renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Ezanla Zulüm mü Yapılır?

MüezzinUzun zaman önce Merkezi Hutbeyle başlayan, sonra merkezi Ezanla Devam eden bir MERKEZİ KEPAZELİKTEN Bahsetmek isterim..

Tanık olmadığımız, gözümüzden uzak, kulağımızın duymadığı her türlü zulümü daha zor algıladığımız gerçeğinin bana diz çöktürdüğü bir hadisedir bu..

Bu uygulama İstanbulda olmadığı için pek haberdar değildim olandan bitenden.. İstanbulun en merkezi yerlerinden birinde, her vakit yeditepeden yükselen ezanı dinleme lüksüne sahip olan ben, bu zulümden nasıl haberdar olaydım..

Ailem Gebze de yaşadığı için onları ziyarete gittiğim dönemlerde şahit oldum merkezi ezan kepazeliğine..

İslam Dinin en nezaketli, en Kibar, en nazenin ve estetik olması gereken ameliyesi, insanı ezandan tiksindirecek bir metal ses ve kabalıkla, hoparlörlerden klavye tuşları sonrasında veriliyor buralarda..

Son ses açılmış hoparlörler insanı korkuyla yataktan fırlatacak kadar korkunç ve ürkütücü..

İslam dinin bir müntesibi olarak İstanbul'da büyülenerek beklediğimiz ezan vakitleri Gebze'de resmen bir işkenceye dönüşmüş bana göre..

Gebze'de geçen çocukluğumun içinden, ezan seslerini seçtim hayalimde.. Büyülüydü.. Cami hoparlöründen olduğu halde büyülü..

Tam kararında ses, tam kararında makam, tam kararında duygu.. bazen genç bir mahalle sakinin yanık sesi, bazen müezzin- İmamın mesai ritüeli içinde okuduğu alışılmış ezan, bazen gönlü yanık bir dedenin takma dişleri arasından dökülen mubarek ses..

hepsi gitmiş; yerine tenekeke cızırtısı, Tuş sesi, son derece yüksek perdeden metalik bir sesle, perdesi yırtılmış bir ezan yerine getirilmişti..

Bu sesten rahatsız olmuyor musunuz diye sorduğumda: Benim garip ama gönlü İslam dinin her emrine bağlı, boynu kıldan ince temiz büyüklerim bu işkenceye ezana saygızılık olur diye ses çıkaramadıklarını söylüyorlar..

Nasıl anlatırım onlara buna karşı çıkmak ezana saygısızlık, hürmetsizlik değil, bu uygulamanın bizzat kendisi ezana saygısızlık ve hürmetsizliktir..

Gebze Diyanet işlerini, Gebze Belediyesini bu nezaketsiz ve ezana hakaret sayılan uygulamadan ve bunu büyük bir iş-güzarlıkla devam ettirmelerinden dolayı ayıplıyorum..

Bu saçmalığa bir an önce son vermelerini, Ufacık bir usul ve nezaket kırıntısı varsa kulaklarında temenni ediyorum..

Kısacası Gebze Gebze olalı böyle zulüm görmemiştir ağalar beyler..

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

sadece gebze demi sanki

sadece gebze de mi sanki merkezi ezan sistemi
andoluya neredeyse tamamen yayılmıs bir uygulama bu. Ama benim bunda hosuma gitmeyen sey bu uygulama ile imamların yeteneklerini geliştirememesidir. Benim koyumde imam bazen camiye bile gelmez olmus ne de olsa ezan okunuyor zaten diyor zaten kucuk bi yer az da kişi geldiği için evinde kılıyor namazını .
Diyanetin basına adam gibi adam gecmezse yada muslumanlar toptan isyan etmezse bu iş duzelmez

Dıt Dıt Dıt...

:) Sadece Gebzede değil tüm Anadoluda bu zulüm devam edegidiyor. Hatta öyle kanıksandı ki artık, o klavye sesi(bunu sizden öğrendim Allah razı olsun, ben de bunu telsiz alıcısının frekans onay sesi zannediyordum) olan "dıt dıt dıt..." duyulunca "Aziz Allah" diyenler gördüm.
vesSELAM
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!

dıt dıt dıt

aynen katılıyorum . koyde ben bile alıstım bazen aziz allah diyesim geliyor o dıt dıt dıt sesini duyunca

Meseleye bir de burdan bakalım

Hikayeyi duymuşsunuzdur. Osmanlıların son zamanlarında İstanbul'da büyük elçilik görevinde bulunan bir Fransız, zaman zaman şehrin tarihi camilerinden birinin önünden geçiyor. Bu sırada okunan ezanı büyük bir huşu içinde dinliyor.

Sefir, yanık sesli ezanı sadece dinlemekle yetinmiyor, müezzini de ödüllendirmek istiyor. Adamlarından birinin avucuna bir altın lira sıkıştırıyor, götür, bunu ezan okuyan adama ver diyor. Bu uygulama, bir süre devam ediyor, ilahi nağmelerle kulaklarının pasını silen büyükelçinin kalbi iyice yumuşuyor. Hatta Müslüman olmasına ramak kalıyor. Fakat bu arada ortaya çıkan bir gelişme, her şeyi alt üst ediyor.
Elçi, yine bir gün bu güzel ezanı dinlemek için, arabasını caminin önünde durduruyor. Ama o gün büyük bir hayranlıkla dinlediği müezzin bir mazeretinden dolayı gelememiştir. Onun yerine ezanı kerih (çirkin) sesli bir adam okumuştur. Bed sesiyle bağırıp durmuştur. Tabii ki büyük elçi fena halde irkiliyor. Sonra bu herife verilmek üzere bir kese altın gönderiyor. Görevlendirdiği şahıs, "Aman efendim, önceki güzel sesli adama her gün bir altın gönderiyordunuz. Bu çirkin sesin sahibine ise bir kese yolluyorsunuz. Ne iştir?" diye sorunca sefir şu ilginç cevabı veriyor:

-Önceki adam, öyle güzel ezan okuyordu ki, neredeyse beni dinimden edecekti. Bu ise, çirkin okuyuşuyla dinimde kalmama sebep oldu. Kendisine minnettarım. Bir kese altını isteyerek veriyorum.

Evet muhterem dostlar! Merkezi ezan sistemini bir de bu bakış açısından irdelemekte fayda var. Bütün camilerimizde ezan düzgün mü okunuyor sanki? Ben Süleymaniye Camiisinin yakınlarında oturan birisi olarak doya doya Süleymaniye ezanını dinleyemiyorum. Niye biliyor musunuz? Araya başka camilerin son derece çirkin sesli, makamı bozuk, okusam da bitip kurtulsam telaşında müezzinlerinin sesi karışıyor da ondan..Ben İstanbul müftüsü olsam, merkezi ezan sistemine belki geçmem ama birbirine çok yakın camilerin bulunduğu mahallerde ezanı en düzgün okuyan müezzini olan camiinin ezanına izin verir, diğerlerine okutmam. Amaç ezanın o manevi havasını solumaksa, bu karmaşaya son vermek lazım.

İyi öyleyse Muammer Bey!

İyi öyleyse Muammer Bey! Yarın işgüzarın biri çıkıp şöyle diyebilir:

"Diyanet, laik cumhuriyetin anayasal kurumu olduğuna göre ben bu diyanetin atadığı imamın arkasında namaz kılmam arkadaş". Nasıl? Bu ülkede Diyanet 80 yıldır var ve artık bunun meşruiyetini tartışmanın anlamı da kalmamıştır. Yoksa sizin yaklaşımınızla iş çığrından çıkar (diye düşünüyorum). Selamlar.

arkadaslar konuyu saptırmayın

ezan iskencesi gercekten butun turkiyeye yayıldı artik koymuslar kasetleri butun camilerde ayni ezan okunuyor yaziktir be nerde güzel sesler tek merkezden söylenmesi gercekten kötü belki ilerde Allah bilir namazida tek merkezden kıldırır bunlar islam dinini batirmaya calisiyorlar ve bundan büyük üzüntü duyuyorum gercekten Allah sonumuzu hayır etsin...

tartışmalı ezan

ben bu uygulamadan memnumum arkadaş.
en güzel okuyan imam çıksın merkezden okusun.sonra da dağılsın her bir yere.hepsi bir yerden okuyordu eskiden.kimi davudi bir sesle kimi ifritten kalma kerihçe.böyle güzel oldu.volümü çok verip insanları yataklarından hayvanları damlarından fırlatmasınlar yeter ki..


Ben bir sülüğüm beyin zarında
Çok yaklaşma yakarım seni de anında...

Merkezden Zulüm Nasıl Susturulur?

Bildiğim Kadarıyla Zaten uzun zamandan beri çeşitli sebeplerden dolayı Diyanetin atadığı İmamların arkasından namaz kılmayan Müslümanlar var. Bu konuyu konuşurken arada bunu da çözüverin diyorsunuz bize..

Ama bu haksızlık!..

Diyanetin işlevini, kurumsal anlamını da tartışacak bir Blog oluşturabiliriz ayrıca.. Fakat bu MERKEZİ KEPAZELİK'ten yakınılan blogun cürmünü aşar, konuyu da gördüğünüz üzere saptırır..

Demokratik haklarınızı kullanın diyor mesela bir arkadaşım; o zaman burda Demokrasiyi de tartışmaya açalım, inanmadığımız şeyden medet mi umacağız diyelim ve bu teneke gıcırtılarını dinleyerek hayatımızı idame ettirelim..

Mesela biz "Patronun zulmüne" de karşıyız ama patronun zulmüne baş kaldırırken önce kapitalizmi, doymayan işkembeleri tartışmaya açıp onları halledelim, sonra zulm eden patronlar yok olsunlar demiyoruz..

Böl- Parçala- Yut iyi bir strateji bana göre..

Kendimize bakalım; Büyük çözümler için büyük fedakarlıklar yapacak yürek atmıyorsa göğsümüzde, o zaman küçük çözümlerle başlamalıyız işe..
Çözdüğümüz ve sonucunu olumlu aldığımız her şey yeni cesaretleri mayalar belkide, nerden biliriz?

Bu uygulamadan memnun olan arkadaşımın İstanbul'da ezan dinlemediğini varsayıyorum..

Yoksa bu bir hezeyandır..

Sanırım bir nuansta ezanı dinlediğiniz yerde gizli..

Bir tepeden dinliyorsanız ezanı, Mesela; Süleymaniye, yavuzSelim, Fatih Camiini hem gören hem duyan bir yükseklikten, o vakit sadece bu üç camiinin sesleri geliyor kulaklarınıza, diğerleri de itidal bir koronun pestleri gibi alttan fon oluşturuyorlar..:)

Sese Duyarlı olan, Ezana Duyarlı olan, Namaza duyarlı olan için bulunmaz bir saadet..

Nezaketsizlik ve kabalık çokca kuşatmış bizi.. Kötü olanı da alışmak...

Miş_Miş..