
Bir duvar boyacısının ustalığı prizlerden anlaşılır. Fakat sadece prizleri silmekle bahar temizliği olanaksızdır. Her sene evimizin bizden daha yaşlı badanasının belki asırlar önce prizlerde bıraktığı izi silmeye çalışıyoruz. Böylelikle evimizi haşarattan koruduğumuza ikna ediyoruz vicdanı.
Estetiğin detaylarda saklandığını söylemişlerdi. Medeniyetin hep uç noktalardaki incelikte barındığını…
Fikriyle dünyayı değiştiren adamların küçük hikâyeleri daha büyük bir sükutla dinlenmiştir. Bununla beraber tabiattaki ince işçilik şahit tutularak imanlar kabartılmıştı.
Oysa çağımızın her şeyi yalınlaştıran tarafından nasibini almayan bir tek konu gelmiyor aklıma. Görsel sanatlar ve mimarîden tut, sanat veya konuşma dili dahi süzülmüştür. Günümüz dünyası yalındaki huzurdan bahsededursun, babalarımız bizden daha çok şey bulurlar anlatmak için. Bizlerse sonraki nesil, hiç anlayamadığım bir şekilde, büyüklerinin insan ilişkileriyle dalga geçer bir tutumla konuşuruz.
Öyle sessiz bir hayat yaşarız ki çoğu zaman boş konuşmanın gereksizliği arkasına sığınırız. Ve annelerimizin pek çok sorusuna cevap vermeyiz bile. Çünkü bize göre yaşamak, matematikteki formüllere benziyordur. Eldekiler ve olması gerekenlerin kabaca hesabı yapılmakta, ve her iş kolay yoldan halledilmektedir. Böylece zamandan kazanırız.
Hayat ironiyle yüklüdür. Örneğin yine kârsız kapatılacak bir günde yolda ve molalarda harcanacak zamanın değil, üstgeçidi kullanmayarak kazanılacak birkaç dakikanın hesabını güderiz. Vaka bir araba çarpsa zamanı tamamen kaybetme riski taşıyarak…
Çizmeye niyetlendiğim tablonun zaten hep içerisinde olduğumdan mıdır, ne kendimi, ne başkasını yormamak için meseleyi bir an önce anlatmak istiyorum. Bu hâlde gözümden kaçan pek çok detayın nasıl olsa başka seferlerde dikkatimi çekeceğini tahmin ediyorum.
İroni öyle vurucu bir kelimedir ki çağımızın her derde devası olma niteliğindedir. İroni, toplumsal düzlemde her şeyi mubahlaştırabilir ancak kulun kendisi ve Allah’ıyla ilişkisinde daima başını yakacaktır. Bir yanlışı onu vurgulayarak eleştirmek için özellikle yaptığınızı söyleyebilirsiniz; bu ise ancak bahsettiğim üzere toplumsal düzlemde, örneğin sanat galerilerinde ya da edebî eserlerde mümkündür.
Detaylardan ve detay işçiliğinden vazgeçmişlikle neyi vurguladığımız aşikârdır. Bizler, az lafla çok iş yapacak bir nesil yetiştireceğiz. İşbu bir yandan arkadaşımızın bencil olup olmadığını halı sahada anlayabiliyoruz. Yahut bayram ziyaretleri sevgimizi ispatlamaya yetiyor. Doğal hayata özlemi parklarda gezerek gideriyor, Cuma günleri programımızı namaza göre ayarlıyoruz.
Detaya vermediğimiz önem fakat detayları yaşayarak tatminkârlık genel çerçeveden habersiz kalmamıza neden oluyor. Böylece elimizde bir büyüteçle sokakta bozuk para arayarak geçiniyoruz. Durum -en azından benim kafamda- biraz karışıktır. Sanırım neler olup bittiğini anlayamıyorum. Ve bu karışıklık sebebiyle kaçırdıklarımızın farkında; fakat bunun neye mâl olacağını bilememekteyim.
Asla çözümlenemeyen tartışmaların detay ve ipucu karıştırmasından kaynaklandığına kaniyim. Her ne kadar bu iki kelime anlam olarak birbirlerine atıf yapıyor olsalar da benzemek ve taklit etmek arasında yapılacak doğru tercihle tartışmalar neticelendirilebilir. Doymak ya da avunmak, doyurmak ya da avutmak…
Evlilik çağında bir gencin bekâr gezmesinin vebalindeki toplum, flört hakkında net yargılara sahip olabiliyor. Sağlıklı devir teslimi olmamış bir kültürün yabancısına, sadece şairim dediği için kaç kitap okuduğu sorulabiliyor. Peki bu ve bunun gibi örnekler neyin ipucudur? Yoksa hangi hayatın anlamsız detaylarıdır? Şayet annelerimizle de boş vakit geçirebiliyor olsa idik, ironi hiçbir zaman iliklerimize kadar işlemeyecekti.
Benim kanaatim her zaman daha genel ve sakin düşünmek gerektiğidir; bunun adı asla esneklik değildir. Prizleri silmekten artık vazgeçmelidir; zira duvarlar yosun tutmuştur artık. Ve prizleri temiz bir evin çocukları olmanın evi onarmakla başladığını her konu başlığına yansıtabilmelidir.
Çünkü medeniyet detaylarda gösterilmez; detaylara işlenerek gizlenir. Aksi hâlde ceket giyince yakışıklı olanlar ve biraz kitap okuyunca hüküm verenlerin dünyasındayız daima. Aslında ceket giymek de kitap okumak da güzelliğin ipuçları olma mahiyetinde detaylardır. Fakat testiden hiçbir şey sızmadığını görünce testiye bal süreceğiz. Bir peygambere benzemek yerine, peygamberi taklit ederek kaybedeceğiz.
Son yorumlar
6 sa. 48 dk. önce
17 sa. 16 dk. önce
19 sa. 18 dk. önce
20 sa. 28 dk. önce
21 sa. 12 dk. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 9 sa. önce
1 gün 12 sa. önce
1 gün 12 sa. önce