Elinizi gördüm baylar. Orada oynadığınız oyunun ne kadar iğrenç olduğunu bilecek kadar küçüğüm çünkü. Kirlenecek kadar büyümedim henüz. Burada kalışım oyununuzu oynamamayı seçmem nedeniyledir. Büyük ve önemli addettiğiniz iğrenç işlerinizi küçümsediğimi göstermek için evcilik oynayabilirim sadece. İstediğim zaman doktor olup kurşunladığınız çocukların yaralarını sarabilirim böylece. Bu sizin değil benim oyunum hem. Çocukça bir oyun.. çocukça işte.
Şu an ki suskunluğumun, gösterdiğim pasif direniş nedeniyle olduğunu bilesiniz. Farkındayım yaptığınız her şeyin. Karşı koymaya gücüm yetmediği için oyununuzu oynamayarak protesto ediyorum kendimce. Büyümesine izin vermemek için korumaya aldım içimdeki çocuğu. Işıltılarla doldurduğunuz parlak ve büyük zindanınıza girmektense, ışığı bulana dek durabilirim böylece. Halime bakıp da üzülmeyin sakın. Acınması gereken biri varsa o da sizsiniz asıl.
Çaresiz değilim hem ben. Bir gün büyüyeceğim elbet ve çıkacağım buradan. Önümü görmek için göğe bakacağım daima. Kurduğunuz tuzağa düşmeyeceğim ama.
Yusuf tutacak ellerimden o zaman. Ve ne bir leke olacak yüreğimde.. ne bir eser gömleğimde Züleyha'dan.
Suskumla Meryem'in oyununa çağırıyorum sizi.Ve Balık Sahibi'nin oyununa.. Korkmayın! Korkmayın uzun sürmeyecek bu kuyuda bekleyiş...
Yorumlar
Oyunun Sonu
Pzt, 26/07/2004 - 18:36 — E.Fatih Bilgeİnsanoğlu alışmış hep başkalarının oyununu oynamaya. Kendi oyununu oynamak bu yüzden zor geliyor... Zaten giden gelmiyor oyunun sonunda, sonunda...
...
Salı, 27/07/2004 - 06:39 — Elif Kırmızıey hayat!
sen şavk-ı sularda bir dolunaysın...
aslında yokum ben bu oyunda..
ömrüm beni yok saysın...
yaktım gemileri...
dönüş yok artık geri..
tak etti canıma..
bu maskeli balo...
bu maskeli balo
ve onun sahte yüzleri...
Ve ben de arttırıyorum işte..
Çar, 28/07/2004 - 08:32 — Name LimonSlogan atar gibi konuşuyor biri. Sonra ona karşı çıkan yetişkin biri daha. Sonra bir sürü insan hedefini bulmayan şeyler söylüyor. Bol gelenler ağızlardan yere değer kaybederek düşüyor. Meydan boş ve bağırıyorlar birbirlerinin yüzlerini görmeden. Gözlerinin içine bakamıyorlar. Görseler de bakamayacaklar. Farklı yollardan gelip aynı yerde birleşen oyunu oynuyor herkes. Farkında değiller bunun. Olmak da istemiyorlar. Birinin daha önceden oynadığına diğeri yeni başlıyor sadece. Sonunun yenilgi olduğunu görmek istemiyorlar sanki. Birbirlerini küçümseyerek konuşuyor çoğu. Heyecanlı olanlarla ironikler boy gösterince İhlas elektrikli ev aletlerine marka oluyor..Sonra geç bunları deniyor tabi...biz nelerini gördük. Ben bu sözleri nasıl söylemişim daha önce. Bunları ben mi söylemişim geliyor ardı sıra.
Kendisinin yenilmişliğe yüz tuttuğunu itiraf etmemek için yapıyor böyle. Mağlubiyetini gizlemek için sığınak ararken kendine.. onun şimdi oynadığıyla diğerlerinin safına meylettiğini gizlemeye çalışıyor.. Elinde elini gördüğü için küçümsüyor aslında. Eski hatalarından beslenerek ayakta kalacağını zannediyor. Kendi küçülmüşlüğünü görmekten korkuyor oysa. Galip gelmek için oynadığıyla yenildiği için. Yenilmişliğini fark edemeyecek kadar kaptırmış kendini.
Sonra birileri çıkıp " herkesi çok sevdiğini " söylüyor. Üç gün sonra sevmekten vazgeçtiğinde hatırlamayacağı halde.. Sözler ağızdan düştükçe hırpalanıyor mana. Ve imgeler şekillerin arasında ezilerek can çekişiyor.. Hepinizi çok seviyorum! Diyor. Oynadığınız oyundan nefret ediyorum demeye cesareti yok kimsenin. Susarak bekliyorum. Ve böyle yapıldığında korkuyorum. Ardından nefretinizi ileteceğiniz zamanın beklemekten yoruldum. Ve işte ben bunun için yalnızlığı seçiyorum. Zor olup da oyunu bozanı seçiyorum. Hiç birinizi seçmemeyi seçiyorum. Oyumu hiçbir şey için kullanıyorum. Kendi oyunumu tek başıma oynamayı tercih ediyorum. Hiç birinizin oyunuma ortak olmasını istemiyorum. Oyumu oyun oynamayanlardan yana kullanıyorum. Ve işte yalnızım.. Ve kendi oyunumda baş başayım kendimle.
Susun artık. Konuşmasın kimse. Bir iş yapan varsa onu görmeli artık. Taş üstüne taş koyan biri. Ya da surdaki gediği onarmaya çalışan delili. Ya da başını iki elinin arasına alıp da düşünen. Burnundan soluduktan sonra derin bir nefes alarak ayağa kalkan. Sonra yürüyen. Ardından koşan. Durup dinlenen. Ama! kendi oyununu oynayan. Başkasının oyununu oynayan 'galip' olmaz diyen. Kendi oyununu oynayan her malubun galip olduğunu söyleyen.
İşte kafamı iki elimin arasına alıp düşünüyorum. Bunu yaparken yalnız kalmak istiyorum. Ve hiç birinize katılmıyorum. Zaten size sokuldukça uzaklaşıyorum. Aranızda olduğum zaman dahi uzaklarda duruyorum. Yanınızda oturduğum sandalyenin demirlerini yapan ustanın atölyesindeyim. Daha da derinlere dalıp, demircinin çırağını azarlandığı anı yaşıyorum. Ve küskünüm.. ve kırgınım.. ve mutsuzum biraz. Gözlerin; makam koltuklarının üzerinde oturanlara öykündüğü bir zamanda, demirci çırağını tercih ediyorum ben. Herkesin mutluluk nutukları çekmesi sebebiyledir mutsuzluğu seçişim. Son derece bilinçliyim. Belki sadece kızgın ve tepkili. Oynatılmak istenen oyunun kurallarını bozmak için yenilenlerin tarafına meyilli. Oyunun içinde oldukları için onlara bile mesafeli. Mutsuzluktan bahsedildiği zaman mutlu olduğumu söyleyeceğim ancak. Aslında hepiniz mutsuzsunuz ama itiraf edemiyorsunuz bunu. Başkalarının oyununu oynarken mutlu olamıyorsunuz. Oysa benim mutsuzluğum kendi seçimim nedeniyledir. Ve bu mutsuzluğun onuru mutluluk vericidir. Mutsuzluğu seçmişken mutlu olabilir misiniz siz. Kendi seçiminiz olduğu sürece! Her şeyden uzaktayım ve mutluyum. Mutluluğu gözyaşlarında aramayı öğütlüyorum. Ve yüreğinizi patlatırcasına sarsan hüznün içinde.
Bir oyun oynayarak kendimi kandıramıyorum artık. Mutlu olmak için yapmıyorum bunu. Ve söyledim ya işte. İki elimi başımın arasına alıp düşünüyorum sadece. Her şeye ve her kese karşı burnumdan soluyorum şimdilik. Yine özledim ve gidiyorum. Mutluluğun olduğu yere. Kendi oyunumu oynamak için secdeye gidiyorum. Derin bir nefes almanın ardından ayağa kalmak için.