Engellilere Hayatımızda Yer Var mı?
Bir taksi dolmuş düşünün. Engelli bir vatandaş el kaldırıyor. Araba duruyor. Engelli vatandaş binmek üzere hareketleniyor ancak vücudunun engelli olmasından ötürü hızla arabaya binemiyor. Yavaşça binmek üzereyken taksi dolmuş şoförü vatandaşa dönüyor ve; “Senin yüzünden kaç müşteri kaybettim” deyip azarı basıyor. Engelli vatandaş özrünün ona verdiği engeli mi düşünsün, yoksa şoförün ona bu sebepten ötürü yaptığı ayıba nasıl cevap verebileceği tereddüdü içerisinde arabaya biniyor. Arabadaki diğer yolcular, duruma öfkeleniyor ve tepki veriyorlar. Ama şoför özür dilemekten bile imtina ediyor.
Bu olay Anadolu’nun bir şehrinde taksi dolmuşta geçiyor. Bireysel bir tavır olmaktan ziyade giderek yalnızlaşan ve bencilleşen modern zaman içerisinde insanların topyekûn tavrı olarak belirginleşiyor. Toplumsal ve şehirsel olarak engellilere hayatımızda yer var mı? Onların varlığı bizi rahatsız ediyor mu? Olay bu soruyu akla getiriyor.
Doğuştan veya daha sonradan bazı sebeplere bağlı olarak gerçekleşen engelli olma hali insanın her an karşılaşabileceği durumlardan biridir. Engelliler ve onlara bakmak mükellefiyetinde olanlar bunu daha iyi bilirler. Her an korunma ve ihtiyacını karşılama zorundadır. Engelliler duygusal olarak kırılgan ve alıngandırlar. Engelli olma durumunun verdiği engel durumu O’nu her an bir zorluk ile karşı karşıya getiriyor.
Engellilerin çevrelerinde saygı ve değer görmeleri gerekir. Onlara acınarak, hayıflanarak bakılması ve hizmet edilmesini istemezler. Normal herkes gibi algılanmak isterler. Çocuklardan itibaren onlarla empati kurarak hayattaki önceliklerin onlara verilmesi ve hayatlarını kolaylaştıracak işlevlerin yerine getirilmesi önemlidir.
Şehir hayatında yer alabilmeleri için sosyal ve kamusal alanların bu durma göre düzenlenmesi gerekir. Maddi imkânları zayıf engellilerin tedavi ve diğer giderlerinin yardımı sağlanmalıdır. Özellikle devletin karşılamadığı araç- gereçlerin karşılanması ve tedarik edilmesi noktasında gereken hassasiyet gösterilmelidir. Engellilere yardım için kurulmuş birçok sivil toplum örgütü ve organizasyonların bu anlamda proje ürettiği söylenemez. Engellilerin sorunlarına sahip çıkarak onların toplumsal, ekonomik ve kültürel hayatta yer almaları için açılımlara ihtiyaç bulunmaktadır.
Şehirdeki sokak ve caddelerin engelli vatandaşların durumları dikkate alınarak düzenlenmelidir. Sakarya’da ki birçok kaldırımda yayalar bile zor hareket ederken engelli vatandaşların nasıl davranabileceği şüphelidir. Kamusal alanlarda hizmet alımları onlara pozitif ayrımcılık yapılması gerekir.
Engelli vatandaşların varlığı bir yük ve eziyet değildir. Bir insan olarak herkes gibi değere ve öneme haizdir. Onların psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve sosyal ihtiyaçları göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir. Onların sayısal varlıklarının az olması bu hizmet ve tedbirlerin alınmaması anlamına gelemez. Yukarıda bahsettiğimiz olayda olduğu gibi bir insanı tazir, sitem ve hakarette bulunmaya kimsenin hakkı yoktur. Onların varlığı ve korunması tüm toplum kesimlerinin görevidir.
- Cevat Benar yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- gönder





projektör yazılar ve bedbaht bir tercih
Dikkatimi çekiyor. Gözler hassas noktaları aydınlatan projektör yazıları görmezden geliyor. Hepimiz hayatta sıklıkla rastladığımız engellileri görmezlikten gelmeye alıştığımız gibi,onlarla ilgili bu yazıyı da görmezlikten gelmeye devam ediyoruz. Ne bedbaht bir tercih. Demek ki; sıradan insanların içindeki bizler de sıradan davranmaktan başka birşey yapmıyoruz. Oysa engellilerin varlığı da bir çok şeye dikkatimizi çekmek için Allah'ın görmemizi istediği ayetlerindendir. O ayetlere hürmette kusur etmemek lazım.
Alper SELÇUK
engellilerin varlığı nasıl bir ''ayet''tir
selamun aleyküm
8 milyon olduğu söylenen engelli insanımız var.
ülke nüfusunun neredeyse %10.
oturduğumuz mahallede, sokakta, apartmanda, evimizin içinde.
engel.
göklerle kardeş midir yoksa yeryüzünde yetişen mi?
bak, gör, ibret al ve şükret midir ''ayet'' olan yoksa başka birşey mi?
konuyla ilgili olan okuduğum bir kitap var.
ilhami güler'in ankara okulu yayınlarından çıkan ''allah'ın ahlakiliği sorunu''
''ehli sünnet'in allah tasavvuruna ahlaki açıdan eleştirel bir bakış'' çalışması olan kitap.
....
''vema rabbuke bi zallamin lil'abid''
Anlamaya çalıştım, ama...Bu nasıl müslümanlık?
Yorumun başlığına baktım:"engellilerin varlığı nasıl bir ''ayet''tir". Düşündüm, haklı bir soru;cevabı lâzım. Ama yorumun sonuna doğru ehli sünnet'in Allah tasavvuru ile ilgili eleştirilerin yer aldığı kitap önerildiğini görünce durdum. Sorunun haklı olup olmadığını bir kenara bıraktım.. Murat Tuzcu sık sık cemaat.com'da şiayı savunur refleksler geliştiriyor. Şimdi de hiç alakasız yerden 'şut çekiyor'. Şimdi konumuz mezhepse maçı ona göre oynayalım, mehzep değilse mezhebi sokmayalım işin içine , olmaz mı Murat Tuzcu? Herkes'in mezhebi kendine!
Şu önerilen kitabın adı 'Allah'ın ahlakiliği sorunu' bu nasıl bir kitap adıdır be kardeşim? Neresinden tutacaksın bu kitabın? İsmi kendinden beter. Ne demek Allah'ın ahlâkiliği? Ne demek sorun? Bu nasıl müslümanlık? Kitaplarına Artistik isimler bulacağız diyen budalalar, önce kavramlara, inançlara saygı göstersinler, sonra eleştirmeye hakları var mı bakarız! Yazar denen şahsa da burdan sesleniyorum: Sen insan olarak kendi ahlakiliğinin ne düzeyde olduğunu algılamaktan acizsin. Başka birşeyi sorgulamaya hakkın yok!
Özürlülerin Allah'ın ayetlerinden olduğuna dair düşüncemize gelince, sorunuza cevap verelim. Önce şunu biliyor musunuz, soralım size? Siz hiç, oğlum olsunda eli-kolu bacağı olmasın diye sitemde bulunan bir insanoğluna, oğul verilip de elsiz-kolsuz ve bacaksız olduğuna şahit oldunuz mu? Bu örnek bile sizin yorumunuzda belirttiğiniz daracık bakış açısını ezer geçer. İşte bu ayetlerdendir. Yeterli mi?
Alper SELÇUK
''yeterli'' görülen yetersiz bile değil...
selamun aleyküm
önce kitabın girişinden alıntı ile başlayalım.
''kader veya ''alın yazısı'' inancının doğurduğu kayıtsızlıktan dolayı aşılanmadığı veya hastalıkları ihmal edildiği için tabii ecelleriyle ölmeyip, allah'ın (haşa) erkenden aldığı ''aldığı'' başta beş kardeşim olmak üzere, milyonlarca mümin evladının;
''kısmeti kapalı'' olduğu için evde kalan kızların;
''göreceği'' olduğu için kuma'ya; ''kaderi'' olduğu için de zalim kocalara katlanmak zorunda kalan zavallı kadınların;
başkalarına ''ibret', kendilerine ''imtihan'' olsun diye (haşa) ana rahminde sakatlananların;
''nasip'' ve ''kısmet''leri nakıs tüm güneylilerin;
yaptığı haksızlıkları ''allah'ın kaderi'' olarak meşrulaştıran muaviye'ye başkaldırdıkları için şehid edilen ma2bed el-cüheni ve ğaylan ed-dimeşki'nin...
velhasıl,
tüm ''kader kurbanları''nın anısına...
''vema rabbuke bi zallamin lil'abid''
(prof.ilhami güler / ankara ilahiyat fakültesi kelam ana bilim dalı)
cemaat com'da ne ehli sünnet'i ne de şia'yı savunmak gibi bir çaba içersinde olmadım.
ehli sünnet'e yönelik eleştirileri ''şiayı savunur refleksler'' olarak görmek ne yazık ki memleketimizin has yanlışlarından.
hem ehli sünnet'in hem de şia'nın tarihin derinliklerinden süzülüp gelen yanlışları var.
daha doğrusu ''var'' diyenlerin isabetli olduklarını düşünmekteyim.
herşeye anlamadan, bilmeden tepki vermek ve yanlış sonuçlar çıkarmak hoş değil.
evet ''herkesin mezhebi kendine'' mezhepsizliği de.
''Kitaplarına Artistik isimler bulacağız diyen budalalar, önce kavramlara, inançlara saygı göstersinler, sonra eleştirmeye hakları var mı bakarız''
bu yazdığınız öncelikle ayıp birşey.
yazdıklarınızdan hem yazarı tanımadığınız hem de kitabı okumadığınız anlaşılıyor.
peki ''budala'' ve ''artist'' olan kim acaba?
''Yazar denen şahsa da burdan sesleniyorum: Sen insan olarak kendi ahlakiliğinin ne düzeyde olduğunu algılamaktan acizsin. Başka birşeyi sorgulamaya hakkın yok!''
son derece çirkin, düzeysiz, kaba olan hitap tarzınızı lütfen değiştirin.
ve insanlardan özür dileyin.
birilerinin ''daracık bakış açısı'' ancak kendilerini ''ezer geçer''.
kendi mahallesinden dışarı çıkamayanlar mutlak doğrunun çektikleri ''şut''larda görebilirler.
ama ''iş sizin bildiğiniz gibi değil'' azizim.
Murat Tuzcu...
Murat Tuzcu,
Meseleleri şahsileştirmekle meşhursunuz. Maksadınız daima konuyu malayani düzeye indirmek. Yorumum yukarıda açık. Sizin yorumunuzda açık. Gören anlayan herkes, bakış açılarımız arasındaki farkı net bir şekilde görebilir.
Ama bu sitede, başta sizin başkasına böyle bir eleştiri getirmeye hakkınız yok. Sorunlu bir algınız var ve ağzınız epeyce bozuk. Geçmişteki yorumlarınız bol örnek babındandır. Ama en tazeleri yukarıda."son derece çirkin, düzeysiz, kaba olan hitap tarzınız.. " Sizin çirkinlik konusunda deneyiminiz yüksek belli;ama şahsıma böyle yakıştırmalarda bulunamazsınız? Ahkam kesiyorsunuz ama haddinizi aşarken kendinize ahkamınız sökmüyor. Ders alacak yerdesiniz, verecek değil. Konuyu getirdiğiniz yer işte seviyenizin yeri. Asıl çirkin düzeysiz ve kaba olan bu tavrınızdır. Size artist ve budala da demedim. Eleştirdiğim bir tavırdır. Tekrar okuyunuz:
"Şu önerilen kitabın adı 'Allah'ın ahlakiliği sorunu' bu nasıl bir kitap adıdır be kardeşim? Neresinden tutacaksın bu kitabın? İsmi kendinden beter. Ne demek Allah'ın ahlâkiliği? Ne demek sorun? Bu nasıl müslümanlık? Kitaplarına Artistik isimler bulacağız diyen budalalar, önce kavramlara, inançlara saygı göstersinler, sonra eleştirmeye hakları var mı bakarız! Yazar denen şahsa da burdan sesleniyorum: Sen insan olarak kendi ahlakiliğinin ne düzeyde olduğunu algılamaktan acizsin. Başka birşeyi sorgulamaya hakkın yok!"
Özür meselesine gelince. Özür dilemesi gereken sizsiniz Murat Tuzcu. Bir de hiç kızarmadan özür dilemeye davet ediyorsunuz. O insanları bu ortama sürükleyen sizsiniz. Gereksiz yere. Sırf sunnilikteki yanlışları eleştirme fırsatı oluşturmak için. Bu konunun mezheple ilişkisi ne? Size ne? Gidin kendi mezhebinizle ilgilenin ya da mezhepsizlik mezhebinizle.. Sizin bildiğiniz gibi olan iş bu kadar sığsa siz biledurun. Kitaptan alıntıladığınız saçmalıklar aynen ve daha fazlasıyla şiada da varken, kalkıp saçmalıkları sünnilik üzerinden değerlendirmeniz de kötü niyetten başka birşey değildir. Ve bu tarz yorumlar yok hükmündedir; yok sayıyorum.
Siz ancak kendi sığ bakış açınızla eleştirdiğiniz şeyleri görebilirsiniz. Ama ben sizi de görüyorum. Kastım yorumla özürlülerle ilgili bir yazıya dikkat çekmekti. Galiba başardım. Özürlülere ve çeşitlerine...Bizim Allah'ımız, sizin Veya o yazarın Allah'ı ile aynı değil. Kendi Allah'ınızı bize dayatmayın. O'nun ahlakiliği ile ilgili sorunları da kendiniz tartışın. Konumuz bu değil ve olamaz. Biz aciz insanlar olarak haddimizi biliriz. Siz ne haliniz varsa mutlu olun. Bu kapıda düzeyiniz yok.
Alper SELÇUK
''ne haliniz varsa mutlu olun''
selamun aleyküm
insan bilmediğinin cahilidir.
bildiği ise ezberler bütünüdür.
hiç görmez durmadan bakar.
''sapık'' ve ''özürlü'' olan bizleri dize getirir.
onların evi fırkaı naciye'dir.
biz ise bidat ehli.
türkülerimiz ne güzeldir bizim.
ve ''cahille sohbeti kestim''
''vema rabbuke bi zallamin lil'abid''
Örnekler...
A / Z,U.Ali Birkardeşler'in yazısına yorum'u
'fe eyne tezhebun'' şehidi ali
Paz, 26/04/2009 - 21:35 — murat tuzcu
"urvetul vuska'nın diliyle büyüdü.
devrimin sesini çoğalttı.
saltanat darbesiyle şehid edildi."
Ali Bulaç Aydın olmaktan vazgeçiyorum başlıklı yazıma Murat Tuzcu'nun yaptığı yorumdan:
" rahmetli imam'a karşı çirkince sözler söyleyenlere ses çıkarmayan bir ali bulaç var karşımızda...yani ''hizmet''e hizmet yapmanın bedeli eğer sosyolog veya müslüman aydın ünvanıyla ortalarda dolaşıp rahmetli imam'a çirkin sözlerle saldıranları müceddid konumuna sokmaksa ben ali bulaç'a hakkımı helal etmiyorum"
Mızraksız İlmihal Üzerine Hasbihal, Elif Nur Diyer'in yazısına yaptığı yorumdan:
"islam devrimine ve rahmetli imam'a saldıranlardır kokuşmuşlar.kendi çöplüklerini kurtuluş diyarı sayanlardır kokuşmuşlar."
Taassuba Karşı Duruşun Adı: Cemaleddin Afganî,farukyucel'in yazısına yaptığı yorumdan:
"Türkiye'de ehilleştirilmiş bir sünnetin bir kısım müntesipleri utanmadan aynı teraneleri seslendiriyorlar. ehilleştirilmiş dilleri ancak bunlara alıştırılmış. mezheb taassubunun kulları olmuş olanlara ne söylenebilir? daha konuşmaya müsade etmeden dilleri otomatik silah misali başlıyor: ''iranlı, şii, mason,işbirlikçi, ajan...'
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, rüştü hacıoğlu'nun yazzısına yaptığı yorumdan:
"ehli sünnet bumu?...buysa sizin olsun bayım...alın ve tekeller kurup salih ameller inşa edin...biz sapkınlar sapkın ve azgın sokaklardan sizleri izleyip kıskanmayız.
rahat olun...geniş olun...sahipler sizler sahipsizler bizleriz...eyüp sultanlarınız bol olsun..."
Câm-ı Cem,U.Ali Birkardeşler yazısı'ına yorumu,cam-ı cem'e selam,Per, 20/03/2008 - 10:36 — murat tuzcu
İran Ne Yapıyor, Ne Hedefliyor, Türkiye'ye Karşı Tutumlarında Samimi mi?,seckin deniz'in yazısına yorumu:
"imam humeyni ve islam devrimi şehidlerinden ve de ali şeriati'den bahsederken ortalara ''ikiyüzlü'' diller döşeyenleri bir daha kınıyorum kınıyorum..."
ve daha başkaları...Yetersiz'e...
Alper SELÇUK
size hakkımı helal etmiyorum
selamun aleyküm
ne var bu yorumlarda.
öküzün altında buzağı aramak meziyet mi?
imam humeyni'yi sevmek şii'lik değildir.
islam devrimi'ni önemsemekte şii'lik değildir.
ve ben şii'de değilim.
sünni olmadığım gibi.
allah'ın dinini sünnilik ve şiilik'ten ibaret sayanlarla ''allah'ımız bir değil''se suç benim değil.
yazılarınız cemaat'te yayınlanıyor diye bir büyüye mi kaptırdınız kendinizi?
sorduğum bir soruyu abuk sabuk yerlere çekip düzey fışkırması yaratmanız size alkış mı kazandırıyor?
islami ve insani söylemi niçin şehid ediyorsunuz?
içi boş ve slogan barındıran ''siyasi analiz''ler yapmak kolaydır elbet.
zor'a gelindiğinde ezberleri bayraklaştırmakta kolayın kardeşi.
tekrar yazıyorum.
imam humeyni'yi ve islam devrimi'ni sevenleri şii görmek kadar cahilane bir durum yoktur.
allah yar ve yardımcımız olsun.
ümmetin birliği, dirliği ve özgürlüğüne inşallah...
bu vesileyle 3 haziran'da rabbine kavuşan imam humeyni'yi rahmetle anıyorum.
Perde... romantik kışkırtıcı
Hak, hakkı bilir. Hesabı da bilir. Allah'ın ayetlerini, hurafelere ve sapkınlıklarla karıştırıp, tam ortasından sunniliğe dalan adamın, haktan nâsibi yoktur.
Sloganlar, saldırganlık ve bozuk ağızla, sunniliği aşağılayarak gelip kaşrımızda duran kişi,"ümmetin birliği, dirliği ve özgürlüğüne inşallah"sloganına sığınıyorsa biz ona romantik kışkırtıcı diyoruz. O kadar! İran Devrimi'ne İslam Devrimi diyenin cehaletine de şapka çıkarıp bu münasebeti küçük şeyi perdenin gerisine itiyoruz. İslam'ı şia'dan ibaret sayan bu anlayışı geldiği yere gönderiyoruz.
Alper SELÇUK
bilerek ve isteyerek doğruları örtmek günahtır
selamun aleyküm
allah'ın dinini sünnilik ve şiilik'ten ibaret sayanlarla ''allah'ımız bir değil''se suç benim değil diyen ben'i ''İslam'ı şia'dan ibaret sayan bu anlayış'' diye yaftalayan alper selçuk yalan söylüyor.
üstelik bilerek ve isteyerek yalan söylüyor.
''sünniliğe dalan adamın haktan nasibi yoktur'' diyen alper selçuk cemaat'in haricisi midir ki tekfir yelpazesini sallamaktan geri durmuyor?
sünnilik ya da şiilik ne zamandan beri ''hakk'' oldu da haberimiz yok.
toptan süpürmecilik yapan bu zihniyetin hakka sahip çıkma adına dairenin içini hayli dar dışını da çok geniş tuttuğu aşikar.
yazıya yaptığım ilk yorumda ne yazının sahibini ne alper selçuk'u ne de ehli sünnet'i tahkir vardır.
verilen cevapta ise tahkir sürüleri.
''saldırganlık ve bozuk ağız'' söyleyecek sözü olmayanların işidir.
ehli sünnet'i ve şia'yı eleştirmek ''aşağılamak'' değildir.
yazılanları bilmeden, kişinin kastı ters yüz edilerek yazılanlardır ''aşağılamak''.
''İran Devrimi'ne İslam Devrimi diyen''leri ''cehalet'' ile itham etmenize gelince.
pınar yayınları'nın ilk kitabı mutahhari'nin islam devrimi adlı kitabıdır. pınar yayınları şia değildir ama imam humeyni'yi ve islam devrimi'ni severler.
ekin yayınları şia değildir ama imam humeyni'nin ve islam devrimi'nin devrimci çizgisine selam verirler.
ali bulaç şii değildir ancak humeyni'ye imam der.
hayrettin karaman'da devrime islam devrimi demiştir.
http://www.velfecr.com/haber_detay.php?haber_id=8895 bu link bizleri dünyanın diğer cahillerini tanımaya götürecek.
beni kastederek ''İslam'ı şia'dan ibaret sayan bu anlayış'' diyenlerin yalan söylediklerini tekrar yazmak istiyorum.
ne ilhami güler'i bilmektedirler ne de kitaplarını okumuşlardır.
yaptıkları tek şey ''saldırganlık ve bozuk ağızla'' konuşmaktır.
taassub kötüdür.
cehaleti besler ve kör eder sahibini.
yalan daha da kötüdür.
taassubunun kötülüğünü örtmeye çalışır çünki.
''vema rabbuke bi zallamin lil'abid''
Huy bu; çıkmaz sizden...
Şimdi, şahsa cevap yazsak bir türlü yazmasak bir türlü.
Bu kadar tahkir/iftira ancak yüzü kalın deriden müteşekkillerde olur. Ya ilahi bu ne iştir?
Yazacaklarım şahsımı yalanla itham eden bir haysiyet celladına karşı yazıyorum, mazur görünüz. Öncelikle herşey apaçık meydandadır, görelim, gösterelim ki; Bir kışkırtıcı müfteri nasıl saptırıyor. Bunların işi bu. Bunlar ücretli adamlar. Bunların derdi fesat.
Murat Tuzcu 'nun iftiraları ve doğrular:
İftira 1:"allah'ın dinini sünnilik ve şiilik'ten ibaret sayanlarla ''allah'ımız bir değil''se suç benim değil diyen ben'i ''İslam'ı şia'dan ibaret sayan bu anlayış'' diye yaftalayan alper selçuk yalan söylüyor.
Doğru 1: "Bizim Allah'ımız, sizin veya o yazarın Allah'ı ile aynı değil. Kendi Allah'ınızı bize dayatmayın. O'nun ahlakiliği ile ilgili sorunları da kendiniz tartışın. Konumuz bu değil ve olamaz. Biz aciz insanlar olarak haddimizi biliriz"
İftira 2:"'sünniliğe dalan adamın haktan nasibi yoktur'' diyen alper selçuk cemaat'in haricisi midir ki tekfir yelpazesini sallamaktan geri durmuyor?"
Doğru 2:Hak, hakkı bilir. Hesabı da bilir. Allah'ın ayetlerini, hurafelere ve sapkınlıklarla karıştırıp, tam ortasından sunniliğe dalan adamın, haktan nâsibi yoktur(kastettiğimiz şey açık, şahıs hakkını helal etmemekle tehdit ediyor, bizde cümlenin tamamında belirtilen şeyleri söylüyoruz. Şahıs cümleyi kesiyor ve Hak'tan kastımızı nerelere çekiyor)
İftira 3:"yazıya yaptığım ilk yorumda ne yazının sahibini ne alper selçuk'u ne de ehli sünnet'i tahkir vardır.verilen cevapta ise tahkir sürüleri."
Doğru 3: Doğrudur ilk yorumda gizli bir tahkir olduğunu reddetse bile, şahsın sonraki yorumlarının içerdiği hakaretler:"son derece çirkin, düzeysiz, kaba olan hitap tarzınızı...,peki ''budala'' ve ''artist'' olan kim acaba?,ve ''cahille sohbeti kestim'',yazılarınız cemaat'te yayınlanıyor diye bir büyüye mi kaptırdınız kendinizi?,sorduğum bir soruyu abuk sabuk yerlere çekip düzey fışkırması yaratmanız size alkış mı kazandırıyor,islami ve insani söylemi niçin şehid ediyorsunuz?,içi boş ve slogan barındıran ''siyasi analiz''ler yapmak kolaydır elbet,taassub kötüdür.cehaleti besler ve kör eder sahibini.yalan daha da kötüdür.taassubunun kötülüğünü örtmeye çalışır çünki."
Herşey gözönünde. Ama müfteri hiç sıkılmadan tam tersini yazabiliyor. Bizi katillikle de suçlayan bu şahsın Allah korkusu varsa ve aklına gelirse, fazla uzatmaz.
Alper SELÇUK
''gizli bir tahkir'' tahkirleri örtmek için uydurulan iftiradır
selamun aleyküm
''Bunlar ücretli adamlar. Bunların derdi fesat.''
''haysiyet celladı''
''Bir kışkırtıcı müfteri''
sizi edebe davet etmek icab ediyor.
ancak körlüğünüz o kadar derin ki üzerime atmaya yeltendiğiniz çamur size kul hakkı olarak geri gelecektir.
yukardaki sözleriniz kadar ahlak dışı bir iftira olamaz her halde.
herşey ortada evet.
herkes kimin ne dediğini biliyor.
hangi cümleleri alıp sıralasanız da herşey ortada.
kimin iftira atıp kimin doğru söylediği ortada olduğu gibi.
''Bizi katillikle de suçlayan bu şahsın Allah korkusu varsa ve aklına gelirse, fazla uzatmaz.''
evet siz bir katilsiniz.
islami ve insani söylemi şehid eden bir katil.
ince tehditler döşeyin allah'tan korkmadan.
yalanlar ve iftiralar.
inceden inceye tehditler.
size hakkımı helal etmiyorum.
ve utanıyorum müslümanların geldiği noktadan.
TEVHİD ADALET ÖZGÜRLÜK
''vema rabbuke bi zallamin lil'abid''
Gerçekten sıktı artık
Necdet İlimen
Selam.
Gerçekten sıktı artık.
Ne zaman sona erdireceksiniz bu tartışmayı.
Doğrusu merak ediyorum.
İçinizden geçen her şeyi söylemek zorundamısınız?
Birazı da sizde kalsın.
Esasen bu tartışma olmaktan çıktı.
Artık kavgaya dönüştü.
İstifade edilecek bir şeyde görünmüyor.
Konu başka, tartışma (kavga) başka.
Sizlere değer veriliyor yazılarınız okunuyorsa
lütfen bu değere layık olalım. Yazılarınızı okulayım.
Selam ve dua ile
kim neyi ne zaman söylemiş bakalım
selamun aleyküm
alper selçuk yukarda ''iftira'' ve ''doğru'' diyerek alıntıladıklarına tarih atmamış.
yani kim neyi ne zaman yazdı ve kim de yazılanlara ne zaman ve nasıl cevap verdi belirsiz.
bu belirsizlikten faydalanarak güya "'sünniliğe dalan''lara dalarak yanlışlarını örtmek için kullanıyor alper selçuk.
bir zamanlar çokca ama şimdiler de sadece dinazorlar tarafından ifade edilen ''bunlar iran'dan para alıyorlar'' yalanı alper selçuk'un zihninde ''bunlar ücretli adamlar. Bunların derdi fesat''a dönerek iftira yön değiştirmişe benziyor.
benim kimden ve nereden ''ücretli'' olduğumu söylemezlerse müfteri durumundan nasıl kurtulacak kendileri.
sanal ortamda bilgisayarın tuşlarına basarak birilerini dolaylı yoldan tekfir etmek ve ''ücretli'' memur sınıfına sokmak hangi mezhebin, meşrebin ahlak felsefesinde mevcuttur.
şimdi de tarihlere dikkat ederek kimin neyi, ne zaman ve hangi üslupta söylediğine bakalım.
1.
Paz, 31/05/2009 - 09:27 — murat tuzcu
‘’konuyla ilgili olan okuduğum bir kitap var.
ilhami güler'in ankara okulu yayınlarından çıkan ''allah'ın ahlakiliği sorunu''
''ehli sünnet'in allah tasavvuruna ahlaki açıdan eleştirel bir bakış'' çalışması olan kitap.’’
Paz, 31/05/2009 - 21:14 — alper selcuk
‘’Kitaplarına Artistik isimler bulacağız diyen budalalar, önce kavramlara, inançlara saygı göstersinler, sonra eleştirmeye hakları var mı bakarız! Yazar denen şahsa da burdan sesleniyorum: Sen insan olarak kendi ahlakiliğinin ne düzeyde olduğunu algılamaktan acizsin. Başka birşeyi sorgulamaya hakkın yok!’’
2.
Pzt, 01/06/2009 - 09:59 — murat tuzcu
''Kitaplarına Artistik isimler bulacağız diyen budalalar, önce kavramlara, inançlara saygı göstersinler, sonra eleştirmeye hakları var mı bakarız''
bu yazdığınız öncelikle ayıp birşey.
yazdıklarınızdan hem yazarı tanımadığınız hem de kitabı okumadığınız anlaşılıyor.
peki ''budala'' ve ''artist'' olan kim acaba?
''Yazar denen şahsa da burdan sesleniyorum: Sen insan olarak kendi ahlakiliğinin ne düzeyde olduğunu algılamaktan acizsin. Başka birşeyi sorgulamaya hakkın yok!''
son derece çirkin, düzeysiz, kaba olan hitap tarzınızı lütfen değiştirin.
ve insanlardan özür dileyin.
Pzt, 01/06/2009 - 12:12 — alper selcuk
‘’Sorunlu bir algınız var ve ağzınız epeyce bozuk. Geçmişteki yorumlarınız bol örnek babındandır. Ama en tazeleri yukarıda."son derece çirkin, düzeysiz, kaba olan hitap tarzınız.. " Sizin çirkinlik konusunda deneyiminiz yüksek belli;ama şahsıma böyle yakıştırmalarda bulunamazsınız?’’
3.
Pzt, 01/06/2009 - 12:12 — alper selcuk
‘’…yorumla özürlülerle ilgili bir yazıya dikkat çekmekti. Galiba başardım. Özürlülere ve çeşitlerine...Bizim Allah'ımız, sizin Veya o yazarın Allah'ı ile aynı değil’’
Pzt, 01/06/2009 - 16:46 — murat tuzcu
‘’allah'ın dinini sünnilik ve şiilik'ten ibaret sayanlarla ''allah'ımız bir değil''se suç benim değil.’’
4.
Pzt, 01/06/2009 - 20:12 — alper selcuk
‘’İran Devrimi'ne İslam Devrimi diyenin cehaletine de şapka çıkarıp bu münasebeti küçük şeyi perdenin gerisine itiyoruz. İslam'ı şia'dan ibaret sayan bu anlayışı geldiği yere gönderiyoruz.’’
Salı, 02/06/2009 - 10:52 — murat tuzcu
‘’allah'ın dinini sünnilik ve şiilik'ten ibaret sayanlarla ''allah'ımız bir değil''se suç benim değil diyen ben'i ''İslam'ı şia'dan ibaret sayan bu anlayış'' diye yaftalayan alper selçuk yalan söylüyor.
üstelik bilerek ve isteyerek yalan söylüyor.’’
5.
Salı, 02/06/2009 - 19:41 — alper selcuk
‘’yüzü kalın deriden müteşekkil’’
''Bunlar ücretli adamlar. Bunların derdi fesat.''
''haysiyet celladı''
''Bir kışkırtıcı müfteri''
Çar, 03/06/2009 - 11:29 — murat tuzcu
‘’sizi edebe davet etmek icab ediyor.
ancak körlüğünüz o kadar derin ki üzerime atmaya yeltendiğiniz çamur size kul hakkı olarak geri gelecektir.
yukardaki sözleriniz kadar ahlak dışı bir iftira olamaz her halde’’
TEVHİD ADALET ÖZGÜRLÜK
''vema rabbuke bi zallamin lil'abid''
elhamdulillah!
selam ile;
alleme alper bey böyle buyurmuş " İran Devrimi'ne İslam Devrimi diyenin cehaletine de şapka çıkarıp.." ben dahi mezkur devrimi bir çok cahil gibi -ilk aklıma gelenler kelim sıddıki, ahmet huber, münire afife, hüseyin hatemi, muhammed mehdi şemseddin ramazan cibril, yaşar kaplan ilaahir- islam devrimi diye değerlendiriyorum. kuşkusuz böyle değerlendirmeyip alleme alper bey gibi değerlendirenlerin olduğunu da bilmekteyim. mutluluğum cahillerden oluşum.. hürmetler..
c.ç
alleme...
Değerli Cemal Çalık, öykülerinizi okurken hatırlamak istiyorum kendimi.
Kötü bir şey istediğimi de sanmıyorum. İster misiniz böyle kalalım?
İsteyiniz,rica ederim. Zira sizin uslubunuz 'alleme' gibi istihza içeren bir uslup değil.
Görüp izlediyseniz, ki;dikkatinize zerre kadar kuşkum yok- konu nerden nereye sürüklendi. Siz de tam orta yerden müdahil olma gereği hissettiniz. Beklerdim ki; sunniliğe laf döşeyen Murat Tuzcu'yu güzel uslubunuzla uyarasınız. Her nasıl şiiliğe, şii oluşunuzdan dolayı taraftar görünüp savunur poziyonda kaldıysanız, bizde sunniyiz güzel kardeşim, bizde tepki koyduk. Bunu farketmeniz çok mu zor? Yahut aydın olmak ne memen bir şey?
Son eklediğiniz yorum yukarıda ama ondan önceki yorumunuzla da kavgaya paça sıvadığınız belli. Sizinle ne de başka birisiyle kavgaya niyetim yok. Yanlış hangi mezhepte olursa olsun yanlıştır. Murat Tuzcu'nun verdiği örnekler aynen ve daha fazlasıyla şia'da var. Eleştireceksek Kur'an ışığında eleştirelim. Öyle keser gibi yontmak, diğerini kötülemek yok. Haksız mıyım?Sizden beklediğim hüsnüniyet ve sukunettir,celâdet değil. Ha beklediğim gibi olmak zorunda değilsiniz. Hoşgörü sınırlarınızı ben belirleyemem, ama bunu verdiğiniz görüntü gereği sizden beklemeye hakkım vardır. Bekleyeceğim de.
İran veya başka bir rejim İslam adını alsa dahi İslâm Cumhuriyeti veya krallığı olamaz. Bunun sosyolojik analizini yapabileceğinizi biliyorum.İran'da uygulanan her bir sosyolojik programın asıl kökenleri ve ayrıntıları dahil İslam'ın temel özüne matuf olmak zorundadır.Öyle midir peki? Siyasi analizini de yapabiliriz. Gözlüğünüzü bir kenara bırakıp konuşunuz lütfen, İran,tek başına İslam Cumhuriyeti midir? Evet, dediğiniz zaman, İslam'ı yeniden tanımlamak zorundasınız. Bu tanımınız nasıl olmalıdır? İran'da kurulu olan sistemin kaynağını da izah etmek zorundasınız. Bir Din'in bir mezhebinin tesis ettiği hangi düzen o din'in tamamını temsil edebilir? Osmanlı'daki Hilafet de aynı değerlendirme içindedir. Ama Osmanlı Devleti'nin adı Osmanlı İslam Devleti değildir.
Sizinle Murat Tuzcu düzleminde bulunmak istemem Cemal Bey. Lütfen bu isteğime saygı duyunuz. Paylaşacaksak eleştiri akortlarımızı saldırganlık dozuna uydurmamalıyız.
Alper SELÇUK
peki
selam ile;
"İster misiniz böyle kalalım?"
böyle kalsın Alper bey..
küçük bir not:
"islam devrimi" adlandırmasıyla "islam cumhuriyeti" adlandırmasının bir birlerinden farklı olduğu görüşü yaygındır. hatta kimi düşünürler mevcut İslam Cumhuriyeti'nin Hatt-ı İmam çizgisinden çıktığını dahi dile getirmişlerdir. böyle düşünenler de vardır. Olmadığını söyleyenler de. bu ayrımı yaptıktan sonra;Ben devrimin "islam devrimi" olduğunu kabul edenlerdenim. böyle kabul edenler olduğu sanırım size meçhul değildir.. islam devrimi olmadığı görüşünde olanların varlığı bizce meçhul olmayışı gibi..mezkur devrimi islam devrimi diye kabul edenleri cehaletle suçlamanız üzerine bir not yazmam gerekti. o notu yazışımın müntesibi olduğum mezhepten ötürü kaynaklanmadığının da bilinmesini istirham ederim..zira ben sünni bir ailenin ferdiyim.. benim caferilik hayatım topu topu 25 yıllıktır.. hürmetler
c.ç
Sağolun,varolun Cemal Çalık
Teklifime verdiğiniz olumlu cevap için teşekkür ederim. Cemal Çalık.Sağolun,varolun.
Notunuzla ilgili küçük bir açıklama ekleyeyim:
Konum mezhep çatışması gibi kısır şeyler değildi, biliyorsunuz. Ancak konu görüldüğü üzere o boyuta getirilince, fikrimi söyledim ve kabul görsün diye de dayatmadım. Zira cehalet argümanını sıklıkla kullanan malum şahsın, kurgusal zihnine yaptığım göndermeydi o. Aksi halde kimin neye inandığı onun sorunudur, tavrım dayatmayadır. Öyle de olacaktır. Sizin tepkinizi de o düzlemde görünce, yukarıda ifade ettiğim gibi değerlendirmekten başka çarem kalmadı. Her insan dilediği gibi inanmakta hürdür ve hiçkimse onu bu yüzden tahkir edemez. Kendisi inandıkları yüzünden başkasını tahkir etmediği sürece de saygı görür.
Alper SELÇUK
biraz izan mizan'ın kapısını aralar
selamun aleyküm
meseleyi daha fazla uzatmaya gerek yok diyecektim ki ''konu görüldüğü üzere o boyuta getirilince'' yine yazmak şart oldu.
herkes yorumları okuyor.
ve kimin zihni neyi kurguluyor herkes görüyor.
kimin ne dediği ve ne demediği de ortada.
kimin neyi dayattığı da tabi.
hatta eleştirilecek bir konu olduğunda ona da itina ile ''bakarız'' diyenler de var.
anlamadığım tanımadan,okumadan, anlamadan, bilmeden birilerini nasıl tahkir edebildiğimizdir.
en kötüsü de bunu bilerek ve isteyerek yaptığımızdır.
bunlar hoş şeyler değildir.
dönüp kendimize bakmakta fayda vardır.
hem kendimize hem de tarihimize yeniden bakalım.
kapanan ne kadar kapı varsa açmakta tereddüt etmeyelim.
''yol'dan çıkmamak için gerektiğinde söz'den çıkalım''
önce kendimizle konuşalım sonra da kendimizden gördüklerimizle söz'lerimizi paylaşalım.
izan'ı öldürdüler.
mizan ters yüz oldu.
adem'in zihni tarihin metodolojisinde kurgulanmış bedenlere çevrildi.
adem'in her çırpınışı kutsala çevrilmiş metinlerle öldürüldü.
adalet'in yerini güç'le değiştirenler ''istediğini yapan'' bir ilahi kudret yarattılar.
sonra da kitlelere dayattılar bunu.
hilafetin saltanata evrildiği günden beri.
TEVHİD ADALET ÖZGÜRLÜK
''vema rabbuke bi zallamin lil'abid!!
selam ile;
selam ile;
"allah'ın dinini sünnilik ve şiilik'ten ibaret sayanlarla ''allah'ımız bir değil''se suç benim değil" eyvallah mezhebini meşrebini mektebini din yerine koymayanlara..
3 haziran'da rabbine kavuşan imam humeyni'yi rahmetle
anıyorum. "innalillah ve innaileyhi raciun"
c.ç
Cemal abinin gemisi
Evet binilmesi gereken bir gemidir. Böyle tartışmalar için bir hakem heyeti olmalıdır. Yani ben tartışmaları okudum durdum. Tamamen duygularımı yazıyorum ki gönlüm Murat beye kaymıştır. Hem usül açısından hem de asıl açısından. Zamane alimleri toplansa da şu mezhepleri bir toparlasa. Sadece müslümanım demek yeterli olsa.
Erdemliler meclisi bazı durumlarda karar verebilir. Bu meclisin başı da cemaatin başıdır.
...gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta...
engel
engelliler okulu yatılı bir lisede
beş yıl çalışmış biri olarak ve
bu konuda yapılan üç beş film
görmüş biri olarak
problemin basit çözümü
hayatı paylaştığımızı
bilmek mecburiyeti ve
herkesin basit birer
eklenti ve çıkarımla
şehri paylaşabileceğini
görmesidir
tanıdığım engeli olan arkadaşlarımı
ve öğrencilerimi kısa sürede engelsiz
gördüğümden/
size de sadece bakmanızı ve tanışmanızı
tavsiye ediyorum
biz birbirimizin aynasıyız
hepsi bu
göreceksiniz ki
size verilenleri nasıl harcıyorsunuz
kambersiz düğün olmaz
"...Bu yorumu okuyan biri Rüştü Hacıoğlu'nun incelik ve hoşgörü timsâli olduğunu düşünür ve onu takdir eder. Benim merak ettiğim şu: Avrupalı kadınlar ve erkekler kadar değeri yok mudur Müslüman sahabelerin de Rüştü Hacıoğlu oturduğu yerden 1350 yıl geriye gidip lanet yağmurunu yağdırmış? Yetmiyor ....'ye de uzanıyor fukâra. .... ve .... hakkında genellemeler yapmak Rüşdü efendi için müslümana yakışan tutumlar mıdır yani? Rüştü efendi de dil kilometrelerce uzun. gezdirmediği yer yok maşaallah! Allah terbiye etsin,inşaallah! Müslümana yakışanı da anlat be kardeşim. Kimle tartışsan rezaletin dibini bulmadan kesmiyorsun işi. Hadi senin yerin belli oldu. Diğer insanları nereye sürüklüyorsun böyle? Allah'tan korkmaz mısın? Utanmaz mısın? Amacın ne orijinal fikir mi? Temiz orjinal fikirlerin yok mudur senin birader? hepsi böyle kirden sinek konan fikirler midir? Sen dilinin hesabını nasıl vereceğini düşün Rüştü efendi, hâlin duman..."
Yine cemaatte öğrendim: " kendinizi aşırı haklı ve yetkin görmeniz..."
Evet, kanaatimce bataklığın dibine yolculuktansa, kardeşçe derin sulara yolculuk yapmayı göze alalım: tıpkı Belkıs gibi.
Binelim bakalım Cemal abi'nin gemisine bizi nereye götürecek? Ama Alper Selçuk binmezse gelmem. Murat kardeşimiz de hakkını helal etsin. Hakikaten ağır bir yük yüklendik kardeşlerim.
ahzap suresi:
72. Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim, çok cahildir.
73. (Allah bu emaneti insana vermek suretiyle), münafık erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadınların da tevbesini* kabul buyuracaktır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
* tevbesini kabul edecek, başarıdan bahsedilmiyor anladığım kadarıyla...
selamünaleyküm
Sevgili Kamber
Sevgili Kamber,
Haddizatında bu sana -kamber'e- ilk mektubum,
Görüyorum ki; hâfızan iyi, tamam,cemaat.com arşivi de yarıyor işine. Ama hakkını kimse inkâr edemez.Zekâ'na da söz söyleyemez.
Şahsında tüm cemaat.com useri kardeşlerime selamım bâkidir. Sözüm uzun,ama kısa tutacağım. Gönlünün gittiği yeri Mus'ab Yasir bize gösterdi,senin gönlün gemiye binmemden yana. De bir bak hele gemi nasıl bir gemi. Gemi Kıymetli Cemal Çalık'ın gemisi mi,yoksa teklif sahibinin mi? Hakkı gasbetmemelisin Sevgili Kamber. O gemiye teklif üzere, hakkaniyetle binmiştir Cemal Çalık. Bunu yerine koyalım önce. Sonra bakalım senin şartına. Şartın yersiz demeyeyim, sadece dikkat çektim.
Düğüne dikkatle bakan biri, şunu açıklıkla görecektir. Bir kavga var orta yerde. Alper Selçuk'un verdiği bir kavga. O bu kavgayı vermeye devam edecektir. Bir gün biri 'yaratma' sözcüğünün kullanmayı meşrulaştırmaya gayret edecek, Alper Selçuk, tepki verecek. Bir gün diğeri, mezheplerle ilgili açıkları bulup diğer mezhepleri aşağılayarak güya mezhepsiz gibi davranıp bir diğer mezhebi yüceltecek, Alper Selçuk buna tepki verecektir. Biri bir gün bir partiyi savunduğunu saklayıp diğer bir partiye ağzına geleni söyleyecek Alper Selçuk buna ayna tutacaktır. Bir gün biri 'Allah'ın ahlakiliği sorunu' gibi bir garabeti öne sürecek, bir başkası başka dinlerin muharref ayrıntılarını İslam diye yutturmaya kalkacak, bir başkası cemaat.com'u kışkırtacak; soğukkanlı olunacak yerde hiç bir işe yaramayan yaygaracılığı dayatacak, bir diğeri yazısı yüzünden yazara ağzına geleni söylecek;fikir üretmeyecek ve daha bir sürü şey...İşte bunları gören Alper Selçuk bakacak izleyecek, tepki verecek. Bundan vazgeçmeyecek. Çünkü; haksızlık karşısında susan dil olmayacak.
Alper Selçuk, hatırlatacak başkasına edep dersi vermeye kalkanlara kendi dillerini. Kendisine hatırlatılacak olan sözlerini de gösterecek. Müslüman'a yakışan'ı da sorgulayacak ve hatırlatacak kendince, saptırılmış sözlere de cevap verecek. Öyle yağma yok diyecek Sevgili Kamber; yavuz hırsız olmaya alışmış cengaver müsveddelerinin ağızlarındaki sakızı da çekip alacak. Hakaret etmekle suçlayıp hakaret ederek zeytinyağı olmaya çalışanlara da haddi gösterecek. Böyle yukarıdaki gibi fırdönecekler yumurtalarının etrafında. Yaptıkları haksızlıkların hesabını verecekler...Yok öyle yağma. Haksızlığa uğrayıp beladan kaçan bir çok cemaat.com yazarı,yorumcusu maillerle teşekkür ediyor. Onlar teşekkür etsin diye yapmıyor bunu Alper Selçuk. Hakkı böyle biliyor, böyle uyguluyor. Her yorumuyla yazısıyla orta yerde duruyor,saklanmış değil. Bazıları gibi söylediklerini inkar edip tertemiz adam numarası çekmiyor.
Kısa dedim. Hakikaten kısa, Sevgili Kamber. Mesele çok uzun,anlatmak lazım, anlayanlara. Sende anlıyorsun zaman zaman meseleyi,ama damarın tutuyor işte. Evet sensiz düğün olmuyor.
Hadi gel senle halay tutalım Sevgili kamber, ben oyun bilmem ama. Tut mendili sana uyarım. Gel şu Erbakan-Ergenekon işine bakalım beraberce. Bak bakalım, müslümanlık nerde kalıyor?.
Son olarak,bir zahmet ilk yorumuma bakıver bu yazının altındaki. Güzelce oku. Ve acaba sence amacıma ulaşmış oldum mu? Sence kaç kişi yorumu okuduğu halde yukarıdaki yazıyı okumamıştır? Niyetin hakikaten yazıyı okutmak ve üzerinde sohbet edebilmekti. Gördüğün gibi cemaat.com'un alınyazısı gibi yazıyla alakasız yorumlar dizilmeye başladı.
Bu sitede yazılar,kendi altlarına kendileriyle ilgili yorumlar alırken zorlanıyorlar Sevgili kamber. Niye acaba? Bak kavgaya talep ne kadar fazla. Tribün dolu. Fikir ve sanat yazıları neredeyse seyircisiz. Fikir yazılarının altı eski hesapların,kısır tartışmaların mekanı. Bilmem dikkat çekebildik mi?
Mektubunu tez vakitte bekler,selam eder gözlerinden öperim.
Kardeşin Alper
Alper SELÇUK
ağlamak istiyorum
yeterince ağladığımı düşünüyorum
artık sussam iyi olacak