renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Demre’li (!) Noel Papa

Noel Papa

“Diyelim ki, Aziz Nikola diye biri vardır ve Demre’de yaşamıştır… İyi de bu zat nasıl oluyor da Demre’nin kar görmeyen dağlarında geyiklerin çektiği kızaklarla dolaşabiliyor? Kızak dediğin kar üstünde kayar, kuru toprak üzerinde de kızak kaymaz ki. Hem sonra Antalya yöresinde geyik ne arar ki… Hakan Aygün’ ün “Gece Hattı” programında “şehir annelerinin” babası Haldun ÇETİN soruyor bu soruyu” (1)



……..
Noel babada esrar var!
Ne yapar ne işe yarar?
Müslümanlıkta ne arar;
Anlayalım neyin nesi?
…….
Bu, pek sinsi gelenek
Yurdumuzda bu ne demek?
Bunu def eylemek gerek
Bilmiyoruz neyin nesi?
….
Senede bir çıkar hortlar
Hristiyanları toplar,
Sinsi sinsi aşar yurtlar
Bilelim bu neyin nesi
Türkiye’ye alışmasın
Vicdanlara karışmasın
İman ile yarışmasın
Noel baba neyin nesi…M.K. (2)

*

“..Hızır aleyhisselam neden öne çıkmıyor? Noel baba ile kalkıyor, onunla yatıyoruz. Noel baba yılda bir gün çalışıyor. Tüketimi teşvik ediyor. Önüne gelene bol keseden dağıtıyor. Bizim Hızır 365 günde 24 saat hizmet veriyor. Tüketmiyor, üretiyor.”Yetiş Ya Hızır!" diyenin hemen imdadına koşuyor. Noel baba tüketimi ne güzel teşvik ediyor. Tüketmeyi hiç aklına getirmeyen insanlara hitap ediyor…
İşte bu yüzden bizim Hızır “OUT”, Noel baba “İN”.(3)

*

“..Büyük bir imtihanın arifesindeyiz. Önümüzde uğursuz bir gece var: YILBAŞI GECESİ… Çokları hindilerle-Hristiyanlar gibi-Noel babalarla hazırlanmaya başlamışlardır. Kim bilir, Allah Kuran-ı Kerim’de açıkça haram kıldığı halde ne kadar içki içilecek ve ne kadar zina, fuhuş, yaralama, öldürme hadisesi olacak! Tuhaf şey… Bastığımız toprakların altında kefensiz yatan ak saçlı ninelerimiz, şehit dedelerimizin tepesi üzerinde sarhoş kusmuklarının dökülmesine, rakı kokularının yayılmasına nasıl razı olabiliyoruz?..” (4)

“İslam’da Yılbaşı yoktur… Nüfus cüzdanında “Dini:İslam” yazılı bazı müslümanlar, evlerinin camlarını acaip Noel baba resimleriyle donatmakta, kaçak olarak kesip getirmiş olduğu çam ağacını evinin köşesine yerleştirmektedir… İslam’ın Kitabında ve Müslümanın hayatında yılbaşı diye bir şey yoktur. Kaçak olarak kesilen çam ağacının altında yemek yenirse, ömür uzarmış.Yeni yıla neşeli girerse bütün yıl neşeli geçermiş, bu gibi safsatalardan kendini ve kendi neslini muhafaza et.”(5)

*
“MÜSLÜMAN, Türkiyemiz için milli bir afet halini alan YILBAŞI HURAFESİ’nin de karşısındadır. Sakın bu hurafelerin geçici zevkleri seni tehlikeye sokmasın. Yarın Allah ve Rasulü’nün şefaatinden mahrum bırakmasın. Bu gecenin mel’anet sofralarında aklını başından alan kumardan ,içkiden uzak dur..”(6)

*
“..Sağlığımızı yılbaşı gecesinin sarhoşluğu ile tehlikeye düşürmeyelim. Sahip olduğumuz kıymetli vakitlerimizi de abes olan şeylerle harcamayalım. Yeni yıla girdik diye sevinmeyelim. Ömrümüzden bir yıl daha eksildi diye nefislerimizin muhasebesini yapalım…”(7)

*

“Noel kutlaması tamamen hristiyanlara ait dini bir gelenektir. Maalesef, bu adet, yılbaşı kutlaması adı ile bizde de yıl geçtikçe yayılıp yerleşmektedir…Bu hristiyan geleneğinin yurdumuza böylesine çöreklenmesi milletimiz için hiç de iç açıcı değildir…İlim dünyaca müşterektir, ama kültür manaya bağlıdır. Batının her yaptığını kerametmiş gibi taklide kalkarsak bize güç veren ahlakımızı bozmuş oluruz. O zaman kuvvetimiz azalır, bir çok şeyimizi kaybederiz.Yüce Allah: “Bir toplum, kendilerinde bulunan yüksek meziyetleri değiştirmedikçe, Allah onların meziyetlerini değiştirmez” buyurmaktadır.(8)

*

“Noel doğum demektir. Bir takvimin başlangıcı ve miladi yılbaşı olarak kutlanır. Tamamen hristiyanlara ait bir adettir…

“…Bu günkü hristiyanlık,İsa(as)’ın tebliğ ettiği Hak dinin enkazı üzerine kurulmuş putperest inanışlardan ve mitolojik görüşlerden derlenmiş DEVŞİRME BİR DİNDİR.”(9)

*

Noelde göze çarpan bazı hususlar:

1-Noel ağacı, körpe çamları katleden bir ibadet şekli İslam’a ne kadar terstir! Hele bu adetin Müslüman evine girmesi ne kadar acıdır.
2-Noel baba: Kiliselere göre değişik azizlerdir… esefle kaydedelim ki, ilk okul çağı ve öncesi çocuklar arasında bu efsane ülkemizde de yaygınlaşmıştır.
3-Mum yakılması ve söndürerek yeni yıla girilmesi.Hristiyan adetidir.
4-Yılbaşı bahanesiyle, sefahat alemleri tekrar edilen kötülüklerdir.
5-Batıda domuz, bizde hindi ziyafeti Noel’in alameti olmuştur.

Bu gibi hristiyan adetlere katılmayı tevil etme ve masum gösterme gayretleri şuur ve idrak dışı davranışlardır… Allah’ımızı, Yüce Peygamberimizi unutarak, Fatih ve şehid dedelerimizin ruhlarını rencide etmeyelim.”(10)

*

“NOEL, hristiyan aleminin Hz İsa’nın doğum yıldönümü olarak kutladıkları yortudur. Bu yortuyu Katolik ve Protestanlar 25 Aralık'ta; Ortadokslar ise 6 Ocak'ta kutlamaktadırlar. Noel baba ise hristiyanlarca noel gecesi çocuklara hediye ve oyuncaklar dağıttığına inanılan efsanevi kişidir. Tarihi belge sayılabilecek ilmi bir dayanağı olmadığı gibi, tarih ve kültürümüzle uzak-yakın bir ilgisi de yoktur. Tamamen hristiyan kültürüne dayanır... Öz benliğimizden uzaklaştıran bu türlü faaliyetler karşısında tam bir uyanıklık içinde bulunmamız gerekir. İ.YÜCEL.(11)

*

“Hristiyanların bayramları genellikle dini bir olaya dayanır. Noel yortusu da bunlardan biridir. Yılbaşının bizimle hiçbir ilgisi yoktur. Hal böyle olunca, yılbaşında özel hazırlıklar yapıp, eğlenceler tertip edip yılın son gününü kutlamanın doğru bir izahı yapılabilir mi? Dini bayramlarını onlarla kutlamak demek, onlara benzemek demek anlamına gelir. Halbuki Peygamber sav Efendimiz bizi bundan şiddetle sakındırmış, kim bir millete benzerse onlardan sayılır buyurmuştur..”(12)

*
“YILBAŞI kutlamaları ile ilgili batıl gelenekler, ekonomik ve iktisadi yapımıza da indirilmiş ağır bir darbedir. Çam ağacı katletme adeti, hristiyanlara TOTON’lardan geçmiştir…İktisadi bakımdan düşünecek olursak; Yılbaşı kutlaması gayesiyle her vatandaş bir çam ağacı devirmeye kalkışsa memleketin manzarası ne hale gelir? Ayrıca Noel baba diye anılan şahıs Yunan asıllı bir keşiş olduğu sanılan efsane mahsulü bir kişidir.”(13)

*

“…Yılbaşı kutlamalarına karşı çıkılması gereklidir. Zira AKÜLTÜRASYON dediğimiz, bir toplumun kendi kültürünün, yabancı kültürlerin istilasına uğrayarak yozlaşması olayı, o toplumun ve o toplumu oluşturan fertlerin kimliklerinin de yozlaşması sonucunu doğurur ki böyle toplumların tarih sahnesinde uzun süre kalamadıkları sosyolojik bir gerçektir… İslami bir anlamı olan Hicri yılbaşının kutlanmasını gerilik olarak kabul eden, Hristiyan aleminin bir bayramı olan Noel’in kutlanmasını ilericilik sayan bir kesim, işi kiliselerdeki NOEL AYİNLERİ’ne kadar götürmüştür.”(14)

*

“935’te Başbakan ismet İNÖNÜ imzası ile TBMM’ye bir kanun teklifi verilir. Milli bayram ve tatil günlerini düzenleyen bu tasarı ile bütün medeni milletlerce tatil günü olarak kabul edilen 31 Aralık öğleden sonra ile 1 Ocak günlerinin uygulanmakta olan tatil günlerine eklenmesi teklif edilmektedir. Türkiye’de yılbaşının kutlanması resmi olarak böyle başlatılır.” (15)

*

“..Noel yortusu ile yılbaşının aynı şey olduğu zannediliyor. Noel yortusu yılbaşından öncedir. Hristiyanlar kiliselere gider ayin yaparlar.Yılbaşı ise, eski yılın son gecesidir. Onda bin türlü rezalet ve kepazelik yapılır. BÖYLE EĞLENCELERE HRİSTİYANLIK VE MUSEVİLİK DE CEVAZ VERMEZ. 70’li yıllarda çıkardığımız Büyük Gazete’de Panos Debağyan isimli bir ermeni vatandaşımız, yılbaşı eğlencelerinin hristiyanlıkta da yeri yoktur. Konusunda bir makale yazmıştı ve biz de basmıştık.”(16)

*

“…NİKO EFENDİ. Din adamı değildi, ama papazlar onu MYRA (bugünkü Demre) piskoposu seçince, Niko efendi gitti “St.Nikolas” geldi…. Noel baba, Norveçli mitolojik tanrı VODAN’ın imajıdır. Noel baba da Vodan gibi beyaz favorili, beyaz atı ile dünyanın etrafında uçabilen kutsal bir kişidir…Noel baba çiziminin yaratıcısı ise İSVEÇLİ HADDON SUNDBLOM isminde bir ressamdır. COCA COLA FİRMASI İÇİN ÇALIŞAN SUNDBLOM, daha önce farklı biçimde resmedilen Noel babayı 1931 yılında sempatik bir ihtiyar olarak çizdi. Coca cola renklerini simgeleyen beyaz şeritli kırmızı elbise giydirdi. Kışın içilmeyen, içerdiği “koko” maddesi nedeniyle çocuklara verilmeyen coca colanın soğuk aylarda da içiminin yaygınlaştırılmasına ve çocukların içeceği haline getirilmesinde 30 yıl boyunca devamlı yayımlanan Noel babalı reklamın büyük yardımı oldu.”(17)

*

“…HAZRETİ İSA ARALIK’TA DEĞİL, EYLÜL’DE DOĞMUŞTUR… NOEL BABA DEDİĞİMİZ SANTA KLAUS’UN HRİSTİYANLIKLA HİÇ BİR İLGİSİ YOKTUR. Santa yani Aziz Klaus, Baltık ülkelerinin mitolojik kahramanıdır… Basınımızın Noel Baba yapıp hemşehri ilan ettiği Demreli Aziz Nikola başka, Noel Baba başkadır…” (18)

*

“…Bir Müslümanın yılbaşı gecesi için özel yemek ve eğlenceler hazırlayarak Hristiyanların örf ve geleneklerini taklid etmesi uygun değildir.”(19)

*

“NECEF UĞURLU’YA ,Yeni yıldan ne bekliyorsunuz? sorulunca:
-Yeni yılda değişik tuvaletlerle aynı şarkıları söyleyen solistler gibi olsun istemiyorum ülkem. Uyduruk başarılar ülkesi... Milenyumun referansı İncil’dir. Milenyum benim ait olmadığım bir dinin, inancın hedefidir. Benim hedeflerim farklı. Milenyum benim inancıma dar gelir. Ama Noel baba, berber dükkanlarına ad oldu memlekette.”(20)

*

“...Hristiyan mezheplerinin çoğu, Noel (Christmas) ve Paskalya (Easter) olmak üzere bunlardan ikisini ittifakla kutlamaktadır. Hz.İsa’nın doğum kutlamalarını temsil eden Noel Katolik, Protestan ve Ortodoks mezheplerince 25 Aralık’ta, Ermeni kilisesi tarafından 6 Ocak’ta kutlanmaktadır.”(21)

*

“..Hristiyanlar her yıl 6 ocak tarihinde “EPİPHANY” diye adlandırılan bir yortu gününde;

1-İsa’nın beden alıp dünyaya gelişini
2- 8 günlük iken sünnetini
3- 40 günlük iken mabede sunuluşunu
4- 12 yaşında din adamları ile konuşmasını
5- 30 yaşında vaftizci Yahya tarafından vaftizini, TEK BİR GÜNDE KUTLARDI. ROMA’DA İSE, 25 Aralıkta güneşin yükseltisine dayalı olarak, güneş sembolü ışığına taparak değişik eğlenceler düzenlerdi. Bu eğlenceler Hristiyanlığa ters, çarpık eğlencelerdi. Roma’da hristiyanlığı yaymaya çalışan din adamları “Epiphany” yortusundaki kutlamadan biri olan, İsa’nın beden alıp dünyaya geliş kutlamasını 25 Aralık gününe çektiler. 354 yılından beri 25 aralık İsa’nın doğum kutlamalarına dönüştü. Bu 597 yılında Noel/Christmas olarak adlandırıldı.”(22)

*

“...25 Aralık Noel kutlamalarının devamı sayılabileceğinden yılbaşı gecesi onlar gibi eğlenmek, evi çamla süslemek caiz olmaz. Çünkü bayramlarında onlar gibi eğlenmek, onlara benzemek olur.(Hadika,Berika)… (Noel gecesinde hristiyanlar ne güzel eğleniyorlar) diyerek bunu beğenmek küfr olur.”(23)

*

“Abdülaziz Bekkine Hz.lerinin bir bağlısı anlatıyor: -Bir miladi yılbaşı,Cuma gecesine isabet etmişti. Biz de Cuma geceleri hoca efendinin evinde hadis dinlerdik. O gece yatsı namazından sonra kapıda durdu, bizi içeri almadı.

-Gidin yatın! Bu gece ders yok. Onların (ehl-i dünyanın) uyumadığı gece, ben uyurum dedi... Bu sözle Abdülaziz Bekkine Hz.leri, İslam’a muğayir hareketlere muhalefeti öğretiyordu.(24)

*

“..Şam Üniv. öğretim üyesi Prof. Ramazan El-Buti: Yılbaşının İslam’da yeri yoktur. Bazı hristiyan ülkelerde yılbaşı kutlamalarının tesirini kaybetmesine rağmen, İslam ülkelerinin bu kutlamalara ısrarla sahip çıkması, Müslümanların temel bilgilerinin eksikliğinden kaynaklanmaktadır…” (25)

*

CAN DÜNDAR”... Neşeli bir cenaze töreni gibi karşılıyoruz yeni yılı... Buharlarla sarmalanmış mahzun bir tren garı gibi yılbaşı…Her aralık sonunda o gara gidip bekliyorsunuz... Kimi zaman dönüşü olmayan bir yolcuyu uğurlamanın hüznü, kimi zaman hasretle beklenen bir dostu karşılamanın sevinciyle...”(26)

*

PEYAMİ SAFA’dan.”… Şu yılbaşı gecelerinin manasını bir türlü anlamıyorum. Sevinecek ne var? evvela her şey tersine: Kürre-i arz ve insanlar bir yaş daha ihtiyarlıyor, kainat bir yıl daha eskiyor, buna yeni sene diyorlar. Herkes ölüme bir yıl daha yaklaşıyor, buna seviniyorlar. Hayatın bir parçasını kaybetmek hoş bir şeymiş gibi, hep birbirlerini tebrik ediyorlar...”(27)

*

Cenk KORAY:”... Peki ya Noel gecesi kiliseleri dolduran Müslümanlara ne demeli…Hz.İsa’nın doğum gününü kutlamaya, eğer kendi peygamberinizin doğum gününü biliyorsanız hakkınız vardır. Kendi dininizle ilgili her olayı gericilik olarak görün, yobazlık olarak değerlendirin, sonra da kalkın başka bir dinin kurucusunun yaş gününe katılın. Acaba ezbere bir “Fatiha “suresi okuyabiliyor musunuz?”(28)

*

“Noel ağacı 1521 de Fransa’nın Alsace bölgesinde süslenmeye başladı. Şimdiki lamba yerine, elmalar ağacın dallarına bağlanırdı.Güya bu elma ağacı Cennet ağacını temsil ediyordu. Noel baba ise çok yeni bir uydurmadır. Hele evlere bacalardan girmesi tam bir komedidir. İnternet Gençliğine 120 katlı binaların bacalarından Noel babanın süzülmesini anlatmak komedi bile olmaz..”(29)

*

AYHAN SONGAR: “..Alış verişe gelen halk arasında dolaşan papaz cübbeli adamlar çocuklara ufak tefek hediyeler verirken “Noel babaya inanıyor musunuz?” gibi beyin yıkayıcı sualler soruyor. Hristiyan propagandası yapıyorlarmış..Hatta bir ilk okulda Noel baba kıyafetli bir öğretmenin çocuklara hediyeler dağıttığı da söyleniyor.
Lütfen değerli yetkililer! Lütfen bir şeyler yapın…İşe dilimizden başladılar, sıra aileye geldi, şimdi de hedef İslam dini…Bir Noel baba tasvirinden ne olur demeyin lütfen. İnsanların beyni böyle yıkanır, insanların ruhu böyle öldürülür…”(30)

*

“NİKOLAUS’ adı ülkeden ülkeye değişir:
Türkiye’de “NOEL BABA”
Amerika’da “SANTA CLAUS”
Almanya’da “HI.NİKOLAUS”
Fransa’da “PERE NOEL”
Hollanda’da SİNTER KLAAS”
Rusya’da “SAİNT ANDREW”
İtalya’da “NİCHOLAS”
İspanya’da “PAPA NOEL” dir.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da NOEL BABA VAKFI tarafından dünya barışına çağrı etkinlikleri düzenleniyor. Dinsel ön yargılardan uzak olduğu ifade edilen vakıf her yıl kutlamaları kiliselerin gölgesinde yapıyor. Vakıf Başkanı (o zaman ki), Muammer KARABULUT: “Yunus Emre, Mevlana ve Hacı Bektaş nasıl Anadolu ereni ise, Noel Baba da bizim topraklarımızın erenidir… Vakıf, 1996 yılında kuruldu…”(31)

*

“FETEVAY-I EBU’S-SUUD’dan: Müslüman olan bir kimse, kafirlerin bayramında gayr-i müslim birine bayramlarını kutlamak niyetiyle, bir hediye verse caiz değildir. Ancak komşuluk hakkı ve niyetiyle verirse veya o niyet ile alırsa caizdir.”(32)

Hevesli, meraklı, gayretli okurlarımızla bir paylaşım gerçekleştirebildiysek kendimizi mutlu sayarız. Mutluluklar hepimizin olsun.

cakmakahmetyasar@hotmail.com

(1) Hasan KARAKAYA-31.12.1998-Akit
(2) 31.12.1986 -DİYANET Takvimi-
(3) 01.01.2005 -Emin PAZARCI – Tercüman-
(4) 28.12.1976 ve 29.12.1976 Diyanet Takvimi
(5) 29.12.1978 - DİYANET Takvimi –
(6) 30.12.1978 - DİYANET Takvimi –
(7) 31.12.1978 - DİYANET Takvimi –
(8) 30.12.1980 - DİYANET Takvimi –
(9) 30.12.1985 - DİYANET Takvimi -
(10) 31.Aralık.1985 - DİYANET Takvimi-
(11) 28.Aralık.1986 -DİYANET Takvimi-
(12) 30.Aralık.1988 -DİYANET Takvimi-
(13) 31.Aralık.1992 - DİYANET Takvimi-
(14) Doç. Dr .Musa TOSUN-Yörünge-30 Aralık-6 ocak-1991.
(15) 24.aralık.1997 Türkiye Gazetesi Takvimi
(16) 12.01.2000 Mehmet Şevket EYGİ- Milli Gazete
(17) Güngör URAS-31.12.1998-Milliyet-
(18) Murat BARDAKÇI-03.ocak.1998-Hürriyet
(19) 31.ARALIK.1998 –DİYANET TAKVİMİ-
(20) Gerçek Hayat-sayı:11 sayfa:5 -05.01.2001
(21) TDV.İslam Ansiklopedisi- cilt:19 sayfa:240
(22) Güngör URAS-24.12.1999-Milliyet-
(23) Ali GÜLER-31.12.1993-Türkiye Gazetesi-
(24) İsl.Büyükler.NÜKTELİ CEVAPLAR.Mehmet DİKMEN-s:107 İst.1993
(25) 31.12.1996-Fazilet Takvimi-
(26) Can DÜNDAR-Yarim Haziran-sayfa:57,58 13 baskı.2005
(27) 28.12.2000-Fazilet Takvimi-
(28) Cenk KORAY-Genç Erenler –Ocak 1998-sayı:28 s:19
(29) İsmail YAĞCI-25.12.1999-Türkiye Takvimi-
(30) Genç erenler-ocak 1998 sayı:28 s:16
(31) İsmail BEZİRCİ-07 Aralık 1998-YENİ ŞAFAK
(32) Mevlüt ÖZCAN-10.ocak.2000-Milli Gazete.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

n'O'ellerde ağlar bu çamlar

emek vererek gayet güzel bir yazı hazırlamışsınız.
her bir alıntı bir kitap nerdeyse...
Allah razı olsun
muhabbetle,

Öpün Noel Papa'nızın Elini!

sabah sabah böyle can sıkıcı konu yazmak da varmış.

ilkokul 2'ye giden kızımı sınıfına bıraktım. öğretmenleri yılbaşı için özel yılbaşı kartı istemiş. milli eğitim mi istedi diye sordum, "hayır, kendi çalışmalarımız içerisinde var" dedi. çocukların özgüveni gelişiyormuş. hem aralarından bir kaç tanesi seçilip avrupaya gönderilecekmiş. galiba türkleri nasıl kendimize 'benzettik' babından olsa gerek!

iyi de hocam, dedim; kendi özümüze ait birşeyler için yapılsaydı bunlar. bu özümüz işte dedi. içimde acı hissiyle güldüm. gülmeye çalıştım ya da... özümüz; kimliğimiz, benliğimiz, millî olanımız!

sahi neydi millî olan! ya da millî ne demekti! insanlar arasında sözünün üstüne söz denmeyecek olan buyurdu ki "dünyada iki millet var!" peki, biz hangi milletten idik? ait olduğumuz milletin değerleri neydi?

aynı günlere geliyor; Kurban bayramı ve yılbaşı... özümüz için bir şeyler yapılsaydı gelen bayram için yapılır. çünkü millî olan oydu. ama kamusal alanlarda dinî bayramlar nasıl kutlansın ki! olsa olsa yılbaşı kutlanır. peki o dinî değil mi! nasıl laiklik bu bir başka dinin özel gününü vatandaşların ta tıfıl iken kutlamasına müsaade eder de koca adam olanların kendi millî değerlerini yaşamasına bile müsaade etmez.

yakında okullara bir noel baba gönderirler. öpün bakalım noel babanızın elini! size hediye verecek, derler. derler mi derler. burası laik çağdaş Türkiye!

ama biz yine de sabredeceğiz. Rabbimize dua edeceğiz ayaklarımızı dini üzerine sabit kılması için...

aafff! yüreğim yanıyor...
olmasaydı hâlimiz böyle!

son sözler noelcilere;
noel babanın geyikleri kovalasın sizi emi!
kızağının altında kalsın boynunuz!
hediyelerinden bomba çıksın da yüzünüz duble kararsın!
en istemediğiniz anda bacadan düşe gelsin noel babanız!
o noel baba var ya o noel baba!
işte o 'evinize' girsin e mi!

cıngıll bell mi ? "Gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen" m

Rabbimizin büyüklüğünü Kurban Bayramı ile Yılbaşı'nı aynı güne getirmesiyle bir kez daha anlayoruz. Ve bu hadisenin "bugün" oluşuna "tesadüf" değil,
gönülden, yürekten, hatta ciğerlerimizin en ücra köşesinden gelen bir sesle "TEVAFUK" diyerek...

bir sohbette İsmet Özel
"sakın babanızdan başkasına "baba" demeyiniz..." demişti.
detayına fazla inmedi. ama bunun hristiyanlara özgü bir alışkanlık olduğuna dikkat çekmişti. ve bu sözü de kendisine "İsmet Baba" diyen birisine söylemişti.
yani yine Özel'e yakışır bir cevaptı bu.

cüneyt arkın son filmi üzerine yorum yaparken,
"aslında türk insanı kahraman sever..." derken kanımca eksik demişti. insan olarak bizim doğamızda var kahramana sevdalanmak.
özünde sadece Türk'e özgü değil.
bu aidiyet duygusunun daha ağır oluşundan gelmekte.
işte tam bu noktada sorgulanması gereken, Batı'da bu ananenin kaybolduğu ve gittikçe sanal kahramanlara gönül verildiğidir.
belki de gönül ifadesini bile kullanırken maksadımı aşıyorum.
sanal hayranlığa gönül değil, nefs hizmet eder.

bir başka blogta bizim mahallenin iletitşim araçlarından ziyade,
bizim mahallede olanların algılayışı üzerine yerinde bir yorum vardı. kabaca arz-talebe geliyordu olay.

sorun "bizim" olanın değişmesi miydi,
yoksa "bizim olan" diyenlerin değişmesi mi ?
yakınımdan misal vereyim:
şivesi basbayağı "angaralı" olan bir biletçinin NOEL BABA(!) elbisesi giyip, arkasına da bir teyp koyup "cingıl bell" parçasını çalarak bilet satması,
ve yanındaki normal giyimli (ne demekse ?) biletçi sinek avlarken beyimizin önünde kuyruk olmasına ne demeli ?

galiba üzerindeki giysinin bir suçu yok.
ya da yüzündeki çirkin beyaz sakalın.
hatta kırmızı şapkanın, çam ağacının...
âh, mazruf alev almış yanıyor...

İsrafil ve Çöpçüler ve Noel Artıkları

Cem Yılmaz'ın biz ikibine girerken, "Milenium'a Giriş" adı altında bir oyunu vardı. Oyunun ismini böyle anımsıyorum. Buna yakın bir şeydi.

Cem Yılmaz'ın elinde bir düdük, başında sivri bir külah. Düdüğü düttürü düüüüüü diye öttürüyor sonra da diyordu, "Vatandaş milenyuma böyle giriyor."

"Hani" diyor, "Yılbaşına nasıl girersen, bütün sene öyle geçermiş." İşte böyle geçiyor tüm sene. Düdük öttürerek.

"Sen" diyor, "Almanya'da Hans'a Köln Meydanında, Nasreddin Hoca kıyafeti giydirip, Köln Gölüne yoğurt çaldırabiliyor musun?"

"İşte esas iş bu."

Ama adam sana kendi memleketinde Noel Baba elbisesi giydirip, düdük öttürüyor.

Bu millet işte bir ömür böyle düdük öttürüyor, sonra bir gün İsrafil bir öttürecek, bütün düdük sahiplerinin o ince deliğinden, ateşten bir el boğazların en karanlık ve nikotinli yağlarına kadar nüfuz ederek, Noel Baba diye bağıran ciğerleri kavrayacak. O zaman ne ışıklı çam ağaçları, ne Noel masalları kalacak.

İsrafil öttürecek düdüğünü. Çöpçüler artıkları temizleyecek.

"There is no good or bad; its just a thought that makes things good or bad!"
-İyi yada kötü yoktur; şeyleri iyi veya kötü yapan düşüncedir.-
William Shakespeare