renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Dünyayı mı Değiştirmeli? İnsanı mı? (Sezuan'ın İyi İnsanı)

oyundan bir sahneVe nihayet Bertolt Brecht’in dillere pelesenk olan o meşhur tiyatro oyununu izleme fırsatını bulabildim! “Sezuan’ın İyi İnsanı”; Ali Taygun yönetiminde Bakırköy Belediye Tiyatroları tarafından Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sahneleniyor. Tiyatro ile arası olmayan izleyiciler için tiyatroya başlamak için büyük bir fırsat! Müzmin tiyatroseverler içinse kaçırılmaması gereken bir oyun! Aslına bakarsanız, oyunun metni bile okuyanın kafasında canlı bir tiyatro gibi yer edinmeyi beceriyor. Zira, “Sezuan’ın İyi İnsanı” bir başyapıt olmanın yanı sıra insan tabiatının şeceresini tutan bir vicdan güncellemesi aynı zamanda. Özdemir Nutku’nun dilimize çevirdiği oyunu Ali Taygun hiç mi hiç heba etmemiş, enfes bir biçimde sermiş gözler önüne. Son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim; emeği geçen herkesin eline, yüreğine sağlık!

Oyun, bugünkü toplum düzeninde hem iyi insan olmak, hem de ayakta kalabilmek mümkün mü sorusunu ele alır. Bir masal havasında Çin’in Sezuan eyaletinde geçen oyun, üç tanrının iyi bir insan aramak üzere dünyaya inmesiyle başlar. Kendilerine yatacak yer arayan tanrılara fahişe Şen Te’den başka kucak açan olmaz. Tanrılar, Şen Te’ye iyiliği karşılığında yüklüce bir para verdikten sonra Sezuan’dan uzaklaşırlar. Ancak kendine bir tütün dükkanı açan Şen Te’ye müşteri yerine ne kadar işsiz, güçsüz, parasız insan varsa musallat olur. Ve Şen Te’nin iyilikleri kendisine zarar vermeye başlar. İnsana insanca yaşama hakkının tanınmadığı çarpık bir düzende, iyi insan Şen Te, ayakta kalabilmek için zaman zaman başka kişiliğe bürünerek katı yürekli ve kötü rolünü(Shui Ta) oynamak zorunda kalır. Şen Te’nin yaşadıkları “İnsan, insancıl olmak için insanlık dışı bir mücadele mi vermelidir” sorusunu sordurtuyor.

Brecht bu harikulade metninde “iyilik” mevzuunu yaşamımıza uyarlayıp incelikle masaya yatırıyor. Bir karşılık edinmedikçe esirgenen iyilikler için şiddetli bir adalet istemi arzu ediyor sanki. Klasik Brecht oyunlarında olduğu gibi, herhangi bir konuda yapmış olduğu tespiti bütün çıplaklığıyla ortaya koyduktan sonra seyirciyi oyuna katıyor ve öfkeyle, şaşkınlıkla, hüzünle sualler indiriyor birer birer. Karşılıksız iyilikler yaparak ayakta kalmaya çalışan Şen Te, varolan düzenin içinde kendine bir türlü yer edinemiyor. Kendi olmak ile düzenin bir parçası olmak arasında bir seçim yapmak yerine, şizofrenik bir kucağa bırakıyor kendini ve iki ayrı kişi olup çıkıyor. İşte Shui Ta(yani Şen Te’nin herkese kuzeni diye tanıttığı ikinci kişiliği) bu şekil zuhur ediyor. Şen Te rolündeyken, dünyanın ağır yükü karşısında ezildikçe eziliyor ve yapmış olduğu karşılıksız iyilikler ona görünen bir sonun başlangıç haberini iletiyor. Etrafında, onun yapmış olduğu iyilikleri suiistimale yeltenen onlarcası, aç birer kurt gibi Şen Te’nin üzerine çullanıyor ve aslanın ağzındaki ekmekten birer parça kapmaya çalışıyorlar. Etrafındaki insanların kötülüklerinden bütünüyle haberdar olan Şen Te, çareyi kılık değiştirerek acımasız bir kişiliğe dönüşmekte buluyor. Shui Ta, Şen Te’nin her yerini alışında dünyayı onun için refaha kavuşturuyor ve fakat düzenin kurallarına harfiyen uyarak! Bütün oyun boyunca bu ikili şizofreniyi heyecanlı bir çekişme gibi “acaba hangisi galip gelecek?” merakıyla izleyeceksiniz. Ama Brecht, yukarıda da bahsettiğim gibi, insan gerçekliğini çırılçıplak ortaya koymaktan öteye geçmeyecek ve oyunun sonunda bu savaştan kimin galip çıktığını size sual edecek. Sizi de türlü karanlıklara gark ettirecek bir sual olur mu bu, bilemem. Fakat oyunun beni acıyla irkilttiğini, karamsarlığa buladığını ve Sezuan’ın iyi insanı için değil, Sezuan’ın iyi insanları için bir an evvel yola koyulmak gerektiği hissini uyandırdığını ifade etmek isterim. Bir yandan ümitsiz bir gerçeklikle ve bütün kötü taraflarıyla dünya düzeni, öte yandan hala var gücüyle iyilik yapan bir insan, bir umut ışığı Şen Te… Ben, elbette ümitten yana kullandım oyumu.

Oyunda, kötülükle iyilik arasındaki kontrast “para” metaforu ile sağlanmış. Oyunun başından sonuna kadar karakterleri hesap yapıyor halde göreceksiniz. Ve hatta bu hesaplılık sizi öyle rahatsız edecek ki; hesap yapmaya bu denli alışmış olduğumuzdan ötürü hayıflanacaksınız. Gündelik hayat tasavvurlarımızın içinde yerleşik bir hayata sahip olan “para”, meğer ki bizleri kendine çoktan alıştırmış; üzüleceksiniz! Brecht’in bir sözü ile ifade edecek olursak, düzenin “Önce gelir tıkınmak, sonra ahlak!” düzeni olduğuna bir kere daha uyanmak, rahatınızı kaçıracak. Taşların hangi biçimlerde yanlış döşenmiş olduğunu düşünmeye başlayacak ve yanlışı hangi noktada yapmış olduğumuzu anlamak için çaba sarf edeceksiniz. Nefsin insanı sürüklediği mecraları gördükçe, tabiatınızda böyle birer kötü insanı taşıyor ihtimalinin var olması tüylerinizi diken diken edecek. Kötülüğü insana aykırı buldukça, oyun da sizin için aykırılaşmaya başlayacak. Oysa ki bu aykırılık, çıplaklığa benzer bir aykırılık, o kadar!

Biraz da bu güzelim oyunu bize sergileyen emektarlardan bahsedecek olursak Ali Taygun’dan sonra “Sucu” rolünü oynayan Meral Onuktav Çetinkaya’yı ayakta alkışlamak lazım. Kendisini, o meşhur “Bizimkiler” dizisinden hemen gözünüz ısıracak. Şen Te ve Shui Ta’yı oynayan başrol oyuncumuz(Gülce Uğurlu) ise nadiren aksıyor olsa da güzel bir oyun ortaya koyuyor. Aslına bakarsanız, Shui Ta’yı oynarken daha yüksek bir performans sergiliyor. Fakat postürü Şen Te için pek biçilmemiş sanki. Bunun dışında oyunculuk babında dikkatimi çekenler; Berber Shu Fu rolündeki Levent Tülek, Marangoz rolündeki Savaş Akova ve Bayan Shin rolündeki Gül Onat. Diğer emektarların da hakkını yememek lazım, hepsi üzerlerine düşen görevi hakkıyla yerine getiriyorlar. Sucu rolünü oynayan Meral Onuktav Çetinkaya’dan sonra alkışlayacağım üçüncü kişi ise oyunun müziklerini yapan Tolga Çebi! Gerçekten müzik, oyun ile harikulade bir uyum içinde, oyunu fazlasıyla tamamlayarak icra ediliyor. Çebi’nin yaptığı müzikler oyunculuktan farksız! Her perde arasında müthiş bir sürükleyicilik sağlıyor ve oyunun Çin’de geçtiğine dair en büyük ibare. Zira ne makyaj, ne kostüm, ne de dekor bu hissiyatı yaratmış. Fikrimce çok da mühim olmayan bu ayrıntı seyirciye hakkıyla ulaştırılamamış. Ama uzak doğu mizacının böyle hareketli bir oyun için fazlasıyla yavaş kaçacağını düşünüyorum. Bu açıdan Sezuan’ın, Çin’in bir eyaleti olduğunu hissetmemek beni hiç mi hiç rahatsız etmedi.

Yazımı Bertolt Brecht’in bir şiiri ile bitirmeden evvel, “Sezuan’ın İyi İnsanı”nı muhakkak izlemenizi tavsiye ediyorum. Alışan/Aynılaşan tabiatımıza, kısa süreli olsa da bir uyarıcı/uyandırıcı niteliğindedir! Oyunun sonunda Brecht’in sizden cevaplamanızı arzu edeceği sual ise şu: “Dünyayı mı değiştirmeli? İnsanı mı?”

İYİLİK NEYE YARAR

I.

İyilik neye yarar,
öldürülürse iyiler çarçabuk,
ya da iyilik görenler?
Özgürlük neye yarar?
yaşarsa bir arada
özgürlerle tutsaklar?
Akılsız olmak madem ekmek sağlar herkese,
akıl neye yarar?

II.

İyi insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
iyilik beklenmesin!
Özgür insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
kavuşsun özgürlüğe herkes,
özgürlük sevgisi geçersiz olsun!
Akıllı insan olacağınıza,
öyle bir yere götürün ki dünyayı,
akılsızlık zararlı olsun!

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Berlin"den hayirli bayramlar

Tebrikler oyuna ve BBye bu denli düzgün yaklasimin icin.
Ayni oyun 1960larin ortasina dogru IstanbulBelediyesi Sehir Tiyatrolari nda sahnelendiginde b a z i gencler tarafindan basilir ve protesto edilir.Oyundaki 3 tanri ters yorumlanmistir.ve gencler üstad NFK dan bi aferin almak icin huzuruna vardiklarinda fena halde kovulurlar.
Üstad gürler-ince tonda da olsa-
---Gidin gözüm görmesin sizi beni böyle mi anladiniz?Hic Tiyatro basilir mi?
Olay o zaman hayatta ve BE(Berliner Ensemble)in basinda olan BBnin esi Helena Weigel e aktarildiginda ic gecirir kadincagiz
---Ahh Brecht hayatta olsaydi da görseydi bunu´cok sevinirdi!

U.Alacakaptan Berliner Ensemble 20341Nolu abonesi

Biz ki kardesligi yaymak istedik
Yeryüzünde
Kardes olamadik
birbirimizle
BBrecht

teşekkür...

ilginize çok teşekkür ederim..
o güzel bilgilendirmeleriniz için de tabi...
hayırlı bayramlar diliyorum.