renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Dikkat Alçak Uçuş!Dikkat Alçak!Uçuş

İki yıl önce idi Konya'dan Ankara'ya giderken yol kenarında üstünde uçak resmi olan üçgen trafik levhaları görmüştüm.
Dikkat Alçak Uçuş yazıyordu üstlerinde!
Konya ovasında nicedir eğitim uçuşu yapan İsrail Jetleri idi sözkonusu olan ve dayandıkları ikili anlaşmalar Refahyol hükümeti zamanında imzalanmıştı.
Aşağıda konu ile ilgili alıntılardan bir kısmı var.
İlgilenenler cevap versin sövmeden tevile sapmadan miting falan düzenlemeden

T.C. Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü Sayı : B.02.0.KKG/101-1124/358 TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Dışişleri Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 27.12.1996 tarihinde kararlaştırılan “Türkiye Cumhuriyeti ile İsrail Devletleri arasında Serbest Ticaret Alanı anlaşması ve İlgili notaların onaylanmasının uygun bulunduğuna dair kanun tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir. Genel Kurulda ve komisyonlarda öncelik ve ivedilikle görüşülmesini arz ederim. Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN Başbakan

İsrail uçakları Konya Ovası’nda talim yapıp, gidip Filistinlileri, Lübnanlıları mı vuruyormuş? Konya’yı Türkiye’nin bir vilayeti bilirdik. O yanık türküdeki gibi; “Ağa ben ölmüş miyem”, Konya’yı İsrail mi işgal etmiş? Benim haberim olmamış mı? Sahi, Bağdat’ı bombalayan uçaklar da Adana’dan havalanmamışlar mıydı? Hay Allah! Ne berbat hafızam var benim; ne de çabuk unuttum!
Mustafa İslamoğlu 2000

T.C. DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI Gaziantep Milletvekili Sayısı Ünal Yaşar’ın Sayın Başbakanımıza tevcih ettiği soru önergesine verilen yanıt ekte takdim kılınmaktadır. Saygılarımla arz ederim. Prof. Dr Tansu ÇİLLER Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığının İsrail’le askeri (siyasi, eğitim), istihbarat veya ekonomik konularda yaptığı hangi anlaşmalar vardır? Bunların ilerini iptal etmeyi düşünüyorsunuz?

YANIT : Türkiye’nin İsrail’le yapmış olduğu anlaşmalar aşağıda sunulmuştur. Kültür Eğitim ve Bilim Alanlarında İşbirliği Anlaşması (14 Kasım 1993) Karşılıklı Anlayış ve İşbirliği ilkeleri Muhtırası (14 Kasım 1993) Çevre Sorunları ve Doğa korunmasında İşbirliği Anlaşması (1l Nisan 1994) Telekomünikasyon ve Posta Hizmetleri Alanlarında İşbirliği (3 Kasım 1994) Uyuşturucu ve Psikotrop Madde Kaçakçılığı ve Kullanımı (4 Kasım 1994) Sağlık ve Tıp Alanında İşbirliği Anlaşması (14 Mart 1995) — Tarım Ajanında İşbirliği Konusunda Mutabakat Zaptı (27 Haziran 1995) Askeri Eğitim İşbirliği Anlaşması (22 Şubat 1996) Serbest Ticaret Anlaşması (14 Mart 1996) Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması (14 Mart1996) Çifte Vergilendirmenin, önlenmesi Anlaşması (14 Mart 1996) - Ekonomik, Bilimsel ve Teknik İşbirliği Anlaşması (14 M art 1996) - Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması (28 Ağustos 1996) Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler Orta Doğu Barış Sürecinin başlamasıyla birlikte birçok alanda geliştirilip çeşitlendirilmiştir. Hiçbir üçüncü ülkeyi hedef almayan Türkiye- İsrail işbirliğinin bölge barısına, İstikrarına, Orta Doğu Barış Sürecinin gelişmesine ve bu sürecin tamamlanmasından sonra doğması beklenen işbirliği ortamına katkıda bulunacağına inanıyoruz. Dolayısıyla, Türkiye ile İsrail arasında akdedilmiş bulunan anlaşmaların iptali söz konusu değildir.

GAZİANTEP MİLLETVEKİLİ ÜNAL YAŞAR TARAFINDAN VERİLEN 7/1183 ESAS SAYILI YAZILI SORU ÖNERGESİNİN CEVABI Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Genelkurmay Başkanlığı ile İsrail Devleti Hükümeti Savunma Bakanlığı arasında Askeri Uçaklarla Eğitim Hakkında Anlaşma Muhtırası 18 Eylül 1995 tarihinde Ankara’da imzalanmış ve müteakiben Bakanlar Kurulunca da onaylanmış bulunmaktadır. Anılan Muhtıra bir “Savunma İşbirliği Anlaşması” olmayıp, iki ülke Hava Kuvvetleri arasında Askeri Eğitim Alanında işbirliğini öngörmektedir. Söz konusu işbirliğine gidilmesi ve Mutabakat Muhtırasının imzalamasının maksadı, Türk Hava Sahasını İsrail Hava Kuvvetlerine açmak değil. Türk Hava Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını da karşılamak amacıyla, İsrail ile Askeri Eğitim Alanında karşılıklı işbirliği yapmaktadır. Eğitimlerin devamlılığı ve mütekabiliyet esasları göz önüne alındığında, İsrail Hava Kuvvetleri uçaklarının da zaman zaman l Türkiye’ye gelmeleri tabiidir. Müşterek eğitim faaliyetleri kapsamında; sadece İsrail Hava Kuvvetleri uçakları Türkiye’ye gelmemiş, aynı zamanda Türk Hava Kuvvet1eri uçakları da İsrail’e intikal ederek eğitimler yapmışlardır. Bu tür anlaşmaların ruhunda karşılıklılık ve karşılıklı yarar mevcuttur. Türkiye’nin milli menfaatleri gereği yapılan karşılıklı eğitim işbirliğinin. Ülkesini düşünen hiç bir kimseyi rahatsız etmemesi gerektiği değerlendirilmektedir. Bilgilerine arz ederim. Turhan TAYAN Milli Savunma Bakanı

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

bir şarkı...

"masum değiliz hiç birimiz..."

Pes!

Bu denli yaşamsal bir soruna bir şarkının bir kıymığı ile değinmek?
Söylecek şey bulamıyorum.
Şair olaydım ,bulurdum herhalde.

www.ulvialacakaptan.com

el cevap

ben şairim ulvi hocam size onlarca şiir yazabilirim; ki yine yetmez...ama bazen bir mısra her şeyi özetler; tıpkı bu mısrada olduğu gibi...

ve dikkatinizi çekerim...benim yorumumdan başka yorum yapılmamış...bence kızılacaksa buna kızılmalı...ama kızmak yerine sessizlik de bir tepkidir diyebilirsiniz...

saygıyle...

Zor Zamanda........

Emre evladım
Ben Müslümanlar'ın en günahkarlarından biriyim.
Peygamberler dışında kimse masum değildir
Senin yazdığın işe şarkı sözü
Sen Sezen Aksu yu tanırmısın?
Ben tanırım 1.5yıl birlikte çalıştık.
Kimden alıntı yaptığına ne söylediğine dikkat et
kendini şair sayman her sözünü hikmetli kılmaz.
İsrail bombardımanında can veren mavi plastik halkalı emziği boynunda bebeği gördün mü?
Biz ne diyoruz senin derdin kiminle!

Şairlerin çoğu hüsrandadır
www.ulvialacakaptan.com

DEĞİLMİ

Çağlayanda Filistine destek mitinginde önce PRF.DR.ERBAKAN konuştu daha sonra telefonla bağlantı kurularak DR.İSMAİL HANİYE konuştu İsmail Haniye şimdi söyler diye düşündüm,şuanda tepemde dolaşan akbabalar sizin topraklarınızda eğitim gördü diye.ama siyaset veya politik açılım bunu kaldırmaz değilmi.Recai Kutan yağmasada gürlüyorsada yazıda belirtildiği gibi iktidar oldukları dönemde attıkları imzanın hesabını vermeyi hiç düşündülermi.TV 5 te Emin Şirinin davetli olduğu seviyesiz bir tartışmanın(Lübnanlı akademisyeni hariç tutuyorum) sonuna doğru heyecanlı bir seyirci Lübnanlı misafire BOP un eş başkanının bizim şimdiki Başbakanımız olan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu söyledi ve yorumunu sordu.tabiki politik bir cevapla soru geciştirildi.demem o ki Recai Kutan Tayyip Erdoğandan ne farkı var onu bir izah etsin sonra meydanlara çıksın.Ulvi Alacakaptan Şevket Kazandan kameralar önünde yediği fırçayı unutursa bende Erbakanın ve Recai Kutanın israille yaptığı antlaşmayı ve 28 şubatı unutacağım.ama filistinliler ve lübnanlılar asla unutmayacak.Konya Mevlana memleketi ne diyor mevlana Gel kim olursan gel.bence mevlana bu günleri görseydi israillilere gel demezdi.bu anlaşmalara imza atanları ve BOP un eş başkanlarını sopayla kovalardı.

Şevket Kazan biz kepçe!

Yanlışın var güzel kardeşim
Kazan'dan fırça yiyen HU-DER Hukukçular Derneği yöneticileri arkadaşlarımız kardeşlerimizdi.
Biz kendisi ile KörfezBelediyesi organizasyonunda biraraya geldik bir kez o zaman bana bir plaket sunmuştu.Oyun da Başkasının Ölümü idi
Biz yine sahneledik Başkasının Ölümü'nü
Kimse kişisel kavgalarımızı buraya yansıtıyoruz sanmasın.
Biz ortada dımdızlak kalmayı hedefledik herhalde ki herkesin bildiklerini faş ediyoruz ortaya.
Bir de İzmit İnönü Stadyomu'na 300.000 kişi sığdırdıklarını söyleyenler dillense ya!

Gerçek başka Hakikat başkadır
www.ulvialacakaptan.com

Bu Ülkeyi Yöneten kim?

Evet Bu Ülkeyi Yöneten kim? Bu sorunun cevabını kafanızda çözerseniz tüm sorular da çözülmüş olur.

Hakla ve hayırla kalın ...

Selam ve dua ile ...

Dikkat İniyoruz "Kemerleri Bağlayın"

Evet, konuya matuf belgeyi okuduk. Gençliğimiz de birçok Siyonist emellerin dünyayı ele geçirme stratejilerini okumakla geçti. Ama bizler okurken saat aleyhimize işliyor ve hatta okuduklarımız bile bizi olumsuz etkiliyordu. Binlerce belge ve görüntüler boca edildi dimağımıza. İğneli fıçılar, kan yortuları, insan derisinden diplomalar, binlerce köşe başını tutmuş mason isimler ve daha neler neler… Kuşatılmışlığın çaresizliğini o yıllarda çok yaşadık. Yine o yıllarda Ulvi ağabeyimiz de camiaya yeni dâhil olanlardandı.”İnsanlar ve Soytarılar” la inandığı davada haklı bir mücadele başlatmıştı. Her seansın sonunda elinde Milli Gazete’nin bir nüshasıyla seyirciye küçücük bir nasihat kabilinden bir şeyler söyler ve öyle kapanırdı sahne. Tabi burada Milli Gazete’den alıntı yaparak değil; sadece Milli Gazete bir reklâmdı galiba. Zira o yıllarda alt yazı geçmek var olan teknoloji açısından kabil değildi(!)

Bu ülkede Siyonizm aleyhine yapılacak en kapsamlı ve en bilgilendirici çalışmayı hiç şüphesiz Necmettin Erbakan yapmıştır. İktidar denemelerinde söylemlerinin aksine yaptıkları icraatları eleştirmek bu davaya gönül veren her ferdin hakkıdır.

Durumdan vazife çıkaralım o halde. Eldeki mevcut bilgiye göre –ki bu bilgiler Necmettin Erbakan vasıtasıyla çeşitli konferans ve mitinglerde de deklare edilmiştir- Necmettin Erbakan bir strateji üretmek istiyordu. Özellikle bizzat kendisi ve emrinde bulunduğu çeşitli yayın organlarıyla bu faaliyeti yıllarca sürdürdü. Bu bahsettiğim bilgilendirme ve hazırlık çalışmaları informal olması hasebiyle camiada sanırım kalıcı izler bırakmadı. Hatta umutsuzluk ve kuşatılmışlık hislerine neden olduğu için bence bir açıdan da menfi boyutu yüksek bir eğitimdi. Bunları da alenen değil de ima yoluyla yapıyordu. Alenen yapılamazdı; zira biz kuşatılmıştık. Hal böyle olunca durumdan vazife çıkaranlar yine Siyonistler oldu. Tabandan gelen ve Siyonizm nefretiyle büyüyen bu topluluğun eline iktidar denen şaraptan sundular. Ve sarhoşluk; lay lay lay…

Nedir iktidar? İktidar Satranç oynamaktır ki satrançta da at L gider ve fil çapraz(!) Uluslar arası kurallara intisap etmek demektir iktidar olmak demek. Ama siz daha iktidara gelmeden bu kuralları meşru bulmuyordunuz. Demek ki birileri sizi satranç oynamaya ikna etti. En acısı da kendi piyonunuz, kendi filiniz, kendi veziriniz, kendi şahınız, yerine; hayır bu oyunu benim filim, benim atım, benim piyonum, benim vezirim ve benim şahımla oynayacaksın dedi. İşte bu oyunun sonucunda da ortaya Ulvi Bey’in sunduğu malum belge çıktı ortaya.

Şimdi Ulvi Bey bu belge meşru değildir mi diyor? Kim inanır buna. Peki, başka ne demek istiyor acep? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Filistin lehine bir İsrail politikasının olmadığını mı savunuyor? Bu da malumu ilam değil midir? Ya da Erbakan dün neydi iktidara gelince ne mi oldu demek istiyor? Buna yönelik sıkı eleştirileri çok muharrir yaptı bile… O halde?

Karşımızda sıkı bir tuluat ustası duruyor arkadaşlar. Gerçi kavuk hala Ferhan Bey’de ama kendilerinin de o kavuğun gölgesinde hayli çalışmaları oldu. Demek istediğim şudur ki galiba sıkıntılı bir anınızda “-Ya hu bugün birinin nasırına basayım; ama nasıl?” diye düşünürken, önce acıtacak bir cephe buldunuz kendinize. Üstelik sıkı da bir belge vardı elinizde. Zokayı yutan çıkardı elbet. Yem de yem hani; nah bu kadar işte. ( bu replik esnasında el kol hareketi yapılmayacak, hatta seyirciye bile bakılmayacak) Beklenen atraksiyon çıkmadı. Zira oyuncular bu senaryoyu pek tutmadı, Ulvi Bey.

Biz Filistin’le ilgili acılarımızı her daim paylaşacağız. Dikkat edelim acılarımızı kaygan zeminlerde paylaşırsak, dökülen gözyaşlarımızdan ayağı kayan yine biz oluruz. Ayrıca hukuki bir belgeyi okuma işi de bir alt yapı ister hani. Mesela “Ay Işığında Şamata” usta bir yönetmenin elinden çıkarsa oyun olur. Yoksa acemi bir yönetmen- yönetmen de denmez ya- ancak metni sahnede oyuncuya okutur. Bahse konu olan belge de böyledir. O belgeyi siyasi cenahtan biri, uluslar arası hukuk cenahından yetkili biri okusa da yorumlasa. Aydınlatsa bizi. Selam ve dua ile…

Zırva tevil götürmez tevilin zırvası olur

Halkımız ne güzel söyler Çok mal haramsız Çok laf yalansız olmaz diye
Ne de çok şey yazmışsınız Adnan Hoca bile unutulmamış.
Ortada ne sıfat taksanız yüreğimizi soğutmayacak bir İsrail le yapılan en vahim anlaşmalara atılan imza var tevilde yine bizi kişiliğimizi hatta cüretle sanatımızı didikleme
Milli Gazete reklamı değildi o Afganistan Cihadı nın önderlerinden Gulbeddin Hikmetyar'ın sözleri idi.Oyunun girişini ben yazmıştım ve finali için vurucu bir cümle ararken
'Kardeşler bizim için hiçbirşey yapamıyorsanız dua da edemez misiniz'
sözlerini bulup katmıştım oyuna.
Bunu reklam saymak kelimeden kaçınmıyorum midemi bulandırıyor.Ayıp ya HU!
Sarhoşlıuk satranç oynamak iktidar bırakın bu cin olmadan adam çarpma simgelerini bişey demek istemiyorum herşey ortada
Belgeler blogta İsrail jetleri Konya semalarında
Tuluatın ,oyunculuğun küçümsenmesine alışığım bu sütunlarda Bu köylülüğe sürecek bir melhemim yok
Sıkıntılı bir anımda kimin nasırına basayım diye düşünmüşüm de zoka yutturmak için falan.
Cidden soruyorum Müslümanlar'la mı muhatabim ben?
Atraksiyon ne demek senaryo yalnız filim tekstine denir hadi onu bilmiyorsunuz.
Ortaoyunu geleneğinde kavuk devretmek diye bişey olmadığını da benden öğrenin.Uçankuş televolelerinden değil.
Ferhan'ın kavuğu bir medya asparagasıdırGölgesine gelince ben Ferhan'dan ayrıldıktan çoook sonra başı kavuk gördü.Meslekte onun ustası benim zaten kendisine sorun isterseniz
Hukuki belgeyi okuma için altyapı istiyorsaniz ben İşletmecilik mezunuyum! Dört yıl da hukukun bütün dallarını okuduk.
Ayrıca okuma yazma bilen herkes sözkonusu belgeyi anlayabilir.
İşine gelmeyenler hariç

Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir

www.ulvialacakaptan.com

Edep Ya Hu

Üzülerek ifade etmem gerekiyor ki ortada size ait bir metin yok. Ortada sadece bir belge var. Ki bu belgeye yönelik eleştirilerimi de yorumumda gayet sarih bir üslupla yaptım. Ben sadece belgenin yayınlanmasındaki maksadı eleştirdim. Filistin sorunsalına baktığınız pencereyi beğenmedim o kadar. Beğenmek zorunda da değilim. Aynı zamanda İmanımın sahihliğine söz ettirmem. Burada siz tutacaksınız bir grup müslümanı zan altında bırakacaksınız ve ben de susacağım öyle mi? Filistin meselesi gibi hassas bir konuda güttüğünüz bu taktiği elbette bağıra bağıra eleştirmeliydim.

Ben yazımda Afganistan için seyircileri duaya davet edişinize “reklâm” demedim. Ne demek istediğim gayet açık. Bir kez daha okumanız yeterlidir. Filistin konusundaki hassasiyetlerimi de beni tanımadan sorgulayamazsınız. Eleştiriyi sadece metin üzerinden yapınız lütfen. Sonra ben bahse konu olan belgeyi savunmadım; aksine o metnin neyin sonucu olduğunu beyan ettim. O bölüme de bir kez bakmanız yeterlidir. Ayrıca yazımı şu cümleler özetliyor ” Biz Filistin’le ilgili acılarımızı her daim paylaşacağız. Dikkat edelim acılarımızı kaygan zeminlerde paylaşırsak, dökülen gözyaşlarımızdan ayağı kayan yine biz oluruz.”

Hülasa: Burada bana göre bir ahlak problemi var. Siz Filistin için bir yazı yazmıyorsunuz. Sadece Filistin üzerinden bir grubu taşlıyorsunuz. İşte ben de kendimce böyle bir anlayışı eleştirdim. Filistin için duygularıma gelince onu ancak yine yüreğime batan bir kıymık gibi öylece orada duran şu şiirim anlatır belki…

Bu Şiiri Sana Adadım Mesela…

Gireceksen yumruğunla gir
Göğsümün en mutena yerine
Belki de bulunabilir orada
Neden kan revan düşündüğüm mesela…
Mesela… Mesela…
Mesela şey… Gerilla

Yüzümdeki puslu aydınlığı damıtacaktım
Hani azat edip cariyelerimi
Ben mi bir çengiye ram olacaktım
Ve en çağcıl imgelerimi
Balkonlarda kurutacaktım
Mesela… Mesela…
Bir Filistin mesela

Çölün fotoğraf karesine sığmamıştır
Sapanlı çocukların intihar denemesi
Tanrım daha yüzü soğumamıştır
Giderken alnından öpmüştür annesi
Bir atımlık gülü kalmıştır
Mesela… Mesela…
Mesela şey… Musalla…

Yorum istenen şiir döktürüyor

Kimse beni veya dediklerimi beğenmek zorunda değil niyetim de yaklaşımım da ortada.
Kalbimi yarıp bakacaksanız bıçağınızı iyi bileyinZandan Allah(C.C.)a sığınırım yayınladığım resmi belgelerdir
Canım sıkkınmış da kimin nasırına basıp zoka yutturacakmışım da bunlar Müsölüman'a yakışmıyor İmanınızdan şüpheye kadar götürmez beni.
Kardeşim hayatınızda bir oyunu 3 yıl boyunca oynamışsınızBir de kavuk mavuk sayıklıyorsunuz
Sizi edebe davet etmesi gereken benim.
Burada kimin Filistin e duyarlı olduğunu mu yarıştıracağız.
Belgeyi uluslararası hukuk bilen biri anlayabilire kadar vardırdınız hukuk da tahsil ettiğimizi söyledik.
Hadi biraz daha şişinelim bir amcam hukuk profosörü diğeri ise Emekli Büyükelçi idi.
Akmasa da damlamıştır ,sohbetlerinden az buçuk istifade etmişizdir.
Şiir çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Ben de iyi şiiri severim.
Sizden ise daha derli toplu ve denli yazılar beklerim
Herkese Selam,Ulvi

Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com

Ulvi Ağabeye

Ben söyleyeceklerimi söyledim. Sizin söyledikleriniz tamamen konu dışıdır. Filistin konusunda hassasiyet yarıştırmayı da nerden çıkardınız? Sui zandan Allah’a sığınırım. Tekrar vurguluyorum: Belge konusunda da görüşlerim açıktır. Beni hala “kavuk” ve yaptığınız sanatsal etkinlikler üzerinden bir tartışma zeminine çekmek istiyorsunuz. Dedim ya bu konuda usta sizsiniz. Biz haddimizi biliriz. Üstelik o yazıda ne kavuk ne de tuluat aşağılanmamıştır, bunu da nerden çıkardınız hala anlayabilmiş değilim. Tiyatroya ilişkin terimleri de yerli yerinde kullandığımın bilincindeyim. Bu terimler üzerinden şahsınıza hakaret atfedilmemiştir. Şiiri yoruma eklemek hatadır biliyorum. Tesellimiz odur ki bahse konu olan şiir aylar önce yayınlanmıştır. Yani yorumdan mülhem bir şiir değildir. Şiir döktürme konusunda da hayli beceriksizimdir. Üstelik şiir döktürecek kadar müsrif olamadım

Ne yumruktan, ne kırbaçtan iz kalır; insan ölür arkasında söz kalır...

ah polemik sen nelere kadirsin...

IRAK ÇOCUK

Bir savaş filmi ki
Bin yılın Oscar'ı
Yönetmeni dâhi (!)
İzleyenleri de...
Hasılat rekorları alt üst
Iraklı çocuğun düşleri gibi

Uykulardayız
Petrol gözlü güzele
Kimyasal duygulardayız,
Havaya uçayım çakın da...
Bakmayın senaryoya
Ölenler film sonunda ayakta (!)

Beylik laf benimkisi
'Barış ve mutluluklar dilerim'
Hayat mı bu, yaşamak mı
Gülerim !

Ağzı füzeyle kapalı
Dicle'ye atılmış şişeyim
Bir şiir var içimde
Uçuruma geldim açan yok
Düşeceksem düşeyim

Ey gölgem ellerimi bırak
Irak...

Irak değildir ırak
Nasırımdır Nasırıye
Basın basar Basra'dan
Neyin peşindesiniz neyin ?
Bombaların sesinden, çığlıklardan
Yaptığım bestemi
Dinleyin !

Bayram etsin nefisleriniz
Öpsün şehvetinizin elini
''Ana gibi yâr,
Bağdat gibi diyar olmaz ''
Memleket mi, vatan mı ?
Başkasına yâr olmaz

Silemem gönül sözlüğümden
Bağdat'ı
Yalnız 'ay' bilir
'Güneş'teki vuslatı

Arkası yarın dizilerinizdeki
Bölümler gibi
Değişti tarih
Ölümler gibi

Kıyamet gelir usul usul
Musul...

işte derdim budur !

Polemik pejoratif bir anlam taşımaz 1023.tekrar

Kardeşim Emre

Bunlar güzel duygular.
Bir de şiir halinde yazarsanız daha güzel olacak
Ancak yeri bu tartışmanın altı değil.
Adalet lütfen

Şairlerin çoğu hüsrandadır
www.ulvialacakaptan.com

Bu pilav daha çok su kaldırır

Ortada çocukca bir söylem yok resmi belgeler var!
Ortada bir pilav yok zehirle pişmiş bir aş var.
Ortada 20nin üzerinde anlaşma var.
Askeri anlaşmalara hükümetin itiraz hakkı yok mu?
Bunu bilmiyordum.
Öyleyse SnErbakan iktidarı bırakmaktansa anlaşmayı/ları imzalamayı tercih etmiştir.
Bu daha da vahim.
Bir işe de yaramadı Şubat Soğunda.

Kimse görmek istemeyenler kadar kör değildir
www.ulvialacakaptan.com

Merhaba

Bende Erbakan Hocanın gerçekten anlaşılamadığına inanıyorum. Ben şahsım adına Erbakan Hocanın samimiyetini anlayamamıştım.Fakat hocayla ilgili bir kitapcık okudum ve milli görüş davasında gerçekten samimi olduğuna inanıyorum.
Yanlışları olabilir fakat ileriye doğru onu daha iyi anlayacağımıza bak Erbakan Hoca demişti ama anlayamamışız dediğimiz zaman onu anlayacağız.

Saygılar....

Bir dönem haberler sahte

Bir dönem haberler sahte ,büyücü hocalardan geçilmiyordu.Peki ya şimdi ne oldu!Nerde bu sahte hocalar?O kadar çok konu var ki şimdi nasıl oldu da kapandı dediğim.Hocam,üzerinize ne oyunlar oynanmış!Kaç senaryoda haberiniz olmadan başrol oynamışınız meğer de biz uyuyarak izlemişiz.
Bilemedik değerinizi hocam!Yıllar öncesinden bugünü göstermişsiniz de ,kavrayacak durumda değilmiş dimağlarımız!Dağ gibi asil yüreğinizle meydan okumuşsunuz meydan'a!
Siz demiştiniz,biz anla(ya)mamışız!

bir daha söylüyorum

Mevcut konjoktür 28 şubattan bu yana erbakan hocamız üzerinde karartma uygulamıştır. Onun için herkes şaşı bakmaya başladı. Erbakan'ı anlamak Türkiye'yi iyi okumaktan geçer.

Selamlar

Kitapçıktan geçen samimiyet

Sayın Erbakan ın ne kişiliği ne de yaşamıdır sorumuz biz belgeleri ortaya koyduk.
Bir kitapçıkla görüşünüz değiştiyse bana adresinizi yollayın ben de size 5 kitabımı takdim edeyim Belki beni de samimi bulursunuz.
Karşılığında bana Milli Görüş ü bi özet olarak anlatırsınız inşaallah?
Selam ve Dua ile

Oyun'a gelmek istemiyorsanız Oyun'a gelin
www.ulvialacakaptan.com

28 Şubat mıydı yoksa 29 mu şaşırdım

Adı Hakan soyadı Nimet olan kardeşim

İktidar bırakıldı mı?
E bu kadarına denecek birşey yok!
Bir tek ben mi yanlış biliyorum 28 Şubat ı?
İktidardan uzaklaştırılmak başka bir şeydir.
Ve Sn Erbakan ve Refah Partisi ne yapılan demokrasi dışı insanlık dışı bir postmodern darbedir.
Konumuz başka
Yazdığımı bir daha okuyunuz
www.ulvialacakaptan.com

Erbakanın samimiyetine

Erbakanın samimiyetine bende inanıyorum.

1-Kıbrıs Harekatı Erbakan ın onayıyladır.

2-İsrailden gelen yetkilileri Erbakan kovduktan sonra Tansu Çiller arkalarından gidip "aman efendim ..." şeklinde yalvarmıştı....

3-Geçen gün malum medya gurubundan malum bir gazeteci kustahça bir söz söyledi "hükümet bu ülkede 1- askerle 2- Yökle 3- Medyayla 4- Yargıyla uğraşmamalı uğraşırsa işte sonucu." Şimdi bunlardan biri yanlış yaparsa hükümet karışmamalı mı? Herhalde hükümet yumurta çalanlarla ilgilenecek.

4-Daha öncede emekli bir askerin şok sözlerini işittik tokat gibi. Dedi ki bu zat " Bazı memurların evlerinin yakınlarına, kritik yerlere bomba koyuyorduk" kendilerine getirmek içinmiş. Yoksa kaçırmak için mi?

Yönetmelikte yazar erden maraşele kadar asker askerdir.

Siyaset yaparak bir yere varılmaz. Bu ülkede siyaset problemleri çözmez. Siz en temiz en erdemli kişiyi bulup o koltuğa oturtsanız bir şey yapamaz . Ancak şerefiyle istifa eder.

Çocukluğumdan beri gördüğüm bir tablodur. Seçim öncesi adaylar arslan kesilir. İktidar olanlarda bir süre bu tabloyu sürdürür ama sonra onları televizyonda ne yapacağını bilemez tavırlarla ve allak bullak olmuş yüz ifadeleri ile görürüz. Siz insan yetiştirin, Erbakan da yıllardır bunun üzerine durmuş biridir. Tabi hepimizin hataları vardır. Sonuçta hepimiz aynı gayeye gözünü dikmiş din kardeşleriyiz. Amacımız, dualarımız ortak . Birbirimizle didişmek yerine, geçmişin ahları vahları ile yaşamak yerine şöyle gerçek çözümler peşinde koşalım. Hiç olmazsa bundan sonrası için .

Evet herbirimiz için söylüyorum "sen daha iyisini yap" Arada kendime söylediğim bir sözdür bu. Vaktim olmadığı için kısa kısa geçtim. Ancak eminim mesaj alınmıştır.

Selam ve dua ile...

saf yürek

Demek saf bir yürekle bakınca oyle görünüyor. Keşke tüm herkeste böyle bakabilse. Hatta savunduğunuz insanlar bile. Sağlıcakla kalın

savunan adamdır O

erbakan elbetteki iktidardan düşürüldü.
yetmedi partisi kapatıldı
yetmedi partisi ikiye bölündü
yetmedi partisinin oyu 2,5`a düşürüldü
yetmedi siyasi yasaklı hale getirildi
yetmedi hırsız denildi
.................... ...
tarihte de böyle olmamış mıdır? hakkın yanında yer alanlar hep taşlanmamış mıdır? vaktiyle "savunan adam" diye bir yazı yazmıştı yürekli bir yazarımız.

evet, erbakan savunmaya devam ediyor. gören görür.

ancak benim anlayamadığım bir mevzu var: neden "bosna`da aliya izzetbegoviç deyip de; türkiye`de necmettin erbakan diyemeyiz.

Son tahlilde Alacakaptan

Necmettin Erbakan hocanın yanlışları yoktur diyerek peşin bir yargıyla söze başlamak ile her yaptığında kusur, yanlış arayan bir yaklaşım neticede aynı kapıya çıkmaktadır.

Alacakaptan yazılarında, yorumlarında sürekli eleştiriyi tercih ediyor. Bu yaklaşım bir yere kadar okunuyor. Sonrası sadece "tekrar" oluyor, evet sadece "tekrar". Alacakaptan'ın yazdığı yazı ve yorumların bizleri iyiliğe, güzelliğe götürmediği aşikâr artık.

Oyunlarınızın reklamını sürekli bu sitede yaptınız/ yapıyorsunuz ama şiir söz konusu olunca "şiirler başka sayfaya" diyerek yol göstermeye çalışıyorsunuz. Sürekli başkalarını eleştirmekle işler yoluna girmiş olmuyor. Kişi, evvela kendisine bakmalıdır. Kendi eksiğini görmelidir.

Selametle...

"Her ne ararsan kendinde ara"

Alacakaptanın muradı?

Anlaşılan şu ki sayın Alacakaptan bize birşey söylemek istiyor. Fakat pek açık davranmıyor. Biz şu şıklar minvalinde bişeycikler anlamaktayız:

a.) Erbakan bir haindir
b.) Erbakan siyonistlerle işbirliği içindedir
c.) Erbakan Türkiye müslümanlarına yönelik takiyye yapmaktadır
d.) Erbakana güvenmemeliyiz
e.) Hepsi

Şıkların sayısı ÖSYM den esinlenerek bu sayıda tutulmuş olup arzu edenler şık sayısını mezkur minvalde arttırabilir...

Sayın Alacakaptanın özet, net,açık, seçik, samimi yorumunu bekleriz...

Ulvi ALACAKAPTAN yine ne yapmak istiyor?

1: Mahalle kahvelerinde yapılan "hoca imzaladı - imzalamadı", "hoca israille anlaştı-anlaşmadı" muhabbetinin ötesinde birşey yok bu başlıkta. Ulvi abi her zamanki çığırtkanlığı ile ortalığı birbirine katıyor, arada bi çaktırmadan sağı solu tekfir ediyor, ilgisizlikten bunaldığında da işte böyle hocaya bi laf atıp rekor üstüne rekor kırıyor.

2: Tırnağı bile olamayacağı şahıslara karşı yargısız infaz yapıyor, atıyor, tutuyor, yakıyor, yıkıyor...

3: Elinde sopa, kapının önünde duruyor, gelene geçene vuruyor ve buna hakkı olduğuna inanıyor.

4: Şiir filan ayaklarında biraz geri düştü, şimdi tekrar toparlıyor kendini...

5: İşin en önemli tarafı da sadece ve sadece kendini tatmin ediyor. Sözlerinin vardığı bir nokta yok, eleştirilerinin tamamını üstüste koysanız ikinci bir tuğla olmaz.

Velhasıl, Ulvi abi'nin keskin ve kesin saldırılarına muhatap olma ihtimaline rağmen yaptım bu yorumu. Nedeni basit; Ulvi abi istiyor bunu.... Hep kendisinden konuşalım hep kendisini dinleyelim istiyor malum.

Temcit pilavını önümüze sürmesinin nedeni de bu zaten. Şimdi yine selametköyden başlar 300.000'den çıkar. Hazırlıklıyım buna.

Ama tutupta; "Ben muhataplarımı müslüman sanıyordum" demez herhalde bir daha... :)

Vesselam

ENDÜLÜS

Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler

Zaman fitne fücur zamanı değil, zaman vahdet zamanı..

Doğru diyorsun Mustafa kardeş..

ortada ne fol ne yumurta var..
tam da filistin meselesi ayyuka çıkmışken
böyle birşeyi gündeme getirerek insanlara fitne fışkırtmaya çalışmakta nesi ?
yazık gerçekten yazık..
Ümmetin Yek bütün olup dayanışması gereken şu günlerde,
Ahkâm kesen.. birşeyler yaptığını sanıp kahraman edasıyla ortalarda dolaşan, ama içi fos olan bu tür yazarlara prim verilmemesi lazım

Ulvi Alacakaptan OUT!

Dikkat alçaklaştıran bir uçuş var...

Bu yazının ne kadar uçtuğunu başlığından da anlamak zor değil...
Alacakaptan sanırım memnunsunuz ,bakınız ne çok yorum var...Reklamın ne derlerdi iyisi kötüsü olmazdı sanırım...
Şahsi kinlerinizi ne güzelde ifade ediyorsunuz.Ne zaman reklama ihtiyaç duyarsanız Erbakan ve dostlarına "aydın" kisvesi altında laf atabilirsiniz...İnanın bu ülkede sizi bu gibi mevzular daha da şöhretli kılar...Gerçekten şöhret noktasında doğru yoldasınız...
Bence burası yeterli değil , baksanıza burada sen ben bizim oğlan hesabı kaç kişiyiz ki ? Bence bu muazzam doğru! ve objektif! yazınızı muhakkak popüler gazetelere yollamalısınız...Daha çok yankı uyandırır emin olun...Hele de meyve veren bir ağaç konumda olursa laf attıklarınız...

Ben gidiyorum İsrail uçakları Konya semalarında

Sadece belgelerin önüne yaşadığım bir hüznü ekleyip yayınladım. Aslına bakarsanız editörlerden bu yazımı artık yayınlamamalarını rica etmiştim ama her nedense üyeliğimi dondurduğumu açıkladığım andan bir kaç gün sonra yayına koydular.Bunun üstüne yorumlarınız tekfir ediyor elinde sopa yargısız infaz yapıyor şöhret peşinde ve bir sürü terbiye akıl ve izan dışı saldırılar biçiminde oldu.
Ben kimseye hain siyonistlerle işbirliği içinde demedim Böyle sözlerin İslam karşısında yüklediği vebalden haberim var.
Belgeler ortada İsrail Uçakları Konya Ovası'ndadır.
Kişisel kinimden söz edenler bile çıktı.
Orada insafın hiç bir namı yok mudur.
Benim sn.Erbakan,Erdoğan,Gülen,Ören'e ne gibi kişisel kinim olabilir veya TGRT REFAH KANAL7 TEKBİR GİYİM v.b.Bu isimlerle şahsen tanışıp sohbet etmişliğim selam alıp vermişliğim var Ancak zaman zaman hepsi hakkında doğru bildiklerimi eleştiri veya yergilerimi yazdım yazarım da
Sn Erbakan hakkında ilk sitemimin yayınlandığı 10 yılı geçti adı
1.sınıf Ahiret!O sırada Refahlı İstanbul Belediyesi'nden maaş alıyordum GSM başında.
Ben hiçbir cemaate mensup değilim beni koruyacak bana arka çıkacak beni onaylayacak bir güç yok arkamda.
Beni ona buna sataşıp ün kazanmak isteyen bir şaşkın gibi görüp rahatlamak isteyenlere artık dert anlatacak halim de yok.En azından bu platformda.
Reklamım iyisi kötüsü olmaz yavesi ne?Lafın devamı var hem üniversitede reklamcılık okudum hem de ayıca sertifikam.Lafın devami .........etkilisi etkisizi olur.
Benim oyunumun reklamları burada duyuru bölümünde yayınlandı anasayfada değil ,ben de sadece şiir adındaki karalamaların ayrı bir bölümde yayınlanmasını istedim.Din değiştirdiğimi ilan etseydim daha az tepki toplardı herhalde.Bana IRKÇILIK suçlaması bile yapıldı
Bunu bir reklam çıkarcılığı olarak göreceğinize Yusuf Armağan kardeşim ve 20 arkadaşı gibi oyunumuza gelseydiniz bizi ve niyetimizi daha iyi anlardınız.
Kardeşler
Bir Müslüman başka bir Müslüman'ı alenen birşeyle suçlarsa ojnu işlemeden can vermez (Hadis-i Şerif)
Henüz her lafa cevap yetiştirecek kadar akıl sağlığm var ama bunu şimdiye dek yaptıysam gözgöre göre günahımı almayasınız diyedir.
Görüyorum ki muradımın tam tersi oldu.
58 yaşındayım ömrüm Hakikat'in peşinde geçti bana Hidayet'i nasip eden Yüce Rabbim'e hamdolsun.
Hiç kimseye başeğmedim başeğmemeyi onur saydım.
Alnıma secdeyi nasip eden Rabbim'e şükürler olsun.
Yineliyorum ben Müslümanlar'ın en günahkarlarından biriyim.
Hep Hakikat'i söylemeye gayret ettim yanlış da yaptım tabii bir çok.
Duamın özü iman ile gitmektir bu dünyadan en azından.
Hiçbir partiye üye olmadım.
Sözümün saf sayılabilmesi sanatımın kabul görmesi için gerekliydi bu aklımca.
Başarılı olmadı belki bu tutumum hayırlı olmuştur inşaallah!
Gençler
Hakikat'in tek yüzü yoktur Bir olay tüm yüzlerine bakılıp incelenmeden anlaşılamaz.
Çoğunuz E.S.çocuklarısınız her davranışın ardında artniyet her eleştirinin altında çıkar aranan günlere doğdunuz.
Suç sizin değil 12 Eylul bir milattır tarihimizde.
Bense 68 kuşağındanım o yıl üniversiteye başladım ,örtülü örtüsüz çok darbe bol vahşet alçaklık ihanet gördüm
1 Mayıs 77de alanın ortasında 1975 Mayısında Erzurum'da kışkırtılmış kitlelerce kuşatılan Halk Eğitim Merkezi nin içindeydim,
Selimiye yi de tanıdım Hasdalı da
Ne lafın ne de bıçağın keskini ürkütmez beni
ama kardeşlerim yaralıyor.
Daha fazla günaha vesile olmayayım.
Bir kez daha dönmeyeceğim bu cemaate.Küfürleri okumak için bile
Hem vallahi hem de billahi!
Haylaz kardeşiniz
Haldun Ulvi Alacakaptan

HAKİKATİ BİLEN YALNIZ YÜCE ALLAH(c.c.)TIR

Yorumsuz...

Birde daha fazlasını kazanayım derken mevcudu kaybetme ve dahada ziyade (kaybetme) gerçeği olmasa.Ahh olmasa...
M.Münzevi

Daktilom çala, çaladaktilom yaza...

Köyün birinde bir adam yaşarmış, Canının sıkkın olduğu bir gün evinin penceresinden köy meydanına bakarken koşuşturan insanlar ilgisini çekmiş ve "bu işte bir şeyler var " diyerek hidayete ermiş. Yepyeni dostlar edinmiş. Edindiği dostları tarafından sevilen, söyleyeceği sözlerin dostlarında derin etkiler bıraktığı insan olmuş. Hayatı ile değişik bir yol tutmuş artık. Masallar anlatırmış bu adam. Ama anlattığı masallar diğerlerinden farklı imiş. Bu adam ne zaman masal anlatmaya başlarsa herkes bu masala kulak kabartır, yıllanmış dostlar bu masalın sonunda düşman olup çıkarmış. Yani bu adamın masalları parçalarmış parçalanmaması gereken herşeyi. Sonra susarmış, bir müddet sonra yine anlatmaya başlarmış, yine aynı şeyler yaşanırmış. Aslında anlattıkları hep aynı imiş. Yaşananlar da aynı. Dedik ya böylece bir yol tutturmuş ihtiyar; unutulmamış, hep göz önünde olmuş... Böyle yaşamış, böylece yaşatmış aynı sahneleri (çünkü sahneler onunmuş)... Bu aralar hayatın bilgisine doğru koşuşturup durduğu söyleniyor. (Ha bu arada, sağlığında (sağlıklı ömürler dilerim) masal kahramanı olan az sayıda karakterden biri de bu adam)

Bu masalın ardından dikkatimi çeken bir şeyi iletmek isterim cemaate. Ulvi abinin yazdığı yazıları okuduğumda görüyorum ki, sürekli "milli görüş" ve "erbakan" üzerine kurulu cümleler. Ve her yazının altında onlarca yorum... Ulvi abinin sahnesi burada da kapalı gişe. Valla bu sahne için karaborsadan zar zor buldum bileti. Kaçırmayayım dedim ben de katılayım bu sahneye. Erbakan' da ne insanmış yav söyleyecek sözü kalmayanlara adı ile söz oluyor. Şaka bir yana, Ulvi abiden nacizane bir istekte bulunmak istiyorum: Abi hazır belgeleri eline almışken Milli Görüş teşkilatları ile yaptığın sözleşmeleri, Milli Gazete'de yazdığın yazıların bibligyografisini v.s. de paylaşsan cemaatle. Ya da şöyle söyleyeyim Erbakan Hoca sayesinde sanatçı kariyerine eklediğin çalışmaları da yazsan buraya. Hazır cemaatin Kana(yan) gözlerini kendi üzerine çekmişken. Bilmem ama iyi olur gibime geliyor...

Her neyse....

Biz de cemaatimize bağlı kalıp kaldıramadığımız şeyleri şiir aracılığı ifade etmeye çalışalım... Deneyelim bakalım becerebilecek miyiz(?)

"hepsine erbakanı anlattım
iyi de ettim"

(h.albayrak)

"Deli bir adam size...
Kendinizden utanmanızı söylüyorsa...
Ne biçim bir dünyadır burası!"

(Tarkovsky’nin “Nostalghia” filminden)

el insaf

selam,
yazı ortada yorumlar başka yöne kaymış
Ulvi Alacakaptan ın niyet tahliline dönüşmüş
el insaf önce
milli gazete yi actıgımda da böyle diyorum
el insaf
bugün hain ilan ettikleri ki kendi tedrisatlarından gecmiş olan
bu hükümet icin herşeyi söylerken durup düşünmez mi insan
ya hu bizde hükümet olduk neye göre kim icin hükmettik diye
hatta hükmedebildik mi diye
refahyol hükümetine gelince yapılanların mazereti bulunur da
bu hükümet icin, başka hükümetler icin bulunmaz
sebebi hikmeti ne ola ki
diye sormamın bi faydası olur mu bilmiyorum
zira cok da farketmiyor bence asıl meseleden uzaklaşmak karşılıgında
kimin hangi konumlara geldiginin ...

bence tam da durup düşünmemiz gereken yerdeyiz
Resulallah ın örnekliği, ki
İsmet özel i kelimeleriyle söylersek
Allah ın resulune (sav )Kureyşin reisliği teklif edilmiştir.
bir kez Kureyş in riyaseti kabul edilince 'müslüman olma ' özgürlügünden vazgecmeyi kabul etmiş oluyoruz bir kez Kureyş e reis oluca 'mücadele tarzımızın yöntemini de ' Kureyş in belirlemesine izin veriyoruz demektir

fakat bu durum bir özgürlügün kullanılması mıdır
yoksa kölelige razı olmak mıdır?

demek ki müslümanlar kendilerine hickimsenin ihsan olarak bahşetmedigi bu yüzden kimseye boğun eğmek zorunda kalmayacakları bir özgürlüğü kullanacaklardır
''müslüman olma özgürlüğü ''
İslam ın özgürlük kavramı da başkalarınınkine benzemez cünkü!

Kücüklügümden beri

Kücüklügümden beri politika kelimesiyle siyaset kelimesini ayiririm birbirinden. Bir abinin söylemesiyle politika bati isi, siyaset ise islam ile ilgilidir. Politika menfaat elde etmek icin, siyaset de hizmet icin oldugunu o yasimdan bu yana böyle bellemisim. Ben her iki kelimeyi birbirinden halen ayirmakta inatciyim. Cünkü ümitvarim. Birgün olur da Türkiye'de birileri siyaset yapar diye. Suana dek hep politikaci gördüm maalesef. Bu tesbitimi söyle delillendiririm.
Bati politika geregi bir suc'tan ötürü hatasini kabul etmek zor olmasiyla beraber, farzedelim ki kabul etti, özür dilemek bir ayip tir, zayifliktir.
Oysa islami siyaset yani hizmet geregi, hatasini habul edip özür dilemek ERDEMLIKTIR ve kisinin sahsiyeti, karakteri degerli olur.
Suana kadar özür dilemeyi birakin, özürlerini kapatmak icin kendilerine yapilan suclamalarin aynisini , muhalefet adinda olsun olmasin, baskalarina iade ederler.

"Adamin biri kuyuya tas atmis, digerleri firsat bilmis..." böylemiydi bi söz vardi hani. Tabii yazari kastedmiyorum bu da biline.

Ulvi agabey sen sen ol, oyun'a gelme.

selam ile..

Umutsuzluga kapilanlar, lügatte IBLIS kelimesine baksinlar!

Ulvi Abi Gitmemeli!

Ulvi Alacakaptan gitmemeli arkadaşlar. Gitmemeli. Bu internet ortamı denen şey "hürmet edilmesi gereken adamlarımızı paylama haddini kendinde görme" ortamı olmamalı. Elbette Ulvi Abi giderse bir şey kaybetmez.. Onun sözlerine tahammül edemeyip ona saldıranlar da bir şey kaçırmış olur mu bilmiyorum. Kaçıran kaçırmış kaçıracağını zaten..
Biz büyüklerimizin karşısında nasıl durulması gerektiğine ilişkin bir bilgiye sahiptik. O bilgiye ne oldu.
Off Ulvi Abi, size abi demeye bile çekiniyorum; benim yaşım kadar yıldır sahnede bir sanatçının, çıktığı gün alıp o gün bitirdiğim kitapların yazarının sıradan bir "abi" gibi algılanmasına sebep olurum diye çekinerek "Abi" diyorum size. Biz Cahit Zarifoğlu'na "abi" demiştik, Atasoy Müftüoğlu'na, İsmet Özel'e "Abi" demiştik. Siz de bizim abimizsiniz. Sizi biz kitaplarınızdan tanırız. 20 yıldır oyunlarınızdan tanırız. Oyunlar yetmez belki Ulvi Abiyi tanımaya ama kötü niyetli değilseniz kitaplarının bu işi daha net göreceğini düşünüyorum.
Ulvi Alacakaptan'ın haklı olmayarak birilerini eleştirdiğini hatırlamıyorum. 20 yıldır! Özellikle kurumsal birilerin eleştirirken ne yazık ki çok haklıdır. Keşke o haksız olsa da kurumlarımızda mücevher gibi adamlarımız olsa;
keşke o haksız olsa da ne güzel insanlarımız var diyebilsek, ne güzel kurumlarımız var diyebilsek..
Ulvi Abi, bir sizi eleştirenler var bir de haddini aşanlar. Sizi eleştiren arkadaşları dinleyebileceğinizi biliyorum. Ama burada haddini aşıp size dil uzatanlara çok bakmayın.. Biz de varız burada.
O arkadaşlar bilemez sizin neler çektiğinizi.
Ne gibi ayılıklara katlandığınızı..
Hem de İslam adına, dava adına bu ayılıklara maruz kaldığınızı..
Bilmeden konuşan çok olur..
Kimisi kimi sevdiklerine dokunduğunuz için kızar.. kimi bu adam da beğenmiyor hiç bir şeyi der..
Dışarıdan öyle görüyor olabilirsiniz Ulvi Abiyi..
Ama öyle değil!
Ben onbir yaşında iken Ümit nesline tuğla olabilme ümidiyle çıkan Selam çocuk dergisini almaya başlamıştım. Sene seksenbeş.
Gitmemenizi sizi Selam Çocuk dergisindeki yazılarınızdan beri izleyen, seven biri olarak rica ediyorum.
Siz giderseniz ben de gideceğim!

Kİ DÖNERSEM NAMERD OLAYIM

Yorumumda -hatta yorumlarımın genelinde- inananları birliğe çağırırken, yaptığım bir eleştiri üzerine hayli suçluluk hissettim. Cemaatten iki kişi gidiyor öyle mi? Abiler burası sizin yeriniz. Durumdan vazife çıkaracaklardan biri benim. Anlaşıldı. Tüm kayıtlarım silinsin lütfen. Hakkınızı helal edin. Benden yana -ki varsa- helal olsun.

Ne yumruktan, ne kırbaçtan iz kalır; insan ölür arkasında söz kalır...