
Hayat kitabının “içindekiler” bölümünden bir dert buluyorum kendime genellikle. Dertsiz kalmamaya özen göstermeliyiz inancındayım.
Sizinle dertleşmek geliyor içimden bazen, bu sayfayı açıyorum. Sizin de dertleriniz var belki, bir de onlara göz atıyorum. Beğendiklerimi alıyorum hatta. Dertler paylaşıldıkça ders oluyor.
Güne yayıyorum dertleri, akşama kadar benimle dolaşıyorlar. Parkları, caddeleri, sinemayı görüyoruz beraberce. Yoruluyoruz bir iyice. Akşam evlerine gitmiyor yine benimle geliyorlar.
Gece ben uyuyunca onlar da uyuyor. Sadece uykularda dertlerle yollarımız ayrılıyor. Onlar geceleri iyi huylu kanser gibiler, koynumda uyusalar da pek umrumda değil, ben ayrı bir âlemdeyim. Sabah uyandığımda dertlerim de uyanıyor, dimdik ayaktalar. Sanki hiç uyumamış gibi canlılar…
Bazen dertlerim daha büyük oluyor da, gıcık vızıltısıyla insanı yaz gecelerinde uyutmayan sinekler gibi başımdan gitmiyorlar ki uyuyayım. Hadi uzağa gittiler diyelim, uyuyorum bir nebze, bu defa da rüyalarıma giriyorlar. Onlar büyük dertler, uğraşması zor tabi. Büyük dertler büyük dersler veriyor sahibine.
Dertler bizi dürtükleyerek yürütüyor yaşam boyu, yine dürterek bizi çıkarıyor hayat merdivenlerinden, güçlü kılıyor bizi düşmana karşı, başıboş gezmemizin önüne geçiyor, zamanı farklı boyutlarıyla yaşamamızı sağlıyor. Heybemizde dertler olmasaydı, “zaman” dediğimiz o bilmece, duvar saatinin ‘tik tak’ları kadar anlamsız olurdu. Bana sorarsanız yalnız kaldığım zamanlarda odada bir duvar saati varsa ve tık tak diye ses çıkarıyorsa, bu ses bana dert olarak yetiyor ve kendimi bir anda dışarı atıyorum. Yalnız kalmak dert değil ama dertsiz kalmak asıl yalnızlık bence.
Aşk nasıl en güzel dert ise, vakti boşa harcamak da en çirkin derttir öyle. Aşktan kurtulmak istemez âşık, aşkından ateşe düşse de o ateşin artmasını ister, iyice yakmasını ister. Âvâre dolaşan serseri ise, bu bıkkınlıktan kurtulmak ister, kurtulamaz. Çünkü çalışmayan beyin üretemez. Bazen boş gezenlere “neden Leyla gibi geziyorsun” derler dilimizde. Denilmek istenen belki de “Mecnun gibi gez, derdini sırtına yüklen de öyle dolaş” cümlesidir.
İşte yazdım, dertlerime bir bakış daha fırlattım. Bir mektup göndermiş gibi oldum birine, o birini tanısaydım keşke. Mektubu elden verebilseydim, dertleşebilseydik yürekten.
Siz yazdıktan sonra bir kez daha okur musunuz mektubunuzu? Yani kendi dertlerinize şöyle uzaktan bakar mısınız bir de? Unuttuğunuz bir cümle kalmışsa dert eder misiniz?
Umut da bir derttir kardeşim. Ne alakası var diyeceksin. Derim ki, şu fakirin ekmeği olan umut… O da aslanın ağzında, alabilirsen al!.. Yüzmekten korkanlar için umut bir denizdir bu defa, dalabilirsen dal!.. Umut bir uçan halıdır mesela, ne var ki çocukluğumuz da uçup gitmiştir, inanmak için yürek lazım, çocuk gibi…
“Heey ahbap senin derdin ne?” diyorlar Amerikan filmlerinde. Yani birazdan kavga çıkacak, aksiyon başlayacak, biliyorum. Günlük hayatımızda da bu böyle. Derdimiz baş gösterince hayata aksiyon katmış oluyoruz, hareketli bir sahne yaşıyoruz o gün.
Bizim dert edinip yaşamaya çalıştığımız çoğu güzellik, halkın dilinde “boş işlerle uğraşmak” oluyor. Onlara göre önemli olan şey, arkamızı devlete ve paraya yaslayıp, ev sahibi iş güç sahibi olup dertsiz bir hayat yaşamak…
Biz yine de dostlarımızı buluyoruz nereden buluyorsak, bir masa buluyoruz şöyle birkaç kişilik, çay ve simit alıyoruz hemen köşeden, dertleşiyoruz. Eyvallah...
Bu sayfayı da öyle bir masa farzedebiliriz. İsteyen sigarasını tüttürüp efkâr dağıtıyor, isteyen çayından şapırtılı bol bir yudum alarak, uzunca sözüne kaldığı yerden devam ediyor, kimisi tartışıp hır çıkarabiliyor, kimisi de söze hiç girmeden sessizce dinlemeyi yeğliyor. Bu sayfa bir nevi dert babası…
Bazen bakıyoruz, bazı arkadaşlar ne güzel yazılar yazıyor, ne güzel şiirler… Boş değil bu arkadaşlar besbelli… Dert söyletiyor.
Ortak dertlerimiz oluyor. Filistin diyoruz, Türkiye diyoruz, çıkıyoruz Afrika’ya doğru, ezilenlerin yanında olalım diyoruz. Bunları yazalım ve yapalım diyoruz. Güzel cümleler kuralım diyoruz. Eyvallah…
Selametle…
Son yorumlar
7 sa. 52 dk. önce
18 sa. 20 dk. önce
20 sa. 23 dk. önce
21 sa. 33 dk. önce
22 sa. 17 dk. önce
1 gün 8 sa. önce
1 gün 10 sa. önce
1 gün 11 sa. önce
1 gün 13 sa. önce
1 gün 13 sa. önce