renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Facebook'tan Tiksinmek

Facebook

Bazı nesnelere karşı tavır almak yüceltirilir. Eskiden beri böyledir bu. Ortaokul yıllarımda abilerimiz ve ablalarımız vardı, kot pantolon giymezlerdi örneğin. Kot, Amerikan emperyalizminin bir şeyiydi ve giyilmesi bazı önkabulleri açığa vuruyordu onların anlayışında. Muhtemelen haklılardı, ama biz giydik. Onlara hep saygı duyduk ama. Bir şeye inanmak ve ideal uğruna "çoğunluğa katılmamak" bunun da ötesinde "çoğunluğu eleştirmek" önemliydi. Biz, onlara destek vermiş ve fakat uygulamada cezaret sergileyememiş insanlardık. Biraz da küçüktük zaten.

Sonra başka alanlarda da gördüm buna benzer durumlar. Marlboro içen, ama sadece islami çizgide olduğunu söylediği kanalı izleyen insanlar gibi. Ya da her konuda tavır koyma ihtiyacını hissedenler gibi.

Seneler sonra psikoloji okudum ve "tavır koyma" üzerine bir şeyler öğrendim tabi. Tavırdan ziyade, "tavır koyduğunun bilinmesi" konusunu irdeleyince farklı çıkarımlar yaptım, sorun bu değil. İşin içinde "ihlas" olduğunu düşündüm hep. Öyle düşünmenin din'e daha uygun olacağına iman ettik çünkü.

Şimdilerde facebook karşıtı söylemler yüzünden aklıma geldi yazdıklarım. "Facebook'dan tiksinen" bunu da yüksek sesle, yeri geldiğinde büyük harflerle yazan kişileri görünce aklıma geldi.

"Bilmeden eleştirmek"ten bahsetmeyeceğim. Yani, söz konusu sitenin amaç doğrultusunda hizmet verdiğini, istersem tanımadığım insanlarla mesajlaşırken, istersem bir şekilde uzaklaştığım eski arkadaşlarımla konuşurken, istersem sadece pacman oynarken kendimi bulabileceğimi anlatmayacağım.

Popüler olanı kötülemek, popülerin dışında kendine bir alan yaratarak "kendinden olanı" bu alana dahil etmek sureti ile bir grup içinde popüleri yaratmak amacında olan insanların varlığını gösterdi facebook eleştirileri bana.

İlkokul arkadaşlarımı bulmak, onlarla kanka olmak niyetinde değilim, ama olabilirdim.

Eski iş yerimden arkadaşların listesinde kimler var merak etmiyorum, ama merak edebilirdim de.

Sırf eğlencesine, sadece keyifli zaman geçirmek için siteyi tercih edebilirim, birden çok nedeni de olabilir üyeliğimin.

Ama, "facebook olsa olsa arkadaş bulma mekanıdır, bu da islami gençliğe yakıimaz" mantığındaki yazıları saygıyla karşılamıyorum bütün sebeğlerimde de.

Geçenlerde okuduğum bir röportajda karşılaştım, facebook üyeliği olmayan kişiyi tebrik eden yazar, "karşısındaki insana ne kadar saygı duyduğunu, ama kendisinin bir kere siteye giriş yaptığını, artık msn gibi kullandığı için vazgeçemeyeceğini" söylüyordu.

Arkadaşlarıyla sanal yoldan konuşmak için giriş yaptığı siteye hiç giriş yapmamış olanı tebrik ediyordu.

Bu mantığı anlamıyorum işte. Facebook u kullanmamak, olsa olsa "ilgimi çekmiyor" yahut "zaten hep aynı şehirdeyim, bütün arkadaşlarım burada" gibi basit cümlelerle açıklanabilecekken, bir idealizm maskesiyle açıklanıyor ve birileri de buna saygı duyduğunu belirtiyor ya.. Tahammül edemiyorum.

"Aykırı gençlik" olmak bu kadar kolay değil. Bir siteye giriş yapmamakla kimse entelektüelliğini yahut dindarlığını göstermiş olmuyor.

Siteye girenlerden yahut siteden "tiksinmek" de, matah bir şey değil.

Cümlelerimiz vardı bizim, yazardık, söylerdik, onlarla anlatırdık derdimizi.

Dünya yerinde dursun, oynasın gülsün insanlar, gerektiğinde kızsınlar, biz yine cümlelerimizi söyleyelim.

Falanca site, falancanın markası, filancanın kolası derken, gerektiğinde nefretimiz kalmayacak çünkü. Harcayacağız hepsini.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

sanal hayat

evet bende daha facebook sitesini tıklamamış,sizin bahsettiğiniz ,ona düşman olan şahıslardan biriyim.benim düşmanlığım başka sebebten başladı tabi ama devam etti..sadece yazık etti aşka,sevgiye,heyecana,özleme...insanların boş vakitlerini doldurdu boş şeylerle,ben de sadece yeni arkadaşlıkların kurulduğu bir site olduğuna inanıyorum,duyduğum arkadaşlardan.insan bu. şeytan her zaman nefsimizle birlikte saldırıyor üstümüze üstümüze.ne kadar da çok seviyorum ya da aşığım desende orda görülen şu şahıs sizle arkadaşlık kurmak istiyor mesajı celbeder insanı,bi bakayım dersin ,sadece bakayım dersin ama sonrası ne olur bilinmez,Aşk; ne zaman sevdiğiniz insanı kaybetmemek için içinizde büyük bir istek olarak doğduğu zaman doğar.işte o zaman o kişiye aşık oldum dersin ve onu kaybetmek istemezsin.Ben facebook u da aşkımı elimden alabilecek şeytani güce sahip olduğundan dolayı nefret ettim ve hiç girmedim,Elbetteki çok güçlü iradeye sahip olan insanlara lafım yok.fakat insan seviyorsa sevdiğine ne kadarda güvense ,onun nefsinin ve şeytanın ona 1 saniyelik fısıldamasından bile korkar,bunu aklına getirdikçe kaybetme duygusu ağır basar,yapacak bişe yok teknolojinin bu kadar ilerlemesine karşı ,bizim ki sizin dediğiniz gibi belkide
'çoğunluğa katılmamak ya da uzaklaşmaktır' belki de kaybetme korkusunun ağır bastığı durumdur?

Beni Aşan Bir Konu

Yazınız benim için bir farklılıktı. Uslûp akıcı, mevzû beni aşan bir konu olmasına rağmen, tecessüsümü mucib olup, yorumlardan dahi farklı bir okuma hazzı duyarak, hisse kapıp, bulduğum, biribirine zıt, lâkin hepsi de tam bir samimiyet ve dürüstlük eseri hasbî ifadelerle bezeli her birisi beni bayağı meşgul etti...

Leyhte veya aleyhte herhangi bir şahsî fikir ileri süremeyeceğim, zirâ, asra merdiven dayayan ömrümün bu son basamağında hissiyât olarak, tamamen gençlik heyecanına dayalı bir alâka kesifliğinde mevzûa girebilmem ne zamanım ne kapasitem itibariyle mümkün! Ama, yine de benim için yepyeni olan; çocuklarımın, torunlarımın hayatının çerçevesine dair, husûsen alâkamı celbeden, bu hususta bilgilenme cihetiyle de kendimi yenilediğim bir kazancım oldu...

Bütün günlerinizin, gençlik heyecanlarının şuurla kullanıldığı güzelliklerle dolu dulu geçmesi dileklerimle selâm ve sevgiler...

iyi misin?

sümeyye kardeş iyi misin?
zorla mı yazdırıldı bu yazı sana?
şimdi ekrana bakarken elimde bir bardak coca cola'mı içmeliyim. yanlış mı anladım seni?
başını yerden kaldırmaktan haya eden ama facebook'a "açılı resimlerini" koyan mütesettir kardeşlerimi haklı mı göreyim?
sümeyye kardeş iyi misin?

facebook'tan tiksiniyorum

Yazıyı fena halde üstüme alındığımı belirterek;

Ben AK Parti'yi popüler olduğu için eleştirmiyorum; İttihad-ı İslam ülkümüze hizmet eden dış politika hamlelerini bir kenarda tutarak, ekonomik saçmalıklarından, yolsuzluk iddialarından, kaba-saba tavırlarından, mütedeyyin insanların gözlerinin içine baka baka yalan söylemelerinden dolayı eleştiriyorum.

Ben Samanyolu TV'nin dizilerini popüler oldukları için eleştirmiyorum; insan aklının almayacağı kadar parayla ve insan aklının almayacağı kadar birarada bulunan "kafalı" çocuklarla bu kadar sığ, bu kadar kötü, bu kadar yapmacık şeyler ortaya çıkardıkları için eleştiriyorum.

Ben cemaat.com'u popüler olduğu için eleştirmiyorum; kullanıcıları arasında yer alan şairlerin acımasız, affetmez, uzlaşmaz tavırlarından dolayı eleştiriyorum.

Ben Kızılay Meydanı'nı popüler olduğu için eleştirmiyorum; hadsiz kalabalığı, kan donduran karmaşası, lüzumsuz trafiği için eleştiriyorum.

Ve devamen;

İHH'nın popüler oluşu, sırf bu özelliği nedeniyle benim ona herhangi bir eleştiri yöneltmeme sebep olmuyor.

Subcomandante Marcos'un popüler oluşu, sırf bu özelliği nedeniyle benim ona herhangi bir eleştiri yöneltmeme sebep olmuyor.

Dublörün Dilemması'nın popüler oluşu, sırf bu özelliği nedeniyle benim ona herhangi bir eleştiri yöneltmeme sebep olmuyor.

Nihayet;

facebook'tan tiksinmek için gerek ve yeter şartları sıraladığım hacmen büyük yazımın hiçbir yerinde onun popülaritesine değinmedim. Şayet böyle bir izlenim doğmuşsa, bu, yazılanlardan ziyade, insanı bir makina düzeneğiymişçesine değerlendiren şu "pozitif" bilimin çuvalladığı yerde bulunduğumuzdandır.

"X şöyle yaparsa bunun nedeni A'dır" önermesiyle yola çıkacaksak, facebook dahil hiçbir "tartışmalı" paltformu eleştirmememiz gerekiyor demektir. Öyle ya, nasılsa her şeyin sebebi "pozitif" kitaplarda yazıyor. İnsan çözülmüş, bitmiş.

Evet, evet... İnsan bitmiş.

(Hanidir, yazıma gelen yorumlarda beklediğim bu reaksiyonun başlıbaşına bir yazıyla cemaat ortamına salınması beni ziyadesiyle memnun etti. İkinci adım olarak "facebook iyi bir şeydir, çünkü..." açılımını yapacak bir yazı daha beklediğimi hatırlatarak ve bombanınsa "ya facebook'tasın, ya da değilsin" mealli bir metinle patlayacağını umarak Sümeyye Şenocak'a teşekkürlerimi iletiyorum.)

Batı' dan geldiği için

Batı' dan geldiği için desem çok mu kolaycı olur?
Tanışmadım ama merak etmiyor değilim. Şüpheliyim,bana bir 'tık' uzakta olan dan.Ya beni boğarsa ?
Şimdilik böyle emin sularda dolaşmak daha emin.
Belki iler de bir abimiz ,ablamız elimizden tutarsa açılabiliriz.
Buradan fazla ne var sa?

feysbuk kafayormaları (ing.=facebook aforizmaları:)

feysbuk'u ilk duyduğumda teknomarketimsi bir yer sanmıştım; içinde herşey var filan denilince:) yenice üyeyim. ama basından takib ettiğim kadarı ve birazcık kurcalamamla az çok aşinalığım oldu. üç tane grup dahi kurdum ayağımın tozuyla:) bir tane de başka bir gruptan adminlik verdiler. emperyal hislerim kabardı böyle olunca;) hedefim feysbuk'un tamamı filan:!

msn, feysbuk..vs. aslında korkanlar, olaya çekingen yaklaşanlar da haklı, karşı kadıköy de haklı! hani eskinin yumurta yarışına benziyor; ağzında bir kaşık, onun içinde çiğ yumurta, rakiblerini ekarte edip finale ulaşman lazım. yumurtanın kırılmaması zor biraz:)

buna benziyor işte. eğer kendinden eminsen, gerekli önlemleri aldıysan, zamanını kontrol edebiliyorsan bir de sağlam adımlarla khayr yolunda kullanabiliyorsan sorun yok.

feysbuk için konuşursak ilk tanıma aşamasında cidden vakit alıcı bir şeydi benim için. gruplara üye ol, aplikler ekle, şunu yap bunu yap... haliyle sıkıldım sonra. öncelikle basındaki yazılara göre güvenlik ayarlarımı düzenledim. her önüne gelen benim sayfamı açamayacaktı mesela. sonra girdiğim bazı gruplardan çıktım. lazım olanları bıraktım. sonra da aplikleri/uygulamaların çoğunu kaldırdım. zamanımı dengeli kullanmam gerekliydi. giriş çıkışlarımda fazla oyalanmamaya gayret ettim. emektub gibi önemli mesaj var mı yok mu onu kontrol edip çıkmaya çalıştım mesela. sonra khayr için naısl kullanılır onun yoluna baktım. mesela lise mezunları grubumda budist ve ateist arkadaşlar var, nasıl ulaşırım diye düşünüyorum:)

benim feysbukk maceram budur işte. diğer arkadaşların şikayet ettiği konulara da katılıyorum tabi. özellikle -sokak ağzıyla- karı-kız ayaklarının ve geyik muhabbetinin çok olduğu bir ortam. belki biz unumuzu eleyip ipe serdiğimizden olsa gerek o yollara tevessül etmedik ama feysbuk’un bu yönde bir büyük bataklık kimine göre de maden olduğunu anlamamak safdillik olur yani.

dikkat edilesi bir alan elbet. ama tümüyle herşeyi ona yıkacağımız bir şey değil. fotoğrafını koymazsın, güvenlik önlemini alırsın -ki kurduğun gruplarda da aynı şekilde istediğin kişiyi üye olarak almama imkanı ya da her önüne gelenin mesaj yazmama tercihi var-. ama en önemlisi kalbî güvenliğini had safhaya çıkarırsın.

sevmek, sevmemek ya da tiksinmek gibi duygulara uzağım feysbuk için. sonuçta bu dünyanın bir parçası, belki miniği. içinde dünyada olan herşeyden bulabilmek mümkün yani. nasıl ki kendin dünya hayatında daha steril ortamlarda kalıyorsun, burada da aynısını yapabilirsin.

şahsi bilgiler ise eğer gerçekten ulaşmak isteyen birileri varsa bunu zaten bir şekilde yapıyorlar. tüm mezun olduğumuz okulların bir dosyasını zaten üniversiteye kayıt esnasında kendi elimizle verdik mesela:) ya da telefon rehberinde adımız ve açık adresimiz var. yani o kadar da septik olmanın bir anlamı yok. gerekli tedbirleri aldıktan sonra dikkatli adım attıktan sonra ha cemaat ha feysbuk ha da başkaca forum!

yalnız son paragraftaki düşünce benim de kabul göstereceğim bir bakış açısı değil. markalara elbette dikkat. özellikle gıda için azami dikkat! nereye destek olduğumuz kadar ne yediğimiz de önemli.

özür... uzattık yine...
_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

örtüsavarlar feysbuk'a :)

"ha bu feysbukta gruplar ne işe yarar henüz tam vakıf olamadık. ammavelakin çorbada bizim de tuzumuz olsun babından yeni bir grubun kurdelasını kesmiş bulunmaktayım. hayrolsun..."

diyerekten kurmuş olduğum bir grup:)

"Örtünün Her Türlüsüne Karşıyız!
Kışları Şehrimize Beyaz Örtü İstemiyoruz :p

nedir bu kardeşim! kar yağınca her yer beyaz bir örtüye bürünüyor! nuranî bir ortam gözümüzü alıyor, gözlerimiz kamaşıyor, etrafımıza bakamıyoruz! hem beyaz hem örtü, e bu kadarı da bizi gerdi!

kışları beyaz örtü, baharları da yeşil örtüye karşı haydi hep birlikte elele!

kışları beyaz örtüden kurtulmak için ekvator çizgisine inmeyi öneriyoruz! orada özellikle bazı yerlerinde her türlü örtüden özgürlük var ne de olsa!

baharları da yeşil örtüden kurtulmak için mağaralara çıkmayı öneriyoruz! dağ-taş etraf... hem medeniyet görmemiş eski insanlar gibi yine örtüden free oluruz. ne güzel olur!

aaaa, demeyin bize ama canım örtü mörtü filan diye! uyuz oluyoruz işte!
örtülü ödenek de kalksın hem!
masa örtüleri elişi kategorisine sokulmasın!
mezarların üstü de örtülmesin!
kokarlarsa koksunlar...ne yani örtüp de laikliğe zeval mi verelim!
örtüsüz ve ölçüsüz olsun kılık kıyafet...
örtüsüz olsun ahlak, nezaket...
örtüsüz olsun kellerdeki rezalet!
örtü düşsün kel görünsün işte!
ne var bee!
deliymişiz gibi ne bakıyorsunuz bize!
uyuz oluyoruz dedik ya örtünün her türüne...
yeter ki laikliğe zeval gelmesin!"

_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

Facebook'tan tiksinmiyorum,

Facebook'tan tiksinmiyorum, nefret de etmiyorum. Bunlar önemli duygular, bence paldır küldür harcanmamalı. Bir müslüman nefret edecekse küfürden ve onun insana yaptırdıklarından nefret edebilir. Bunu tam anlamıyla başarmak kamil bir iman gerektirse de en azından bu yolda olmak; nefret, öfke gibi mühim duyguları boşa harcamamaya çalışmak lazım diye düşünüyorum.

Bunu belirttikten sonra; Facebook'a bir kez girdim, şöyle bir gezindim, sonra da üyeliğimi iptal ettim. Alexa'ya göre dünyada ve hayret, Türkiye'de en çok girilen sitelerden biri olmuş. Türkiye'de google.com.tr'den sonra ikinci sırada. Bu kadarını beklemiyordum doğrusu. Şaşırdım.

İnsanların çoğunun ilkokul arkadaşlarını bulmak, yeni arkadaşlar edinmek gibi dertlerle bu siteye girdiğini sanmıyorum. Buna birazdan döneceğim. İlkokul arkadaşını hâlâ seviyorsa onu bulmak için gerekli donanıma zaten daha öncede sahipti(r) bir Facebookçu. Facebook'a ihtiyacı yoktur. İlkokul arkadaşının bilgisi ayağına kadar geldikten sonra "Aaa, sen de mi burdasın." demek çok değersiz. Bu şaşkınlık/sevinç parladığı gibi söner. Biri bana böyle derse hiç sevinmem. Tiksinç olan bu olabilir mesela. Yeni arkadaşlar edinme meselesine gelince, Facebook'un bu anlamda getirdiği yeni bir şey yok. Sohbet odaları, forumlar, bloglar aynı işlevi yıllardır gör(eme)mekteler. Yalnız gözlemleyebildiğim kadarıyla Facebook daha janjanlı, daha moda, daha bir fenomenal vs... Beraber gülüp ağlamadan, anı paylaşmadan, zorluklara katlanmadan, kısacası beraber ortak bir tarih yazmadan kurulan internet çağı (kelimenin tam anlamıyla) sanal arkadaşlıklarından başka nedir Facebook'un ve türevlerinin insana sunabileceği? Böyle bir arkadaşlık insana ne sağlar/ne kaybettirir? Yanlış anlaşılmasın. İnternet üzerinden yeni arkadaşlıklar, dostluklar, hatta evlilikler kurulamayacağı kanaatinde değilim. İnternetin bu amaçla kullanılması iyi de olur. Burada önemli olan, kurulan bu ilişkilerin internet vasıtasıyla başlamasıdır, internette kalması değil. İnsanlar arkadaşlıklarını/dostluklarını sürdürmek için interneti kullanmıyorlar, hep internette kalıyorlar. Fakat yine belirtmem lazım ki bu tarz bloglarda fikirleri paylaşmayı da çok önemsiyorum. Yalnız adı üstünde bu sadece fikirleri paylaşmaktır, arkadaş olmak değil. İnternet üzerinden kimseyle bir gofreti ikiye bölüp yemişliğimiz yok :).

Facebook'un bu kadar popüler olmasını; insanın yapacak bir şeyi olmamasına, vaktini geçirmek istemesine ve yalnızlığının acısını kendisini popüler sosyal alanlarda göstererek bastırmasına bağlıyorum. Bana kalırsa, tipik bir popüler olanı önemli zannetme ve ona yönelme meselesi. Geçer.

facebook

Facebook bir TUZAKTIR...

mayın tarlasıdır...o tarlaya girenlerin pek azı mayına basmadan amacına ulaşabilmektedir...

hele ki işi gücü Allah rızasını kazanmak olan müslümanların(bilhassa yüksek edep ve haya sahibi genç bayanların) sosyalleşmek....arkadaşlarını bulmak vs. gibi gereksiz amaçlarla tuzaga duşmesi çok can sıkıcıdır...

zira bir bayan neden daha fazla arkadaşa ihtiyac duysun ki hele ki karşı cinsten olursa...

gelsin sohbetler ...muhabbetler..seviyesizlikler....farkında olmadan duşmek ...

genelde insanlar daha çok kazanmak ve makam sahibi olmak için sosyalleşir...yani son hedef paradır...

peki müslümanlar için para amaç mıdır araç mıdır...bu parayı kazanmak için ne kadar daha taviz verilebilir...nereye kadar...elimizde ne kaldı....

düşünmek dilegiyle..

Ne o yine mi tren kaçtı

Bu facebook karşıtlığının altında yatan sebebler bunlar mıdır. Yoksa yine mi tren kaçmış elin gavuru yine bişeyleri küçük yaşta yapmış ve biz müslümanlarda onların yaptıklarıyla yetinmek zorundamı kalmışız. Her zaman bu tür işlere bulaşan müslüman erkek/kadın kardeşlerimizi eleştirmek, bir kısmını hoppa bir kısmını zibidi bir kısmını vurdumduymaz diye katagorize etmekle yükümlü olan abilerim: Bir işide siz kotarın olmaz mı.. Başarınızı göreyim desem çok mu somut birşey istemiş olurum.. Alın size toplum facebook toplumu madem karşısınız hadi bir toplum orda duruyor dönüştürün desem ne dersiniz.. Bahane , bahanee.......