılarımı mı yayınlayacaksın! kaldı ki burası bir mizan mıdır? burada yazmayanlar yazmıyor mu sayılır? veya ben başka adla yazılar yazmış olamam mı? neyse...
3- Bu arada eğer alaca kaptanın yaptığı ima banaysa: ben kimsenin sitesine -değil saldırmak, küfürlü mesaj yazmak- girmedim bile, girmem de!
4-bu son: artık hiçbirinize cevap dahi vermeyeceğim, bu polemikler kabak tadı vermeye başladı, zaten hiçbirini benim çıkarmadığımı en azından başlatmadığımı her aklı selim sahibi ve okuma bilen insan biliyor. hatta o da önemli değil: O BİLİYOR YA...YETİYOR: HASBİYALLAH!
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
bir kaç not
Cum, 02/06/2006 - 09:27 — ismail kılıçarslanSayın metah çakko (sayın dememe alınmasın, çünkü ben kendisini nerden tanıdığımı hatırlamıyorum) ne düşünürse düşünsün, beni ilgilendirmiyor.
Ancak, şunu da bilsin: Ömer Lekesiz ağabey kulağımı da çekebilir, yatırıp dövebilir de beni. Dilediği tasarrufta serbesttir. Bu bilinsin isterim. Ancak, bunu ilam etmek Metah Çakko'nun haddine değildir.
Ayrıca, Müslüman kişi, bir başka Müslüman kişinin uyarısı ile hatasından dönebilen insandır. Metah Çakko, mızrak gibi kullanmaya çalıştığı dini göndermelerine bunu da ekleyebilir.
1.NOT: Ben her zamanki gibi, bir çok insana yaptığım gibi Metah Çakko'ya telefonumu verip, "madem beni tanıyorsun, ara da konuşalım yahu" dedim. Ama Metah, matah bir şeymiş gibi, bunu yapmak yerine burada "hakaret etmeye" devam ediyor. Üstelik ısrarla "ben kimseye hakaret etmedim", "terbiyesizlik yapmadım" diyor. Eğer o telefonu açsa idi Metah Çakko'ya "sakin ol", "boş ver", "bunlar ufak tefek meseleler" diyecektim. Gerçekten de bunlar ufak tefek meseleler çünkü.
2.NOT: Ulvi Abi, bu sitenin editörü değil. Dolayısıyla, "yorumlarımı yayınlamıyor, yazılarımı mı yayınlayacak" su-i zanı pek kötü bir su-i zan. Cemaat, ciddiye aldığı, ciddiye alıncak her türlü yazıyı yayınlıyor. Yorumlarda da oldukça geniş davranıyor. Örneğin ben, Metah Çakko'nun yukarıdaki yorumunu yayınlamazdım, ama arkadaşlar yayınlamışlar.
METAH ÇAKKO'YA DOĞRUDAN NOT: Metah Çakko. Şöyle bir adam tipi var cemaatte. Yazı yazmaz, bunun yerine her türlü yazıya gerekli gereksiz yorum yazar. İşi gücü, "ismi de cismi de gerçek" bir takım adamlara "müstearla, nikle" alttan alttan çalışmaktır. Bunun en iyi örneği, Tarık Tufan'ın bir yazısına girdiğim yorum üzerine bana ve Tarık'a yapılanlardır. Bu adam tipi, son derece sevimsiz bir tiptir. Şimdi bana isimlerini saydırma, ama burada bu adamlardan az sayıda da olsalar "mide bulandıracak miktarda" mevcuttur. Sana, "bunlardan birisin" demiyorum. Ancak, "bunlardan biri olmaya çabalamak yerine, yazı yazmaktan anlayan biri olarak, ismiyle cismiyle cemaatte var olan bir adam olmayı dene diyorum." Bak serinkanlılıkla düşün. Ben sana ne dedim. "Terbiyesizce bir yorum yapmışsın" dedim. Bu bir hakaret midir? Hayır. Peki sen ne yaptın? Kulak memesi falan diyerek terbiyesizliğe devam ettin. "Boğuk ses" falan diyerek. Sana attığım mail ortada. Yorumların nasıl geliştiği ortada. Şunu da bilmeni isterim ki bulunduğu hiç bir ortamda, öne sürdüğü hiç bir görüşte, geliştirdiği hiç bir fikirde İsmail Kılıçarslan'ın sesi boğuk çıkmamıştır. Çıkmayacaktır da. Küfür etmeyi de, kavga etmeyi de, itaat etmeyi de bilirim. Kime küfüredeceğimi, kiminle kavga edeceğimi, kime itaat edeceğimi de bilirim.
Metah Çakko. Ben senin yerinde olsam, benden helallik alırdım. Ve bu yorum morum işlerini bırakıp "yazı" işine yapışırdım. Cemaatte çizdiğin profil, giderek sevimsizleşiyor. Bırak bu Metah Çakko müstearını. Kendi adınla, kendi türkülerini söyle. Biz de o türkülerin altına yorum yazalım.
Baki selam.
İBRAHİM'İN İSMAİL'İ...
Cts, 03/06/2006 - 01:59 — Metah ÇAkko1-Öncelikle bana gelmeyen bir elmek var ortada... Geldiyse de gözden kaçmış olmalı (spam kutusu meselesi)... Bu yüzden üzgünüm..
2-Evet, ben İsmail kardeşe haksızlık ederek çok fazla yüklendim, kendisinden özür diliyorum ve hakkını helal etmesini rica ediyorum. Böyle olmamalıydı. Kırılmalar karşılıklıdır ama haksızlıklar gibi(matah gibi)... ben "terbiyesiz"ce yorum yapmadım terbiyeli insanlara... Ama en terbiyesiz de ben olurum gerekirse.. İsmail kardeş sen de böylesin, seni bu yüzden seviyorum. Ancak "terbiyesizce yorum yapmışsın" demek hakaret değil diyorsun öyle mi? Polemik olsun diye söylemiyorum: terbiyesizce yorumu kim yapar: terbiyesizler... o halde sen bana terbiyesiz demiş olmuyor musun? kaldı ki bu sitede sürekli birilerinin "öğreten adam" pozisyonunda olması çok can sıkıcı ve yakıcıdır. Bir an senin de o hep küfür ettiğin(ve iyi ettiğin) adamlara benzediğini düşündüm... benim terbiyesiz oluşumun olmayışımın ölçüsü sende mi kardeş:( (yoksa sen de mi Brütüs?!)
3-İnsan en çok kime kırılır; en çok sevdiğine, önemsediğine... Senin yazılarını da gerçekçi duruşunu da hep takdir etmişimdir... Fikirlerini hep önemsemişimdir... "Yazı yazsa da okusak" demişimdir çünkü sen bizim "dil"imizsin... hem Farsça olanı hem Türkçe olanıyla... gönlümüzün sesisin sen... Seni seviyor ve önemsiyoruz...
4-Elindeki asayla putları devirirken İbrahim'i veya babasının andına içtenlikle rıza gösterirken İsmail'i seviyoruz... Ama Diyojeni de seviyoruz: hani şu büyük İskender'e: "gölge etme başka ihsan istemem" diyebilen Diyojeni... Sesinin boğuk çıkmayacağına emin olmak istiyoruz...
5-Seninle 1.nesil "aykırı"dan tanışıyoruz, beni unutsan bile bu önemli değil; "aykırı"yı unutmuş olamazsın, o bir neslin eseriydi... (Erol Kızıl, Ali Genç,Tarkan Başer, Muhammet Ahmet, Emrah Ayhan, Asım Gültekin, Ahmet Koçak, Zeki Bulduk, Tarık Tufan, Hasan Kuvvet, Gökhan Özcan, Hakan Albayrak, Bülent Akyürek... Ve daha bir çokları...) Üsküdar Çınaraltı... Kubbealtı... Çay... Sigara...Edebiyat... Hayat..
6-benim kimseyle sorunum yok, olayı görmüyor musunuz ya hu, el-insaf... Ama ulvi bey sürekli olarak triplerde... editör olmasına gelince: ben onun aynı yorumlarının genelde iki üç kere yayınlandığına şahit olmuştum. bunu ancak kendisi yapabilir(nedenini sormayın) ve dikkat ettim her zaman o girince yayınlanıyor aynı yorum iki kere felan... yanılıyorumdur belki onda sitenin şifresi yoktur... Yayın meselesine gelince sen şiir editörü iken neden benim yorumum hakkında "yayınlamam" diyorsun? Bİr de kopyalama meselesi netleşmeli... 1986 da yazılmış bir yazı (misal bu alınmasın kimse) kopyalanıp yapıştırılmış sayılmıyor mu? Kasıt özgün yazıdaysa yani bana ait olmamasıysa bu da daha önce yapıldı. ben yapınca, bana gelince sesler duyuyorum. Metah Çakko benim 12 yıldır kullandığım bir müsteardır.. Bu konuda ciddiyim: "tek kelime" müstear oluyorsa şu yasaklanan gariban "nick"in tanımı nedir? Bu ayrımcılığın sona ermesini diliyorum... Yazı yazmama gelince, kimi kelli felli, kerli ferli (yaşlı da denebilir, kitapları olan da denebilir) adamların bile(mahalleden bunlar) sahip çıkarak utanmadan kendileri yazmışçasına sahiplendikleri, sitelerde kendi linklerinde yayınladıkları, sonra da farkedilince "çok beğenmiştik o yüzden yayınlamıştık, ama yanlışlıkla başka adla çıkmış" dedikleri ve ne HİKMETse altına "metah çakko" yazmak yerine siteden tamamen sildikleri yazılarımdan birini yolladım (ki en bilineniydi) ama her kim seçiyorduysa bu yazıları, beğenilmemiş(!) olacak ki yayınlanmadı...(hatta bu yazı hakkında bildiğiniz biri şöyle demişti -adını vermeyeceğim zira cüzzamlıyım ya ben- "Ahmet Altan'ın 'Ey Kavmim' yazısıyla birlikte bu yazıyı çok beğeniyorum, bu ikisini cuma vaazı olarak okutmak gerek!" ) Bu önemli değil... Önemli olan bu sitede gençlere karşı bir tavır var anlamadığım: şiir yazarsın laf ederler, yazı yazarsın laf ederler, yazmazsın laf ederler, yorumuna laf ederler, seçtiğin beğendiğin ve paylaşmak istediğin yazılara laf ederler... sadece laf ebeliği ederler...
7- "Cemaatte çizdiğim profilin giderek sevimsizeşmesi" umrumda olmayan bir şeydir bunu en iyi senin bilmen lazım çünkü sen de kimseye eyvallahı olmayan ve kendi doğrusunu ok gibi(mızrak gibi) söyleyen birisin... Ben de öyle olmasam, ulvi beye "haklısın abi" der geçerdim en başta... Kimseye kendimi şirin gösterecek değilim(zaten değilim) Ama o tariflediğin "adam tipi"nden ben de nefret ettimdi Tarık'a ve sana yapılanlarda... Ve hala öyle yapanlar da var... Haklısın... Ama ben onlardan değilim; benim problemim haksızlıkla... Zaten bu son tantanada vallaha benim bir suçum yok! :)
8-telini yollarsan kuşlar konabilir... Ama benim cebim(gsm) yok ki delik olsun...
9-taş düşemez: Konya bir ova!
(Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık)
10- Türküler söylemek mi... O kadar hırpalandım ki gereksiz yere daha en başında, üye olur olmaz, gelir gelmez... "İçimde şarkı bitti..." desem anlarsın eminim.
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
bu olay burada
Cts, 03/06/2006 - 08:29 — ismail kılıçarslanişte tam burada bitmiştir hadise. ne olduğu anlaşılmıştır. karşılıklı hatalarımız ortaya çıkmıştır ve hadise, geçip gitmiştir.
birinci nesil aykırı, "üsküdarlı bebelerin" dünyaya cevabıdır. çok önemlidir. dün adını da öğrenince hatırladıydım zaten seni. helallik diliyorum.
Baki selam.
Ulvi Ağabey, duy sesimizi !
Salı, 30/05/2006 - 10:29 — Eray MertSevgili Ulvi Ağabey,
Doğrusu zaman zaman sizi anlamakta güçlük çekiyoruz. Biz (biz diyorum çünkü benim gibi düşünen bir çok arkadaşın olduğunu iyi biliyorum) senin kişisel polemiklerle zarar gördüğünü düşünüyoruz. Seni gerçekten seviyoruz ve hem bir ağabey hem de bir sanatçı olarak değer veriyoruz.
Sen şahsına getirilen eleştirilere tahammül edebilen ve üslubunca cevap verebilecek bir donanıma sahipsin ancak polemiğe girdiğin şahıslar bunu kaldıramıyor ve tüm siteyi rahatsız eden bir sahne çıkıyor ortaya. Sen ki sahneyi çok iyi bilirsin. Seyirciyi irrite eden bir sahnede başrol oyuncusu olmak durumunda kalıyorsun ve bu bizi çok üzüyor. Tartışmaların kişiselleşmesinde birincil neden muhatapların olabilir ama sen de devam ettirmekle ya da sataşmalarla suç ortağı durumuna düşüyorsun.
Yahu bir adamın gerçek adı neyse ne.. gerçek olduğunu nereden test edebileceksiniz ki? boşverin kim ne yazarsa yazsın kim ne derse desin. Her satıra bir satır, her cümleye bir cümle, her kelimeye bir kelime üretmek zorunda değilsiniz ki. Mesela ben sizin tiyatro üzerine yazılarını ısrarla beklemedeyim, bir Brecht üzerine, bir eski zaman yazılarınızı beklemekteyim. Mesela bant tiyatroları zamaanında yapılanları, insanlar ve soytarılardan sonraki döneme ait anılarınızı gün be gün merak ediyorum. Yoksa üç kuruş etmeyecek laf gelgitlerinde kaybolmanıza gönlüm elvermiyor ağabey.
Ne olur anlayın beni/bizi !...
HAKKIMI HELAL ETMİYORUM SİZE
Salı, 30/05/2006 - 19:12 — Metah ÇAkkosevgili eray mert,
eğer şu satırlarınızı inanarak yazdıysanız size hakkımı helal etmiyorum: "sen şahsına getirilen eleştirilere tahammül edebilen ve üslubunca cevap verebilecek bir donanıma sahipsin ancak polemiğe girdiğin şahıslar bunu kaldıramıyor ve tüm siteyi rahatsız eden bir sahne çıkıyor ortaya.... ...tartışmaların kişiselleşmesinde birincil neden muhatapların olabilir..."
sevgili eray, lütfen yukarıya bakınız ve tartışmayı kimin başlattığını kolayca bulunuz. (yine)ulvi beyin sataştığını göremiyor musunuz?ben beğendiğim bir yazıyı kopyalamışım, ulvi beyin bu konuda diyecek bir şeyi olmamalı, hem ne var bunda laf söz edecek, daha evvel de yapıldı! (ulvi beyin sanatına falan hiç girmeyeceğim çıkamayız.)
Takma ada gelince ulvi bayin bu hassasiyetine katılıyorum: misal "alacakaptan" müstear olamaz o halde bu müsahama neden, bu ayrımcılık değil mi? bu tartışmaların üç kuruş etmeyeceğini doğru tespit etmişsiniz, katılıyorum ama kaynağı ben değilim. hakkımı helal etmiyorum size.. Ayrıca sitede "benim gibi düşünen diyerek hizip yaratmayınız. zira "benim gibi düşünenler" daha çok dersem ne olacak anket mi yapacağız? (aslında fena fikir de değil hani!)
BİR NOTTA İSMAİL'E... teessüf ederim ismail, ulvi ağabeyine nerede terbiyesizce cevap vermişim gösteriver bir zahmet. demek istediğin "yalamamam"sa bunu asla yapmayacağım böyle biline... ulvi bey bana nasıl hitap ettiyse aynı şiddette ben de cevap verdim.
ayrıca sana ismail diye hitap ediyorum kusura bakma, bunu terbiyesiz oluşumdan değil tanışıyor olmamızdan yapıyorum.
TEKRAR EDİYORUM: ben sataşmadım ama suçlu gene ben oldum. ey cemaat: yoksa bu ulvi alacakaptan sizin tanrınız mı!
vesSELAM"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Edebiyat Öğretmeni'ne şifa duası
Çar, 31/05/2006 - 23:11 — Ulvi AlacakaptanDurum vahimdir artık helal etmiyorum sizin mahalleden değilim sayıklamaları ....ey cemaat bu ulvi alacakaptan sizin tanrınız mı cinnetine varmıştır.
Bu beyin gerçekten derhal şifa bulması için dua edelim.Ne şaka ne dokundurma ne de başka bir artniyet aramayın!
Bu sözü akil bir durumda yazmamış olmasını Yaradan'dan diliyorum.
Böyle sözlere izin verilmesinin vebali olup olmadığını da ferasetinize bırakıyorum
Kem söz sahibine aittir
www.ulvialacakaptan.com
ulvi bey
Çar, 31/05/2006 - 23:36 — Mümine KAYAulvi bey bir şeyi söylerken kendinizin de yapıp yapmadığına bakın lütfen.
1-Adam "sizin mahalleden değilim" diye bir şey dememiş.
2-Hakaret etmekte olan sizsiniz. "Cinnet,şifa, akil durum, vs..." Bence siz de durumunuzu kontrol ediniz ya da ettiriniz. Bazen sitenizde söyleşinize yer verdiğiniz dostunuz Ferhan Şensoy'a katılmak geliyor içimden... Ne olur siz de benim bu lafımda "ne şaka ne dokundurma ne de başka bir art niyet aramayın." (Bu cümle de öyle düşük ki...)
3- Esas sizin sözlerinize izin verilmesinin vebali olduğu açıktır ve buna izin veriliyor oluşun da sebebi çok belirgindir.
4- Herşey bu kadar basit değildir. Site ve siz yasalar önünde suçlu duruma düşmeyiniz.
5- Kendinize iyi bakınız. Bence sözlerinizi tartarak söyleyiniz. Zira bu site sizin polemiklerinizden daha evvel olduğu gibi şimdi de çekmekte, buna izin verilmemeli.
Mümine Kaya adındaki hanımefendiye
Cts, 03/06/2006 - 12:00 — Ulvi Alacakaptan1-'Adam'dediğiniz daha başka şeyler de söyledi yazdi tehdite kadar varan sözleri Posta Kutum'da duruyor.
2-O sözleri akıl başında söylemek Büyük Günah'tır yorum bu noktada sizin ise aklınız başka yerde anlaşılan.Bu konuda titizim ,doktorum Sn.Sefa Saygılı'dır.Benim için endişeleriniz varsa kendisine danışın.
Ne ......cümlesinde haklısınız bunun kavgasını verirken kendim yüklemleri olumsuz kullanmışım.....arayın la bitse dosdoğru olacaktı
3-Neymiş sebeb imaya ne gerek var yazın korkmayın canım!
4-Suçlu duruma düşmekten çok günah işlemekten korkarım,gerisi fasa fiso!
5-Kendimi tartma konusunda ne yaş ne de birikim olarak bana öğüt verecek durumda olduğunuzu sanmıyorum.Yanılıyorsam hakkınızı helal ediniz.60ına merdiven dayamış birine karşı daha saygılı olunuz.
Polemik pejoratif bir anlam taşımaz başlıbaşına.
6-Pragrafları numaralandırıp yazı yazmayınız sakil duruyor.Ferhan Şensoy'a katılmak mı?Buna diyecek sözüm yok.Kendinize iyi bakınız ,Amerikanca Take Care Yo'rself den dillere yapıştı bize hiç yakışmıyor.Hele ismi Mümine olana!
Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com
Mümine Kaya adındaki hanımefendiye
Cts, 03/06/2006 - 12:03 — Ulvi Alacakaptan1-'Adam'dediğiniz daha başka şeyler de söyledi yazdi tehdite kadar varan sözleri Posta Kutum'da duruyor.
2-O sözleri akıl başında söylemek Büyük Günah'tır yorum bu noktada sizin ise aklınız başka yerde anlaşılan.Bu konuda titizim ,doktorum Sn.Sefa Saygılı'dır.Benim için endişeleriniz varsa kendisine danışın.
Ne ......cümlesinde haklısınız bunun kavgasını verirken kendim yüklemleri olumsuz kullanmışım.....arayın la bitse dosdoğru olacaktı
3-Neymiş sebeb imaya ne gerek var yazın korkmayın canım!
4-Suçlu duruma düşmekten çok günah işlemekten korkarım,gerisi fasa fiso!
5-Kendimi tartma konusunda ne yaş ne de birikim olarak bana öğüt verecek durumda olduğunuzu sanmıyorum.Yanılıyorsam hakkınızı helal ediniz.60ına merdiven dayamış birine karşı daha saygılı olunuz.
Polemik pejoratif bir anlam taşımaz başlıbaşına.
6-Pragrafları numaralandırıp yazı yazmayınız sakil duruyor.Ferhan Şensoy'a katılmak mı?Buna diyecek sözüm yok.Kendinize iyi bakınız Amerikanca Take Care Yo'rself den dillere yapıştı bize hiç yakışmıyor.Hele ismi Mümine olana!
Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com
Alacakaptan adındaki beyefendiye
Cts, 03/06/2006 - 13:49 — Mümine KAYAUlvi bey,
*Doktorunuz bile meşhurmuş, adını zikretme ihtiyacı hissetmenize şaştım doğrusu...
*İma değildi "açıktır" dedim, açıklamaya gerek yok demektir bu...
*"Daha çok günah işlemekten korkarım" demişsiniz. Yani bu polemiklerde sizin hiç günahınız yok mu?
*Yaşla birikimin doğru orantılı olduğunu sanmıyorum. Sadece yaşlı olmak insana bir şey katmaz. Üstelik herkesten alacağınız bir öğüt olduğuna inanıyorum. İslam büyükleri de küçücük çocuklardan hatta hayvanlardan bile öğütler çıkarmıştır.(Bir de demişiniz ki "Yanılıyorsam hakkınızı helal ediniz" Şimdi ben desem ki 60 yaşındayım, bu beni birikimli mi kılar? O zaman size öğüt(!) vermemi doğru bulurdunuz öyle mi?)
*Paragrafları numaralandırmadım ama başlarına yıldız koydum bir sakıncası var mıydı bilmiyorum; affınıza sığınıyorum.
*"Kendinize iyi bakın"dan kastım gerçek anlamıylaydı. Yani önceki yorumumun başında "bir şeyi söylerken önce kendinize bakın" demiştim ya... O anlamdaydı. Yani "her ne arar isen kendinde ara..." "iğne-çuvaldız" vs...
*"Yani şöyle: Pejoratif" kelimesi adı Ulvi olan birine yakışır mı peki?
*İyi günler dilerim...
meslek
Per, 01/06/2006 - 00:06 — Tuncay KarakaşSelamün Aleyküm,
Uzun süredir siteyi takip ediyorum ve sırf şunun için üye oldum: Ben de edebiyat öğretmeniyim ve Ulvi beyin bu şekilde ikide bir diline mesleğimi dolamasından rahatsız oluyorum. Ne alakası var Metah beyle polemiğinizde mesleğinin... Üstelik o size "meddah" dediğinde alınmıştınız yanılmıyorsam.
Lütfen hocama haksızlık etmeyin ve aranızdaki meseleye meslekleri karıştırmayın. Bazen gazetelerde buna benzer genellemeler yapılmakta maalesef.. "Katil Doktor" "...cu İmam" gibi... Şimdi bir tiyatrocu "şizofren" çıksa "tüm tiyatrocular öyledir" demek doğru mu?
Bu sitenin yöneticileri neden bu duruma müdahale etmiyorlar. Biri Ulvi beyi durdursun lütfen o siteyi durdurmadan!
Sayın Ulvi Bey
Per, 01/06/2006 - 12:35 — Ahmed Zahid Ser...Sayın Ulvi Bey, sözlerinizin anlaşılmadığı ve yanlış yorumlandığı kanaatindeyim. Bence gereksiz bulduğum bu polemiklere girip zamanınızı ve sözlerinizi harcamayınız. Sizden oyunlarınız, kitaplarınız, oynayacaklarınız ve yazacaklarınız hakkında güzel şeyler duymak istiyoruz. Bu arada Başkasının Ölümü adlı oyununuzu izledim gerçekten çok etkilendim. Eski oyunlarınıza yetişemedik, çocuktuk daha ama şimdi büyüdük ve takipçiniz olduk. Sevgi ve hürmetlerimle...
"De ki; benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm tüm varlıkların Rabbi olan Allah içindir" (Enam 162)
Bütün genellemeler bu bile yanlıştır.
Cts, 03/06/2006 - 11:44 — Ulvi AlacakaptanBen genelleme yapmam Yazılarımın çoğu bu toptancı zihniyete karşıdır
Ben bana Meddah denilmesinden niye alınayım.Aşşağılık biri beni aşağılamaya kalkarsa onu teşhir ederim o kadar!
Hocam derken kimi kastettiğinizi bilmiyorum ama birine olan yakınlığınız sizi Hakikat'i söylemekten alıkoymasın!
Benim kimse ile aramda mesele yok Ben kendi meselemin ve sınavımın peşindeyim.
Bir daha !Polemik başlıbaşına pejoratif bir anlam taşımaz.
Açıkça:Mesleğiniz kutsal değidir eleştirim de mesleğinin tümünü kapsamaz.Bie Edebiyat Öğretmeni'nin imla ve ifade bozukluklarına hayretimiz dile getirilmiştir.Ben herşeyimi Edebiyat Öğretmenlerim'e borçluyum Lamia,Muzaffer ve Altan öğretmenlerime.
Şizofren nereden çıktı?
Siz beni tanıyor musunuz Allah(C.C:)aşkına bir kitabımı okudunuz ya da bir oyunumu izlediniz mi?
Soyadınızın Hatemi olması bir raslantı mı?
Üzülmeyin bu siteyi kimse durduramaz?Yöneticileri putperestlikle suçlayanlar bile başaramıyor
Bütün genellemeler bu bile yanlıştır.
www.ulvialacakaptan.com
ulvi alacakaptan sizin tanrınız mI?
Cts, 03/06/2006 - 11:24 — Ulvi AlacakaptanSevgili editörler lütfen kesinlikle ve Metah Çakko ismiyle yorum yazmasına izin verdiğiniz Ahmet Akkoç 'un bana geleneksel hakaretlerini sürdürdükten sonra açıkça sorduğu şu soruya alenen ve neşir yolu ile cevap veriniz
ey cemaat:yoksa bu ulvi alacakaptan sizin tanrınız mı?
Not Bozuk imla aynıyla muhafaza edilmiştir.şahıs ayrıca -yalamamam'sa bunu asla yapmayacağım -diyerek bir yalama eylemini sürdüreceğini belirtmişse de bunun sehven bir ma ekinin fazla yazılmasından ileri geldiğini kabul ediyoruz.Tabii ki kendisi yalamamama yı sürdüreceğim demek istemiştir.
Öfke haksızlık ettirmesin,kimseye!,
Alacakaptan,Haldun Ulvi
Selam Dostlar
Salı, 30/05/2006 - 23:12 — Ulvi AlacakaptanHiç yüreğinizin titremesine gerek yok bir yere kaybolduğum da yok ancak cemaat com a önem veriyorum başka cemaatim yok ben garibin de!
Burada tek bir rakkamla 1 yazı yazmamış birileri yorum adı altında sabrımızı yorarken susalım mı yani?
Herkes ismiyle katılacaksa herkes öyle yapsın yoksa kimin kim olduğunu ben biliyorum Onlar küfürlerini siteme kadar da taşıyor zaten siz bilmiyorsunuz
Benim kişisel bir derdim de yok iddiam da.
Tutup pazar keyfi damgalarıyla yolumu sanatımı tıkamaya kalkanlara haddini bildirmeyi zevk de edinmiş değilim.
Ben Hakikat in peşindeyim.Uslubumu beğenmeyen oyunu vermesin Oy peşinde de değilim zaten!
Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com
Nezip Fazıl Kısakürek Üzerine Bir Yazı
Cts, 27/05/2006 - 12:37 — Abdullah BirokurYusuf Tosun, üstad Necip Fazıl Kısakürek üzerine 'Büyük Doğu' Ufku: Necip Fazıl Kısakürek isimli okunaklı, güzel bir yazı kaleme aldı.
Bahsi geçen yazıdan bir iktibas: "...Necip Fazıl, yirminci yüzyılda düşünce dünyamıza engin dehası, sanatı, aksiyonu ile insanlığı aydınlatmış ve yol göstermiş büyük bir dava, sanat ve fikir adamıdır. Onun döneminde yaşamamış olmayı kuşağımın talihsizliğine yorumluyorum. Bize düşen, onun engin fikir, düşünce ve mücadelesini iyi okuyup istifade etmek ve onun yarım bıraktığı binayı tamamlamaktır."
Bu vesileyle üstadı rahmetle anıyorum.Mekânı cennet olsun !..
Yazı için bakınız:
http://www.haber10.com/makale/3232/
şuraya bir bakın...kınıyorum
Per, 01/06/2006 - 16:22 — ismet karaBurada Üstadı anmak için "Rabia Şifa"(kullanıcı isminde ki,)bir kaç kelam etmiş,bir girizgah oluşturmuş.O çok sevdiğimiz ÜSTAD'ı anarken, iyi de etmiş.
Burada profesyonel düzeyde bir yazı beklemek sanırım haksızlık olur.
Üstadın mezarı başında bu bir anma töreni olsaydı: Sayın Metah Çakko, alacakaptan ve bilumum şahsiyetler sanırım şehvete kapılıp kavga edeceklerdi. Vaziyet ki, onu gösteriyor.
Yok neden yapıştırma yapmışsın, yok sen o musun, bu musun?
Tuhaf bir durum, çünkü: eğer kopyalama yapıştırma yasaksa buna en başında izin vermeyeceklerdi. İzin verildi ise bundan kime ne?
Şehvete kapılmak mı?Terazi hepten mülga galiba!
Cts, 03/06/2006 - 11:31 — Ulvi AlacakaptanBakın M.Ç. Ahmet Hakan dan bir yazı kopyalayıp yatıştırdı tartışma bundandır.
Alacakaptan soyadımdır büyük harfle başlanır.
Şehvete kapılmak burada uygunsuz bir sıfattır.
Necip Fazıl Kısakürek eserlerini yorumladığım oyunlarını sahnelediğim önemli bir sanatçıdır izin verin de savunalım Onun buna ihtiyacı olmasa da,bizim var!
Binbir başli kartalı nasıl taşır kanarya?NFK
www.ulvialacakaptan.com
evvela bu yorum
Cts, 03/06/2006 - 12:32 — ismet karaevvela bu yorum görüntüsü altında, tartışmalarınız "neredeyse küfür etmeye varacak bir diliniz" ne sizi nede kimseyi aklamaz.
ve yine evvela sayın alacakaptan;minyeli abdullah filminin oyuncularından biri de berhan şimşek'tir.
yani bilmem izahata gerek var mı? ben yine olası bir yoruma mukabil söyleme gereksinimi duyuyorum:siz üstadın oyunlarını sahnelemeniz yahut yorumlamanız onun görüşüne dahil olduğunuz,savunduğunuz kısmende olsa yanında durduğunuz anlamına gelmez ki.
ve emeğinizi iki kelamda silip atmıyorum.(emeğe saygı duyduğumuzdan olsa gerek ki,isimleri önemsemiyoruz)
diyoruz ya bu kezde büyük harflerle söyleyelim:
METAH ÇAKKO,KOPYALA-YAPIŞTIR YAPTI İSE BU EVVELA SİTE YÖNETİCİLERİNİ İLGİLENDİRİR.ÇÜNKÜ ONLARIN ELİNDEN GEÇER BU YORUMLAR ÖYLE YAYIMLANIR.GERİSİ NE SİZİ NE BİZİ İLGİLENDİRİR.BIRAKIN YAPSIN YA HU.BUNDAN SİZE NE???
evet siz bu durumdan değil siz metah çakko'dan rahatsızsınız.
bakın aleni bir şekilde ifade edeyim ki,"ben de sizi hiç sevmiyorum",ne uslubunuzu ne de herhangi bir şeyinizi..
site de bir çok kere şahit olduğum bu tarz tartışmalar var.bu tartışmalarda bir çok isim değişse de sizin isminiz hiç değişmiyor nedense.her nedense tavrınız aynı,her nedense...yaşınız hep büyük cemaat.com da..
Ayıp ayıp!!
Cts, 03/06/2006 - 12:16 — abdulkerim acarYazıları okumaya başlayınca hayret ettim.Bu sitede pek böyle birebir takışmalar olmuyordu ama gördüm ki her sitede aynı hastalık.Bizim okulun forumuna dönmüş cemaat.
Geçenlerde Ahmet Hakan denen zavallı sosyalist müslümanın(!) yazısı okulumun formunda da yayınlanmıştı.Hoş, yayınlayan arkadaşın emdiği süt burnundan geldi ama bizi krizlere sokmayı da başardı.
Ahmet Hakan biryerlere gelmek için Kanal 7 yi basamak olarak kullanan,Kanal 7 de iken ne mal olduğu belli medyaya 'Ben burdayım işte beni de alın' diyen, tarafı belli olmayan,üstada da böyle bir yazı yazabilme cüretkarlığı gösterebilen bir insancıktır.Üstadı karşısında görse korkudan bacakları titrer ama gel gör ki gazetesine fesat tohumları eker.Ama yazması gayet doğal,ne de olsa onun sistemine şu güne kadar en büyük darbeyi vuranlardan birisi de Necip Fazıl'dır.
Yaş 35 den sonra ömrünü Allah yolunda,gençlik davasında harcayan merhum hakkında böyle basit çamur at kafa karıştırsın oyunlarına gelmeyelim müslümanlar.
Üstadın kesinleşmiş 101 yıl hapis cezası vardı.Bu ceza ne adam kesmekten,ne kaçakçılıktan,ne kumardan,ne carttan ve ne de curttandı.Bu ceza kafirlerin Allah yolunda gidene verdiği cezaydı.Şimdi Ahmet Altan'ı destekleyen müslümanlar: Sizin bu yaptığınız, ömrünüz boyunca şu memleket insanı için hiçbirşey yapmamanın vicdan azabını üstada yüklemek değildir de nedir?
Üstad görevini ifa etti ve gitti.Şimdi bize düşen onun bize anlattıklarını yaşatmak,geçip bacak bacak üstüne atıp laf sokmak değil.Şu yaptığınız AYIP AYIP!!!!
Site Okurlarına Duyurulur
Cts, 03/06/2006 - 14:49 — Cemaat.comBirilerinin tanrımız(!) olduğunu iddia edecek seviyeye varan bu tartışmanın ne siteye, ne site okurlarına, ne taraflara herhangi bir fayda sağlamayacağını düşündüğümüzden dolayı bu yazıyı bu aşamadan sonra yoruma kapatıyoruz. Bu vesileyle herkesi durup düşünmeye ve bu polemiklerin kendi nam ve hesaplarına ne fayda sağlamış olduğunun muhasebesini yapmaya davet ediyoruz.
Seviyeli, ilkeli, tutarlı olmasına gayret ettiğimiz sitemizin yöneticileri olarak, hayra vesile olma kaygısıyla her türlü hassasiyeti gösteriyor olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Buna rağmen ortaya çıkan tabloda payımıza düşen muhasebeyi yapacağımızdan endişe edilmemesi gerektiğini hatırlatmak isteriz.
Tüm cemaat.com okurlarını duayla selamlıyor, Allah'a emanet ediyoruz.
cemaat.com yönetimi