Artık klasikleşen; “Osmanlı yardım edecekti ama Cem Sultan meselesi birde arada ki AKDENİZ buna engel oldu” bahanesinin inandırıcılığın olmadığı aşikardır...
Cem Sultan meselesi Osmanlı’yı ancak 15-20 yıl meşgul etmiştir fakat Endülüs göz göre göre yüzyıllara yayılarak yıkılmış, gitmiştir. Üstelik Endülüs’ün en mazlum ve dar’da olduğu anlar Osmanlı için gücünün zirvesi demek oluyordu.
Ve Hindistana’a, Tunus’a, Fas’a giden Osmanlı neden Endülüs’e gitmedi? Veya Viyana’ya, Roma’ya haddini bildiren, Fransa’yı bir cümlesi ile geri adım attıran Osmanlı neden Kastilya Krallığına söz söyleyememiştir.
Peki ama neden?
…
İsterseniz önce kısaca bir Endülüs tarihine göz atalım.
……………………
710 yılının ilkbaharında başlayan Fetih, Paris’e 100 km varıncaya kadar devam etmiştir. Bu döneme VALİLER dönemi denir ve 50 yıl kadar sürmüştür. Ardından gelen 250 yıllık sürede Emeviler ülkeye hakim olmuş ve bu döneme Endülüs Emevîleri Dönemi denilmiştir. Endülüs Emevileri’nin hakimiyetinin bitmesinin ardından 50 yıl kadar küçük Sultanlıklar Endülüs’e hakim oldular ve bu döneme Mulûku't-Tavaif veya Küçük Sultanlıklar Dönemi denildi. Bu süreçte Hristiyanlar giderek güçlenmişler, Müslümanlar kavmiyet belasına birbirleri ile didişmeye başlamışlar ve fethedilen topraklar bir bir elden çıkmaya başlamış. Bu sürecin sonunda ise Endülüs’ün en önemli şehri olan KURTUBA elden çıkmış ve güç dengesi Hristiyanlar lehine dönmüştür. İyice güçlenen ve birleşerek büyüyen Hristiyan Kastilya Krallığının karşısına bu defa Afrika’dan gelen yeni Müslüman güçler çıkmış ve gerileme 150 yıl daha durdurulmuş. Murâbıtlar ve Muvahhidler Dönemi olarak adlandırılan bu dönemin sonunda ise Gırnata Beni Ahmer Sultanluğı olarak Müslümanlar 250 yıl daha bu topraklarda devlet olarak varlıklarını devam ettirdiler.
2 Ocak 1492'de Gırnata’nın düşmesi Endülüs için son noktayı işaret etmiyordu. Çünkü her ne kadar Gırnata’nın düşüşünden 5 yıl gibi kısa bir süre sonra bile hemen bütün Müslümanlar öldürülmüş, sürülmüş veya dinleri değiştirilmiş olsa da gizli gizli ve bazende isyan ederek Endülüslüler varlıklarını devam ettirmişlerdir. 1650’li yıllarda bile İsyanlar çıkartan Endülüslü Müslümanlar bazı Batılı gözlemcilere göre 1800’lü yıllara kadar gizlice varlıklarını devam ettirdiler.
……………………
Durum bu…
Peki Osmanlı neden yardım etmedi Endülüs’e? Son dönemlerde zihnimi epeyce meşgul ediyor bu soru.
1299’da kurulduğu varsayılan Osmanlı, Endülüs’ün en güç dönemlerini dünya’nın her tarafına kolu yetişen bir süper güç olarak geçirdi. 1400’lü, 1500’lü yüzyıllar Osmanlı için bir fermanın ne kadar etkili olduğunun görüldüğü yüzyıllardı.
Hindistan’a özel donanma kurduran Osmanlı neden 3, 5 gemi ile sadece yük taşımacılığı yaptı Endülüs’te…Kemal Paşa’ların Mağrip’e taşıdığı ve sayılarının onbinleri bulduğu söylenen Endülüs’lüler yeterli miydi Osmanlı için? Osmanlı ne uğruna feda etti Endülüs’ü? Arap tarihçileri bu konu hakkında neler söylemişler? Mağripliler Osmanlı’ya nasıl bakarlar bu konu da? Payitaht’a gelen Endülüs elçilerinin ağıtlarını dinlemekten başka ne yapmıştır sultanlarımız? Osmanlı arşivlerinde Endülüs’e dair hangi cümleler kuruluyor?
Esaslı araştırmalar olmadıktan sonra bu soru işaretlerim büyüyerek devam edecek anlaşılan?
Vesselam
Yorumlar
Ah Endülüs Ah!
Pzt, 24/04/2006 - 17:14 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Bu konu üzerinde bize düşünme fırsatı temin ettiğiniz için Allah(cc) razı olsun. İlginç bir konuya temas etmişsiniz. Bu "ah" meselesi zihnimde şöyle bir soru doğurdu:
"Acaba Osmanlı'nın ahı kime yeter?"
Osmanlı'nın ahı ile Endülüs'ün ahı arasında fark var şüphesiz, ancak tarihin gizli bir boyutu da bu ah'lar olsa gerek. Burada yalnızca bir devletin değil aynı zamanda büyük bir medeniyetin sonunun gelmesi söz konusu, dolayısıyla yanıyoruz tüm kayıplarımıza...
Ah Endülüs Ah!..
... Mutluluk anlamaktır ...
Endülüs hikaye değil
Çar, 03/05/2006 - 13:09 — Kevser BanuEvet bir devlet değil bahsettiğimiz bir medeniyet! Sert tepkiler vermekten çok neden bu mese böyle silik kalmıştır ve hiç bahsi geçmez?
Sadece bu konunun gündeme gelmesinden ötürü dahi okuyanların teşekkür borcu iktiza eder.
Osmanlı Endülüsü Tanımıyordu Bile.
Çar, 26/04/2006 - 01:27 — Nadir MarmaraOsmanlı neden Endülüsü fedâ etti? Sanırım soru ve en önemlisi sorun bu. Gayet basit, Osmanlı ile Endülüs arasında hiçbir resmi ilişki olmamıştır. Endülüs'teki son Müslüman devlet Nasiriler veya bir başka adıyla Benü'l-Ahmer (1232-1492) devleti yıkıldığında yani 1492 yılında Osmanlı'nın donanma gücü Girit'ten öteye geçmiyordu. Ayrıca bu dönemde Osmanlı'da Cem ile Bayazıt arasında bir iç savaş söz konusuydu. Hatta, Osmanlı henüz Suriye'yi dahi ele geçirmemişti. Osmanlı'nın "bir fetva ile Avrupayı sarstığı" ve Hindistan için özel donanma kurdurduğu dönemler Kanuni Süleyman dönemine, yani 1520'den sonraki yıllara rastlamaktadır.
Endülüse Cezair'deki Abdülvâdiler veya Ziyaniler (1236-1555), Hafsiler (1229-1574), Vattasiler (1428-1549) gibi Kuzey Afrika'da kurulmuş Müslüman devletleri destek verebilirlerdi, ki bunların Endülüsle sıkı bir ticari ilişkisi bulunuyordu.
Endülüs'teki Müslüman devletinin çöküşünde bir gerekçe daha var: Endülüslüler kendilerini uygarlığın merkezi olarak görmekte ve çevrelerindeki bütün güçleri küçümsemekteydiler. Üzerinde durulması gereken çok daha önemli bir nokta ise Endülüs Müslümanlarının Avrupa'da 500 yıl kadar süren özellikle köle kadın ticareti yapan Yahudilere destek vermeleriydi. Endülüs, sadece bir Müslüman uygarlığı değildi, aynı zamanda bir Yahudi uygarlığıydı.
Endülüs'ün içler açısı durumunu dönemin tarihçilerinden Grnatî şöyle açıklar: "Müslüman şehirleri birbiri ardına düşerken, alimler heşeratın (kurt ve böceklerin) dolaştığı camiilerde namaz kılmak caiz midir, değildir tartışmasıyla iştikal ediyorlardı".
Kendi adıma, Modern Batı'nın zihinsel oluşumunda Endülüs'ün inkar edilmesi güç bir rolünün olduğunu kabul etmekteyim. Ama, Endülüs'ün İspanyolların eline geçmesinde Endülüs'teki Müslüman hanedanlıkların akıl almaz yanlışları, karşılarındakilerini önemsemeyişleri, iç çekişmeler, sefahat yaşamı birinci dereceden etkili olmuştur.
Saygılarımla...
Endülüs'ü geçtim, Osmanlı'ya bu hüzün
Çar, 26/04/2006 - 11:43 — M.Mustafa UZUNSelamlarımla...
1: Kanuni'den önce veya sonra, Endülüs'ün yıkılıp gitmesi birkaç on yıl içerisinde olmamıştır ki... Yüzyıllarla ifade edilen bir süreçten bahsediyoruz. Üstelik Kanuni devrinde de ayaklanmalar olmuş, direniş devam etmiş hatta Endülüs'lü Müslümanlar kendilerince bir devlet ve hilafette tesis etmişlerdir. Görünen yüzü ile 1600'lü yılların ortalarına kadar devam eden müslüman varlık kimi araştırmacılara göre 1800'lü yıllara kadar bile gelmiştir.
2: Endülüs'ün hangi sebepler ve şartlar dahilinde yıkılıp gittiği konusu ayrı bir tartışmadır. Bunun Osmanlı ile direk bir bağı olamaz. "Allah'ından buldular" tarzı arabeks kokan tavırların bir anlamı yok ki... Yani Endülüs'lü hanedanların vs yaptıkları Osmanlı'yı aklamaz.
3: Aslında "Osmanlı Endülüs'ün ahını almıştır" gibi keskin bir yargı'ya varmamıştım. Başlığa bakıp aldanmayın. Sorguluyorum kendimce. "Acaba öyle midir?" meselesi yani...
Vesselam
ENDÜLÜS
Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler
Niyetimizin kötülüğü bu kadar aşikar mı?
Cts, 29/04/2006 - 15:20 — M.Mustafa UZUNTüh!...
Ne de çabuk belli ettik Osmanlı'ya dair haince düşüncelerimizi...
Halbuki nasılda alttan alttan geliyorduk.
Çıktı foyamız meydana...
ENDÜLÜS
Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler
Neden bu büyük sorun AKDENİZ ile CEM SULTAN ile geçiştirilm
Çar, 03/05/2006 - 17:49 — M.Mustafa UZUNYazınızı okuyup, tebessüm etmemek mümkün değil. Teşekkür ederim. Güzel, ironik bir dil amma ne yazık ki "demogoji" diye adlandırılmaya daha uygun.
Üzerinde çok az cümle kurulmuş bir konu hakkında soran-sorgulayan bir dil geliştirmeyi müşteşriklerin dilini kullanıyor veya ecdadımızı aşağılıyor gibi alakasız bir ithamla karşı karşıya bırakmanız biraz insafsızca değil mi?
Bu MERAK için ciltler dolusu kitap okumaya gerek yoktur. Ben zaten neden ciltler dolusu kitap yazılmamış sorusunun cevabını arıyorum. Neden bu büyük sorun AKDENİZ ile CEM SULTAN ile geçiştirilmiş? Keşke dediğiniz gibi okyanus altlarından kitaplar bulup, gerçeğe ulaşma imkanımız olsaydı...
Bence gerçeği okyanus altında değil, burada, Osmanlı arşivlerinde aramalıyız.
Çünkü sorum; ENDÜLÜS NEDEN YIKILDI,GİTTİ değil OSMANLI, NEDEN ENDÜLÜS'ÜN BU GİDİŞİNE ENGEL OLMAYA (CİDDİ CİDDİ) ÇALIŞMADI...
Yoksa ne aşağılama var, ne oryantalist-müşteşrik bir dil...
ENDÜLÜS
Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler
Nerde İslam Orda Biz
Çar, 03/05/2006 - 18:15 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Endülüs de bizimdir, Osmanlı da bizimdir, çünkü biz İslam'ın olduğu yerdeyiz. Medeniyetimiz anlı şanlı İslam Medeniyeti'dir, gözlerimiz imanla bakar elhamdülillah, kalplerimiz imanla çarpar eşşükrülillah.
Bence bu tartışmayı bırakalım, bu tarih eğrisiyle doğrusuyla bizimdir. Değerlerimizi bilelim, bildirelim. Sancak bizimdir, taşımak gerek kardeşler. Allah(cc) bizleri gerçek manada idrak edenlerden eylesin...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
Reconquista' yı unutmamak lazım...
Pzt, 01/05/2006 - 16:19 — Şahin TorunEndülüs konusu acılı bir konudur ve endülüs' ün kimde kaldığı tartışılan bir vebali de muhakkak vardır...
Bu vebali Osmanlı'da aramak ne kadar anlamlı ise aramamakta bir o kadar anlam içererir muhakkak...
Benim asıl dikkati çekmek istediğim husus ise; 700'lerde endülüs'ün
fethinin başladığı tarihle eşzamanlı olarak faaliyete başlayan birleşik
hıristiyan hareketinin tarih içerisindeki başarısıdır...
Reconquista bu anlamda oldukça önemli bir hıristiyan girişimidir.
Herşeyden önce başından sonuna kadar sabır dolu ve en ince detaylarına kadar 800 yıla yayılabilen bir programdır reconquista.
Birleşik hıristiyan düşüncesi böylesine uzun vadeli bir programı ilmek ilmek dokurken,endülüs müslümanları ise ne gariptirki, ilk dönemi takiben ve özellikle muluku't-tavaif döneminden sonra da sürüp giden
kabileci arap anlayışı nedeniyle adeta uzun süren bir parçalanma sürecine girmiştir.
Bir yanda muhalif olduğu sülalenin iktidardan düşürülmesi ve kendi iktidarı , için bilmem şu kadar topraktan vazgeçen kabileci müslüman idareciler, diğer yanda ise 800 yıllık bir programın nesilden nesile aktarılan birikimi ve çabası düşünüldüğün de gerek reconquista ve
gerekse endülüs e dair içsel sebepler daha iyi anlaşılabilecektir.
Bu anlamda endülüs haketmediği bir sonuçla karşılaşmaktan çok, bu sonuca haketmediği bir biçimde ulaşmıştır diyebiliriz.
Evet birileri yazık etmiştir endülüs'e, gerçekten de yazık olmuştur ve bu yazık hiçte öyle kolay kolay bir yerlere yüklenebilecek bir yazık değildir...
Hani hep övünür dururuz ya Endülüs medeniyeti diye; bunu nasıl sahipleniyorsak; yıkılıştaki başarısızlığıda öylece pay etmeliyiz galiba...Zira Endülüs ün sonu ile elde edilen başarı nasıl bütün Hıristiyan avrupa'nın başarısı sayılmış ise, ortaya çıkan boşluk ta bütün Müslümanların olmuştur.Vesselam...
"ah" dedikçe yanarım, "vah" dedikçe yanarım!
Çar, 03/05/2006 - 18:47 — Emre UğurAtatürk, Mersin'e yaptığı seyahatlerin birinde, şehirde gördüğü görkemli binaları işaret ederke sormuş:
-Bu köşk kimin?
-kirkorun....
- Ya şu koca bina?
-yorgonun...
- Ya şu?..
-salamonun...
Başbuğ, biraz sinirlenerek sormuş:
-Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz?
Toplanan kalabalık arasından bir köylünün sesi duyulur:
- Biz mi nerede idik? - Biz Yemen'de, Tuna boylarında, balkanlar'da,Arnavutluk dağlarında, Kafkaslarda, Çanakkalede,Sakaryada, bu hainlerin akrabalarıyla savaşıyorduk Paşam!
........
Bu milletin ahı yeter aleme! gerisi ah'mı ki!
"Pir yandı birdaha sönmez kor yüreğim,
Kim demiş, haini canda kor yüreğim,
yedi kat yerin dibine kor yüreğim."
"Bir millet! esir yaşamaktansa yok olsun daha iyi"
Gazi Mustafa kemal Atatürk
dualarla kalalım
Gerisi Elbette Ah!
Çar, 03/05/2006 - 19:52 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam Emre Bey
Biz konuya millet açısından değil, ümmet açısından bakıyoruz. Biz, evelallah Türk milletindeniz, ama bizi birleştiren şey tek başına milliyet değil, ümmet bilincidir. Bu itibarla "gerisi" dediğiniz şeye "müslümanlar"ın girdiğine dikkat ediniz. Yanıyorsak müslüman olduğumuz için yanıyoruz, ümmet için yanıyoruz, İslam için yanıyoruz. Ahımız da vahımız da İslam içindir...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
esas üzerinde durulması gereken konu
Cts, 06/05/2006 - 02:00 — Eyyüp SuvariMustafa güzel bir konuyu tartışmaya açmışsın pek tabiki bu konun tarihçiler tarafından tartışılması en doğru olandır.Senin yazdığın gibi arşivlerin araştırılması bu konuda bir aydınlanmaya neden olacakmı bilemiyorum.Bize verilen Osmanlı'nın yardım edemeyişinin nedeni Cem sultan olayıdır.Bunu araştırmaktan çok esas dikkati çekmemiz gerken konu koskoca medeniyet nasıl olduda bu hale geldi.....yardıma mutaç hale......
Tarık Bin Ziyad gemileri yaktığında o ruh vardı ,cihat ruhu Endülüs emevilerinin temelini atan, o büyük medeniyeti kuran bu ruhtu ,bu aşktı.Ne zaman ki bu aşk kayboldu müslümanlar aralarına itilafa düştü o zaman parçalanma oldu.Bu parçalanmadan sonra dahi ayakta kalan beylikler hala sarayda zevke dalmıştı taki düşman onları bertaraf edene kadar.....(M.Mustafa Uzun naci ekşi lisesinden tanışıyoz???)
selametle...
önce bilgi sonra yorum lütfen
Cum, 07/07/2006 - 23:47 — lütuf reisSelamlar..
Öncelikle, "Osmanlı Devletinin, Endülüs Devletinin son kalıntısı olan Nasrîler ya da Benî Ahmer Devleti ile ilişkisi ve 1492'den sonra da Endülüslüler ya da Müdeccen Tâifesi ile ilişkileri" konusu, bilimsel bir konudur.
Dolayısıyla, metot olarak önce genişçe araştırma yapmalı, biraz bilgi sahibi olduktan sonra ayrıca konunun ülkemizdeki uzmanlarına ulaşarak kaynağından bilgi almalıdır. Ancak bundan sonra ortaya çıkıp yorum yapmak doğru olabilir.
Bu yöntemi de bugün internet imkanıyla herkes kendisi için uygulayabilir, kolaydır..
Arzu edenler, Endülüs konusunda geniş bilgi sahibi olmak için şu web sitesine bakabilirler, lütfen..
> www.endulus.net
Beyaz Müslümanlarda Endülüs...
Cts, 19/08/2006 - 19:24 — M.Mustafa UZUNEfendi-2'de yazar not düşmüş bir tarafa...
"Osmanlı, Endülüslü Yahudileri yakın çevresine yerleştirirken Endülüslü Müslümanları (ki bir kısmını) sadece karşı kıyıya geçirmekle yetinmiştir." diyor.
Haksız mı?
Muhakkak birçok nedeni vardır. Endülüs.Com'un bu anlamda bir faydası olmadı, belki bir ışık gösteren olur.
Vesselam
ENDÜLÜS
Sizin hiç haberiniz var mıdır Endülüs’ten
Bir siz kalmışsınız duymayan halimizi!
Onlar sizden yana çevirerek gözlerini
Ufuklara bakıp bir imdat beklediler
Endülüs ve Osmanlı
Pzt, 12/03/2007 - 18:12 — Salih DoğruSalih Doğru
Değerli arkadaşlar bu konun yazışma tarihi eski fakat hafızalarda yanlış
bilgilerin yer etmesi beni rahatsız etti.
Kısaca şu bilgileri vermek isterim.
Endülüsü 3 bölümde tanımak lâzım.
1- 715 ve 756 yılları arası Valiler dönemi
2- 756 ile 1o31 yılları arası emeviler dönemi
3- 1031 ile 1090 arası küçük sultanlıklar dönemi
Endülüse hakim olan Müslümanlar daha sonra akraba ve kardeşler
Arasında taht ve saltanat kavgalarına dönüşmüş bu nedenle Hristiyan ve
Yahudilerle bazıları işbirliği yaparak diğerini çökertmiştir.
Eemeviler dönemindeki iç karışıklıklarından dolayı 1o85 yılında Toledo
Şehri düşmüş ve Endülüslüler kuzey Afrikadaki Müslümanlardan yardım
istemişler O tarihte Kuzey Afrikada büyük bir devlet kurmuş olan
Murabıtlar yardım etmiş ve Endülüsü kendilerine ait bir vilayet olarak
İdare etmeye başlamışlardır.
1228 tarihinde Murabıtlar çökünce Hristiyanlar endülüste hızlı bir işgale
Başlamışlar bir çok yerleri almışlar 1231 de Granada Nasriler adlı sülalede
Kalmış 1490 tarihinde de Granadayı kuşatan hristiyanlarla aralarında
anlaşma yapılmış ve teslim olmuşlardır.
Şimdi gelelim asıl konuya:
1231 yılında dağılıp çöken bir Endülüse 1299 yılında sadece
Osmanlı Beyliği adı altında kurulacak olan bir Beyliği nasıl suçlarsınız.
1- Osmanlı Beyliği Endülüsün çöküşünden 68 yıl sonra kurulmuştur.
2- 1326 yılında Osman Bey vefat ettiğinde Endülüs yoktu Granada
Sultanlığı vardı.
3- 1490 Yılında Granada ile İspanyollar anlaşma imzalamışlar fakat
Bu anlaşmaya İspanyollar sadık kalmayıp Müslümanlara eziyet
Etmişlerdir katletmişlerdir.
Sadece Safahat içinde yaşayan bir Sülalenin zor durumunda olmasından
Dolayı Osmanlı'nın İspanya'ya savaş açmasının ne derece doğru olacağını.
O tarihte Osmanlı Donanmasının ne durumda olduğunu biliyormuydunuz.
Bu tarihte Osmanlı İmparatorluğunun durumunu varın siz inceleyin.
Onlar doğru olanı yapmıştır yaptıkları Granada'da yaşayan bir avuç
Müslüman'a dır o tarihte Endülüs diye bir yer yoktur.
Yeni yetişen Neslimize aslımızı kötü olarak tanıtmak bize vebal yükler.
Osmanlının İşi Takva ile yükseldi
Osmanlının işi Fetva ile alçaldı
Osmanlının işi Fitne ile Çöktü.
Daha fazla uzatmak istemiyorum Cenabı Hakk CC bizleri yaşadığımız
Bu Toprağın ve Bayrağın kıymetini bilenlerden eylesin.
Saygılarımla
Salih Doğru