Son zamanlarda kafama takılan bazı sorular var. Beni çok fazla düşündürüyor. "İsmet Abi be sonuna kadar arkandayım haklısın diyorum. Hani canımı sıkmıyor da değil bu gidişat. Hem gelecek hem de geçmişle olan bağlarım beni oldukça zorluyor. Buyrun bu problemlerle sizin de canınızı sıkayım.
1-) Sevgili ba(o)şbakanımız Recep Tayyip Erdoğan PFDK'nın kararıyla ilgili "ağır bir ceza" demiş. Olay neydi efendim? Fenerbahçeli bir grup taraftar (taraftar diyesim gelmiyor kendime hakaret etmiş de sayılırım.) Hüseyin Avni Aker stadını terör alanına çevirmişti. Oysa Trabzonspor kulübü barış dostluk ve kardeşlik için büyük bir adım atmıştı. Trabzonspor tarihinde bu bir onur meselesi olacaktı. Çünkü Trabzonspor taraftarı en saldırgan taraftar olarak biliniyordu. Maç boyunca taraftar hiç bir taşkınlık çıkarmadı. Oysa bir avuç Fenerbahçeli taraftar stadı karıştırdı. Bunun üzerine PFDK Fenerbahçe'ye 1 maç saha kapatma cezası verdi. Eeee n'oldu? Tahkim'den geri döndü. Bunun üzerine Trabzonspor başkanı Özkan Sümer istifa etti. Çünkü bu bir protesto idi. Şimdi aklıma da takılmıyor değil Başbakan Fenerbahçeli. Kollanıyor mu? Sevgili başbakanımız gitse şu ülkenin ekonomik ve sosyal konuları ile ilgilense daha hoş olmaz mı?
2-) Cüneyd Zapsu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için en büyük adaymış. Duydum ve üzüldüm. Demek ki fındıkçılıktan rant gelmemiş. (Gerçek Hayat Dergisi bununla ilgili çok güzel bir dosya hazırlamıştı geçtiğimiz aylarda)
3-) Sevgili anchorman'imiz Ahmet Hakan Coşkun geçtiğimiz günlerde Nuray Mert'le boğazda kahvaltı yaparken görüntülenmiş. Ahmet Hakan Coşkun Nuray Mert'in derin siyaset bilimi kültüründen faideleniyormuş. Aralarında aşk filan da yokmuş. Ahmet Hakan Coşkun Beyoğlu Belediye Başkanı olacakmış falan ama filan değil işte.
4-) Belki de beni bugünlerde en çok yoran şey 31 Mart Vakası'nın altında ki yatan gerçek ne? Prens Sabahattin mi, Enver Paşa mı, yoksa İttihat Terakki mi? Yoksa şu derin devlet denen şeyin 1900 versiyonu mu? Otantikim sevgili tarihcim bu konuda ne düşünür diye epey de merak ediyorum hani...
Ey yurdum insanı bugünleri de mi görecektik.
NOT: Bunların hepsi dedikodudan ibaret olsa keşke!
Yorumlar
hangi mesele?
Cum, 12/09/2003 - 23:51 — HaticeVeramesele midir abicim bunlar?
bizim asıl meselemiz çok başka, meselelere verdiğimiz ehemmiyetle ve koyduğumuz sırayla da hesaba çekileceğimizi düşünürsek, herşeyi mesele kıvamına getirmemek lazım.
ben böyle derim, bir başkası meseledir bunlar der, mesele etmeyelim bu gibi yorumları.
ibb başkanlığı için isim çok, neticeyi hep birlikte göreceğiz.
akp'den ne umduk ne bulduk tartışması yapmaya lüzum görmüyorum, henüz yolun başında sayılırlar ancak akp ne kadar bizden ne kadar değil tartışması yapabiliyorsak oy kullanmama hakkımı kullanıyorum ben.
son günlerde büyük şehir çalışıyor sloganı ile ali müfit kazmadık yol, deşmedik çukur, bozmadık kaldırım bırakmadı. trafik felç, yaya da söför de sıkıntılı.
akla hayale dumur getiren plan ve projeler hazırlamışlar. nasıl ederiz de biraz daha çalışıp şehri çamur yatağına çeviririz diye düşünüp taşınmışlar.
sonuç mu?
10dk lık mesafeler 40dk ulaşmış durumda. kış geldi, İstanbulun orta yeri bataklık. İstanbullu perişan. şimdi kolaysa ver oyunu ...
zzz
Cts, 13/09/2003 - 19:30 — E.Fatih BilgeDeğerli kardeşlerim hepinize tek tek değil de buradan cevap vereyim.
Nuray Mert/Ahmet Hakan birlikteliğini uzun süredir biliyorum yani yeni öğrenen birisi değilim. Beyoğlu belediye başkanlığı ise iki hafta önce çıkan birşey. Ahmet Hakan da eğer belediye başkanı olursa dünyaya dair tüm kutsal düşüncelerimi çöpe atacağım. Bende Seyyid Battal gibi savaşçı olacağım:)
Trabzonspor taraftarıyım, 61'iz yani. Tahkim'in kararına saygı duydum:) Sevgili başbakanımız böyle meselelerle uğraşmalı mı sizce? Otantik başbakandır uğraşmalı diyor! (Senden en son duyacağım söz:)) Otantik sen galiba Machiavelli'nin Prens'ini yada Platon'un Devlet Adamı'nı okumamışsın. Okusaydın en azından başbakanının nelerle uğraşması gerektiğini görürdün. (Ukalalık olsun diye değil tavsiyedir) Adam bir gün ata binmek ister karizma yapcam diye sonra düşer iki laf eder millet şak şak alkışlar falan filan. Yok ben Tayyip'i Erdemliler sınıfına koymuyorum. Çünkü o deplasmanda mücadele etmeyi sevmiyor. Bilmem anlatabildim mi?
Belediye başkanınız kim olur beni ilgilendirmez diycem ama olmuyor, hadi iki sene sonra orada yaşamaya karar verirsem nolcak diye soruyorum kendime, boşver Fatih uğraşma siyasetle filan diyor hayatımın yıldızı, değmezmiş. Anlayacağınız garip bir haldir devam edip gidiyor.
Ahmet Hakan'la Nuray Mert'i aklım almıyor, Nuray Ablam iki gömlek üstün duruyor Ahmet Hakan'dan. Hem Nuray Mert AKP iktidara gelmeden önce Türkiye'de en iyi yazı yazn gazeteci konumundaydı. Sonra başkalaştı haliyle. Gerçek Hayat'a filan geçti. Radikal'de de light yorumlar yazdı. Hep Muhalif Kalmak nerede Nuray Abla diyorum kendime ama kendi kendime. Ahmet Hakan ise Müslüman solcu kendi tabiriyle. Müslüman kimliğinin yanına ikinci bir sıfat getirmeye çalışandan bişey ummam zaten.
Dün gece 31 Mart vakası üzerinde yine düşündüm, yok abicim İttihat ve Terakki'yi eledim. Onlar yapamaz böyle birşey. Geriye Prens Sabahattin kalıyor, İngiliz ve Fransız datalı. Bir de derin devlet var. Komplo teorisi lanet olsun! (Otantik bu konuda neden sustun ki:))
Kripto-Yahudi&Köylü-Anchorman&İslamcı-Toramanlar
Paz, 14/09/2003 - 05:27 — Hanzala AmirNuray Mert'in söyledikleri arasında, bir başkasının söyleyemeyeceği ne var Allah aşkına? Sorun biraz Nişantaşı civarından çapkın gülüşlü, erkeksi tavırlı bir akademisyen kadının edasına olan düşkünlüktür. Ne yani, şu gelinen noktada Şenlikoğulları, zavallı Canan Ceylanlar mı açıklayacak niçin haksız bir düzen altında inlediğimizi? Akademisyendir, bu yüzden bir meslek dayanışmasıyla hoş görebilirim Nuray Mert'i, o da bir yere kadar. Lakin ya bizim şehirli hatun düşkünü İslamcı toramanlara ne demeli! Bahsi edilen, adı geçtiğimiz günlerde bir hisse yolsuzluğuyla anılan, orta direk gazinosu düzeyinden müzik zevkiyle ve kenar mahalle sinemaları tadında filmleriyle pek meşhur Kanal Yedi'nin tutuk haber sunucusu Nuray hocayla epeydir beraber zaten. Hatta ismi geçen toraman sunucunun 3-4 yıl önce Aktüel'de yayımlanan "namaz kılmıyorum, oruç tutmuyorum, bu evi de bayan arkadaşımla paylaşıyorum" ifadelerinin yer aldığı röportajda kasdedilen bayan arkadaş sanırım Nuray Mert. Ee, tabii birileri "Suizan etmeyin, belki de o değildir. Hem biz insanların çıkardığı işe bakarız, özel yaşamına değil." diyebilir. Peki öyle olsun. Ama böyle diyenler bir daha ahlaki sapmalardan hiç söz etmesinler, şikayetçi falan da olmasınlar. Tabii bir de ünlü bir türkücümüzün, mezkur kanalda sunuculuk yapan eşinin işten niçin ayrıldığının sorulması üzerine "Arkada içki kadehlerini deviren adamların, halkın önünde sakallı müslümanlar olması katlanılır bir şey değil." sözünü de şöyle bir aktaralım.
Ha bu arada. Nuray Mert'in bir önceki boy-friend'i de ünlü danışmanlarımızdan Ömer Çeliktir. Ömer Bey'in içkide tercihinin şarap olduğunu da yakınlarda öğrenmiş olduk.
Zapsu'ya gelince; Yalçın Küçük onun Kripto-Yahudi olduğunda ısrarlı. Yaşar Kaya da "Elimizde büyüdü." diyor. Gerisi muhayyele.
Yukarıda anlatılanlara hak vermeyenlere soruyorum: "Sizce şu malum kaset olayından ötürü İlyas Atak mı daha çok suçlanmayı hak ediyor, yoksa yukarıdaki toramanlar mı?" Efendim, anladım. Özür dilerim. Haklısınız, özel hayat. Toramanlarınız hepinize hayırlı olsun.
Bir Not
Paz, 14/09/2003 - 05:37 — Hanzala AmirAdı hisseleri iç etmesiyle gündeme gelen Kanal Yedi'nin toraman haber sunucusu Ahmet Hakan, biliyorsunuz bir ara İGDAŞ yolsuzluğuyla anılmıştı. Ve Milliyet bunu haber yapmıştı. Bir iki ay evvel Milliyet gazetesi bu haberden ötürü Ahmet Hakan'a tazminata mahkum oldu. Buradan tanık olduğum şeyi söyleyeyim: Milliyet'in amacı dindarlara saldırmaktı, kabul. Fakat ey cemaat bilin ki, o haber doğruydu. 1999 yerel seçimleri sırasında Ahmet Hakan'ın kardeşi İroni Ajans adına günlerce Gürtuna'nın arkasından koşturdu. Ta ki yüklü miktarda bir ihale koparana kadar. Peki nasıl oldu da Ahmet Hakan bu işten sıyırdı derseniz; 1) Tazminat kararı bir-iki ay önce neticelendi, AKP iktidarından sonra 2)Dinç Bilgin, Hayyam Gariboğlu, Nail Keçili, Murat Demirel, Ceylanlar, Cavit'ler, Çörtükler neredeler?
Ey cemaat, artık bu kadar saflık yeter!
İstismar ve Erdemsizlik İçselleştirilemez!
Pzt, 15/09/2003 - 03:51 — Hanzala Amirİstismar kelimesi semere kökünden gelir. Semere ne demek bilirsiniz sanırım. Hangi toramanla kim nerede ne etmiş, hangi ağaç kütüğüne ne tür aşı gider, bu aşının meyvesi ne olur açıkçası umrum değil. Buna ne zamanım müsait ne de zihnim. Lakin o "icat edilen bilimler"den birisiyle meşgul bir adam olarak, söyleyenin söylediğini aslında söylediği niyetle neden söylemediği ve aslında neye erişmek için o söylediklerini söylediği birazcık ilgimi çeker. İstismar demiştim değil mi? Devam edeyim. Bakın, eğer bir kimse geniş ve mütemadiyen biçimlenmeye koşullu bir kitleye olduğundan farklı görünüp yaptıklarıyla beğenisine muhtaç olduğu mezkur kitlenin tercihleriyle taban tabana zıt bir yaşam sürüyorsa burada sorgulanması, üzerinde durulması gereken bir şey vardır.
Bakın dürüstlük, erdemlilik çoğusunun hele de "ben çıkardığı işe bakarım" diyen arkadaşın zannettiğinin aksine kötü bir şey değildir. Evet erdem kendi kendinin ödülüdür. Ve onun cezası da bizzat kendisidir. Dolayısıyle yaşamımızı o kadar da kolaylaştırmaz erdemli olmak. Ama şu çıkarılan işe bakan arkadaş cevap versin bakalım: malum kanalın bir yöneticisi kendi çocuğuna bu kanalda yayımlanan filmleri içerdiği şiddet unsurları nedeniyle seyrettirmiyorsa, bir başkası yaptıkları işlerin bazı safları nasıl da etkilediğini gülerek anlatıyorsa ne düşünürsünüz.
Ahmet Hakan'ın çıkardığı iş meselesine gelince: Arapça bilmeyen bir din bilgini olabilir mi? Yahut Osmanlıca okuyamayan bir Türk ne kadar Türktür? Yeni yayımlanmış tıp kitaplarını okuyamayan bir hekime ameliyat olur musunuz? Oysa çıkardığı işi beğendiğiniz haber sunucusu iletişim konusunda belli düzeyde ilgisi olan herkesin bilmesi gereken yabancı dillerden birini bile basit konuşmaları yapacak düzeyde dahi bilmiyor. Lütfen A. Hakan'ın yazdığı yazıları okuyun. Sahiden beğenilir yazılar mıdır onlar? Siz bu kişinin çıkardığı işi mi beğeniyorsunuz? Bu demek oluyor ki beklentileriniz düşük, yahut ufkunuzun biraz geniş olmasına ihtiyaç duymuyorsunuz. Madem cazgırlar bu denli sizi tatmin edebiliyor, Kırkpınar güreşlerinin baş müdavimi olun. Önerim, ciddi habercilere dikkat kesilin ve sahici iş nasıl olurmuş görün. Hakkında konuştuğumuz kanal, savaş boyunca hafta içi İngilizceden tercüme yayın yapamamış bir kanal. Bir mütercim bulup bu işi görememiş bir kanaldan söz ediyoruz. İş, kalite, İslam muhabbetlerine gelince laf çok.
Fakat çıkarılan işe bakan arkadaş nedense Kripto-Yahudi, Ömer Çelik vs konusunda hiç yorum yapmamış. Anladığım şu: değerli arkadaş söylediklerimden hoşlanmamış, ama kızmış da, ah bir şeyler söyleyeyim demiş.
Şu İroni Ajans konusunda da nedense cevap yok. Aa tabii, o mesele Ahmet Hakan'ın çıkardığı işlerden sayılmıyor.
Dinimiz ve dedikodu bahsi: Efendimiz döneminde bir bölgeye zekat toplamak üzere bir şahıs tayin edilir. Bu şahıs bir süre sonra topladıklarını Efendimizin huzuruna getirir. her şeyi teslim ettikten sonra aradan bir şeyi kendine ayırır ve bunu şöyle izah eder: "Bu benimdir, çünkü şahsıma hediye edildi" Efendimiz çok kızar ve şöyle cevap verir; "Şimdi ana-babanın evine git. Bak bakalım sana oraya hediye getiren olacak mı?" Benim sorum basit: 1) İslamcı kurumlarda çalışanlar, göz önünde bulunanlar değerleri istismar hakkına sahip midirler? 2) Bu kişiler eğer bu kurumlardaki görevlerine eşdeğer bir görevle başka kurumlarda çalışabilirler mi?
Kızmak lüzumsuz. Elzem olan sorgulayıcı zeka. Unutmadan terakkide kanaatkarlık olmaz.