
Aslında her şey Şadan Ercan’ın “Fatih Bilge bizi Konya’ya götür” tezahüratlarıyla başladı. 2007 yılının UNESCO tarafından Dünya Mevlana Yılı olarak ilan edilmesi, Konya’daki etliekmek ve tandır kebabı olgusu, Cemaat.com’un küreselleşmeye eklemlenme çabaları, Sezai Sönmez’in çizgilerine yansıyan globalizm v.s gibi faktörler Cemaat.com Konya toplaşmasını zorunlu kıldı. Tarih 15 Aralık 2007 olarak ilan edildi falan. ..
Olay şöyle gelişti.
Saat 08:00’da Ankara’dan hareket etmek için sözleştik. 07:30’da terminale geldim. Ayşenur Demirel 07:45’te geldi.
Sürpriz. Şeyma ve kardeşi 08:40’da geldi! Bu yüzden otobüse 09:00’da bindik ve 12:20’de Konya’ya ulaştık. Konya bizi ney dinletisiyle karşıladı otogarda. Uhrevi bir hava dedi Şeyma.
Selman Maltaş’ı, Osman Kılıç’ı, Enes Turgut’u ve Adnan Menderes’i arayıp gecikebileceğimizi söyledim. Biz tramvayla kunduracılar civarındayken telefonum çaldı, arayan Sakine Akça idi. Hasbihaldeyim, oturuyorum dedi. Ablacım 15-20 dakika sonra geliyoruz dedim. Ah Şeyma vah Şeyma dedik:)
Zafer durağında Selman Maltaş bizi bekliyordu. Önce onunla buluştuk. Onlar Hasbihale çıktılar. Ben, Osman Kılıç ve Adnan Menderes’i almaya gittim. Onlarla buluştuktan sonra biz de Hasbihal’e çıktık. En son Enes Turgut katıldı aramıza.
Tanışma faslından sonra ikili diyaloglar başladı. Ayşenur Demirel Osman Kılıç’a Sami Yusuf konseri ile ilgili bir şeyler anlatıyordu ki, araya girdim, Sakine abla sıkılmasın, ortak nokta bulalım dedim. Ayşenur alındı buna:)
Zamanımız kısıtlı olduğu için birer bardak çay içip Hasbihalden ayrıldık. Zafer’deki bir restorana yemeğe gittik. Bu mevzuyu es geçmemi beklemeyin:P
Yemek faslı oldukça eğlenceliydi. Tandır kebabı ve etliekmekten oluşan menümüzde arkadaşlar ucuz olanı tercih edip etliekmek dediler, Adnan Menderes ise tandır kebabı yedi. Dün etliekmek yedim ben dedi.
Muhabbetin bu bölümünde nasıl oluyorsa mesele yine başörtüsü meselesine geldi. Nasıl oluyor anlamadım gitti:) Sakine ablayla Konya üzerine konuştuk, ikimizde muzdariptik çünkü. “Elveda Ankara” adlı kitabını imzaladı bize, hediye etti, oldukça anlamlıydı bu hediye bizim için.
Sakine abla, Şeyma, Kübra ve Ayşenur etliekmeklerini bitiremediler, gene bana kaldı temizlemek ve yine iki tekten fazla yemiş oldum:)
Yemekten sonra Sakine abla benim hastam var, hem ben sizin gibi gençlere Mevlana gezisinde ayak uyduramam diyerek ayrıldı bizden. Enes Turgut da Bedesten’de ayrıldı. 7 kişi eski Konya ve Mevlana yürüyüşüne devam ettik.
Öncelikli durağımız Kapu cami ve Aziziye camileri oldu. Aziziye camisi barok-rokoko tarzında yapılmış ve pencereleri kapısından büyüktür diyerek engin sanat tarihi bilgimle arkadaşlara rehberlik yaptım:) Bol bol fotoğraf çektikten sonra Mevlana’ya yöneldik.
Türbeyi ve müzeyi ziyaret ettik. Karikatür sergisi, ebru sergisi çok hoşumuza gitti. Ney dinledik. Türbede yoga yapanları izledik. Akşam namazını Sultan Selim camiinde kılıp, Mevlana şekerlerimizi alıp, 19:00’a Ankara biletlerimizi aldık.
Koltuklarımıza oturduğumuzda hepimizin yüzünde tebessümler vardı. hatırlamanın anlamlı olduğunu biliyoruz hiç şüphesiz. Eğer bir gün geriye dönüp bakacak olursak, bu güzel günü hatırlayacağımızı düşünüyorum. Kısa da olsa güzel ve anlamlı bir gündü bizim için.
Adnan Menderes Çelik; Adanalı tabumu yıktı. Sıcakkanlı ve samimiydi. Ayrıca bilgisayarıma 20 GB’lık ilim ve kültür hazinesi yükledi.
Enes Turgut; Sessizdi her zamanki gibi. Abi uzun zamandır cemaate yazmadım, burada olmam ayıp olur mu diye sordu durdu tüm gün.
Ayşenur Demirel; Konya toplaşması onun için çok ters bir zamanda olmasına rağmen geldi. Çok sevindim geldiği için. Yaptığı yaprak sarması harikaydı. Bir gün bir ortam oluşturup saatlerce Sami Yusuf konseri hakkındaki düşüncelerini dinleyeceğim merak etme:)
Şeyma Sayımlar; eğer bir gün saat birde buluşalım derse üçte gitcem buluşmaya. Gerçi o dörde doğru falan gelir:) yol boyunca sürekli bir şeyler yedi. Zaten sarmanın da yarısını sen yedin:) Neyse daha fazla rezil etmeyeyim seni, yüzündeki tebessüm hiç bitmesin.
Kübra; Toplaşma boyunca, yürürken, konuşurken, otururken hep fotoğraf çekti. Sağ işaret parmağı deklanşöre basmaktan kas yaptı:) Ayrıca arkadaşlarla aramızda para toplayıp sana yeni bir fotoğraf makinesi almaya karar verdik:)
Osman Kılıç; Cemaate kısa süre önce üye olmasına rağmen hemen hemen bütün yazıları okuyarak bir rekora gitti. O yüzden ortama hiç yabancılık duymadı. Sami Yusuf dedi, Rap dedi rup dedi:) Şeyma onu görürse şiirini eleştirdiği için bir yumruk atar demişti Ayşenur ama kazasız belasız atlattık:)
Selman Maltaş; Tam bir proce adamı. Bir şeyler, yeni bir şeyler üretme peşinde koşuyor sürekli. Ankaralı olmasını umut ediyoruz zira yapacağımız çok şey var. Ayrıca yemek sponsorumuzu ayarladı kendisi, sağolsun. Dün akşam dönerken mesajda toplaşma yazısını yazarsınız artık demişti, ben de buradan kendisine Sakine Abla’nın kitabının üzerine bir şeyler yazarsın artık diyorum:)
Sakine Akça; Yaşlandım ben dese de, hepimizden genç duruyordu. Anlattık, dinledik. Konuştuk, dinledi. Konya’daki imar faaliyetlerinden dem vurdu. Değişiyor şehir dedi. Bir gün çat kapı yapıp Ankara’ya geleceğim hazırlıklı olun dedi, çok sevindik bunu duyunca. Abla geldiğin için teşekkürler…
Ve Şadan Ercan; gelmedi.
Yorumlar
bir kaç güzel insan, bir güzel şehir..
Pzt, 17/12/2007 - 14:27 — Şeyma Sayımlar15.Aralık.2007 / Cumartesi 19:07
Akşam yolculuğunun huzur verici anılarıyla kayıyor yollar.Bol kahkahalı bir günün sonunda gökyüzü gözlerini kapıyor, tatlı notalar üflüyor yüzüme yumuşak bir yel misali. Çok biriktim, çok biriktim bugün; güzel bir şehrin sokaklarında yağan yağmur damlaları sarı yağmurluğun üstünde ve bir bardak koysam avlunun ortasına öyle rahmet gibi biriktim. Sonra koyverdim sanki mikrofonsuz sesimi duyurmak ötesine bu eski kentin.Süt dişlerimin döküldüğü ve artık süt çocuğu olmadığım için öyle kaynadım. Tekerlekler tramwayın raylarına değince geçti içimden 7 saatin 7 rengi, akım gibi dolandı tüm damarlarımı. Bir kaç güzel insan elele tutuştu, dolandı satırlarıma. Diz çökecektik, bir divan, şeyh olsa.. Gülümsedik bir kaç güzel insan, güzel kentin sokaklarına..
P.S: Toplaştık toplaştık toplaştık..Top-laştıranlar utansın!
Ve Şadan Ercan; gelmedi..
Çok mu kötüydü?
Pzt, 17/12/2007 - 16:02 — Şadan ErcanKötü mü yaptık mübarek bir toplaşmaya ön ayak olduk. Gönül istedi ama bünye kabul etmedi. (rahatsızlığımı beyan etmiştim)
Toplaşma tarihini erteleyenler utansın :(
"Tedip: Edep merkezli eğitim"
Konyada fotoğraf çılgınlığı
Pzt, 17/12/2007 - 14:51 — Osman KılıçSevgili Fatih, elimiz klavyede bekliyorduk yazı ne zaman çıkacak diye. O kadar dolu bir gündü ki sayfalarca anlatsak bitmez doğrusu.
Güne ne kadar geç başlasak da 4-5 saate çok şeyler sığdırdık değil mi! Şeyma biraz: ) geç kalınca zincirleme olarak hepimiz mağdur olduk. 45 dakika Zafer’de mağaza bakmak zorunda kaldım. Tam bir yere oturup çay içecektim ki Allah’tan sen aradın.
Doğaldır ki, birbirimizi pek tanımadığımız için Hasbihal’deki başlangıç biraz soğuktu. Adnan Menderes sıcak ve girişken kişiliğiyle ortamı bayağı bir ısıttı. Sami Yusuf konseri ile de alevlendik gittik:)
Yemek faslı bayağı ilginçti; herkes etli ekmekten farklı bir şey yiyecem dedi ama Adnan dışında herkes etli ekmek yedi. Ben zaten, herkesin etli ekmek yiyeceğini biliyordum. Konya’da böyledir, menüyü baştan aşağıya tarasın sonunda da etli ekmek söylersin:) Ayşenur sağolsun sarma getirmişti. Şeyma elinden kapınca biz ancak kasabın kedisi gibi bakakaldık. Efenim, sarmaları tam da yanımda yiyor, ben de şiir mevzuundan dolayı pek ağzımı açamıyordum. Sonunda dalgınlık anında bize de ikram etti (yanlış anlaşılmasın bir tane verdi) de yedik. “ille de tatlı yiyecem” dese de zaman darlığından kaçtık oradan:)
Fatih, daha sonra ördek yavruları gibi bizi arkasına dizip “Mevlana Yürüyüşü’nü” başlattı. Daha sonra bir fotoğraf çekme çılgınlığıdır aldı gitti. Artık fotoğrafını çekecek bir şey kalmadığı için Fatih, yerdeki yaprakları çekmeye başladı:) Ama Kübra’nın yanında az kalır; kendi fotoğraf makinesi yetmedi, benimkini aldı, benimki de yetmeyince Fatih’in makinesini aldı. O kadar çok fotoğraf çekiyordu ki, kendimi flaşlar altında yürüyen Hollywood yıldızları gibi hissettim. Sana verdiğim söz hala aklımda, hep beraber sana güzel bir fotoğraf makinesi alacaz, hem de zumlusundan. Fatih, turist rehberi edasıyla “ Bu cami Anadolu Selçukluları döneminde….”, “ Bu ise Barok-rokoko tarzında yapılmış olup, pencereleri…. (Artık karar verelim, Barok mu rokoko mu)” diyerekten anlattı.
Yol boyunca biz sürekli fotoğraf çekerken Selman Matlaş da sürekli anlattı (kendisi çok dolu bir adamdır doğrusu).
Ama Fatih, geri dönüşümüzün ne kadar zor olduğunu anlatmamışsın. Bayanların, özellikle Şeyma’nın dükkanlara takılmasıyla mehteran takımı gibi yol aldık:)
Abartı sanmayın ama Şeyma yol boyunca hep bir şeyler yedi. Otogar’a yaklaşırken (otogar öncesini anlatmıyorum) tamvayda çubuk kraker, indiğimizde inanmazsınız aldığı hediye paketlerini açıp onları bile yedi. Otobüste tekrar çubuk kraker yedi, sarma yedi, kek yedi………. Yolda ne zaman bir arkadaşımızı gözden kaybetsek doğrudan herkes Şeyma’ya bakıyordu. Fatih, bu arada Enes Turgut’ a ne oldu? Gezi sonunda göremedim de:)Biz otobüste bize verilen kendi keklerimizi verince de ne dedi biliyor musunuz: “Terbiyesizlik yapmayalım arkadaşlar!”:)
Ayşenur hanıma tekrar teşekkürler; dar vaktine rağmen Konya’ya kalktı geldi. Ama gezi sonundaki yüz ifadesi bizi fazlasıyla memnun etti. Sakine Abla’ya da çok çok teşekkürler, böyle sevecen bakışlar kimsede yok! Adnan Menderes ile çok tatlı bir Adana muhabbeti yaptık. Yoksa Adnan Abi mi deseydim:)
Ve Şadan Ercan gelmedi... Ben kendisiyle henüz tanışamadım ama tüm gün boyunca Şadan Ercan'ın gelmediği konuşuldu.
Yediğiniz sizin olsun.
Pzt, 17/12/2007 - 16:02 — Şadan ErcanFatihciğim çok güzel bir toplaşma olmuş gibi bir his var içimde ama sanki bir yemek sitesinin müdavimleri bir araya gelmiş gibi anlatmışsın. Yoksa aç karnına mı yazdın yazıyı? Yoksa etli ekmek hasretini gideremedin mi? Seni görmemiş olanlar da bir oturuşta bir kuzuyu götüren başpehlivan zannedecek. Kaç okka geliyorsun söyle de yanlış anlaşımasın :)
Yediğiniz içtiğiniz sizin olsun. Sakine abla neler anlattı sen ondan bahset biraz.
Bu arada toplaşma tarihini kim ertelemişti Fatihciğim?
"Tedip: Edep merkezli eğitim"
15 Aralık 2007
Salı, 18/12/2007 - 09:21 — E.Fatih BilgeSakine abla çok fazla konuşmadı. Zaten yazıyı görünce kendisi de yorum yazar umuyorum. Ancak eski Konya'yı özlediğini söyledi. Modern zamanların Konya'sından dem vurdu. Zafer alanının trafiğe kapatılmasını eleştirdi, anıların silindiğinden bahsetti.
Öğrencilik yılları, aile, başörtüsü, Konya başlıca konuştuklarımızdandı. Sakine abla artık başörtüsü konusunda konuşulmasından yazılıp çizilmesinden rahatsız olduğunu söyledi.
Sezai Sönmez'in çizgilerini beğendiğini ifade etti. Ancak sitede bazı arkadaşların karikatürlere olan sert tepkisini anlamadığını söyleyerek mizah kültürünün yeterince oluşmadığını ifade etti. Ayrıca yeni bir kitap yazmaya çalışıyormuş. Konusunu sorduk ama ser verdi sır vermedi. Bitiremezsem rezil olurum dedi.
Aklıma gelenler bunlar...
Not 1: Yazıda çok fazla yemek mevzusuna girmedim ancak neden herkes yemek anlamış ki? Etliekmek fotoğrafını gören yemek konuşuluyor sanmış:)
Not 2: 17 kasım olarak düşündüğümüz toplaşma tarihini ben ertelemiştim çünkü yaptırmam gereken tahlil ve tetkikler vardı.
Not 3: Şeyma'nın "toplaştık toplaştık toplaştık top-laştıranlar utansın" sözü Sezai Sönmez'in son karikatürüne bir göndermeymiş. Şadan abi kendisine gönderme yapıldığını düşünmüş sanırım:)
Selam ile.
yemek tarifi....
Pzt, 17/12/2007 - 17:52 — medine doganhakikaten konya yazisini merak ile okumaya basladim, Sakine hanimda haberler gelecek diye ama hayal kirikligina ugradim:) elime kagit kalem alip yemek tarifi yazmaya baslayacaktim nerdeyse:) saka bir yana Allah muhabettinizi artirsin.
Helal olsun...
Pzt, 17/12/2007 - 19:34 — mehmet akbulutVallahi helal olsun sizlere! Bir tebessüm ikliminde okudum hem yazıyı hem de yorumları. Akıbete son hızla giden dünya sefinesinde ortak bir muhabbete giriftar olan gönülleri bir arada görmek inanın beni mutlu etti. Acaba diyorum biz de Tokat Toplaşması mı yapsak?
teşekkürler
Salı, 18/12/2007 - 00:19 — Ayşenur DemirelVakit dardı evet. İzin almak da bir hayli zor oldu annemden. Ama değdi hepsine. Şeyma'nın da dediği gibi birkaç güzel insanla güzel bir şehirde bulunmak gibisi yok...Hele de Sakine abla ile tanışma, sohbet etme imkanı kaçmazdı doğrusu. En başta da ona teşekkür etmek istiyorum. Ablacığım Allah razı olsun geldiğiniz için. Bizim için bir onurdu. İmzalı kitabınız için de ayrıca teşekkürler. İlk defa imzalı bi kitabım oldu. Çok mutlu oldum.
Tüm arkadaşlarıma böyle güzel bir günü yaşattıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu aralar böyle bir değişikliğe çok ihtiyacım vardı. İlaç gibi geldi çok şükür. Ama tez bitti zaman. Tadına doyum olmadı. Tabii yemeklerin değil sohbetlerin :)
Ve Şadan Ercan; gelmedi.
Konya'nın güzel misafirleri
Salı, 18/12/2007 - 10:07 — Sakine AkçaKonya'ya gelen güzel insanlar.
Akşam bir yorum yazmıştım ancak bu teknolojinin azizliğine uğradım. Bağlantılar kesildi.
Her neyse...
Fatih kardeşim Konya'ya gelmeyi planladıklarını yazdığı vakit doğrusu biraz tedirgin olmuştum. Hatta kendisine de bildirdim. Zira yoğun bakımda kayınvalidem yatıyordu ve kulağım daima kirişteydi.
Sanki konsantrasyonda bir problem olabilir gibime gelmişti.
Ancak Allah sizlerle tanışmama müsade etti.
Sonra bu yılgın ve yorgun halime bakıp içimden bu gelen çocuklar çok güzel karşılamayı hak ediyorlar. Oysa ben başka bir fasılda yaşamaktayım. Allahı'ın hikmeti. Bazen bütün herşeyi bir arada ardı ardına yaşamanız gerekiyor.
Önce oğlumla hasbihale gittim.Misafirler telefonda hemen gelmekte olduklarını ifade ettiler. Mekan sahipleri sakala tarak vurmasını biliyorlarmış. Hemen müziğin frekansı, tipi velhasıl bütün boyutları değişti ve musiki başladı. Oğlum dedi ki :"anne fark ettin mi? müzik değişti."
Evet tam benim havalardan çalarken geldiler misafirler. Hepsiyle tek tek tanışma oldu. Dedim ki "müstear isimleriniz ve bir de kendi isimleriniz ben nasıl ezberleyeceğim." Neyseki düşündüğüm kadar zor olmadı. Tanıdım her birini.Kızlar zarif, erkekler efendi. Nerede böyle topluluklar.
Onların daha geç saat için planladıkları yemeği öne çekmeye çalıştım. Çünkü yoğun bakım tarafım öyle istiyordu.
Sohbetin ana gövdesi yemekte meydana geldi zaten.
Ancak Sakine ablaları onlar için hiç bir plan yapamadı.
Zafer bölgesinde kalmış olduk.
Kaldı ki ben oraya her gün giderim
Hani postacı izne ayrılmış da gene "ben bir çarşıyı dolaşıp geleyim"demiş. Yani aynı yere gitmiş. Benimki de o hesap.
Oysa onlara çok güzel yerleri gezdirmek vardı. Kısmet...
Tahir paşa camiinin önünde onlardan ayrılırken namaz için içeri yönelen küçük topluluğa bakıp çok sevindim. Gençler çünkü ve Allahın ipini keşfetmişler. Hayran kaldım onlara.
Yanlarından hiç de misafirperver olamadığımı düşünüp ayrıldım.
Eve geldiğimde oğlumla tekrar hastaneye gitmemiz gerekti. Ve biz orada iken ruhunu teslim etti kayınvalidem.
Belki de sizler Ankara'ya varmamıştınız.
Ağlıyordum. Oğlum dedi ki:"anne, böyle bir şey yok"
Ne demek istediğini biliyordum.
Böyle bir kayınvalide türü yok.
İnsanların yıllar yılı nefs terbiyesi yapıp da ulaşamadığı bir çok vasfı sanki doğuştan getirmiş.
Az konuşur,
Az yerdi.
Dünyanın hiç bir parıltısı dikkatini çekmezdi.
Çarşı pazar bilmez,giymek ve yemek üzerine asla plan yapmazdı.
Şaşardım ona.
Kırk yıl çile doldursam onun gibi olamayacağımı bilirdim.
Allah rahmet eylesin.
Hiç incinmedim.
Geçen bayram onu bir bebek gibi bayrama hazırlamış, üstünü başını giydirmiştim.
Oysa bu bayram ben gassal, o meyyit oldu.
Rabbine giderken kefenine kundakladım.
Bu sebepten size hemen ulaşamadım. Allah'a emanet olunuz güzel insanlar. İnşaallah daha geniş günlerde daha ferah Konya'larda beraber oluruz.
Rabbim her vakit daraltmaz. Ardından genişletiverir.
Hepinize selam ederim. Gerekçemi anlatmakla birlikte hakkıyla ilgilenemediğim için hepinizden özür dilerim. Allah yar ve yardımcımız olsun.
innalillah ve innaileyhi raciun!
Salı, 18/12/2007 - 10:31 — cemalcalikselam ve dua ile;
muhterem Sakine hanımefendi başınız sağolsun.. Allah mekanını cennet eylesin, rahmetiyle kuşatsın.. hürmetler..
c.ç
Ablacım ellerinden öpüyorum
Salı, 18/12/2007 - 10:41 — Hamit AkçayDeğerli Sakine hanım Allah merhumenin günahlarını bağışlasın , kendisinin üzerine rahmetini yağdırsın . " İnna lillahi ve inna ileyhi raciun" . Allah sizin de sabrınızı çoğalltsın ellerinizden öpüyorum.
"Havada uçan kuşa yolun ne hayrı var
Kendine hayrı olmayanın ele ne hayrı var "
Allah rahmetiyle kuşatsın,
Salı, 18/12/2007 - 10:54 — E.Fatih BilgeAllah rahmetiyle kuşatsın, mekanı cennet olsun...
Başınız sağolsun.
Hüve'l Bâki..
Salı, 18/12/2007 - 11:51 — Burak CEMEsselam,
Güzellikler artarak devam ederken, ilahi tecelliler de vuku bulmaya devam ediyor... Sakine Hanım, Allah sabır ihsan eylesin, merhumenin de mekânı Cennet olsun insallah.. Anlattığınız kadarıyla güzel yaşayıp, güzelce teslim-i ruh eylemiş kayınvalideniz.. Bize de liyakatince yaşayıp, emaneti emin şekilde teslim edebilmeyi nasip etsin Yaradan..
Selam ile..
BC
Düşünüşler, düşüşlerden evvel olmalı...
khayırla anmak/anılmak
Salı, 18/12/2007 - 15:31 — Ümit Demirkabri nûr, mekânı cennet olsun! amin
kusura bakmayın bu duruma yüzümde -belki gökte meleklerin de baktığı gibi- hoş bir tebessümle bakıyorum. biri var, iki elim kanda olsa gelirim sözünün ardında duruyor ve tüm derdini telaşesini unutup söz verdiği buluşmaya katılıyor; biri var, kayınvalide olarak gelinine ardından neler söylettiriyor da hiç tanımadıklarına kendini sevdirip ardından khayır dua ettiriyor.
Rabbimiz hepimizi hep böyle yerde ve gökte khayırla anılanlardan eylesin. İstikamet üzere yürüyüşümüzü sekteye uğratmasın. amin
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...
başınız sağ olsun...
Salı, 18/12/2007 - 11:47 — Osman KılıçSakine Abla, ben de kayınvalideniz için Allah'tan bol bol rahmet diliyorum, Başınız sağ, mekanı cennet olsun..!
Biz aşığız, biz ölmeyiz
Çürüyüp toprak olmayız
Karanlıklarda kalmayız
Bize leyl-ü nehar olmaz.
başınız sagolsun
Salı, 18/12/2007 - 17:07 — necip zarifogluALLAH (c.c) rahmetini eksik etmesin inşallah cennetine dahil ettiklerinden eylesin.
konya
Salı, 18/12/2007 - 18:52 — Abdurrahman Cembir kere daha konya'ya giderseniz etli ekmeği "havzan etliekmek"te yiyiniz efendim. selman maltaş senin bunu bilmen lazım güzel kardeşim.
sakine hanım başınız sağolsun. İnşallah kayınvalideniz Rabbimizin razı olduğu kullarından olur ve cennetine giren kulları arasında yerini alır.
başınız sağolsun
Çar, 19/12/2007 - 00:20 — Ayşenur DemirelSakine abla başınız sağolsun. Rabbim rahmet eylesin, mekanı cennet olsun inşaallah. Sizlere de Allah'tan sabır diliyorum.
Selam ve dua ile...
inna lillah ve inna ileyhi raciun
Çar, 19/12/2007 - 12:50 — Selman MaltaşBaşınız sağolsun Sakine Hanım. Mekanı cennet olsun inşallah.
iskender' e...
Çar, 19/12/2007 - 19:36 — ismet karais
is
!!!
iskender
me
me
golaman isken
der
Konya seferi
Cum, 21/12/2007 - 02:59 — fatıma zehraDert sandığımızı huzurunda açıp, küf lekelerimize ve sandık kokularımıza ney taksimi devâ dağıtan Usta İnsan: Hz. Mevlânâ... Susuşlarımızda saklı olanı daha biz ağzımızı kıpırdatmadan hisseden nâdir yüreklerden biri. Hele bu asrın devâsâ kıskacında böylesi sıkışmışken, boğum boğum anlaşılmazlıklara fidan fidan gülistan Hz. Mevlânâ...Bükülmüş başımıza, çökmüş omuzlarımıza ve dosttan yana tüm yalnızlıklara can sarması.
Onu anlatan kelimeler değil bunlar şüphesiz. Ama onunla bütünleşen bir Konya var içimde, sökülüp atılması mümkün değil... Cemaat'in bu Konya buluşmasını okuduktan sonra, bir anda orada olduğumu hissettim. Mübârek Hakk Dostunun huzurunda, dilimin divânı, Kebîr bir aşkı terennüm etsin diliyordu.İçlendim daha da. İmrendim. Göz karası karartılarda sığamazken hiçbir yamaca, koşup gidesim, orada kalasım, ayazında donasım, yanıp yanıp bitesim geldi. Ne çok azımız var hayatta oysa. Artan bir özlemle rızıklanmayalı nice olmuş? Özlemlerimiz var elbette,ama kaçta kaçı bizi besleyip büyütüyor? Şehirlerin dilini ders bilip hecelerken, aşkın aşkınlığını yaşamamak elde mi?
Var git huzura yüreğim! Tek bir harf çıkarsa paslı demirlerden; el-hâk, kurulsun meclis, dâvâyı aşk görsün!
Ezel bağının şeydâ bülbülü! Koca Konya Ovasına sığdırdığın o düğünü, yaydın benî âdemin ölümüne.Nasipdâr olanların dâvetiyesi aşktandı. Sâkine Ablamızın Kayınvâlidesi...En çok bunu seviyorum işte! Kardeşliğin dem ve damarlara geçirilişinin târihçesi gibi geliyor bana bu yakarış, adı duâ...Görmeden sevme sanatından geçtik hepimiz.Ki Duâ ettiğim o teyzeciğimden Allah râzı olsun, ne de hoş yaşamış verilen ömrü. İçimden bir cenâze kalktı, geçilsin kayda merhumeyim, hayırla yâd edilmeyi dilerim.
Rabbim! Yakınlığına mazhar olmuş Dostun Hz. Mevlânâ ile aynı cümleler içinde zikredilmesine müsaade ettiğin Sâkine Ablamızı ve Kayınvâlidesini, Konya buluşmalarıyla yüreciğime öteleri saldığın kardeşlerimi de ve onların hatrına beni de bağışla,Cemâlinle serinlet...Âmin
selam,rahmet ve bereket üzerimize olsun...
/Yaralarımın hepsi Yâr'dan armağan; bergüzârlığım bundan.../
Ahh Konya
Cum, 21/12/2007 - 23:40 — Fatma YıldırmMemleketime hasret oldugum şu günlerde Konya Toplaşmanizdan nasıl keyif aldım anlatamam... Sizinle gidip gelmiş kadar oldum, çok teşekkür ederim.
Ama elbet bir gün bende yazdıracağım adımı;
Fatma Yıldırım; Her zamanki gibi çok konuşuyordu. Tam bir Konyaliydi. Neşe saçıyor ,sustugu zamanlar merakla bizleri dinliyordu.
Saygılar:)
Olmadı ki ama : )
Cts, 22/12/2007 - 10:21 — umut yolcuSayın Fatma Hanım, sizin konyalı olduğunuza inanmıyorum.
Konyalı olan birisi hiç konyalıyım der mi, gonyalıyım der... :)
Saygılar...
Sevgili Fatih Bilge...
Paz, 23/12/2007 - 19:58 — Osman KılıçSevgili Fatih Bilge, duyduğumuza göre etli ekmek fırını açacakmışsın. İnsan, böyle bir işe soyunur da bize haber vermez mi, alındık gerçekten:) Artık cemaat toplantıları için senin fırını kullanırız, ne de olsa tüm arkadaşların etli ekmek sevdiğini öğrenmiş bulunuyoruz...
Çi' Köfte'den Etliekmeğe...
Pzt, 24/12/2007 - 11:37 — E.Fatih BilgeÇiğ köfte ile ilgili bir yazı yazmıştım burada. O zaman da çiğ köfte işine gir sen demişlerdi. Şimdi de etliekmek diyorlar...
Lise yıllarımda okurken hep bir çay ocağı hayali kurmuştum. Hem kitabın bulunduğu hem muhabbetin demli olduğu bir yerdi zihnimdeki. Pakdil, Zarifoğlu, Karakoç, Bayazıt, İnan, Kısakürek, Koytak... Günler geçtikçe hayatın bir ucuna tutunmak zorunda hissediyor insan kendini. Ben de tam bu keşmekeşe düştüm işte. Çaycı olamadım yani.
Şadan abi inek işine girelim diyormuş hem Hamit Akçay da sıcak bakıyormuş bu işe. Ben de derim ki gelin ortak etliekmek işine girelim:)
Hepinize teşekkür ederim
Pzt, 24/12/2007 - 14:21 — Sakine AkçaBaşsağlığı mesajlarınız beni memnun etmiştir. Buradan veya başka şekillerde de bana ulaşan kardeşlerime
teşekkür ederim. Allah yar ve yardımcımız olsun.
Çok Teşekkür ve Bir Başsağlığı...
Salı, 25/12/2007 - 00:55 — Adnan Menderes ÇELİKKonya toplaşmasında ev sahipliği yapan Sakine Akça ablamıza, Selman Maltaş ve Enes Turgut Kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Ayrıca Sakine ablamıza "Elveda Ankara" adlı kitabını imzalayıp hediye ettiği içinde teşekkür ediyorum.
Rabbim kayınvalidenize rahmet etsin, Geride kalanlara sabırlar versin inş. (Amin)
Osman Kılıç'a; Memleket havasını bir meltem ılıklığınde getirip avuçlarıma bıraktığı için teşekkür ediyorum.
Ayşenur hanımın üşenmeyip sardığı sarmaları için teşekkkür ediyorum:)
Şeyma sayımlara , sarmaların hepsini bitimeyip bizlerede bıraktığı için teşekür ediyorum.
Kübra nın yakaladığı güzel kareler için teşekkür ediyorum. (Gerçi daha onları göremedik:))
Ve Fatih Bilge'ye , adanalı tabusunu (nasıl birşeyse o :)) yıkmasına beni vesile ettiği için, Ankara dönüşü beni evide misafir ettiği için, ve sabah kahvaltıda elleri ile yaptığı börekler için teşekkür ediyorum :)
velhasıl güzel bir günün ardından güzel bir gece sohbeti ile konyadan başlayıp ankaraya uzanan toplaşma geride kalmış oldu...
Etli ekmek işine girmeyi düşünüyorsan fatih bence sabahlarıda bana yapmış olduğun börek işine girebilirsin :)
Ha bakarsın bende tükkanın bir köşesinde Adana kebap yaparım :)
Yeni bir toplaşmada buluşmak dileği ile... ;)
Allah Ellerinizi Bırakmasın...
Allah'ım harflerimizdeki zerafeti, Ruhlarımıza taşıyabilme gücü ve aşkı ver...
cemaat aşevimiz olsun(mu)
Pzt, 24/12/2007 - 19:56 — Ümit Demirsezai sönmez karikatürleri ilham veriyor bana:) "şimdi cemaat olaraktan madem hatim organizasyonları yaptık, yapıyoruz, beceriyoruz yani:) neden peki bir kurban organizesi yapmayalım. dahası ankarada iken görmüştüm, leman cafe vardı. bunun gibi neden her dem açık kalacak, hadi o zor diyelim peki ramazanda bir cemaat aşevi neden olmasın. kalıcı bir mekan olamaz belki ama seyyar araba ile sıcak çorba servisi işini de ayarlayamaz mıyız?" diye gafamın tee iç taraflarında aha da bi ampül yandı. gerçi israf olmasın diye hemen söndürdüm ampülü ama yıldız misali sönse de ışığı beynimi hâla cascavlak gündüze çevirmeye devam ediyor;)
cemaatcek gelecek ramazana ve kurbana bi khayrımız olsun abiler, ablalar! ne dersiniz? tamam, herkes kendi meşrebince, mezhebince bir şeyler yapıyor; lakin isterim ki bir de cemaat.com olarak yapılsın; geleneksel olsun, sadaka-i cariye gibi bizden sonra dahi sevabı bizi bulsun! hı, ne dersiniz?
bu arada sezai sönmez de benden ilham almış olmalı:) pide fırınında önce fareye benzetsem de patlıcan ve patates közleniyor diye görüyorum:) yanlış mı görüyorum yoksa açlığıma 13 saat kala;)
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...