renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Eylül

Alnımda terleyen kadere bir bak
Üstünde ışıldayan kahverengi yapraklara
Eylülü göreceğiz
Ağlayan çocuğa şeker sunacağız …

Bu sonbahar öleceğiz
Saman alevinden hüzünler uçuracak rüzgarlar
Bu sonbahar yollara döküleceğiz

Ağlayan çocuğa dudak bükeceğiz
Aç bir memenin ucundan süzüleceğiz
Üstünde kırmızı şeritler hediyeler verecekler nafile
Bu sonbahar adamakıllı üzüleceğiz
Hüzzam saracak tel; yorgun yazdan erimiş
Serin bir şehir şarkısı ezberleyeceğiz
Kahreden kurşunların hikayelerinden geriye
alınlardan kader süzeceğiz
ne de olsa bir sonbahar şiiri yazarlar
şiiri koynunda gezdiren kelime arsızları
biz aşkı heceleyeceğiz…

üstünde gezinen gölge yarasını deş
karanlığı kuyulara saklayan büyü erbaplarına sor
kış bir masal ; göz boyayan kar beyaz değil aslında
beyaz sonbaharda karanlıkla kardeş

üstünde alemleri taşıyan göklere yaslan da
yıkılsın mevsim bir rüyaysa sonra gördüklerin hayra yor
düş yakasından ılık seslerin falezlerinden görünmez ol
dalgalar çarpsın karşı kıyıya hayat soracak elbet hesabını
korkma nafile ürperme gece gelmeyecek zamansızdır melekler
hem sonbaharda yere düşecekler
ölümün başına üşüşecekler
korkma ıssızlık bilmez gölgeler
güneşi koluna alınca korkma sevgilin ışıl ışıldır
pencereler kapanır
soğuk aslında ufuktan bir kaçıştır
yığılacak yerlere soğuyan ihtiyarlar
yine dizlerinde yün nemi emen gözlerinde telaş
eylül kaçamak bir bakıştır bazen maziye
bunu göğsümü güneşe dolayınca görmüştüm alnımda terlemişti şiirin başında
ne olacağını bilerek kuşlara tekme atan çocuklara kızamaz olan ciğersizler gelecek
eylül öylesine kendini yere serecek
buğday taslarında avuç avuç merhamet atan zaman sağırlarını ne de özleyecek
eylül göz göre göre ölecek
hani nerde diye soracaklar birbirlerine insanlar yüzlerini unutmuşlar halbuki
bu sokak hangi şehrin kibriydi
hangi mahallede kirlendi dünya hangi evin numarasını arıyor saadet
eylül dizlerini dövecek
ağıt yakanlar olacak elbet üfleseler yanıkları düzelecek ama tükürecekler ateşlerini
kapıda aşk yazıyor deseler bilmezler adresini
o vakit tabipleri serin bir akşamüstü olur rahat bir döşek uykunun ahtapot kolları
oysa eylül ayaktadır asla uyuyamayacaktır
gözlerini kaybetmiş tüm mevsimlerin yasını tutacaktır ağlayacaktır

eylülü sakla içinde ısınınca soğursun
bırak alnımda kader yeni renkler doğursun
yeşili göremeyecek gözlere sor kahrı avuç avuç sürecekler mi yüzlerine
asla yaşamamış olanlara dök yağmuru bu erken vakit sabah sığırcıklar telaşlanır
ardından bu mevsimde yaşlanır
bu eylülde geçer
marş okuyan okul önü sadakatini hatırlarsın
gözlerinden yemin ederim hüzün içer
geçmişe şuursuzca göç eden kuşlar
beni görünce hatırlarsın eylül sonunda bahar nasıl sonlanırmış
öne eğilir başlar
kabullenmek kaderdir imansızlar anlamaz bunu
eylül göçecektir
yıkılacaktır kubbesi taç yapraklı çiçeklerin
topraktan canlılığını eylül sökecektir
siz toprağa acımazsınız görmezsiniz acıyı
kapılar kapanır balkonları naftalinlenir kokmaz oysa gecesi sonbaharın
siz kokmazsınız bir tek saçları kokar eylül gibi kabarır içimde
aşkı hecelerken hani adınla başlayan kalbime
göğe ve yere yemin ederken eylülden önce veya sonra
seni sevdiğimi söylesem nafile …
alnımda kader izi

eylül döndüğünde bende burada olacağım
gözlerinde yani mevsimsizlerin balkonunda
tebessümünde yani zamansızların ufuğunda
kalbinde yani eylülsüzlerin eylülünde
sarkacı şaşırtmak ters yüz etmek kolay iş değil
acıyorsa tenim acıyor zaman keskin biliyor bunu
aslında kan dahi kırmızı olsa bu kadar dikkat çekmez eylülden sonra
akmadığında hayat bir çınar ağacı sükunetinde
pıhtılaşan orman desek şu ışık sağanağına
azımsanmaz bir katliamdır tarih elbet yazmaz eylül karabasandır
şehir son gelen bu bahar sesinden habersiz sıkılır yaşamaktan
ölmekten de usanır ümitsizler
gölgeler mızraktır perde erken kapanır kan kırmızıdır bakmayın
şiir bir aldatmacadır…

eylül her eylül gibi sonbaharı sayacak ellerinize
kaybettiğiniz kendi vaktinizmiş gibi üzüleceksiniz
eylülü siz nereden bileceksiniz

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Kırmızı Bir Bisiklete Bakmak Gibi Anlatılanlar...

Bulutlara dokunmak, martılar gibi uçmak, sıcak bir tebessüm etmek, denizin sesini dinlerken kahve yudumlamak, kırmızı bir bisiklete bakmak gibi anlatılanlar...

Arka sokaklardan bir çığlık yükselir gibi..
Eylül gözlerini kırpar gibi sessizce...
Haziran ağlar gibi arkamdan..

Yapılacak işler birikmiş de ses edemez gibi mahcup gözlerim.. Mum ışığı doğru bakışları arar...

Göz yaşlarımla ıslanmış gazete manşetlerinde adım geçer gibi.. Gecenin karanlığında içim titrer de sokak lambaları arkadaşım olur sanki. Sonra bir güvercin gelip de kulağıma İstanbul şarkıları fısıldar... Peki hani martılar? Yalnızlık arkadaşım değil miydi martılar? Ki onlar her göz yaşımda iç çekerlerdi.. Bez bebeklere ağlardık eskiden... Sonra sokak çocuklarına ağlar olduk...

Biz hep ağladık zaten...
Hep...
Ağladık!...