Bir varmış bir yokmuş. Bir, bir varolup bir yokolan bir şeymiymiş, yoksa bu cümleyi masalların en başına yerleştirenler birin varlığı veya yokluğu ile ilgili verilemeyen kararı mı anlatmak istemişler. Öyle bir diyara, öyle bir mekana gelinmiş ki "varediliş" de neymiş. O diyarın sakinleri sanki zaten hep varlarmış. Öyleyse yok da olmayacaklarına inanırlarmış. Vareden ve yeniden varetmek üzere yokeden bir varlık hiç hesaplarında olmadığından, kendilerini "güç bende artık" çığlıkları atmak zorunda hissederlermiş. Devrin insanları iki gruba ayrılmışlar. O dönemde kategoriler kutsalmış çünkü. İlki işgalciler ve işkencecilermiş. Diğeri işgale ve işkenceye karşı çıktıkları, aktif veya potansiyel direnişçiler oldukları için kafa kopartıcılar taraftarı olarak algılatılmak istenen insanlarmış. İnsanların çoğu hüsrandalarmış. Hüsranda olan insanların çoğunun düşüncesi de zandan ibaretmiş. Zannın çoğuda yalandan oluşurmuş doğal olarak. İnsanların bir grubu istisnaymış sadece. Bunlar kaideleri bozan cinsdenlermiş. Cins adamlarmış vesselam manyak adamlarmış. Onlara hakim güçler tarafından kısaca terörist denirmiş. Onlarsa kendilerini teslim olmuşlardan sayarlarmış. Aralarında bundan sebeb selamı yaygınlaştırırlar, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye ederlermiş. Birbirlerine demek aynı zamanda tavsiye de alabilcekleri anlamına gelirmiş. Birbirlerine karşı şefkat dolularmış. Diğerleri bunu bir türlü anlamazmış. Bildikleri tek şey onların duruşlarının kendilerinin olmayışına yol açacak olmasıymış. Bundan olacak ki; ha bire bunların arasını açmaya çalışırlar, onların eklektik yorumla parçalanması gerektiğini, kategorilere (teslim olanlar buna fırka derlermiş) ayrılmayı en fazla hakeden kişilerin bunlar olduğunu her fırsatta dile getirirlermiş. Sırf bunun için BOP u bile icat etmişler. BOP u tek başlarına uygulayamayacakları için yanlarına demokratik ortaklar bulmak istemişler. Bu demokratik ortakda cins kesimden adına TÜRK dedikleriymiş. TÜRK ü yağlamışlar, ballamışlar, sen şöylesin, sen böylesin, sen modelsin, sen köprüsün, "atıl kurt" falan demişler onun için ayaklarının altına kırmızı halılar sermeseler bile ağam , paşam, bi tanem, aslanım, koçum, yiğidim, ve en önemlisi "demokratım benim" diyerek onu iyiden iyiye havaya sokmuşlar. Gerçi TÜRK' ün kırmızı halıyı "kırmızı delikanlıya yakışmaz" diyerek reddettiği de söylenir ama bu sözün mevzu olduğunu anlamak için söz usulü bilmeye gerek bile yokmuş. Aslında herkes kırmızıyı da bilirmiş delikanlıyı da.
Bu devrin başka kutsalları da varmış. Özgürlük ve demokrasi bunlardan sadece ikisiymiş. Bunların içeriğine dair söz söylenecek olursa gaipten HÖT diye bir ses duyulurmuş. Bu sesi çıkaranlar şöyle demek istermiş aslında; "bunlar sorgulanacaksa biz sorgularız." Bunun için zaman zaman aralarından bazılarını görev icabı çıkarır bu kavramları sadece onların eleştirmelerini sağlarlarmış. Bu HÖT çüler kendi aralarından 8 tane G çıkarmışlar. Bu 8 G de yanlarına birkaç tane küçük g alırlarmış ve zaman zaman toplanırlarmış. g lerde G lerin kendilerine atfediyor gözüktükleri değere tav olurlarmış nedense. Aslında onlar kimin için değerli olunması gerektiğini iyi bilirlermiş. Böyle davranıyor olmalarının enteresan nedenleri varmış. Konjonktür bu nedenlerin başlıcasıymış.
Yine böyle bir günde toplanıvermişler. Bu toplantı birkaç ülkenin ırzına geçmenin hemen arkasına denk gelivermiş nedense. Masalar kurulmuş, sözler savrulmuş, nutuklar çekilmiş. Bu ayin eski masalların 40 gün 40 gece diye tariflediği kutlamaların modernize hatta postmodernize edilmiş halinden başka bir şey değilmiş. Diğer bütün insanlar buradan çıkacak sonucu beklemeye başlamışlar sanki sonuç belli değilmiş gibi. Ve sonuç açıklanmış; BOP! yine de BOP! illa da BOP! ısrarla BOP! BOP için BİP demişler yani. TÜRK ne mi yapmış? Ne yaptığını ne kendisi anlamış ne de başkaları. Globalleşen dünyaya ayak uydurmuş yuvarlanıp gitmiş işte. Böyle olduğu için de kardeşlerine örnek ilan edilivermiş birdenbire. Öyle ki TÜRK' ün İHaLelerini de diğer kardeşlerinin ıslahında bir metod olarak kullanılmasını önermişler. Burada dönenleri anlayamayacak olanlar gün gelecek burada yaşananları esatir-i evvelin (evvelkilerin masalları)diye nitelendireceklermiş.
Neyse onlar eremesinler muradlarına biz de çıkamayalım kerevetine.
Yorumlar
BOP ne demek BİP ne demek?
Per, 10/06/2004 - 19:49 — Yusuf ArmağanBOP neyi ifade eder, BİP sesi kimden gelmektedir..
Cum, 11/06/2004 - 05:20 — Name LimonBakın bu resimde ne anlatılmak isteniyor söylicem şimdi: Önce adamın kendisi sonra da tüfeğinin dipçiği Bop'a basmış. Ahşap olan dipçik, BOP'un gübre etkisi göstermesi neticesinde neşvünema bularak toprağa kök salmış. Tüfeğii kendisine zimmetli olan adam! da, yanından ayrılamadığı içün duruma vaziyet ederek onunla birlikte Bop'a saplanıp kalakalmış. Eee Bop'a saplanıp aylarca tek başına yaşamak zor.. Herkesin kaldırabileceği bir durum değil bu. İşte BİP sesi de, aylardır BOOP'a saplanmış vaziyette orada duran bu zavallı adamdan gelmektedir.
Böyle, manasını tam olarak çözemediğiniz karikatörler* olursa şayet bana gönderebilirsiniz. Ben de bir süre yalnız kalmıştım da ! Hadi bana eyvallah. Bip bip..
* Karikatör; Karikatör cızıktıran kişi :)
Sevgili Sadan; Sen bilinçli şekilde yeni kavramlar üretip bize nispet yaparsın da Allah bize yardımcı olmaz mı. Yanlışlıkla yazmıştım.. sonra baktım ki manalı bir şey oluvermiş.