renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Dünyaya Bırakılan Notlar

-I-

Yanlışların güçlü olduğu toplumda, gerçek doğrular hep sefil gözükenlerdir. Doğruların güçlü oduğu bir toplumsa çok nadirdir. Çünkü güç, çoğu zaman hile ile elde edilir. Ne yazık ki, hiçbir zaman güçlü olmayıp sefil olmayı tercih edenlerin ismini öğrenemeyeceğiz. Çünkü tarih bile güce hizmet eder. Ha, istisnası yok mudur? Vardır. Mehmet Akif gibi...

-II-

Akıl bize gerçeği gösteriyor ama gerçeği yaşamak kimi zaman neden elimizde olmuyor? Kendimize kurduğumuz küçük dünyayı giderek kalın kabuklarla çevreliyoruz. İçim bir güneş gibi batıyor ama gökyüzündeki güneşi batıramıyorum. Batırmanın gücü zaten bende değil. Çaresizlik, içimde her geçen gün daha kocaman bir yer kaplıyor.

-III-

Hal, hiçbirşeyin gördündüğü gibi olmaması ve yine hiçbir insanın dışının içini yansıtmaması, hükümlerin içe doğru koşarken zalim bir el tarafından dışa bağlanması.

Ve dünya..

Anladıkça daha karmaşık hale gelen dünya; tek bir yürekten bütün oluşturabilir misin?

-IV-

Niye hala çok uzak her şey? İnsanlar "ben"ini silen bir "ben"i bilmedikleri için tercih de etmiyorlar sanki. Ne ki dünya? Boğucu bir yer. Hep ayrılıklar taşıyor kalbinde. Gülücüğü yaratılmış en sahte şey.

Ne ki dünya? Değiştiremeyeceğim, artık kendi yolunu tutmuş bir yolcu.

Hani "ıssız bir adaya gitsen yanına ne alırdın?" diye sorarlar ya, hiçbirşey almazdım.

Ben çoğu zaman ıssız adanın kendisi olmak istiyorum. Bir yanımla oluyorsam da, birçok yanımla olamıyorum. Evet bir yanım ıssız ada, çünkü bana gelmek isteyen hiç kimse sadece kendisiyle gelmiyor.

Düşüyor üstüme yağmur taneleri ve ben durduramıyorum.

-V-

Yoksun...

Sen hiç var olmamış olanın, bense var olanın yanındayım. Belki de bu yüzden kimi zaman hiç var olmamış olmayı istiyorum. Eminim sen de var olmayı istiyorsundur. Çünkü ben burdayım.

Evet, ben zaman ve mekanın içine sıkışmış bir "var"ım. Sense ne zamanı ne de mekanı bilen bir "yok". Yine de ben seni seviyorum.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

I- Tarih güçlülerle –ki

I-
Tarih güçlülerle –ki siz onlara azgınlar da diyebilirsiniz- karşındakilerin mücadelesinden ibarettir. Güçlülerin karşısındaki ise sefiller değil izzet sahipleridir. Onların sırtlarına giyeceği elbisenin güçlüler tarafından gasp edilmiş olması onları sefil kılmaz. İzzetli kılar. Şehrin öbür ucundan koşarak gelen, “ey kavmim bu elçilere uyun“ diyen adam da izzet sahibi idi. Onun oracıkta azgınlar tarafından öldürülmesi izzetli olduğunun açık delilidir.

-II-
Eğer çaresizseniz, çare siz’siniz.

-III-
Karamsarlık, bir çiçekle baharın gel/e/meyeceğine, ümit her baharın bir çiçekle başladığına inanmaktır…

-IV-
Bu “ben”, bütün mahlukatın emaneti yüklenmemek için köşe bucak kaçtığı bir anda bizden habersiz “Belâ! Belâ!” diyen ve bizi büyük bir yükün –ki yüklenseydi eğer dağlar bile yükün haşyetinden param parça olurdu- altına sokup dünyaya sürdüren yaramaz çocuk mu yoksa?

-V-
………

ve gale yevmün asibün

"gerçek doğrular hep sefil gözükenlerdir."

"gerçek doğrular hep sefil gözükenlerdir."

işte değinmek istediğim konu buydu.izzet sahiplerini birileri dışardan sefil gibi göstermeye çalışıyor.esas olan onların sefil olması değil birilerince sefil gibi gösterilmesi.

amenna onlar sefil değil izzet sahibidir.yorum için teşekkürler.

vesselam..