Diziler... gayrı resmi gündemlerimiz. Artık köy konağı inşaatlarından bile "Asmalı Konak" diye söz edildiği ,bir kanalın çok izlenen bir dizisinden haftalık 4.5 milyon dolar kazandığı, dizilerin mekanlarına(örneğin Kınalı Kar dizisinin çekildiği Bursa-Cumalıkızık köyü veya Asmalı Konak'ın çekildiği Kapadokya yöresi)gezilerin düzenlendiği kısacası kurgu hayatın gerçek hayatı çok çok etkilediği bir ülke. Burası Türkiye, hayatımız ise dizi...
DİZİLERİN SEYREDİLME NEDENLERİ
1.Toplumumuzun gündeminde olan konuların dizilerde sıkça işlenmesi. Örneğin ağa, aşiret, töre, kan davası, namus cinayeti gibi kavramları işleyen diziler halkımız tarafından rağbet görmüştür.
2.İnsanımızın gerek bireysel gerekse de toplumsal anlamda dizilerde izlediği karakterlerin gerçek hayatta benzerlerini görmesi. Toplumdaki yüzsüzlüğün şahsında sembolleştiği Kaygısızlarda Memnun Kaygısız ya da kendi aile içindeki problemleri çözmekle kalmayıp yakın çevresinin ve mahallelinin sorunlarını da çözen Ekmek teknesindeki Nusrettin baba tiplerine benzer insanlara çevremizde rastlarız.

3.Dizilerdeki karakterler ile insanlarımızın kendilerini özdeşleştirmeleri, bilhassa gençlerin kendilerine idol arayışlarında dizi karakterlerinin model seçmeleri. Tv eleştirmeni Bekir Hazar artık çocuklarımızın oyunlarında takma isim olarak Polat, Kılıç, Çakır gibi isimleri seçtiklerini 22.10.2004 tarihli yazısında dile getiriyordu.
4.Gelir dağılımındaki adaletsizliğin bariz olarak görüldüğü,nüfusunun çoğunluğunun da gençlerin oluşturduğu ülkemizde dizilerde konunun geçtiği mekanların kullanılan eşyaların,otomobillerin insanımızda özenti oluşturması.
5.Görsel ve yazılı basında tüketim toplumu anlayışının ünlü insanların hayatları üzerinden teşvik edilmesi.Bu hayat tarzını gören insanımızın da ya özenti duymakta ya da o ünlüleri dizilerde seyrederek bastırılmış duygularını tatmin etmektedir.
6.Özellikle mafyayı ,polisi konu alan dizilerdeki erkek karakterlerin silahla olan yakın bağları veya sert hareket ve tavırları erkekleri ekran başına bağlamaktadır. Tam dört sene süren "Deli Yürek" ya da şu an halen devam eden "Kurtlar Vadisi " dizileri bunun en güzel örnekleridir.
7.Mafyayı konu alan şiddet içerikli dizilerdeki kahramanların gönüllü toplum koruyuculuğu görevi yapmaları. Örneğin kahramanlar, haksız bir şekilde evleri ellerinden alınmak istenen bir grup insana sahip çıkmakta ya da okullara uyuşturucu sokmak isteyenleri engellemektedirler.
8.Bayanların ideallerindeki hayat tarzını ve eşi bu dizilerde görmeleri .Son günlerin en çok izlenen dizilerinden Bir İstanbul Masalı'ndaki Selim-Esma ya da yakın zamanın ses getiren dizilerinden Asmalı Konaktaki Seymen -Bahar ilişkisi bu tespite en güzel örneklerdir.
9.Kardeşlik, akrabalık, komşuluk, iş arkadaşlığı gibi herkesi yakından ilgilendiren konuların gerçek hayata benzer şekilde bu dizilerde işlenmesi.13 yıl ekranlarda kalan "Bizimkiler "dizisi bu tür ilişkiler üzerine kuruludur.
10.Aynı kanalın bünyesinde bulunsun bulunmasın magazin programlarının veya aynı medya grubuna dahil olsun olmasın gazetelerin popüler dizileri ve onların oyuncularını konu edinmeleri. Örneğin Asmalı konak dizisi atv için çekilmişken sezon sonundaki film, kanal D için çekilmiştir. Show tv ile aynı bünyede bulunan Akşam gazetesi dizide olacak olaylardan senaristlere söz ettirerek diziye ilgiyi artırmak istemektedir.
11.Dizilerin en heyecanlı yerlerinde kesilerek izleyicideki merakın gelecek haftaya yönelik olarak artırılması.
12.Dizilerde rol alan oyuncuların tiyatro sanatçıları arasından seçilmeleri, dizilerin çekim kalitesinin yüksek olması,ayrıca Türk izleyicisinin yerli dizilere duyduğu ilginin iyi etüd edilmesi.
13.Dizilerin gündemi yakından takip etmesi,güncel olaylara değinmeleri. Birkaç cümle ile de olsa Kıbrıs, BOP, Ukrayna Seçimleri, Irak Savaşı vb. konularda kahramanların ağzından "Kurtlar Vadisi" dizisinde, Mavi Akım projesinin çokça konuşulduğu günlerde de "Deli Yürek"dizisinde değinilmişti.
14.Siyasetin gizli kalmış yönlerinin-örneğin derin devlet konusu- birebir olmasa da benzer olaylar üzerinden dizilerde işlenmesi.
DİZİLERİN TÜRK TOPLUMU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ
1.Dizilerin günlük konuşmalarımızı etkilemesi. Dizideki bir cümlenin, kelimenin aynı diziyi seyredenler arasında tekrarlanması,dizi kahramanlarından birinin hareketinin tartışmalara konu olması.
2.Dizi kahramanlarını aşırı benimsememiz, dizilerde geçen olayları gerçekmiş gibi algılamamız. Geçen sene "Kurtlar Vadisi" dizisinde Çakır'ın ölmesinden sonra medyadan izlediğimiz olaylar bunun en açık kanıtıdır; yerel bir gazeteye verilen başsağlığı ilanı, halı saha maçından önce yapılan saygı duruşu, yönetmeni kınama . Yine diğer iki popüler diziden: Asmalı konak dizisinde senaryo değişikliği gereği Seymen Ağa'yı iyi eden merhemin adını öğrenme çabaları ya da "Çocuklar Duymasın"ın psikoloğundan günlük hayatta da randevu talep edilmesi dizileri gerçek hayatla birlikte değerlendirmemize örneklerdir.
3.Ülke gündeminden eksilmeyen mafya tartışmalarını bu konuyu işleyen TV dizileriyle birlikte gelişme çağındaki çocukları olumsuz etkilemekte. Psikologlar kendilerine şiddet konusunda başvuran aile sayısının-ekonomik durumu nasıl olursa olsun- arttığını, artık ergenlik çağındaki çocukların grup normunun temelini çetecilik anlayışının almaya başladığını belirtiyorlar. Akademik olarak da bu konu üniversitelerin gündemine girmiştir. Hacettepe üniversitesinde tv'deki dizilerin çocuklar üzerindeki etkisi tartışılmıştır.
4.Diziler tüketim alışkanlıklarımızı da etkiliyor. "Kurtlar Vadisi" dizisi eski sponsoru Romansan saatleri satış patlaması yaptı. "Deli Yürek" le birlikte balıkçı yaka kazaklar, uzun siyah paltolar daha fazla insanımız tarafından-özellikle beyler tarafından- tercih edilir oldu. Dizilerin bu gücünü fark eden Erzurum kuyumcular odası gibi kuruluşlar da artık mesela Oltu taşı tespihlerini daha geniş kitlelere pazarlayabilmek için dizilerin yapımcılarıyla temasa geçiyorlar.
5. Dizilerin gündemimize bu kadar yoğun girmesiyle günlük hayattaki alışkanlıklarımızda da değişiklikler oluştu. Artık kimimiz kitap okumak, sinemaya gitmek yerine dizi seyrediyoruz,ya da günlük işlerimizin vakitlerini örneğin yemek saatini izleyicisi olduğumuz dizilere göre ayarlıyoruz.
6.Dizi sayısındaki artışla birlikte -bir ikisi hariç- başta konular ve işleniş şekilleri olmak üzere belirli bir kalite seviyesi oluşmadı. Üniversite öğrencileri içinde çok azınlıkta kalan bir grubun imkanlarının anlatıldığı "Kampüsistan" dizisi buna en güzel örnektir.
DİZİLER KONUSUNDA GENEL BİR DEĞERLENDİRME
Türkiye'de diziler şu anda televizyonların en çok izlenen yapımları. Ancak biz dizileri sadece izlemekle kalmıyoruz onlardan etkileniyoruz. Öncelikle çocuklarımızın ruh sağlığı açısından şiddete yer veren dizilerin bunu belirli bir seviyeye çekmesi sağlanmalı. Öncelikle anne babalar, öğretmenler ardından devletin ilgili kurum ve kuruluşları (örneğin RTÜK) bu konuda söz söyleme haklarını kullanmalı. Mesela aileler çocuklarıyla beraberce seçtikleri programları izleyebilirler, televizyonun yanında onları değişik hobilere yönlendirebilirler.
Televizyonun gücünden faydalanarak topluma doğru şeyleri iletebilecek diziler-öncelikle TRT eliyle çekilmeli ve insanımıza sunulmalıdır. Geçen sene TRT de izlediğimiz Kemal Tahir'in Esir şehrin'in insanları adlı eserinin tv dizisi uyarlaması insanımıza yakın tarihe dair önemli bilgiler vermiştir. Yine Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik'in dizilerde kitap okuma alışkanlığının özendirilmesine yönelik çabaları da takdire şayandır.
KAYNAKLAR
1- Popüler Psikiyatri Dergisi, Temmuz-Ağustos 2003,Devrim Saltoğlu'nun yorumuyla Asmalı Mania
2- Mehmet Akyol, Toplumun ekrana yansıyan yüzü: Yerli Diziler, bornova.ege.edu.tr
3- Psikolog Ferman Bıçakçılar'ın yorumu, Hürriyet-ege, 8 mayıs 2000-Pazartesi
4- R.Onur Duru, Tiyatrolar ve Tv Dizileri, sms.net.tr/tiyatro keyfi/gorusler/tiyatrolarvetv dizileri
5- Şükrü Ünalan, Dil Ve Kültür, Nobel Yayınları
Not : Katkılarından ötürü İbrahim Ethem Doğruyol'a teşekkürü bir borç bilirim.
Yorumlar
Ellerine Sağlık Ayağına Diken Batmasın
Pzt, 31/01/2005 - 10:48 — Kâni ÇınarBir ilk yorum denemesi:
Ben bu değerlendirmelere imza atarım. Eksik ya da fazla şunlar var diyecek değilim. Kendimce bir iki basit örnekle daha da somutlaştırmaya çalışayım.
Mekan: Lise. Günlerden: Cuma...
Ülkemin herhangi bir lisesi herhangi bir şehri... Okullardaki şiddet oranı cumaları tavan yapıyor... Sebebi malum: Kurtlar Vadisi. Kılıçvari bıçaklar, tuvaletlerde içilen sigara izmaritleri: Parlement. Polatiçiyordu ya. Lakaplar, Polat taklidi yürüyüşler, vs...
"Ne ararsan bulunur dizilerde derde devadan gayrı"
200 civarında dizi yayınlanıyormuş kanallarda. Herbirinde şu veya bu şekilde kendimizden (namus, kan davası, mafya) bir şeyler bulmamız normal. Biz bir ara kendimizi Orhan Gencebay, Ferdi Tayfur filimlerinde de bulmuştuk. Ah o zngin kız fakir oğlan tiplemeleri... Hayatımız fakir oğlan olmaktan öteye gidemedi.
Tv ile kültürümüz şekilleniyor. Okumadığımıza göre bunu bir başkası üstlenenek. Dün akşamki SİMON'u izleyen var mı? Dizileri, kahramanları vs. SİMON kılan bizleriz heyhat... Bir gün hangi kanalda saat kaçta ise şu SEMRA hanımı da izlemek isterim. Bu kadar yaygara koptuğuna göre...
Cumhuriyetin basın yayın macerasında, kadınlara yönelik dergiler pırıl pırıl basıldı, oldukça ucuza mal edildi. Gazeteler Kelebek misalinde olduğu gibi ekler verdi. Hesap kitap bilen herkes altını çizdiğinde bu matbuat ürünlrinin hep zarar ve ziyanda olduğunu gördü. Amma lakin senelerce yayınlarına devam ettiler. Gizli sponsorlarının emriydi bu çünkü. Sanırım dizilerde aynı mantalite ürünü.
Komplo olarak olaya bakıyor ve mümkün olduğunca izlenmiyorum. Türkiye izliyor diyebilirsiniz. Bizim evde demokrasi filan olmaz kardeşim. YASAK. O kadar.
Kendi halinde, kendince
Dizi farklı...
Pzt, 31/01/2005 - 14:02 — ilhancancaDizileri takip etmenin insan gelişimi üzerindeki etkisini veya dinimizdeki yerini bilmiyorum ama Türk televizyonları son yıllarda çok şahane diziler yayınladı, bu bir gerçek. Ben bir çok diziyi takip ettim, yanlış mı yaptım bilmiyorum, ama şunu biliyorum ki; mesela "sultan makamı" adlı dizinin yeni bölümlerini beklerken oldukça heyecanlanırdım. Annem derki tv seyredeceğine otur da zikir yap. Annem daha doğru söylüyor bu muhakkak ama; diziler artık hayatın içinde. herkes izliyor, kimse yalan söylemesin.
Olduğun gibi değil olmak istediğin gibi görün "Cemil Meriç
Pzt, 31/01/2005 - 15:09 — Selim SevkiogluTürk televizyonlarının, kendi öz benliğimiz için daha uygun ve geçerli programlar sunmaya başladığı doğru. Bu ne demek? Müslüman Türk paradigmasını gözetmek demek. Bilimsel ya da kültürel içerikli programlar için dahi geçerli bu. Ön gördüğüm paradigmanın ideolojik bir yaklaşımın eseri olduğu düşünülmesin.. sadece idealist. Kendi medeniyetinden ve kendinden vareste düşünülmesi mümkün olmayacak kültür ve ait olduğu kodları dikkate almaktan bahsediyorum sadece. Kültür emperyalizminin simgesi ABD bunu yapıyor. Hem de emparyalizme yakışır çirkinlik ve çirkeflikte. Oysa bizim utandığımız için gizlenecek bir yüzümüz de yok. Alnımız ak ve vakar içinde olmamız gerekirken hal böyle.
Pekiî bu ne demek? Türkler kültür ve sanatta kendilerine yakışır olandan genelde uzak demek. Geneli taklite dayalı ve Müslüman Türk'den çok Batı'yı ve batılılığı anlatan programlar revaçta. Ümit var olmaya sebebiyet verecekler de artık üretilmeye başlandı. Görmemezlikten gelmemeli.
Dini içerikli programları bir kenara koyalım.. BBG'leri, aman çocuklar duymasınları vs'yi de. Bir Ekmek Teknesi'nin dahi toplumsal açıdan değerlendirildiğinde özlenen, cazibedar yayını belki sadece altı ay kadar sürdü. Babanın basireti yerine kızlarının fingirdekliği öp plana geçti. Efendim biz buyuz. Cemil Meriç'in dediği gibi, olduğun gibi değil olmak istediğin gibi görün.. çünkü insan an be an değişir. Senaryoların çoğu hayal ürünüdür. Hayallerimiz ideallerimizi, beklentilerimizi yansıtmalı değil mi. Maalesef olan da budur zaten. Yani ideallerimiz.
Haklı olarak yerden yere çaldığımız Kurtlar Vadisi benim takip ettiğim tek diziydi. Ne zamana kadar? Senaristi değişene kadar. Bu dizide gösterilen vurdu kırdıların, tetikçiliğin, taşeronculuğun zararı kadar belli tabuların kamu nezdinde yıkılmasına faydası olduğunu düşünüyorum. Ancak şimdi tamamen görselleşmek ve popülistleşmek üzere.
Dizi vs takip etmenin dini hükmü son derece açık. İçeriği ve niteliği. Vakit kaybediyorsan mekruh, içinde haram varsa haram.
Annelerimizin klasik sözü "dizi seyredeceğine, zikir yap" yaklaşımı da ayrı bir dilemma. Gençlerin ya da çocukları cezb etmekten öte tepkisini çeken bir yaklaşım. Dizi seyredeceğine.., gezip tozacağına.., müzik dinleyeceğine vb gibileriyle başlayıp, hiç de tutulmayan önermelerle nihayetlenenler. Başka bir yol bulmalı. Ve bence artık bu var.
Bu ifade bana mı?
Pzt, 31/01/2005 - 15:10 — Kâni Çınar"herkes izliyor, kimse yalan söylemesin."
Aman yanlış anlamalara meydan vermeden soralım ve teyidini alalım. Bu ifadeler bana mı?... Belki birkaç kelam daha eklemem gerekir. Beklemekteyimdir?
Yok yok.. bence size yönelmiş bir söz yok ortada.
Pzt, 31/01/2005 - 15:24 — Selim SevkiogluBen seyretmiyorum demişsiniz ya güzel kardeşim. Niçin üzerinize alındınız. İstisnalar kaideyi bozmaz elbet. Siz müstesna birisisiniz. Sitemizin güzide ve kalıcı üyelerinin genel özelliğidir bu. Hadiseleri genel olarak değerlendirdikten sonra, temize çıkmak mantığından vareste olarak itiraflarda bulunmak. Grup maslahatı güderek idealistçe yaklaşmak için şahsi polemiklerden kaçınarak eleştiriyi dahi onarmak için serdetmek.
Şu ev içi demokrasi meselenize değinmek isterim. Vallahi iyi yapmışsınız. Hakikaten komploymuş. Denedim ve bizzat gördüm. Ev reisi dediğin öyle popüler sloganların cazibesine kanıp salıvermeyecek ipleri.
Ne bileyim korkarım izden, lekeden, yanlış anlamalardan
Pzt, 31/01/2005 - 15:30 — Kâni Çınar"Zülfün görenlerin hep bahtı siyâh olurmuş.
Tek zülfün göreydim baht-ı siyâh olaydım."
Uyanmanın tek alternatifi var OKU(n)MAK !
Salı, 01/02/2005 - 11:37 — Ahfa Sûeda"Dizileri takip etmenin insan gelişimi üzerindeki etkisini veya dinimizdeki yerini bilmiyorum ..." demişsiniz.
Bildiğim kaderiyle uyuşturucu madde kullanımı dinen ca'isn't.
Bu mevzuda söz söyleme hakkım pek yok ama bu vatanın veledi olarak yorum yapma zaafımı kullanıyorum.Son 3-4 yıldır tv seyretmesemde,ki bahsi geçen dizilerin sadece isimlerini bilirim iş arkadaşlarımdan (birde birbirlerine dizi anlatanlara pozisyon yanlış bu mevzuu anlatılırken hafif ağzın açık aval aval bakacaksın diye ti ye alırım.)
Neyse tv seyretmesemde uyu(ş)tu(ru)lma ihtiyacımı net le sağlayabiliyorum ben.:( İnsan uyumak istedikten sonra davul çalsa ne yazar der analar..
Tv,net,müzik ve her türlü uyu(ş)tu(ru)cu madde ca'isn't...
Ama napalım her yer ,herşey,afişler,reklamlar,tv,müzik,net v.s. v.s....bizi uyu(ş)t(ur)maya özel ayarlı.
Boşşveriiiin ben öyle yapıyorum.
Ne de olsa bi' gün uyumamak üzere uyandırılacağız de mi?
Bu arada annenizde bayağı ilericiymiş toprak altında neyin geçer akçe olduğunu biliyor baksanıza...Yane onu uyu(ş)t(ur)amamışlar..
Kimler tabii ki Onlar ...Bilirsiniz Amerika,Fransa felan yani..
Biz uyu(ş)mak istermiyiz hiç.(!)
***Uyanmanın tek alternatifi var OKU(n)MAK! Anneler bilir.Cenneti ayaklarının altına koyan boşuna koymamış yani. ***
dua:
Tanrım !
Bütün canlılar umurundadır, hepimizi yenile,hepimizi koru, hepimizi melek say, 'pas tutmayan bir heves ve umuttan başka ne isterim!'..
Tanrım !
Yaşamak beyhude bir masal mıdır,dünya okunmuyor artık.Düşlerim yırtık, yaram kapanmıyor, küçük bir sırdan başka ne isterim.
Tanrım !
Yazgının binbir huyundan geçtim, dünya şahaneydi iyiliğini bilemedim
Yokluğun sarsıldığı yerde Sizden başka ne isterim!.. /Engin Turgut/
/uyandım mı?
daha uyumaya başlamadım mı ki../
ayna ve aynadakiler...
Per, 28/12/2006 - 22:24 — misafirKV ile ilgili yorumlar aynaya yumruk atıp aynaya zarar vermekten öteye giden yorumlar olmadı, bu gidişle de olmayacak.
sadece onlar aynayı yüzümüze tuttular.
bu kadar basit.
ama ya aynadakiler ?