renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Eksik Yüz Trendleri İçin Karşılama

Eksik Yüz

Çıldıran ve gitgide de çılgınlığına hız vermekten kendini bir an olsun alıkoyma zahmetini göze almayacak olan bir toplumun üyeleriyiz artık, merhaba. Suya sabuna dokunarak yaşamanın riske atılamayan komedisi içerisinde yüzünü kokuşmuş mecralarda kaybeden ehli takva muhitimin insanları merhaba. Merhaba, kendi karnına doğru çekilerek yozlaşan ve bu yozluğuna modern hayatın travmatik öyküleriyle gusül abdesti aldıran şen şakrak milyonerleri, cimrileri, cinleri. Merhaba hobi keyfiyle puzzle oynayan çocukların babası. Merhaba eşarbını vakkodan, haşemasını tekbir mağazalarından tenzilatlı aldıran kızların ananesi. Caprice otellerin müdavimi bey babalar, saçı tarak tutmaz muhterem hacılar , sinek kaydı tıraşlarıyla göz kamaştıran beyler beyefendiler. Kravatıyla yatmanın heyecanını üzerinden bir türlü atamayan siyasi kadromuzun vazgeçilmez kodamanı dayılar. Merhaba, kahvaltısında Paris hayalleriyle sömestr tatilini değerlendirme hesapları kuran seccadeli haramzâde genç delikanlılar , südyen hizasında politika yaparak kaşarlı dedikodulara fıkra kurmakla nam almış bürokratlar, derekesi alçalmış hortlaklar , pörsümüş çene kemikleri , omurgası erimiş sürüngen karınlarına sancı veren çıbanlar. Merhaba cıvatalar, maymuncuklar, hesapçı muhasipler, katılım bankacıları, finansörler , reklamcı koftiler.

Merhaba kümbetçiler, her şeyin kenarından hesabına bir parça pay koparan tilkiler , kefen bezine cep diktiren bonkörler. Merhaba döviz budalası muhteris ihaleciler, kaçak göçek mevzuatlarla iş çevirip köşe dönen müteahhitler. Bütün çıt kırıldım kibar beyefendiler, çarşı pazar eşrafımızın değirmi sakal yüzlerinden nur-î pak meseller icad eden beyzâdeler . Yazı yazlık evinde, kışı kışlık evinde karşılayarak seyri sülûkûnu tamamlama makamına eren şeyhler, müritler, dürdaneler. Merhaba eğitim seminercileri, özel kolej manyakları, sulu zırtlak şımarık çocuklarının ağzına ekmek arası döner olmuş yamuk kahkahalı ebeveynler. Merhaba salon adamı müzmin muhalifler, papyonlar , smokinler . Konfor düşkünü anarşistler, briyantinli saçlarıyla alternatifi güdük yeşil başlı artistler. Sefiller , selefiler, kasaba alimi marjinal mealciler. Ütülü entariler, sırtı façalı dekolteler , koyu kahve fondötenler , yırtmaçlar, yırtılmışlar. Merhaba pabucu dama atılan gelinlerin evleri , sanat sevicileri, geyik besleyicileri. Merhaba sekreteri ve bilmem neyinin nesiyle restoranda fingirdeyen patronların berberi. Merhaba Kızılcahamam’larda kahvaltı eden günü birlik sümbüllerin gülüşleri . Abant gölü kenarında flört eden kızların kıkırdayan porselenden dişleri. Altınova sahilleri, boş işler keyifleri, bu müdür , dübür müdür diye tekerlenen fiyaskonun müdürleri . Hepinize, hepinizin o uzayıp giden kılcal kenarlarınızdan kıstırılmış bütün kaba kütüklerinize sonsuz ve derinden, baş eğip şapka çıkararak merhaba .

Ey hiçbir sosyolojik analizin çetelesine ismi sığdırılamayan coğrafyamın yüzleri. Ey komplike ilişkilerin bir türlü içinden çıkılamayan lanetli gidiş gelişleri. İçi çoktan oyulmuş kavramların etrafında dönüp durarak ne çok şeyler söyledik birbirimize, ne çok vaaz-ı nasihatlerde bulunduk bize yüzünü dönen her kişiye. Marşlar söyledik, ihyalar okuduk, imam rabbaniler, mevlanalar, ilahiler vesairelerle çevremize ördüğümüz kozalak bizi ısıtıp ışıtmaya yetiyordu. Peki nereden çıktı bu kozalağı parçalatıp, bize dünyanın dudaklarıyla dudaklarımızı birleştirme hevesini içimize dolduran kirlenmiş şehvet. Şimdi hangi pejmürde söylevlerin aldanışıyla uyanıyoruz sabaha, hangi bayat nutukların paralelinde çıkıyor boğazımızdan bu koftiden kelimeler. Kim oturdu soframıza , kim kirletti ekmeğimize inen bereketin rahmini. Alçalıyoruz, evlerimizin hiçbir farkı kalmıyor ötekilere ait olan evlerden . Kaybettiğimiz irtifanın bu gündelik artan hızı nasıl da alıyor aklımızı başımızdan. Dönen başımızla beraber kırılıyor omuzlarımızın gür budak erkeliği. Bu kaygan, bu her şeyi kayda alınan kaskatı zemin nasılda keyfe getiriyor bizi. Geride sadece sakalımız ve kirli bıyıklarımızdan arta kalan korkunç bir canavarın silueti düşüyor gövdemize.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

kuşum kuşum kalksana, aç gözünü bak bana

ortada bir kuş varmış ( modern dünya asâletinin renkli ve çoksözlü kuşu ) ;

biri tutmuş ( modern dünya delisi 1 )
biri kesmiş ( modern dünya delisi 2 )
biri pişirmiş ( modern dünya delisi 3 )
biri yemiş ( modern dünya endelisi )
biri de hani bana hani bana demiş...

sonra ortada bir kuş daha varmış. ( modern dünya asaletinin çoksözlü ve renkli kuşu ) ;
yine tutan olmuş, kesen olmuş, pişiren olmuş, yiyen olmuş;
hani bana diyen olmamış ( modern dünya vejeteryanı )
ben daha güzelini tutarım diyen olmuş ( modern dünya mükemmeliyetçisi )

ve nihayet, ortada bir modern dünya mükemmeliyetçisi varmış;

biri tutmuş ( ah, meleğim )
biri(leri) sormuş
biri atmış
biri yakmış
ve
daha var mı daha var mı demiş...
pek gülesiymiş...

bizden de merhaba

öncelikle sanırım kimseyi ıskalamadan gönderdiğiniz selamlardan 'birine en azından' cevap vermek gerkli.. size de merhaba yavuz bey..
ben problemi verdiğiniz selamlardan anladım ama ne yapmak gerektiği ile ilgili bir fikir vermemişsiniz..
yıkmaktan harabeler
yapmaktan namureler oluşur derler...
yazıda süper bir harabe var... yıkmak kısmı çok güzel şekillenmiş.. muhteşem bir yazı daha.. eminim yapmak konusunda da çalıştıracağınız latifeleriniz vardır... bekliyoruz efendim.. tekrar selamlar..