Birbirinden kıymetli eserlere imza atan D. Mehmet Doğan, Türkçeye verdiği emeği son kitabı "Devlet Sözlük Yazar mı?" ile sürdürüyor. Ebabil Yayınları’ndan çıkan kitap dilimizin envai çeşit sorunlarından birini, devletin dili tayin yetki ve gücünü tartışıyor. Dönem dönem, o dönemin temayüllerine göre, devletin çıkardığı sözlüklerde kelimelerin anlamlarının değiştiğini ileri süren Doğan, başta bu durum olmak üzere, dilimize keyfî müdahalelere, piyasadaki sözlüklere, Türkiye’nin istikametine varıncaya kadar Türkçeye bir kez daha dikkat çekiyor.
Ebabil Edebiyat
NOBEL YAYIN DAĞITIM
İstanbul: 0212 511 61 44
Ankara: 0312 435 61 31
İzmir: 0232 441 13 55
Konya: 0332 352 19 57
Erzurum: 0442 235 23 23
Trabzon: 0462 326 85 90
Diyarbakır: 0412 224 40 91
Adana: 0322 233 00 29
Bursa: 0224 223 01 19
Yorumlar
Basında 'Devlet Sözlük Yazar Mı?' tartışması
Paz, 08/07/2007 - 02:15 — Ali Bayram'Devlet sözlük yazar mı?' tartışması
Dil araştırmaları ve sözlük çalışmalarıyla bilinen D.Mehmet Doğan'ın yeni kitabı 'Devlet Sözlük Yazar mı?' (Ebabil Yayınları) yeni bir tartışmayı başlattı. Doğan, kitabında, devletin dile ilgisinin zamanında çok yanlış ideolojik müdahalelere yol açtığını ve bu yaklaşımın Türk Dil Kurumu'nun(TDK) ilk baskısı 1945'te yapılan sözlüğüyle başladığını anlatıyor.
Doğan, piyasadaki Türkçe sözlüklerin çoğunu da 'devlet sözlükleri' veya 'yanaşık düzen sözlükleri' olarak niteliyor. Bu sözlüklerin özellikle ideolojik hassasiyet gösterilen kavramların tarifinde gerçekçilik, bilim ve objektiflikten saptıklarını öne süren Doğan, devletin dile müdahalesinin, sözlüklerin kelime kadrosundan kelimelerin tarifine kadar her şeyi belirlemek istemeye kadar gittiğini iddia ediyor. Yaşar Çağbayır, Ali Püsküllüoğlu gibi sözlük yazarları, Doğan'ın görüşlerini desteklerken, TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, asıl, kurumların değil, şahısların hazırladığı sözlüklerde ideolojik yaklaşımlar görüldüğünü savunuyor. 1945 basımı Türkçe Sözlük'ün sadece 15 bin kelime ihtiva ettiğine ve 'devlet tarifleri kataloğu' konumunda olduğuna dikkat çeken Doğan, 1950'de iktidar değişince TDK'nın eski iktidarı temsil eder bir yapı kazandığını ve yeni yönetime karşı laiklik, Atatürkçülük gibi kelimelerin tarifini değiştirdiğini öne sürüyor. Dilin, halkın malı olduğunu vurgulayan Doğan, "Türkçenin 'devlet dili' olması onu her bakımdan devletin tasarrufu altına sokmaz." diyor. Mehmet Doğan'ın, devlet tarafından hazırlanan sözlüklerde kelimelerin anlamlarının siyasi görüş tarafından nasıl değiştiğini gösteren ilginç tespitleri de var. Örneğin Türkçe sözlüğün Alman ırkçılığının güçlü olduğu yıllarda hazırlanan 1945 baskısında, Türkler de ari ırka yakın gösterilmiş ve 'beyaz ırkın alpli kolundan' oldukları kaydedilmiş. Aynı baskıda din tarif edilirken mecazî olarak da olsa 'Kemalizm Türk'ün dinidir' denilmiş. Bu ibare 1983 baskısı sözlüğe kadar devam etmiş. En çarpıcı örneklerden biri de 'başbuğ' kelimesi. 1940'larda cumhurbaşkanına hitaben kullanılan başbuğ, devlet sözlüğünde uzun yıllar 'başkumandan' olarak yer almış. 1970'ten sonra bir siyasi lider bu sıfatı alınca tarifine 'devlete karşı ayaklananların başı' cümlesi de eklenmiş. Devletin kelimeleri bu şekilde anlamlandırmaya kalkışamayacağını savunan Doğan, "Fakat Türkiye'de hâlâ devlete böyle fonksiyonlar yüklemek isteyenler var. Bu çağ yanılmasının çaresi, önce hürriyetleri bilmek, sonra da onlara saygı göstermektir. Dogmacılığı besleyen fikrî devletçilik, bilimsel devletçilik, iktisadi devletçilikten daha az zararlı değildir." diyor.
Ali Püsküllüoğlu (sözlük yazarı): Devletin dile müdahalesi bilime aykırı Bir kelime dilde varsa vardır, yoksa yoktur. TDK'nın doğruları da vardır, yanlışları da. Geçtiğimiz günlerde bazı deyimlerin çıkarılması konusunda çalışmaları olduğunu duyduk. Devlet, dilin gelişmesine resmî alanda kullanılmasını sağlayarak katkıda bulunmalıdır. Yoksa dilden sözcükleri ve deyimleri çıkararak bir şey elde edilmez. Dilin devlet tarafından kesilip biçilmesi, kelimelerin anlamlarının ideolojik çerçeveler dahilinde tarif/tahrif edilmesi gibi şeyler olamaz. Böyle olması bilime de aykırıdır. Çünkü bilim, ideolojiler karşısında da nesneldir. Dili halk yapar, yazarlar yapar, ozanlar yapar.
Yaşar Çağbayır (sözlük yazarı) Her kelime sözlükte yer bulabilmeli Kullanılmayacak kelimeler atılarak yeni sözlükler oluşturulmuş, buna da tasfiye denilmiş. Kelimeleri tasfiye etmek bir kültürü dışlamak anlamına gelir. Bir kimsenin yalnız kendisinin uydurup kendisinin kullanmış olduğu bir tek kelimenin bile sözlükte yer alması gerektiğini savunurum. Çünkü sözlük, okuyucunun anlamını bilmediği kelimeleri okuduğu metindeki bağlama uygun olarak anlayabilmesi için elzemdir. 29 yıllık öğretmenlik hayatım boyunca üstlerimizin, dolayısıyla devlet etme yetkisini elinde tutanların keyiflerine veya kanaatlerine göre kelime seçmek mecburiyetinde kalmamak için binlerce kelimenin fişini tuttum. O da beş ciltlik bir sözlük oldu.
Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın (TDK Başkanı): 'Şahısların yazdığı sözlükler daha ideolojik' Sözlükler, 'sözlük bilimciler' tarafından hazırlanır. Batı dillerinde bu kişilere lexicographer denir. Türkiye'de ise lise mezunu bile olmayan kişiler sözlük hazırlıyor. Devlet, sözünden amaçlanan TDK ise TDK devlet değil, devletin bir bilim kurumudur. Şu anda TDK'da 200'e yakın bilim insanından oluşan çalışma gruplarında yalnızca Türkçe sözlük hazırlanmıyor. Çeşitli bilim dallarının terim sözlükleri de hazırlanıyor. TDK'nın 75 yıllık geçmişinde Derleme Sözlüğü, Tarama Sözlüğü gibi çok önemli çalışmalar gerçekleştirildi. Bu çalışmaları bir kişinin yapması mümkün değil. Benim dönemimde hazırlanan 10. baskı Türkçe Sözlük'te hiçbir siyasi, resmî, ideolojik yönlendirme yoktur. Asıl, kurumların değil, şahısların hazırladığı sözlüklerde ideolojik yaklaşımlar görülüyor. Kafasına göre tanım yapanlar ülkede siyasi karmaşaya da yol açıyor. Türkçe Sözlük, bir kişi tarafından hazırlanamayacak kadar geniş söz varlığına sahip. Sözlükte genel sözlerin dışında tıptan iktisada, matematikten kimyaya binlerce terim bulunuyor. Bütün bunları bir kişinin bilmesi mümkün mü? Oysa Türkiye'de TDK dışındaki sözlüklerin birkaçı dışında hemen hepsi tek kişi tarafından hazırlanmış! Kulaktan dolma bilgilerle tanımlar yapılıyor bu sözlüklerde. Üstelik biz sözlüğümüzü yayımlamadan önce ağ ortamında kullanıma açarak âdeta görücüye çıkardık. Binlerce kişinin katkılarıyla, eleştirileriyle zenginleştirdik. 10. baskı sözlüğü milletçe, imece yöntemiyle hazırladık. Şimdi bu sözlüğün yoğun diski de (YD=CD) çıkıyor. YD'de de pek çok kişinin emeği var. Anlamlar, örnekler için sözlük uzmanlarımızın yanı sıra sözlerin söylenişleri için de deneyimli sunucular çalıştı. Bütün bu çabaları görmezden gelip "Devlet sözlük yazmaz" demek ticari kaygılarla hareket etmekten başka bir şey değildir.
Zaman Gazetesi-Kültür-Sanat 05.07.2006
Mehmet Doğan'ın Cevabı
Pzt, 09/07/2007 - 19:50 — Ali Bayram"Dil Kurumu başkanı önce Türkçe konuşmalı!"
"TDK Başkanı, Devlet dilini latince kökenli fransızca ve ingilizce kelimelerin istilasına karşı etkin tedbirler geliştirmeli. 'Mortgage, check-up, performans, show, shop..." gibi kelimeler iletişim dilinde cirit atarkan uykusu kaçmalıdır."
D. Mehmet Doğan, yeni yayınlanan " Devlet Sözlük Yazar mı?" isimli kitabı hakkında Zaman gazetesinde yer alan haberle ilgili görüş açıklayan TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü H. Akalın'ı eleştirdi. Doğan, Başkan'ın kitabını okumadan, hatta görmeden konuştuğunu, bu yüzden sanki kendisi ve dönemi eleştiriliyormuş gibi tehevvüre kapıldığını, belirtti.
Doğan, söz konusu kitabında, Türkçenin 19. yüzyıldan itibarın hemen hemen bütün sözlükleri ile ilgili bilgi, görüş ve değerlendirmelere yer verildiğini, bunların çoğunun dolaşımda olmadığını, TDK'nın 1945'ten beri yayınlanan sözlüğünün ise en son baskısının halen piyasada olduğu için dışarıda tutulduğunu belirtti.
"Kitapta, halen dolaşımda olmayan TDK sözlükleri üzerinde durulmuştur ve bunlar şimdiki başkanın döneminde yayınlanmış kitaplar değildir. 1945'te 'Milli Şef' İsmet İnönü'nün emri ile yayınlanan Türkçe Sözlük'ün gerçek yerine oturtulmaması hâlinde, Türkiye'de dil ve sözlük konusunda doğru ve ileri adımlar atmanın imkânı yoktur. Bu Sözlük, Türkçe'nin gelmiş geçmiş en fakir sözlüğü idi. Kelime kadrosunun 15 bini geçmemesi bir yana, bir çok kelime ve kavramın tarifinde ideolojik davranılmış, objektiflikten, gerçekçilikten, tarafsızlıktan ve dolayısıyla ilmî olmak kaygısından uzak durulmuştur. İslâmiyet’le ilgili kavramlarda dini küçük düşürücü ifadelere yer verilirken, diğer dinlerin kavramlarına hayli objektif yaklaşılabilmiştir".
"Kültürümüzün bilhassa müzikle ilgili kavramları aşağılayıcı tariflerle sözlükte yer almıştır. Sosyal bilimlerle ilgili kavramlar konusunda da ciddi sıkıntı vardır. 1945 sözlüğü aşırı ideolojik olduğu için, 1950'den sonra millî şefin partisi iktidarı kaybedince, Atatürkçülük, laiklik gibi kavramlar, seçimle gelmiş DP iktidarına karşı yeniden tarif edilmiştir. TDK Sözlüğü, 1980'den sonra tedricen bu ideolojik bağnazlıktan sıyrılmış, kelimeler ve kavramların tarifinde olağanlaşma başlamıştır. Buna rağmen, halen dolaşımda olan sözlükte dahi, eski ideolojik kalıntılar varlığını hissettirmektedir."
Doğan, açıklamasının devamında, TDK'nun Türkçe Sözlük'le öğünmektan daha önemli işlerinin olduğunu, eğer sözlük sahasında üstüne düşeni yapması gerekiyorsa, yıllarca önce başlanan Türkçe'nin Tarihî Sözlüğü'nün tamamlanarak yayınlanmasının en öncelikli işleri arasında bulunması gerektiğini belirtti. Doğan, "Kurum, eski harfli sözlüklerin bazılarını latin harflerine çevirerek yayınlıyor. Bunların bir kısmı önemli elbette, fakat bu sözlükler arasında gerçekten önemli olan Redhouse'un Müntehabat-ı Lügat-i Osmaniye'si, Şemseddin Sami'nin Kamus-ı Türkî'si, Muallim Naci'nin Lügat-ı Naci'si, Hüseyin Remzi'nin Lügat-ı Remzi'si, Salahi Bey'in Kamus-ı Osmani'si görülmemektedir. TDK'nun eski sözlükleri yayınlama konusunda ilk işi Hüseyin Kâzım Kadri'nin Türk Lügati'nin yayınlanması olmalıydı. Harf devriminden önce iki cildi eski harflerle yanlanan bu hacimli sözlüğün son iki cildi 1940'larda TDK tarafından latin harfleriyle yayınlanmıştır. Ta o zaman TDK yöneticileri bu sözlüğün bütününün yeni harflerle, dizini yapılarak yayınlanacağı vaadinde bulunmuşlardı. Aradan üç nesil geçti, Türkçe'nin en zengin lügatlerinden biri bugünün okuyucusuyla buluşturulamadı."
D. Mehmet Doğan, TDK başkanının, başı sıkıştığında "resmî ilim kurumu" sıfatına sığındığını, bunun ise çok benimsenebilecek bir şey olmadığını öne sürdü. "İlmin resmisi olmaz. İlim resmiyetle birlikte yürümez, ilim mahallî ve hatta sadece millî de olamaz. 'Üniversite' kelimesi bu yüzden evren, kainat anlamına gelen 'univers'den türetilmiştir! Bu yüzden ilmi resmiyete hapsretmek bir zamanlar faşist ve komünist totaliter yönetimlerin işi olmuştur. Ne yazık ki Türkiye'de hâlâ üniversiteler tek elden yönetilen 'resmî ilim kurumları'dır. Bu 'ilim' kurumlarının neden dünyada itibarlarının olmadığını, hiç birisinin neden dünyanın ilk beşyüz üniversitesi arasına giremediğini sorgulamamız lâzımdır."
"Türkiye'de hiç bir üniversitede, sözlükbilimi/leksikoloji bölümü, dalı, alanı.. yoktur. O yüzden, başkanın türkçesini vermekten kaçındığı 'lexicographer'lerin Türkiye üniversitelerinde yetiştirildiğini söylemek mümkün değildir. Başkan 'lexicographer' diyor, 'sözlükçü', 'lügatçi' diyemiyor. Çünkü, sözlükçü, lügatçi herkesin anladığı kelimeler ve bir 'ilmî' havası yok! O yüzden TDK başkanı, Kurum'un Türkçe Sözlük'ünün 'lexicographer'ler tarafından hazırlandığını söylemek istiyor. Öyleyse, neden 'sözlük'te ısrar ediyoruz? 'Lexicon' diyelim, iş bitsin! Bu yaklaşım Türkiye'de sözlüklerin kalitesinin ölçüsü olamaz. Belli başlı hiç bir Türkçe sözlüğü, başkanını sözünü ettiği 'lexicographer'ler yazmamıştır. Ahmet Vefik Paşa'dan, Şemseddin Sami'ye, Hüseyin Kâzım Kadri'ye kadar bu böyledir. Hatta Türk Dil kurumu'nun ilk sözlüğünün asıl hazırlayıcısı bir askeri tabiptir! Hem de Giritlidir!" "Bugüne kadar hiç bir diplomanın sözlük yazdığı görülmemiştir! Hiç bir eser, yazarının diplomasına bakılarak değerlendirilemez. Türkçenin en ünlü ve muteber sözlüklerinin hazırlayıcıları, başkana göre ehliyetsizdir: Ne Redhouse'un, ne de Şemseddin Sami'nin ve ne de Ferit Devellioğlu'nun yüksek tahsili vardır. Naci'nin tam bir ilk öğrenimi bile yoktur! Salahi Bey, rüştiye (orta okul) mezunudur! Ziya Paşa'nın buyurduğu gibi,
Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde!
Türkiye'de olduğu gibi, dünyada da sözlükler kişiler tarafından hazırlanmış, ancak sonradan iş kurumlaşmış ve çok sayıda kişinin katkıda bulunduğ sözlükler ortaya konulmuştur. Emil Litré, Pierre Larousse, Paul Robert, Noah Webster...Bunlar dillerinin sözlüklerini tek başına hazırlayan, isimleri sonradan markalaşan kişilerdir." "Son sözümüz şudur: Türkçe hassasiyeti bakımından bu ülkede en ileri durumda olması gereken Türk Dil Kurumu Başkanı'dır. Önce Dil Kurumu başkanı Türkçe konuşmalıdır!" TDK başkanı 'lexicographer' derse, elbette gözlükçü 'optisyen', sunucu 'anchorman' olur!" "TDK Başkanı, Devlet dilini latince kökenli fransızca ve ingilizce kelimelerin istilasına karşı etkin tedbir ler geliştirmeli. 'Mortgage, check-up, performans, show, shop..." gibi kelimeler iletişim dilinde cirit atarkan uykusu kaçmalıdır."