Alaca karanlıklar dolardı odaya
Bismillah çekerdik üst üste
Gölgeler kıpırdanırdı sebepsiz
Korku, duvarlarda bir sülüs yazı olurdu
Hayvan başlı ifritler
İrinle sulardı düşleri
Çocuklar korkarlardı
Ateşin mavisinden
Çekinirdik adlarını anmaya
Vahim korkular kuşatırdı perdeleri
Dilim dönmezdi zor surelere
Bedestende kıyılmış derlerdi nikahları
Çın çın çekiç sesleri huzurunda
Kör bakırcılar şahit olmuş her şeye
Sonra dilleri tutulmuş, laluebkem
Aklını aldırmış zavallı çırakları
Hele kaybolmaya görsün yolcular
Geceleri dağ yollarında
Heybeleri ağırlaşırmış git gide
Kurşun gibi olurmuş yükleri sırtlarında
Hayvanlar patikalarda inat eder gitmeye
Ağır bir zeytinyağı kokusu kaplarmış
Deli ormanı
Kimsesiz bir çocuk kılığında görünürmüş kimine
Masumca akıl çeler sabi
Yorulanın bir eşek çekermiş önüne
Binse de götürsek diye cümbüşlü düğünlere
Yolcular binmeye görsün hele
Susamışa soğuk pınar
Azmışa huri görünür
Dölsüze evlat vaad edermiş
Sakallı bebeler sararmış etrafı sonra
Kart sesli dişlek çehreler
Zilli kasnaklar çalıp terelelli
Tuhaf ezgilerle tepinen kıllı iblisler
Taşlarmış kaçanları arkalarından
Kahkahalarla adlarını böğüre böğüre
Alırmış oracıkta kalan son akıllarını da
Alaycı cinlerin korkunç ihtarıdır bu
Gece orman yollarının asıl sahipleridir onlar
Ey evlerine gecikenler
Varsın beklesin evdekiler
Akıl işi değil bu, zulüm
Düşmeyin yollara bu vakitlerde
Tekin değil buralar hele sabredin
Hele yarın olsun
Hayırlı sabahlar olsun
…………………………
Sonra büyü bozdurmaya giderdik
Tılsımlı muska yazdırmaya
Destur çekerdi tespihli kadınlar sallanarak
Arka arkaya la havle ve la
Hapsedip korkuları üçgen bir deriye
Bir ömür ilişmesinler diye öte beriye
…………………………
Ahırdan sesler gelirdi geceleri
Atların saçlarını örermiş cinlerin padişahı
Bağırta bağırta inekleri sağarmış
Muayyen vakitlerde
Yorumlar
Yüreğimiz ağzımızda
Çar, 29/08/2007 - 13:33 — Sakine AkçaKonunun çerçevesi çok güzel çizilmiş. Var olduklarını biliyoruz. Ama ürperiyoruz. Bilgi anlamında yeterli değiliz şüphesiz.
Özellikle de vesvese vermekte de başarılı olan bu yaratılmışlardan kimi zaman çok çekiyoruz. Ancak özellikle de büyü konusunda hocalar çok geçiştiren bir hava içindeler. Ortada Felak ve Nas sureleri varken sadece vesvese yapmayın diyen bir geçiştirmeci güruh var. Oysa bunların dahliyle yuvaların bile bozulabileceği aşikar. Sanki daha geniş bilgiye ihtiyacımız var gibi...
Hani bir hikaye vardı. Bir talebe yurduna yeni gelen genç ayakları ters yaratıklar görmüş. Korkmuş ve merdivenlerde karşılaştığı ilk gence gördüklerini anlatmış. Genç kendi ayaklarını göstererek sormuş: "Böyle miydi diye?"
Nasıl ama. Tüy diken diken eden cinsten.
Allah yar ve yardımcımız olsun.
Hapsedip korkuları üçgen bir deriye....
Çar, 05/09/2007 - 11:29 — Elif Nida ÖzkanBiz de dedelelerimizden anneannelerimizde bu tür hikayeler efsaneler dinleyerek büyüdük...Aslında korkunun ve hep uzak durulan konuların yaşamın içine hikayeleştirilererek yerleştirilmesi idi tüm bunlar... Yani tüm bu hikaye efsane korkunun ötesine geçiyor - korkuyu gerisinde bırakıyor ve hayal gücünün verdiği hazza geçiliyordu...Bu şiirde de bu hazza ulaştık teşekkürler!