Fotoğrafı eline aldı ve dalıp gitti. Yemyeşil çimenlerin üzerinde, ulu bir çınarın altına uzanmıştı. Yüzünde düşünce ve hüzün gölgeleri... Saçları rüzgarda dağılmış. Fotoğrafın içine uzanıp, eliyle düzeltebilmeyi istedi. Yine imkansız hayaller peşindeydi, uzanamazdı ki. Defteriyle hemhal olmuş, belli ki birşeyler yazıyor. Ne yazıyordu? Neden yazıyordu? Ya kendisi... O niçin yazıyordu? Sonra başkalarını düşündü, yazmaktan kaçamayanları. Acaba onların sebepleri nelerdi?
Bazısı ünlü bir yazar ya da şair olup tanınmayı arzular. Kimisi insanlara faydalı olmak adına bilgilerini arşivler ve sunar. Diğerinin amacı kendini anlatmaktır harflerle başkalarına, dili yetmediğinde. Belki unutulmak korkusu ardında kalıcı birşeyler bırakmaya itiyordu insanları. Belki de yalnızlığı avutmak satırlarda, en kolay yoldu. Peki o niçin yazıyordu? Bunlardan hangisiydi bahanesi? Hiçbiri değildi galiba. Yada hepsi birlikte.
İşte yine o gri sislerle çevrilmişti dörtbir yanı. Vakitsiz bir hüzün çöreklenmişti yüreğine. Başkalarına gösteremezdi, anlatamazdı. Her zaman ki gibi sarıldı kalemine. Yaban dünyadan gizlediği, örttüğü halini harflerle işlemeye başladı. Ne kadar çabalasa, iyimser destekler kursada dünyasına, an geliyor çatırdıyor yıkılıyordu umutlar bir bir. Yalnızlığın kurşun ağırlığında eziliyor, eziliyordu... Bir yol, bir ışık arıyordu. İşte o zaman imdada yetişen yar, kalemiydi. Mavi kalemi... Uzattığı eli tutar, birlikte çıkarlardı sefere. Evet yazı bir seferdi onun için. Dost illere ulaşan. Harf harf, hece hece yoruluncaya, sisler dağılıncaya kadar dolaşırdı. Cümleler dağlar, kelimeler yollar, kalemi sefer aracı. Virgüller köprüydü. Satır başları kilometre taşları. Mola yeri nokta ve en sevdiği duraklar üç nokta... Turan Alkan'ın o hikayesinden sonra daha bir sevmişti üç noktayı. Söylemek isteyipte söyleyemediği herşeyi üç noktaya havale ediyordu artık.
Yazık ki son noktayla biterdi her yolculuk ve selam sana dünya! Sıkıntılar bir nebze olsun hafifler, içinde bir sonra ki seferin kıpırtısı. Ah keşke daha çok yürek keşfetse bu diyarı ve düşse yollara. Kendini tanımak, başkalarını anlamak adına. Muhakkak daha güzel olacaktı herşey, daha kolay ve daha anlamlı.
Bazen fikrine bir gölge düşerdi 'Acaba kendimi mi kandırıyorum yazarak?' Kendini kandırmak... Kandırmalı mıydı? Bilmiyordu. Ama çekilesi değil ki bu yükler. Nasıl üstesinden gelirdi. Gelemezdi, zayıftı, acizdi. Kaldıramazdı. Öyleyse kandırmaya devam! Hem gözyaşlarını kağıtlara silmenin kime ne zararı olabilirdi ki? Yada harflerle yalnızlığını paylaşmasından, umut bulmasından kim rahatsız olurdu? Yalnızlık... Ama yalnız değildi ki o.
Yeniden fotoğrafa daldı... 'Ben varım' demişti dost.' Uzakta da olsa ben varım'. Neden uzaktasın? Dostlar uzak olur mu? Dostlar uzakta olursa yakınlar kime kalır?Kim 'Dostum'der? Kim siler yaşlarımı, kim sarılır? Kim avutur, kim anlatır, kim dinler? Söyle dost kim diriltir umutları? Kim, kim, kim? Sen susarsan kimler konuşur? Ah Güzel Dost! Güzel Dostuna sitem edemezdi. Çözemeyeceği sorunları ona yükleyip, üzemezdi. İstesede gelemezdi, ah gelemezdi. Yollar... Neden kapanmıştı yolları? Neden ayırmak istiyorlardı dostları? Dostlar ayrılır mıydı?Ayıranlar bu vebali nasıl yüklenirdi? Onların acısı başkalarının sevinci mi olacaktı? Yıkıntının üzerine mutluluk kurulur muydu?
Akıl ve mantığı kullanın, kalbi dinlemeyin denildi. Kalbi yok sayanların kalpleri yok muydu? Hayır o reddedemezdi. Yaradılmışa kalpsiz diyemezdi. Dili varmazdı. Onlar kendi gözlükleriyle bakıyor ve başkalarını göremiyorlardı.' Ben bu yanılgıya düşmeyeceğim' dedi. O sevecekti, Yaradandan ötürü. Sabır, sabır, sabır...
Yılmayacaktı, bırakmayacaktı, vazgeçmeyecekti. Allah'a sonsuz hamd-ü senalar...' Sen varsın ya, uzaklarda olsanda varolduğunu bilmek yeter bana'. Huzur doldu içine, fotoğrafa gülümsedi. Gördüğünü farzetti.
İşte yine kalemi eşliğinde yol almış, düşünmediği menzillere varmıştı. Oysa yazmak istediği bunlar değildi. Mavi çiçeği yazacaktı. Mavi kalemiyle, mavi çiçeği...
Yorumlar
hani...
Pzt, 25/08/2008 - 10:03 — Avni Yavuz (doğrulanmadı)hani insan okuduğu bazı yazıların muhatabı olmadığı için üzülür ya, benim için bu onlardan biriydi...
Hüzünle titreyen kalbe ince bir âh dokunur
Kalbi kırık olanın kalbine Allah dokunur