renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Duraklar, Öğretmenler, Öğrenciler Üzerine Yazılası Yazılar

Bir kadın ilişiyor gözüme, aslında ilişmiyor da bir olaydan sonra dikkatimi çekiyor. Kıyafetlerinden ve cüsselerinden ilkokul talebeleri olduğu anlaşılan biri erkek, diğeri ise kız, iki çocuk geçiyor önümden durakta beklerken. Ve, birine “iyi günler, öğretmenim” dedikleri vakit ilişiyor gözüme o kadın, yani eğitim gönüllüleri ordusundan biri olan o öğretmenimiz. Ama, sesi öğretmenin sahip olduğu gurur ve onurun tezahüründen mahrum geliyor bana. “İyi günler” diyor, çok düşük bir ses tonu ve yarım yamalak ifadelerle. Neden böyle bir ses tonu? Durakta, onca üniversite öğrencisinin arasında bulunduğu için etrafı rahatsız etmeme fikrinden dolayı mı, yoksa artık öğretmen olarak bir toplum ve bir nesil üzerinde aileden sonra en etkili merci olduğu inancını yitirmiş olmanın verdiği utangaçlık hissinden dolayı mı?

Doğru, öğretmenler artık eskisi gibi saygı görmüyor ve maalesef o kutsal vazife, sadece sağlam bir ekmek kapısı addedilmekten öte bir anlam taşımıyor birçokları için. Böylesine bozulmaya yüz tutmuş bir neslin tek müsebbibin onlar olduğunun düşünülmesi mi onları bu derece geri planda kalmaya iten? Zannetmiyorum; çünkü, büyük işler başarmaya namzet bir nesilden böylesi başıboş, serkeş, nerede nasıl davranması gerektiğini bilmeyip, saçma ve maalesef ahlaksızca kelimeleri ulu orta sarfetmekten sakınmayan bir gençliğin zuhur etmesi sadece onları hatası değil. Ailenin çocuk üzerindeki etkisini günden güne yitirmesi ve ebeveynler olarak çocuklarına vermeleri gereken ahlaki eğitimi veremeyişleri, çocuklarını sokağa çıktıktan sonra kendi hallerine bırakıp nerelerde vakit geçirdiklerinin sorgulanmaması gibi daha birçok sebepten dolayı tek suçlu öğretmenler değil elbette ve böylesine boynu büyük gezmelerine de gönlüm ve birçoklarının gönlü razı olamıyor. Şöyle bir şey düşünmek mümkün; bir öğretmenin iyi günler deyişinden bu anlamlar çıkarılabilir mi? Aslına bakarsanız, bu sorunun cevabını bilemiyorum ve yazdıklarım da tamamen varsayımlardan ve geçmiş gözlemlerimden ibaret. Olayı anlatmaktan çok başka bir yaraya tuz bastığımının ve konuyu saptırdığımın farkındayım. Ama, böylesine bir lise gençliği ve hatta ortaokul öğrencileri görünce hafakanlara tutulmamak mümkün değil. Bir öğretmenimizi bu halde görmek insanı düşünceye sevk ediyor doğal olarak.

Bu arada otobüs yaklaşıyor durağa. Otobüse biniyorum itiş kakış. Bir iki durak sonra bir lise durağında duruyor otobüs. Binenlerin çoğunu da, okul çıkış saatine denk gelmesinden dolayı, durağın karşısında bulunan lisenin öğrencileri teşkil ediyor. Daha önceleri bu tecrübeleri birçok kereler yaşadığım için az çok tahmin edebiliyorum otobüsün havasının nasıl değişeceğini ve ne tür diyaloglar geçeceğini bu gençler arasında ve gençlerle otobüsteki diğer yolcular arasında. Biniyorlar otobüse bir curcuna halinde 10-15 civarı erkekli kızlı öğrenci grubu. Arka taraflarda bir yere oturmayı tercih ettiğime pişman oluyorum biraz. Çünkü, yüksek sesle konuşmaya başlıyorlar ve hep bir ağızdan konuşuyorlar. Mevzuları aşağı yukarı aynı. Biraz magazin dünyasından dem vuruyorlar: Hangi ünlü ne yapmış, kim hangi magazin programını izlemiş v.s. Daha sonra, aralarında bulunan 2-3 tane erkek öğrenci de lafa karışıyor mevzu okuldaki taze olaylara gelince. Geçenlerde okuldaki “çifte kumru”lardan birini sokakta el ele kol kola gördüklerini konuşmaya başlıyorlar. Ve, erkeğin kızı öperken yakalandığını. Kahkahalar atıyorlar hiç durmadan, arsızca. Duymamak istiyorum ama ne mümkün? Çünkü, sesleri herşeyi bastırıyor. Aralarında bulunan bir kız öğrenci otobüste bulunan erkek arkadaşının da malzeme edildiği espriyle karışık bir iki cümle kullanıyor. Şaka ama nasıl bir şaka. Onların yerine benim yüzüm kızaracak gibi oluyor. Ama onlardan otobüsün içine tek yansıyan şey: acı kahkahalar. Erkek öğrenci bundan çok memnun, bir espri de o patlatıyor. Yine kahkahalar, kahkahalar. O arada, orta sıralardan bir ses geliyor. “Ne zaman gelecek” diye beklediğim bir ses. “Siz nasıl öğrencisiniz? Biraz sessiz olun. Bu kadar insan sizi mi dinleyecek?” Olağan ifadeler yayılmıyor bu sefer öğrenciler arasında. Yani, karşılık vermiyorlar, fakat bu durumu da şaka malzemesi olarak kullanıyorlar. Aralarından biri –doğal olarak en çok konuşanlardan- “Ben size o kadar dedim, çok konuşmayın diye” diyor ve öncekiler kadar olmasa da düşük seste kahkahalar çarpıyor otobüsün camlarına. Cevap veremiyorlar, çünkü uyaran bir erkek. Bir bayan bağırmış olsa ortalık atışmalarla boğulacak. Neyse ki, “Şükür, diyorum, bir atışma trafiğinden kurtulduk”

Yavaş yavaş son durağa yaklaşıyor otobüs. Yani, benim ineceğim durağa. Zihnim tekrar orta yaş üstünde olan o öğretmene takılıyor. Düşünüyorum, otobüsü beklediğim durakta bekleyen o öğretmeni ve iki durak sonra otobüse binen o lise öğrencilerini. Zihnim çıkmaz sokaklara dönüyor ve ben geri dönemiyorum

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Zihniniz karışmakta çok haklı

Nerede hata yaptık diye mi yoksa hata yapmadığımız yer var mı acaba diye mi sormalıyız. Terbiye işinde çok az gayret ettik gibime geliyor. Yanlış olandan anne baba uzak değil ki...Bu çocukları suçlamadan önce yukarıya bakmak gerekiyor. Pamuk ipliğiyle duran insanlar topluluğuna aile demek bilmem ne derece doğrudur.
Bizim sitede küfürlü konuşmayın diyen bir komşuyu muhatap çocuklar dövdüler geçen yıl.Adam uyarmakta haklıydı. Kendi çocukları da aynı ortamda oynuyor zira. Büyük bir tecrit kampanyası başlattık ve onları bu duruma düşüren provake eden babaları da dahil hiçbirisiyle konuşmadık.Anne ise hiç suçu olmadığı halde nasibini aldı bu tecritten. Fakat sonuç iyi oldu.
Anladılar hatalarını ...Pişman oldular. Mahkeme devam ediyor ancak pişmanlıkları her hallerinden belli.
Ancak öğretmenler için bazı sevinilecek taraflarda var diye düşünüyorum.Kimbilir belki sizin gördüğünüz hanım akşam yemek hazır değil diye geçici bir süre canını sıkmıştır.Umarım öyledir.
Allah önce bizlere sonra çocuklarımıza akıl ve illaki fikir versin.