renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Edebiyatta Yozlaşma: Lobicilik Faaliyetleri

Cezmi Ersöz'ün ortaya attığı, Nihat Genç'in destek verdiği edebiyatta lobicilik tartışmaları bir hayli alevlenmiş durumda. Perihan Mağden ve Ece Temelkuran şiddetli bir kavgaya girdiler. Gerçek Hayat Dergisi ise geçen haftaki sayısında "İslamcı Edebiyatçılar"ın lobicilik hakkındaki görüşlerine yer verdi. Lügatte lobicilik olarak adlandırılan şey 'çıkarları ortak olan grupların yapmış oldukları faalliyete' denir. Edebiyatta lobicilik ise (Gerçek Hayat Dergisi'nden alıntılıyorum) Holding destekli yayınevleri ve dergilerin kimi sıradan yazarları kayırdığı, şişirdiği, parlattığına ilişkin yargılar; eşcinsellerin edebiyat dünyasında ayrıcalıklı oldukları; aynı okullarda ve bilhassa kolejlerde okumuş yazarların klanlar/kastlar oluşturmaları, belli mekanlarda buluşarak edebiyat ortamında bir tür ahbap çavuş ilişkileri ağının örülmesi ve aynı lüks semtlerde oturmak gibi ayrıcalıkları paylaşan yazar takımının komşuluk refleksleri... gibi birçok bağı içeren ve nihayet edebiyat ortamında edebiyat dışı etkenlerin insanları şöhrete taşıyışını ifade eden bir olgu!

Aslında lobicilik denen şey siyasal bilimle anılan bir kavramdır. Örnek vermek gerekirse; ABD'de yönetimi etkilemeye çalışan ve yönetimin almış olduğu bir çok karara etki eden STK'ların yapmış oldukları mücadele bir tür lobicilik faaliyetidir. Özellikle ABD'de İrlanda lobisi hakimdir. Bu kavram edebiyata angaje edilerek siyasal bilimlerdeki manasından biraz sapmıştır. Her neyse konumuz bu değil.

Bu yazıda şöyle bir edebiyat dünyasına gezinti yapmayı düşünüyorum. Eğrisiyle doğrusuyla. Tabi edebiyat dergiciliğine de şöyle bir teğet geçeceğiz.

Hilmi Yavuz, kendisi Türkiye'de iki büyük üniversitenin iki farklı kürsüsünü kapmıştır. Felsefeci? ve şairdir?. Ayrıca Zaman Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmaktadır. Murat Güzel'in Huruç'ta yayınlayacağı (yayınladı mı bilmiyorum, çünkü Huruç yayın hayatına son vermişti) Hilmi Yavuz'la ilgili yazısına şöyle başlayacağını söylüyordu. "Felsefecilerin şair, şairlerin ise felsefeci dediği, her iki grubun ise kabullenmediği birisidir Hilmi Yavuz." Gerçekten güzel ve yerinde bir tespitti. Oysa Hilmi Yavuz bugün hem felsefede hem de şiirde zirveye ulaşmış bir isimdir?. Bir konferansında Hilmi Yavuz ben I. sınıf bir şairim diyordu ve bir ayağının doğuda diğer ayağının ise batıda olduğundan bahsediyordu. Türk Edebiyatındaki böyle bir kaç şairden birisiydi kendisine göre. Asaf Halet Çelebi, Yahya Kemal ile kendisini aynı kefeye koyuyordu. Burada şunu da belirtmeden geçmiyeyim, şiirde teknik olarak şiire ve döneme bir şey getirmiş şairlere I. sınıf şair denir. Hilmi Yavuz'un popülaritesi I. Sınıf şair olduğundan mı kaynaklanıyor yoksa lobicilikten dolayı bu kadar popüler?

Ahmet Altan ve Orhan Pamuk, son dönem Türk edebiyatında beğendiğim roman yazarları arasında. Yüzbinleri aşan satış rakamları var. Orhan Pamuk'un "Kar" romanı, otobüs duraklarında bile reklam olmuştu. Ahmet Altan'ın "Aldatmak" adlı romanıyla her TV kanalında bir dönem konuşulması lobiciliğin neresindedir?

Hece Dergisi'nin YKY ile flörtü lobiciliğin neresindedir? Bu bağlamda Pakdil'in öğrencileri olan Hececiler, Edebiyat Dergisi ile aynı çizgide midirler? Hece dergisinin İsmet Özel düşmanlığı lobicilik değil midir? (Anti-propaganda olarak) Biliyorsunuz ki Hece Dergisi Türk Şiir Özel Sayısı İsmet Özel'e şair olarak yer vermemişti.

Zaman Gazetesi Kültür Sanat sayfası editörü Ali Çolak, Sadık Yalsızuçanlar'ın YKY'ye kabul edilmesi üzerine bir yazı yazmıştı. Hoşgörüye dayalı. Sadık Yalsızuçanlar'ın transferi bir tür lobicilik değil midir?

Aynı YKY Ahmed Hamdi Tanpınar'ın külliyatını Dergah Yayınları'ndan almaya çalıştı ve yeni baskılarını yaptı. Buna bizim cenahtan ses çıkaran bir kaç kişi oldu. Onlar da Don Kişot olarak nitelendirilmedi mi? YKY'nin Tanpınar Külliyatını tekrar basmak istemesi lobiciliğin hangi kategorisinde adlandırılabilir?

İbrahim Tenekeci'nin Kırklar'ı Hürriyet söyleşisini reddederken neyi düşündü. Neden Hece gibi yapıp flörte kalkışmadı.

Bir tarafta Evrim-Dönem-Alan 67-Ant-Halkın Dostları-Edebiyat Dostları-Varlık-Türk Edebiyatı,

Diğer tarafta Büyük Doğu-Edebiyat-Diriliş-Mavera dergilerine yaslanmış Yönelişler-Kayıtlar-Yedi İklim-Hece-Kaşgar-Kökler-Kırklar-Yitik Düşler-Ay Vakti-Yolcu-Genç Adım-düş Parantezi-Vivo-Okuntu-Çizgi-Kum Yazıları-Atlılar (Bu biraz daha farklı, Büyük Türk şiiri için önemli bir çığır bence.)

İlk sırada saydıklarım bugün edebiyat dünyasında adı daha çok anılan dergiler değil midirler? İkinci sırada sayılanların daha iyi ürünler vermelerine rağmen dışlanması bir tür lobicilik değil midir?

Son Söz...

Yozlaşmaya karşı savaş açmak hem netameli, hem de netameli olduğu oranda uzun soluklu bir iştir. Yozlaşma eğer bir kültür halini almışsa ve edebiyat dünyamızda lobicilik faaliyetiyle yozlaşıyorsa ki bu bir hâl tespitidir. Söz konusu bu hâl tespitini yaparken bir kültürel taşıyıcı eleman olarak lobiciliği nereye koymamız gerekiyor? Şüphesiz bu durumu edebiyattan soyutlayabilir miyiz? Soyutladık diyelim, olmaz ama, bu lobiciliğin ide'deki karşılığını Platon'a sormamız gerekmez mi?

Maalesef böyle bir imkanımız yok.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Öyle bişey

İdeoloji diyebilirsin. Aslında nefret ettiğim birşeydir sağ/sol ama böyle bir şey oluşturuluyor işte. Edebi bir ayrım yapmam çok zor olur, yaşım itibariyle diğer dergilerin bir çoğunun içeriğini tam olarak çözümleyemem. Onun için ideolojik olarak değerlendirebilirsin aslında tam ideolojik bişey de olmuyor. Benim yaptığım da lobicilik gibi bişey oluyor burda sanırım:)

...

Şimdi şunu sormak isterim size, Rasim Özdenören'in, Fatma Karabıyık Barbarosoğlu'nun, Yıldız Ramazanoğlu'nun, Cihan Aktaş'ın iyi öykülerinin hikayelerinin olduğunu biliyorsunuz. Sadık Yalsızuçanlar'ında. (Ben çok fazla sevmem Sadık Bey'in öykülerini ama iyi öykücüdür bu sabittir.) Başta saydığım isimler var ya işte o isimlere günümüzde hazırlanan antolojilerde yer verilmemektedir. Öykü antolojisi hazırlanıyor ve Rasim Özdenören'in ismi yok! Sadık Yalsızuçanlar ismim geçsin diye mi YKY'ye geçme ihtiyacı duydu acaba, şeytan bu dürtüklüyor işte. Şule Yayınları'ndan çıkardığı öyküleri topladı bi de YKY'den bastırıyor. Bu ne iştir?

Hilmi Yavuz'a gelince Can Yayınları'ndan çıkan hemen hemen her şiir kitabının arkasına veya önüne yorumlarını yazmıyor mu? Bu bir tür arka çıkma değil midir? Hilmi Abim önsöz yazmış bu şair iyidir vs. vs. Ben yutmam okuyucuların büyük çoğunluğu yutar. Hala Tavuk Suyuna Çorba tarzı kitapları okuyan bir milletiz ne de olsa!

YKY ve Can piyasada reklam desteği çok iyi olan yayınevleridir. Böyle bir yayınevinden kitap çıkarmak Sadık Yalsızuçanlar'a daha atraktif gelmiştir.

Sonra Ali Çolak bunu nasıl yorumluyor bir bakın

Tabi şu da var...

"Saydığınız yazarlar, sol kesimin de saygısını kazanmıştır. Özdenören'i tartışmaya gerek yok; ilk öyküleri Varlık'ta çıktı, F. K. B. YKY ve benzer başka yayınevlerinden teklif alıyor pekala. Ramazanoğlu uzun zamandır ortalarda değildi; ama Cihan Aktaş'ın böyle bir sorununun hiç olmadığını bizzat biliyorum." demişsiniz. İşte lobicilik bu değil midir? Yani önemsememe. Rasim Bey'in ilk öyküleri Varlık'tan çıkmıştır ama Varlıkçılar'ın antolojilerinde öyküleri yoktur. İfrat ve tefrit.

Kar romanında doğrudur imla hataları ve cümlelerde anlatım bozukluğu mevcuttur. Ancak konu ve kurgu gerçekten güzeldir. Ben bunu belirtmek istedim. Ve sanat garibesi değildir. Sanat garibesi lafzı daha çok Hilmi Yavuz'un Zaman'daki köşesinde Orhan Pamuk'un Kar romanı için kullandığı lafızlara benziyor.

Antolojiye alma alınmama işi tamamen siyasi ve dünya görüşüyle ilgili. Mesela aslında daha genç bir şair olan ve tekniği henüz oturmayan ve daha sonra intihar eden Zafer Ekin Karabay'ın sol camia tarafından göklere çıkarılması. İbrahim Tenekeci, İsmail Kılıçarslan, Murat Güzel, Osman Özbahçe, Hakan Arslanbenzer, Mustafa Akar (aklıma şuan da gelmeyen) gibi isimlerin ise es geçilmesi. Yani lobicilik edebiyatın her kanadında diğer cenah tarafından mükemmel bir şekilde yapılıyor. Bu oryantalizmde ki "öteki" gibi bir şey aslında.

Bu lobicilik şuna benziyor;

"Edebiyat bizim işimiz sizin değil kardeşim..."

Elbette bizim iyi bir okuyucuya ihtiyacımız var. Ve iyi eleştiricilere...

Edebiyat...

Taşrada bulunmam gereği Atlılar'ın son üç sayısını takip ettim. Eğer elime geçerse diğer sayılarını da alacağım inşallah. Şimdi Atlılar örneğine konu nerden geldi bilmem. Ancak şu var, özellikle Pakdil dosyasından dolayı eleştirildi Atlılar. Pakdilci ekol sanırım onuncu sayıydı Pakdil dosyası bundan sonra müthiş tepki topladı Atlılar.

Sonra Atlılar'a neden sahip çıkmadı İslamcılar. Tek kelimeyle şöyle söyleyebilirim. Atlılar Dergisi'ni İslamcılar kaldıramadı. (Adamlar haklı şeyler yazıyor ve İslamcılar'ın eleştiriye tahammülü yok.) Bakınız Atlılar hakkında bir yazı. Hatta sol bile beğeniyordu bu dergiyi. Eser Gürson örneği. Ben bilmem gerisini Hakan Arslanbenzer'e sorar öğreniriz. Dergiyi o çıkardığına göre o daha doğrusunu bilir bu konuda.

Atlılar bitti şimdi Fayrap gelcek. Ekimde çıkacak deniliyordu ama hala çıkmadı sanırım.

Diğer kurgu olaylarına yani Orhan Pamuk'a hiç değinmicem çünkü bakış açımız farklı sanırım. Olabilir bu doğaldır ikimizin aynı şeyi düşünmesini beklemem.

Pelin Batu örneğine hiç bakmıyorum. Bir röportajında artistlik mi yazarlık mı diye soruyorlardı cevabı ikisini de çok seviyorum ama yazarlığı tercih ediyorum diyordu. Pelin Batu kaç tane şiir kitabı, eleştiri okumuştur?

Bizim sitenin bir ziyaretçi defteri vardı, orada da İclal Aydın'a Büyük Türk Şairi diyorlardı? Bununla aynı gibi.

Neyse gene cevap verdim, Seyyid Battal yine kızacak:)

I think

Her koyun kendi bacağından asılır bak atalarımız ne güzel demiş.

Ama şu da bir çözüm yolu olabilir. Herşey yolunda gider, bu ülkede özgürlükler herkese eşit olur, bazı yayınevleri kollanmaz, edebiyatçılar iyi ürünler verir, eleştiri kültürümüz gelişir vs vs olursa düzelir. Bunların olması da eğitimden geçiyor. Özgür ve tarafsız eğitim. Gençlere Kemalletin Tuğcu okutturulurken Cahit Zarifoğlu'nun da okutturulması. Eğer okuyucu seçim yapacaksa böyle yapmalı. Cem Mumcu okutulurken Selçuk Orhan'da okutulmalı. Yada eşit fırsat tanınmalı. Karalama Defteri'ne ikisi davet edilmeli mesela... Eğer edebiyatta lobiciğe hayır diyorsak bunun yolu bu olmalı.

Okumak bir kültür. Bu da zaman alır. Zaten tüm başarılar da zaman ister. Ben çalışayım bunun için, sen çalış birşeyler olsun yani değil mi?

lobicilik mi asıl tehlike?

Geçenlerde Ahmet Ümitle yaoılan bir söyleşiyi dinledim. Kendisine de son zamanlarda edebiyat dünyasında konuşulan bu konu sorulduğunda şu cevabı verdi:

"Pek çok lobi var aslında, sadece eşcinsel lobisi yok. Birbirlerini çok destekliyorlar. Onlar kadar belli yayınevleri ya da kuruluşlar da lobi yapıyor. Güçlü kurumlar edebiyat dünyasını yönetmeye çalışıyor. Kötü olan şu ki artık edebiyatın değeri, işin uzmanı olan eleştirmenlerden çok, gazete köşe yazarlarının verdiği hükümlerle şekilleniyor. Daha çok kadınlar kitap okuyor ve onların talebi neyse o doğrultuda kitap yazılıyor. Edebiyatta eleştirinin önemi ortadan kalkıyor. Yazarlarımızın çoğu kitabı çok satsın diye hedef kitle ne bekliyorsa ona uygun şeyler yazıyor. Seviye düşüyor, bence asıl problem budur."

Aslında en büyük tehlike "ticari edebiyatçılık"tır. Bu düşüncemle Orhan Pamuk ve benzeri bazı yazarların marketing yöntemlerini eleştirdiğim düşünülmesin. Ahmet ümit'in de yukarıdaki yorumunda önemle vurguladığı çok satış yapmak için "hedef kitlenin zevklerine göre yazmak" edebiyat için en büyük tehlikedir. Artık yazarların da yayınevi sahipleri gibi düşünmeye başlamasıdır asıl problem.

Ekşi'den...

Ekşi Sözlük'ten...

edebiyat lobisi

en basit anlamiyla; beyaz turk olarak adlandiran kesime hitap eden beyaz turk yazarlarin, istedikleri yazarlari on plana cikarmalarina olanak veren lobi
(x daemon, 23.09.2003 21:16)

bu lobiye dahil oldugu soylenen yazarlardan bazilari;
ahmet altan, buket uzuner, murathan mungan
(x daemon, 23.09.2003 21:19)

lobinin kose minderi olarak barbaros altug misal verilebilir, oylesine demirbasidir bu cemaatin.
(ildesare, 23.09.2003 21:32)

gerçekten var olsa da pek bir işe yaramayacak olan lobi.

ayrıca beni..

1- iyi bir yazar daima okuyucusunu bulur,
2- hiç bir kitabevi iyi satacak yeni bir yazara sırf kıskanç birileri istemiyor diye sırt çevirmez

içerikli düşüncelere iten sanal oluşum.
(ventolin, 23.09.2003 21:35 ~ 21:40)

cezmi ersoz'un yazili ve gorsel medya ici roportajlarinda desifre etmeye gayret gosterdigi, rivayetine gore, her biri ayni semtlerde oturan, sosyal yasamlarinda birbirlerinden ayrilmayan cogunlukla zengin yazar tayfasinin olusturdugu ve edebiyat ajani denen, turkiye icin yepisyeni, bir mesleki terimin de taninmasina yardimci olmus olusum.
(olmayanaergi, 24.09.2003 12:32 ~ 12:35)