renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Farkındalık

Bazıları, kendi eylemlerinin kabahatini, hiç rolü olmayan başkalarına yükler; bazıları, hiçbir rolleri olmadığı halde, başkalarının eylemlerinin kabahatini yüklenir. Bazıları, bilmeye hiç imkanlarının olmadığı bir şeyi bilmemekten suçluluk duyar. Bazıları, bugün öğrendiklerini dün bilmedikleri için suçluluk duyar. Bazıları, bütün dünyayı bir gecede ve zahmetsiz olarak kendi fikirlerine çekemedikleri için suçluluk duyar.

İnsan bilinci, en az bilinen ve en çok suistimal edilen; dolayısiyle, üzerindeki kontrolun en sık kaybedildiği hayati organdır. Bir insanın, bilinci üzerindeki kontrolu kaybetmesi, insani tecrübelerin en korkuncudur: kendi etkinliğinden şüphe eden bir bilinç, dayanılmaz bir rahatsızlık duyar. Fakat; çoğu insan, bilincini felç etmek için herşeyi yapar; saçlarına, ayak tırnaklarına, midesine gösterdiği itinayı, bilincine göstermez. Bilir ki, bu şeylerin spesifik kimlikleri ve spesifik ihtiyaçları vardır; saçları muhafaza etmek için taramak, ayak tırnaklarını muhafaza etmek için kesmek, mideyi muhafaza etmek için asit içmekten geri durmak gereklidir. Fakat, sıra insan bilincine gelince... Onlara göre, bilinç, hiçbir şeye ihtiyacı duymaz ve her şeyi mideye indirebilir; psikiyatrist karşısına vardıklarında, hala, hiçbir sebep yokken kronik bir korku ve sıkıntı içinde olduklarını söylemektedirler.

Bir çok insanın, insan bilincinin tabiatı (işleyiş tarzı) üzerinde hiçbir bilgiye sahip olmaması, kendileriyle dış dünya arasındaki bağı kopartır: kendilerine neyin mümkün olup, neyin olmadığı, kendilerinden ve başkalarından neyi talep edip, neyi edemeyeceklerini, neyin kendi hataları olduğu, neyin olmadığı konusunda hiçbir fikirleri kalmaz. Bilincin hiçbir kimliği olmadığı zımni öncülünü kabul etmiş oldukları için; bir uçta, bilinçleri üzerinde sonsuz bir güce sahip olduklarını ve onu her türlü riskten uzak, istedikleri gibi suistimal edebileceklerini zannederken ("Farketmez; bu sadece benim zihnimdeki bir şey" veya "Boşver, benden başka bilen yok" nosyonlarındaki gibi); diğer uçta, bilinçleri hakkında hiçbir şey yapamayacaklarını zannederler: bilinçleri üzerinde, seçeneklerinin ve kontrollarının olduğunu bilmezler; bilinçlerinin içeriğinin, tabiatca belirlenmiş olduğunu zannederler; kendilerini, kafatasları içindeki erişilmez bir gizin kurbanı olarak görürler; bilinmez bir düşmanın esiri gibi hissederler; rasyonel izahı bulunmayan bir takım duygularca yönetilen çaresiz bir otomaton olmayı kabullenirler ("Ne yapayım, ben böyleyim" nosyonundaki gibi).

Bu belirsizlik insanı sakatlar. Böyle bir insanın, bir amaç veya arzu hakkında düşünürken, sorduğu ilk soru "Bunu yapmak ne gerektirir?" olmak yerine, "Ben bunu yapabilirmiyim?" olur. Sorusunun anlamı şudur: "Ben doğuştan bunu yapma yeteneğine sahip miyim?" Mesela, "Hayatta en büyük isteğim, bestekar olmak; fakat, bunun nasıl yapılacağına dair hiç fikrim yok. Bana bu işi her nasılsa yaptıracak o esrarengiz istidat bende var mı?" Bu insan, bilincin önceliği gibi bir öncülü hiç duymamış olabilir; fakat, bilincinin karanlık labirentlerinde giriştiği bu araştırmaya onu sevk eden bu öncüldür; araştırmasının ona bir şey bulduracağı yoktur; çünkü, mevcudiyete (realiteye) başvurmadan kendi bilinci hakkında hiçbir şey öğrenmesi mümkün değildir.

Böyle bir arzuyu hemen terk etmezse, bunu gerçekleştirmek için belirsizlik içinde gezinip durur. Herhangi bir küçük başarı, huzursuzluğunu artırır; çünkü, neyin buna sebep olduğunu ve bu başarıyı bir daha nasıl tekrarlayacağını bilmez. Herhangi bir küçük başarısızlık, ezici bir darbe olur; çünkü, bu başarısızlığı, kendisinin o esrarengiz ihsandan yoksunluğunun delili olarak alır. Bir hata yaptığında "Ne öğrenmem gerekir?" diye sormaz, "Bende yanlış olan nedir?" diye sorar. Otomatik ve herşeye muktedir bir ilham bekler; tabii, bu ilham hiçbir zaman gelmez. Neşesiz bir mücadele içinde yıllar geçirir; karşısındaki realite bütün gücüyle kendini gösterirken, zihni, onu görmemekte kararlı olarak hep bilincinin içinde doğup büyüyen o kendine-saygısızlık-ve-güvensizlik canavarına korkuyla bakar. Sonuçta, arzusunu terkeder.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Bilinç kontrolü ve sorular

Bu pek değerli yazıyı okudum fekat zihnimde bir takım sualler ve istifhamlar oluştu, izalesini rica ediciğim;

1-İnsanın, bilinci üzerindeki kontrolu kaybetmesine neden olan şeyler nelerdir?

2-İnsan bilincinin tabiatı üzerinde nasıl bilgiye sahibi olur, bilincinin tabiatını nasıl tanır?

3-Her insanın bilincinin tabiatı birbirinden farklı mıdır?

4-Bilincin tabiatı tedip ve terbiye edilebilir mi?

5-İnsanın bilinci üzerindeki kontrolü mutlak mıdır?

Bilgisi olanlardan rica ediyorum. teşekkürler..

@Sadan

Kuzum Sadan, ben senin sorularının özetini çıkarıp tekrar sorayım istersen:
1. Hayatın anlamı nedir?

....
....

Sorularının hepsi bir konferans konusu olabilecek sorular,
şimdi burada hemen ve kolay olmaz...

haydi haydi

Sayın yeryüzü soruların cevaplarını biz de çok merak ettik. Şöyle kısaca birkaç cümle ile yanıtlamanızı rica etsek. Gerçekten çok önemli konulara değinmişsiniz, tebrikler. Cevaplarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz.

Boş ver böyle konulara girme grubu

Peygamber efendimiz; bir grup sahabeyi kader ve felsefe konularında konuşurken görmüş ve onları bu tür konuları konuşmaktan men etmiş,Ama başka ortamlarda başka sahabilerin bu tür konuşmalarına iştirak etmiş ve herhangi bir men etme olayına girmemiş...
Hülasa, bazı spesifik konuların herkes tarafından değil, bu ilmi araştıran okuyan ve bunu anlamaya kapasitesi yeten insanlar tarafından ele alınması ve konuşulması gerekir.

Bu paragraftan kendimi hariç tutarak ukalalık yaptığım anlaşılmasın, zira ben de bu konuda araştrma yapmış, yalayıp yutmuş birisi değilim. Sadece Vaveylanın "çok kıymetli arkadaşıma danıştım,boşver böyle konularla ilgilenme dedi" cümlesinden yola çıkarak bunları söyleme ihtiyacı hissettim. Hülasa bu alanı amatörlere değil profesyonellere bırakmak lazım. Bende amatör bile sayılmam.

Şöyle de bağlayabiliriz tabii:

İdrak-ı meali bu aciz akla gerekmez
Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez.

Vaveylanın cevaplarına ek olarak
1.SORU : İnsan hiç bir zaman bilincini %100 kontrol altına alamaz. Çünkü insan, beşerdir şaşar. Bugün büyükşehirde yaşayan bir insan günde 1 milyonun üzerinde iletiye maruz kalıyor. Biz sadece algılayabildiğimiz iletilerden idrakine varabildiklerimiz üzerine konuşabiliyoruz. Yani ileti, iletişim zeminine kavuşabiliyor. Algılayamadığımız (idrak edemediğimiz) diğer iletiler ise bir şekilde beyin tarafından bir yerlerde depolanabiliyor ya da bir kulaktan girip diğerinden çıkabiliyor.

İnsanın kontrolü kaybetmesine neden olan şeyler nelerdir dersek; 1.si yukardaki açıklamadan yola çıkarak, zaten siz bilincinize girenin ve çıkanın sadece bir kısmını kontrol edebiliyorsunuz. Dolayısıyla zaten sınırlı bir kontrol sözkonusu...

2.si Bilincinizdeki şeyleri kontrol edebilirmisiniz? sorusunun cevabı da biliç altı ve bilinç üstü olarak iki ana başlıkta ele alınmalı. Bilinç altını, çevrenizi ne kadar kontrol edebiliriseniz o kadar kontrol edebilirisiniz (Yani çok çok az). Peki, bilinç üstünüze etki eden şeyleri kontrol edebilirmisiniz? Yine çevre önemli olmak üzere insan bilinç üstünü kontrol edebilir. Bu konuda islami jargonu kullanarak cevap vermek gerekirse, insanın heva ve heveslerinin peşinden gitmesi bilincinin kontrolünü yitirmesine yol açar. Zira bu durum, yedikçe acıkan bir insanın durumuna benzer ki kontrol kaybedilmiş demektir.

Bütün bunları toplarsak "Dağda evliyallık kolay önemli olan şehirde evliyalıktır" sözünü daha iyi değerlendirebiliriz. Çünkü şehirdeki bir insan 1 günde 1 milyonun üzerinde iletiye maruz kalıyorken, köydeki ya da dağdaki bir insan, ancak 10 bin iletiye maruz kalmaktadır. O yüzden insan bilinci bir savaşa girecekse; önce sakin bir yerde (mağarada, dağda ya da gece yarısı tefekkürde) bu savaşa hazırlanmalı, bilincini kurmalı; daha sonra şehirde bu savaşa girmelidir. Ömrü boyunca mağarada devam eden bilinç eğitimi ya da kontrolü, ancak insanın kendi kendini kandırmasıdır.

Allahım nerden nereye geldim? Sadece 1. soruya girdik, ve çok uzadı, sıkıldık zaten, bu kadar yeter.

Oy oy oy

Allahım Allahım ne güzel, ne güzel. Çok güzel cevaplar aldım, aydınlandım, memnun ve mesrur oldum. Allah sizin de yolunuzu aydınlatsın, yüzünüzden ve kalbinizden nuru eksik etmesin. Abdest üstüne abdest, şerh üstüne şerh nur'un ala nur oldu.

Kavram kargaşası

Kavram kargaşası yaşamamak için önce kavramı açıklamak lazım.
"Bilinç, çok karmaşık insan bedeninin etkinliklerini, insanın dünyaya anlam vererek, gerçekleştirdiği yaşantısını, ruhsal, toplumsal, kültürel, siyasal boyutlarda süregiden yaşamını açıklamaya yarayan bir kavram" diyor ODTÜ Felsefe Anabilim dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet İNAM. Bu konudaki "BİLİNÇ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER" makalesine göz atmak için şuraya bir göz atın

...

Düşmüş zaten:)

HaYaT DiPSiZ BiR KoVa; YaŞaMaK Ne ZoR KaLBi oLaNa...