
Kültür başkenti seçildiği 2010 yılının arefesinde Cuma günü İstanbul’da önemli bir etkinlik vardı. CRR de gerçekleştirilen bu önemli etkinlik için İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire Başkanlığı ve ve Kültür Müdürlüğü uzun zamandan beri hummalı bir hazırlık ve çaba içerisindeydi. Dünyada ilk kez gerçekleştirilen I. Uluslararası Elyazmaları Sempozyumu çeşitli ülkelerden ve Türkiye’den katılan konunun uzmanı kişilerin bildirilerini sunmalarına ve bu sayede ilgilenenlerin faydalanmasına imkan tanıdı.
Osmanlı gibi çağ kapayıp çağ açan ve üç kıtada hükümran olan bir devletin ve milletin evlatları olan bizler için bu etkinlik fazlasıyla önemi haiz idi.Atalarımızın mirasına varis olmamızla birlikte, inanç yönünden bağlı olduğumuz geçmişimizin de kökleri ve izleri bulunuyordu zira bu sempozyum konularının içerisinde. Elyazması eserlerin çoğu İslam alimleri tarafından ve dini – ilmi konularda yazılmış olduğundan elyazmalar konusu bizim toplumumuz için daha bir önem arzediyor.
Bu sempozyuma katılmakla şanslı olduğumu düşünmekle birlikte tebliğcilerin verdiği bilgileri dinledikçe bazı noktalarda hüzünlendiğimi söylemeliyim.
Bugün dünyanın çeşitli yerlerinde mevcut olan 100.000 den fazla yazma eser olduğu biliniyor. Fakat bunlardan birçoğu ya imha edilmiş, ya başka ülkelere götürülmüş, ya bakımsızlıktan ve nasıl korunacağı bilinemediğinden veya önemsenmediğinden istifade edilemez hale gelmiş. Elimizde olanları okuyup anlayacak ve istifade edebilecek, edilmesini sağlayacak zevat ise hayli az sayıda. Ve gençliğimizin büyük çoğunluğunun maalesef bunlardan haberi bile olmayan bir nesil olması da büyük bir eksiklik olarak karşımızda duruyor.
İlk oturumun başkanlığını ülkemizin değerli akademisyenlerinden Prof. Dr.Sayın Mahmud Erol KILIÇ yaptılar. Keşke zaman uygun olsa da daha fazla istifade etme imkanı bulabilseydik. Az ve öz konuşmalarının arasında küçük küçük dokunduğu noktalar gerçekten önemli şeyler idi.
Elyazması denince akla gelen birkaç sanatın birlikte harmanlanmasıdır. O tek başına yazıdan ibaret değildir. Elyazmasının yanında tezhib vardır, minyatür vardır, kağıt incelik ve ustalığını bilme sanatı vardır, kalem sanatı vardır. Hasılı elyazması olayı bünyesinde birkaç sanatı toplamıştır.
Bu mealde bilgilendirmenin yanında bir olay anlattılar ki; şaşmakla birlikte ardniyetli yabancıların bizim kültürümüzden ne kadar korktuklarını ve bunu yok etmenin onlar için ne kadar elzem olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Bosna savaşı sırasında öyle bir bomba imal etmişler ki camı delip içeriye düşüyor ve etrafta herhangi bir tahribat yapmadan sadece kitapları yakıp yok ediyor. Sareyova’da Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesine bu saldırıyı gerçekleştirmişler. Oradaki görevliler kitapların bir kısmını kurtarabilmişlerse de birçoğu yokolup gitmiş.
Büyük kısmı bu şekilde yakılarak, denize atılarak yok edilen eserlerimizin değerini anlayan Batı ülkeleri elde edebildikleri yazma eserleri ülkelerine götürüyor ve onları disiplinli bir şekilde muhafaza ediyorlar. San Petersburg Kütüphanesi Rusya ve civarındaki elyazmalarının toplandığı tek merkez.
Bu eserlerin digital ortama taşınmasının gereğine inanan bilim adamları sayesinde Mısır, Mali, Nijer, Nijerya gibi ülkeler internet sitesi vasıtasıyla isteyenlerin istifadesine sunuyorlar.
Sayın Kılıç’ın bu bilgilendirmelerinden sonra Prof. Dr. Mehmet İpşirli sözü alıyor:
Onun konuşmaları daha çok elyazmalarının korunması ve tesbitinde karşılaşılan zorluklar olarak başlayıp, müellif eserleri ile sonraki nüshaların tesbiti ve hataen bunların karıştırılması konularında devam ediyor. Eserlerin birçoğunun muhafaza edilemediğini bundan sonra elimizde kalanların değerini iyi bilmemiz gerektiğini ifade ediyor.
İngiltere’den katılan Dr. Muhammed İsa Walley kendi tebliğini gayet seri ve canlı bir şekilde aktardı. Onun ifadelerinden anladığımız, eserlerin birçoğunun İngiltere Fransa gibi Batı ülkelerinin müzelerinde mahfuz olduğu ile ilgiliydi. Oradaki elyazmaların katalog çalışmasını yürüttüğünden ve yakın zamanda digital ortama aktarılacağından bahsetti.
İran’dan katılan tebliğci Dr. Akbar İrani; Mektubu Mirasi (yazılı miras) araştırma Merkezinin başında bulunuyor. Birçok yazılı metni günyüzüne çıkararak araştırmacıların ve ilgilenenlerin istifadesine sunmuşlar. İran’da da maddi külfeti ağır olmasına rağmen digital ortamda elyazmalarının istifadeye sunulması çabaları devam ediyor.
Konuşmacılardan biri de Dr. Mandana Barskeshli. Malezya’dan katıldı ve İslami elyazmaları biliminin ardındaki sır ve bu sırrın elyazmalarının korunmasındaki rolü başlıklı tebliğinde İran elyazmalarının başka yazmalardan daha iyi korunduğunu ve bunun nedenini merak ederek araştırdığını söylüyor. İki şeyle karşılaştım diyor: safran ve kına. Bu iki maddenin kağıda zarar vermemekle birlikte nasıl koruduğunu ve laboratuar araştırmaları sonuçlarını uzun uzun görselleriyle birlikte aktarıyor.
Pakistan’dan katılan Dr. Arif Naushahi Pakistan’daki elyazmalarının niteliklerinden ve içeriklerinden bahsediyor. Çinli prensesler tarafından yazılan elyazmalarının kendi dilleri ile değil Farsça ve Osmanlıca olarak yazıldığını belirtiyor. Fakat şimdilerde bunları inceleyenlerin Pakistan’da Türkçe (Osmanlıca) bilmediklerinden dolayı yanlışlıklar yapılabildiğini söylüyor. Bu elyazmaları mirasının bugünü ve geleceğini ilgilendiren önemli bir konu.
Lisan olarak kendi lisanımız olmasına rağmen ekranda görünen elyazmalarının ne yazık ki sadece bir şekil ve harf yığını olmaktan başka bir şey ifade etmiyor olması (en azından birçoğumuz için) içimizi acıtıyor doğrusu. Yabancı ülkelerde okunup anlaşılıyor olması da mahcubiyetimizi artırıyor. Bu yazı ve eserleri okuyamamanın ne kadar büyük bir eksiklik olduğunu, çok değil bir iki nesil öncesinin yazdıklarını söylediklerini tıpkı bir yabancı ile karşı karşıyaymışız gibi anlamaktan aciz olduğumuzu görmek gerçekten büyük kayıp ve de ayıp olsa gerek.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Yazma ve Nadir Eserler Şube Müdürü Ayla Perçin Hanım çok güzel müjdeler verdi. Türkiyede’ki elyazmalarının büyük bir bölümü dijital olarak isteyenlerin istifadesine sunulmuş. Bunu büyük çabalardan ve sıkıntılardan sonra gerçekleştirdiklerini anlatıyor. Evlerimizde, işyerlerimizde internet bağlantısı olan herhangi bir bilgisayardan kolayca bu internet kütüphanesine ulaşabilme imkanının olduğunu öğrenmek oldukça sevindirici. www.elyazmalari.gov.tr adresine üye olan herkes orada kayıtlı bulunan eserleri görebiliyor, kontor almak suretiyle de dilediğini pdf formatında indirip istifade edebiliyor.
Geriye kalan, Osmanlıca bilenlerin derhal araştırmaya girişmeleri bilmeyenlerin de öğrenmek için besmeleyi çekmesi değil de başka ne olabilir ki?
Son yorumlar
5 sa. 13 dk. önce
5 sa. 39 dk. önce
10 sa. 17 dk. önce
12 sa. 57 dk. önce
22 sa. 54 dk. önce
1 gün 14 dk. önce
1 gün 2 sa. önce
1 gün 2 sa. önce
1 gün 7 sa. önce
1 gün 8 sa. önce