renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Dünyanın Diğer Ucu İle İletişime Geçebilen İnsan, Yan Komşusunu Tanımıyor

Her ev farklı bir hayatı yaşamakta ve evler arasında bir duvardan daha fazla engel bulunmakta.

Dünyanın diğer ucu ile iletişime geçebilen insan, yan komşusunu tanımıyor.

Merdiven aralığında karşılaşmak haricinde komşular birbirini görmüyor.

Çocuklar oynamaya Fatma Teyzelere değil, anneleri ile beraber "site parkına" gidiyor.

İnsan yalnızlaşıyor.

İnsanlar iletişim araçlarının en yaygın olduğu bir çağda iletişimsizlikten yakınıyor.

Cep telefonları ve e-mailler derde deva olmuyor.

Her daire ayrı bir dünya ve bu dünyalar arasında en ufak bir bağ yok.

Yalnızlık sitedekiler için olağan bir durum

Çocuklar sokak aralarında yakalamaç, saklanbaç, sek sek ve yakartop oynayamıyor.

Kadınların altın günleri, çay saatleri artık yok.

Hayat, iş yerleri ve evler arasına sıkışmış.

Toplu taşıma araçları bir siteden daha fazla ortak yaşam alanı sunuyor.

Aynı apartmanda oturanlar toplu taşıma araçlarında tanışıbiliyor. Mahalleler, çıkmaz sokaklar hızla yerlerini sitelere terkediyor.

Artık sokaklarda bağıra çağıra oyunlar oynayan çocuklar yok. Çünkü çocuklar bilgisayarlarda oyun oynuyor.

Pencereden pencereye küçük tatlı atıştırmalar, sohbetler, yakınmalar yok. Sabahları çocukların çığlıkları ile uyanmıyoruz. Kimin hastası var , kimin ne derdi var, kimin ne sevinci var, kimin oğlu askere gidecek, kimin gelinlik kızına görücü gelecek, kimin evinde çeyiz hazırlıkları yapıldığını bilmiyoruz.

Toplumsal olarak büyük bir değişim yaşıyoruz. İnsanın doğasına aykırı olan bu durum beraberinde çözülemeyecek sorunlar getiriyor. Dört duvar arasına sıkışan insanlar bir çıkış yolu arıyor. Siteler ve apartman daireleri insanı kalabalıklar içerisinde yalnızlaştırıyor.

Elbette bu, toplumun tüm kademelerinin veya tüm şehirlerin, tüm mahallelerin geldiği bir durum değil. Fakat buna karşılık apartman hayatından bunalan insanların her gün yeni yeni sitelerin yapılmasını olağan karşılamalarını nasıl yorumlamalıyız?

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Haklı söze Hacı ablanız ne desin?

Doğrudur ancak bir noktası değildir. Altın günleri ve çay saatleri devam ediyor .Hatta daha da geliştirilip dolar ve euro günleri şeklinde...
Protokol var hemen her kesimde...Serbest dolaşım pek yok. Yani basma elbisenle bu protokolü kırabilirsen helal olsun sana...
Belki bu konuda sadece kadınları suçlamak da pek insaflı olmaz sanırım. Erkekler de ortak yönleri olmayan ,camiye birlikte gitmeyen ,es kaza gitmişse gelince komşulara hadi bizde bir çay içelim diyemeyen, sadece maç konusunda konuşabilen dil bilmez hal bilmez topluluklar haline geldi.
Tespitiniz doğrudur,ancak hiçbiri tedavi edilemeyen bir sürü vakayı nasıl çözeceğiz ,neresinden tutacağız bilemiyorum. Aksi halde teşhisinizde tam isabet üzeresiniz. Haklı söze Hacı ablanız ne desin?

Kent insanı olmanın dayanılmaz ağırlığı...

"...elbette bu ... tüm şehirlerin geldiği bir durum değil."

Sözkonusu şehirse böyle bir iletişimsizliğin dibini bulmak sözkonusu olamaz zannımca. Ama kent ise tartışma konusu olan; el-hak doğrudur. Az bile söylenmiştir. Üstelik kentlerde insanın nefes alabileceği yerler bulmak da imkansızdır. İş ve ev arasındaki kısır döngü daha da kısırlaşarak süregider.

Kentler kaybedilmiştir. Kentleşme yolunda giden şehirlerdir beni asıl ürküten...

Güzel Konu

Haydar Ergülen de geçen haftaki yazısında buna benzer bir konuyu işlemişti.Yazısının son bölümü şöyle: "Bu iyidir. İnsanların birbirlerine muhtaç olmaları iyi değil midir? 'Muhtaç olmak' ihtiyaçtan kaynaklanır ve şimdi yoksun kaldığımız komşuluk, yoldaşlık, cemaat duygusu gibi iyi bir şeydir. Yalnızlığımızın sebebi de çoktur o cemaatten, o koruyucu duygudan atılmış, sürülmüş olmamızdan gelmiyor mu? Avlulu evler gibi yüz yüze durmanın güzelliğini hatırlayın.
O zamanlarda yalnızlık diye bir yabancı sokaktan bile geçemezdi. Avlular çekilince gölgeleri de çekildi. Ben içimden geçenin sokaktan da geçmesini istedim ama geçmedi. Daha geçmez."Bu paragrafın da yukarıdaki yazı gibi Anlamlı ve içtenlikli bir yazı olduğuna kuşku yok.Ancak ben yine de insanların birbirinden uzak olmalarının yaşadığımız yüzyıla özgü bir durum olduğunu zannediyorum.Topluluk olmak ve oluşturma deneyimleri bir noktadan sonra vaktin ve yaşamın gereği olarak menfaata kapı aralıyorsa Bir nebze olsun tecride yol bulmanın zararı olmamalı.

icraat?!!

söylenenlerin hepsi doğrudur zannımca...(ne cüretkar bi ifade(:)
lakin...kaliteli üzüntü icraate geçirilendir. evet, toplumun hali budur. çözüm topyekün olmayacağından, münferiden olacaktır.
yani şu meseleyi okuyan bil cümle mümin ve mümineler olarak, bu meselede ki payımızı sorgulayalım!
çözüme kendimizden başlayalım...mesela muhabbeti ziyadeleştirecek, selamı yayalım. biz o ruhu selam ile taşımaya başlayınca ardı kesilmeyecektir. Bu Nebevi bir metoddur ayrıca...Yani denenmiş, ve onaylanmış(: çocuklara selam verelim mesela... Akrabalarımıza cuma msjı gönderelim. hiç aramadığımız bir tanıdığı arayalım...sözde kalmasın, öze sinsin mevzu, tatbikata geçsin... Esselamu aleyküm dostlar...(:

Msj?

İşte iletişimin bize sunduğu(!) harikulade kıskaçlardan birtanesi daha! "Msj" da ne ola ki? Hani şu kandillerde, bayramda-seyranda sevdiklerimizin sesini duymaktansa, görevsavar gibi iki dakikada onlarca kişiye gönderdiğimiz soğuk metinler mi?
Hayır...
"Msj"a da hayır... Bu sadece kendini tatmindir başka birşey değil. Üstelik şehadet parmağının işlevini yitirtip, yerine başparmağa kas yaptırmaktır :)
İşte veciz bir kandil "msj"ı:

Minareden atlarım, kandilinizi kutlarım.*

*T.Tufan'ın Düş Vakitleri'nde zikrettiği bir kutlama metni

şeytan insanı YAPAYALNIZ bırakandır

yalnız,birey,müstakil,'BİZ' i hiç bilmeyen,kendinden menkul,kendi,kendikendine,başkası,öteki,ayrı,farklı,seçkin,kendinden başkasına karşı sorumlu olmayan,kendine karşıda sorumlu olmak zorunda olmayan,sorunsuz,sorumsuz,vurulsa duymaz,görmez aynadan başkasını,iletişmeye ve işitmeye ihtiyacı olmayan,büyüklenen ...daha aklıma gelmeyen bununla ilgili ilşkili bissürü ayrıntı.bunun zıddı:toplu,cemmat,örgüt,birlikte,kardeş,arkadaş,dost,sıdaş,birbirleri,karşılıklı,iletişim,anlama,hissetme,sorumlu olma,acıma,yardım,ihtiyaç duyan,diğerleri kadar büyük,ayrı değil aynı,ben değil BİZ,bencil değil bizcil,pay eden,adil,kaybedecek kimseleri olup bu yüzden değerleri olan ve bunlarla KİMLİK kazanan...diye uzar gider.yorum mu?bunlarda mutabıksak bunlarla kuracağınız her cümlenin içinde bende olmak isterim inşallah.Allaha emanet olun

suçlu halı yıkama makineleri

bence olayın koptuğu nokta bu halı yıkama makinelerinin çıkması oldu. eskiden mahallecek toplaşır halı çırpardık. her kaldırış ve yola vuruşta toz çıkar, herkes bir yandan tülbent ile burnunu kapatır bir yandan da komşunun hatırı için o tozu yutardı. kimse ben gelmem de diyemezdi, çünkü kendi halıları içinde komşuna muhtaçtı. hani ben büyüdüm artık beni halı çırpmaya çağıran yok ama artık mahalle aralarında halı çırpma seanslarına da rastlamıyorum. artık milletin birbirine tenezzülü kalmadı çünkü artık halılar çırpılmıyor.