Her ülkenin kendine has bir özelliği vardır, her yörenin öne çıkmış bir şeyi, meşhur sayılacak bir ürünü belki de. ‘Yurt dışında belki de dünya dışında:) Türkiye denince akla ilk gelen şeyler neler olabilir’ diye düşünürüm çoğu kez ve gecikmeden cevap veririm buna, ‘medyasıdır herhalde’ diye…
Bir medya düşünün, doğru bilgi medya sahibinin politik ve pratik çıkarlarına göre değişen, tek amacı ‘eğlendirmek’ olduğu okullarda öğretilen, habire süper star, pop star, mega star üreten, barış adına düşmanlık üreten yarışmalara omuz veren, yalan haber yapan, yalan haberi yalanlayanları yalanlayan haberleri yapan, yalan haber olduğuna ısrar edenleri yalan söylemediğine pişman edecek haberleri yapan, abdest suyu haberleriyle 3 gün gündemini dolduran, o hoca bağışları yemiş meselesi yapıp, kendi patronlarının trilyonlar götürmesi gerçekten ilgilerini çekmeyen bir medya…
Her şeyi manipüle eden, çıkar amaçlı kullanan, fırsat bu fırsat ‘balyoz olayı’nı bile sulandıran, suyunu bir daha sulandıran medya için muhakkak Ramazan, nimetler üstü bir nimetti. Eminim onlar da Allaha çok şükretmişlerdi, bu hayırlı ay için… Onların da sahur ve iftar sofralarında söyleyecek çok şeyi vardı. ‘Ramazan dolayısıyla kapalıyız’, ‘Ramazan dolayısıyla açığız’ uyarılarına bir yenisi daha eklenmişti artık: ‘Ramazan dolayısıyla Müslümanız!’ Ali Kırca, haberleri bolca ayetlerle süslemişti. Hırka-i şerif, dolan taşan camiler, sokakta aç susuz insanların iftar telaşı, farklı dinlere mensup din adamlarının politikacılarımızla iftar maceraları, efsaneler, doğru yanlış dini bilgiler…. Her kanalın bir hocası vardı artık, her kanalın hocası öbürünü döverdi… Her kanal ‘seneye bu hocayı alalım, o daha iyi ağlatıyor’ derdindeydi… Bazen haberler baştan aşağı Ramazanla ilgiliydi, gündem için gazetelere bakmak gerekebilirdi…
Sadece haberler miydi bu değişimi geçiren? Show programlarına da ne olmuştu böyle… ilahiler söyleniyor, salavatlar çekiliyor, kardeşlik mesajları veriliyor, şarkıcılar bile artık daha kapalı giyiniyordu.
Peki tüm bunların hepsi, güzel, hoş ve Ramazanın bereketi ve huzuru ve barışı ve maneviyatımıydı gerçekten?…Yoksa medya bize şaka mı yapmıştı ya da yoksa medya gerçekten bir aylık oruç mu tutmuştu?
Allaha havale….
Yorumlar
uzak durmakta fayda var :)
Per, 02/11/2006 - 03:10 — Zeyd GÜLESİNyaptıklarının hiçbirisi şaşırtıcı değil.
ramazan dahil diğer aylarda da bu "ramazanda güya müslüman şevvalde zayiat" medyasından uzak durmakta fayda olduğu kanaatindeyim, öyle ki ne yapıp ettiklerini bile değerlendirmeye yetecek bilgi sahibi olamayana kadar uzak ...
"hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna."
kaç! medya geliyor!!!
Cts, 07/07/2007 - 14:06 — Mümine Sena""öyle ki ne yapıp ettiklerini bile değerlendirmeye yetecek bilgi sahibi olamayana kadar uzak ...""
allah razı olsun...gerçekten de uzak durmakta fayda var.
"Otuzuncuharf"
Bir aylık Müslümanlar
Cts, 07/07/2007 - 11:36 — muaz kalayciRamazan'ın ilk günü... Cami lebaleb dolu. Sivri dili ile bilinen imam Ali Efendi Ramazan'ın ilk vaazı için kürsüye çıktı. Yerleşti, ee bir de iç çekti. Şöyle dedi: "Hoşgeldiniz bir aylık Müslümanlar." Evet, bir aylığına gazeteciler de, radyocular da, televizyoncular da "Müslüman olabilme" ihtimaline hep sıcak bakarlar. Şekerleri löp löp götürmeye başlamak demek de ayın bittiği gibi Müslümanlığın da bittiğine işaret eder. O zaman geri namaz kılanların yerini, namaz vakti dansöz Nuran, dansöz Nalan, dansöz Canan oynatanlar alır. Ha Seray Sever'le, Seda Sayan'ı da unutmamak lazım. Yiğidi öldü hakkını yeme demişler. Müslümanlığın bir aylığı oluyor da bunların sanatçılığı neden yılları alıyor? Ya da haberciliği. Vesaire, vesaire, vesaire işte...
ânlık müslüman
Cts, 07/07/2007 - 15:37 — Ümit Demiryaşanılan hayatın sadece "içinde/üzerinde bulunduğu ân" olduğunun farkında olanlar için ramazan, şevval, yaz, kış, hac, umre, cami içi, cami dışı ...vb. gibi pek çok yer ve zamanın belirleyici olmaması lazım. müslüman, halep'de de şam'da da müslümandır. ya da yazın da kışın da... ve ya ramazan'da da cemayizelahir'de de... hatta camide de evde de... ilâ ahir!
bir günlük ömrü, bir insan ömrüyle denkleştirecek olursak bir başkasının sadece ramazan'da yaptığını takva üzre yaşamayı şiar edinen müslümanın her ânında yapması gerekir mesela. çünkü, birinci sebeb nefes bilincidir; ikinci sebeb ihlas bilinci!
eğer biz de günlük ömrümüzde gayrının yıl içinde yaptığı gibi zıtlıklarla yaşıyor isek o zaman kimseye laf etme hakkımız olmasa gerek. ramazan'ın kıymetini bilenlere Mevla ânın da kıymetini bilmeyi nasib eylesin. bizi de muttakî şuurdan/bilinçten berî eylemesin! amin
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...