renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Fatıma : Kur'an’ın Kızı

Epeyce gündür bekliyordum bu programı…
Her programımı not alırım ama ajandama not bile almamıştım bu programı “Fatıma Hayranlığı”ma güvenerek…
Hazreti Fatıma’yı, Fatıma Annemi, Fatıma Bacımı bana anlatacak insanları merak ediyordum sabırsızlıkla…
Yani Hüseyin Hatemi Hocayı, Cihan Aktaş’ı…
Yani Mustafa İslamoğlu Hocamı…
Yani Sibel Eraslan’ı ve Yıldız Ramazanoğlu’nu…
Ve o gün gelmişti…
Daha kapıda başladı dört başı mamur organizasyon alametleri…
Mütebessimdi tek tip giyinmiş siyah pardösülü açık krem renk başörtülü bacılar…Ve genç delikanlılar da mütebessimdi bir o kadar…Sımsıcak “aleykumselam”larını ve “hoş geldiniz” lerini sundular “bismillah” diyen adımlarımıza ve “selam” diyen simalarımıza …
Ücretsiz ikram edilen yiyecekler ve meyvesuları karınları doyurmaya, “hadislerle hazreti fatıma” kitapçığı ise kafaları ve kalpleri doyurmaya matuftu…
İşin ilginci, ilk kez erkeklerin de davet edildiği bir programdı bu…
Salona girdiğimde ilk soru “erkekler ne tarafta olacaklar“ demek oldu tabi…
Ben basın bölümüne geçerken son zamanlardaki yaygın uygulama ile işin doğal seyrine bırakıldığını görmüştüm…
“Evli çiftlere, kızların ve gelinlerin en güzeli ve dirisi Fatıma’yı ve kocaların ve damatların en iyisi ve alimi Ali’yi elele dinleme imkanı” veren bir düşünceydi sanırım ve teşekkür borçluydum yanımda bir eşim olmasa da bu fikrin sahiplerine hassaten…
Bu vesileyle bu programın sahiplerine defaten ve yürekten teşekkür etmek istiyorum…
Budur!...
Müslümanların yapacağı en kötü organizasyon dahi en az böyle olmalıdır…

Dün, Hazreti Fatıma, Fatih’e teşrif ettiyse bunu bu programın sahiplerine, yani KADIN DAYANIŞMA GRUBU’NA borçluyuz!

”İkram tamamıyla ikramdır” düsturuna sadık bir biçimde tam 5 saatlik performans dahilinde küçük nazarlıklar haricinde hiçbir rahatsızlık hissettirmeyen bu organizasyonun sahiplerinden Allah kesirsiz razı olsun…

Örnek bir misafirperverlikten resimler aktarmaya devam edeyim sizlere …

Programı Selahattin Kocaarslan sundu…Şiirleri çok güzel okudu…Her zamanki gibi çok iyiydi…
“Kur’an’ın Kızı Fatıma’nın Anma Programı”nın açılışı da Kur’an ile oldu tabi…Mehmet Hakan Özayaz’ın Fetih Suresi’nin son ayetlerinden seçtiği Kur’an Tilaveti’ni dinledik.
Hüseyin Hatemi ve Ümit Aktaş Beyefendiler, Cihan Aktaş, Sibel Eraslan, Yıldız Ramazanoğlu, Hüda Kayave Fatma Kutluoğlu Hanımefendiler salonun en ön sırasında idiler…Mustafa İslamoğlu her Pazar olduğu gibi bu Pazar da Akabe Vakfı’nda Kur’an Tefsir Dersi vermişti ve vakıftan ayrılarak gelmesi daha sonraki dakikalara tekabül etti.

Yasemin Çoban

İlk konuşmayı ve programın sunumunu Kadın Dayanışma Grubu adına Yasemin Çoban Hanımefendi yaptı.
Kendisinden, çoğunluğunu ev hanımlarının oluşturduğunu öğrendiğimiz Kadın Dayanışma Grubu (KDG) hakkında bilgiler aldık.
Sabah-akşam dizilerin başında ve öğle sonraları dedikodu telaşında ev hanımlarından ve bunların diri diri topluma gömülmüş evlatlarından haberdar olan biz Müslümanlar için “Müslüman ev hanımlarının nelere muktedir olduğunu” bir defa daha böylelikle anlamak sevindiriciydi, elhamdülillah…

Sinevizyonlar

Yasemin Çoban Hanımefendi’nin konuşmasından sonra Sinevizyon Gösterimi yapıldı.Organizasyondaki tek nazarlık da sinevizyonun aksaklığı idi.Oradaki bir marşa meftun olan benim içinse aksaklık değil nimet oluvermişti bu nazarlık…Sinevizyonda, bundan önce üç yıl erkeklere kapalı yapılan Hazreti Fatıma’yı anma programlarının nasıl yapıldığı anlatılıyordu…

Sonra ilginç bir sinevizyon daha izledik…Bir sokak anketiyle insanımızın Hazreti Fatıma’yı ne kadar tanı/ma/dığı izhar edildi davetlilere…
“Hazretin muhammedin karısıdır” diyenler mi istersiniz “şefaatini isteyeceğiz” mi…
Biliyorum hiçbirisini istemeziniz ama ekonomik ve kültürel afakiyatla iştigal etmekten enfüsi halleriyle uğraşmayı unutmuş bir kalabalık haline getirilen Türkiye Halkı Fatıma’yı tanımıyordu!
Sinevizyon gösterisi bu cehlin kanıtıydı ve fakat hem de bu anma programlarının ve Örnek İslam İnsanları’mızın kıymetinin bilinmesi ve hayatımıza taşınması lüzumunun ispatıydı.

Sibel Eraslan

“Fatıma:Can Parçası” kitabıyla Türkiye’ye bir defa da kendi derin perspektifiyle Hazreti Fatıma’yı anlatan Sibel Eraslan’ı zevkle ve ibretle izledik.Bakara Suresi’nin otuzuncu ayetini vurgulayarak “Kan döküp fitne çıkaran kalabalıklar olmamak için Fatıma’nın önemi ve değeri “dedi…Neden “Ümmü Ebiha” dır’ı ifade etti…Diline,gönlüne sağlıktı…

Prof.Dr.Hüseyin Hatemi

Daha çok kendi mezhebi de olan Şia öğretisinde Hazreti Fatıma’nın yerini ve önemini vurguladı. Her zamanki gibi tüm ağırlığına rağmen kesinlikle kaçırılmaması gerektiğini bildiğimiz bir hitabeti vardı…Yine öyle oldu…
“Ümmü Ebihadır” Fatıma yani “Babasının Annesidir” ve üstelik bunu söyleyen de babası HAZRETİ MUHAMMED’dir…s.a.v…
Bunu detaylandırdı Hatemi Hoca…Meryem ve İsa’dan da misallerle…r.a.ecmain…
“Aslan’ın Dişisi de aslandır” sözünü hatırlatıp Ali’siyle cephede yer alan Fatıma’yı anlattığında diken diken olmuş tüylerimiz…
“Fatıma üç sebebten dolayı nurdur, hem Resulullah’ın kızıdır hem Ali’nin eşidir hem Şehidlerin Seyyidi Huseyn’in anasıdır” buyurdu…
Ağzına sağlıktı…

Cihan Aktaş

İran’dan gelmişti…Aslında mimardı ama Gerçek Hayat’tan takip ettiğimiz bir entellektüeldi.
Cihan Hanımefendi, zaman kısıtından dolayı ancak yüzeysel geçebildi konuların üstünden derin bilgisine rağmen…
Yaşadığı İran’da devrim sonrası sembolleştirilen Fatıma’nın idolleştirilmesindeki bir takım problemlerden hassasiyetle söz etmeye çalıştı.Teaddüdü zevcat ve felek bağları konularının üstünden pike yaparak Hazreti Fatıma’yı özellikle beş noktada örnek kabul ettiğini beyan etti:
1.Karakter Sağlamlığı.2.Özgüven.3.Sadelik.4.Tevazu.5.İffet.
Ve bunları anlattı tek tek…
Yüreğine sağlık…

Mustafa İslamoğlu

Saatler 15:05’di…
Biliyordum…Bekliyordum…Gelecekti… Fatıma annemi Fatıma bacımı anlatacaktı…
O’nun ayaklarını yere hayatını Kuran’a bastıracaktı…
Anlatımıyla gönlümüzdeki Fatıma sevgisine pik yaptıracaktı…Biliyordum…
Ve ayni ile vaki oldu…
Önce, her zamanki nezaketiyle, Rutin Kuran Tefsir Dersi’nden gelmesine rağmen, geç geldiği için davetlilerden ve tek tek konuşmacılardan özür diledi…
Sonra başladı…
“FATIMA: KUR’AN’IN KIZI” dedi…”İddialı oldu biliyorum ama inşallah ispatlayacağım size bu sözümün doğruluğunu” diye ekledi…
Şii ve Sünni Kaynakların tamamının kendisinde olduğunu, şii olmamakla beraber Şia’yı, yeni çıkanlar dahil tüm kaynaklarla yakinen bildiğini, Fatıma konusundaki fikir ayrılıklarından haberdar olduğunu, Fatıma Irmağı’nın iki ayrı kol halinde aktığını, bunun Tabakat ve Sire’de dahi fark edildiğini ve arada bir kanal dahi bulmanın zor olduğunu iletti…
Tam afallamışken bizler Fatıma’yı anlattı Mustafa İslamoğlu hoca ve salon sağlam bir ilmin hoş bir hitabetle servisine doydu adeta…
Farklı siyerlerden tatmin edici olanın Fatıma’nın Vahiy’den altı ay önce doğduğu ve beş buçuk ay sonra vefat ettiği olduğunu belirtti.
“Yani” dedi, “O, Kur’an’ın Kızı”dır…
”Benim başıma gelenler gündüzün başına gelseydi gece olurdu” diyen Fatıma’nın da Ali’nin de “her sahabenin biraz cahiliye dönemi varken hiç cahiliye dönemi yoktur” dedi…
Fatıma Mushafı’na değindi…Riskli konuydu…O anlattıktan sonra Mushaf ile Kur’an’ın farkı anlaşılmıştı yeni öğrenenler için…Yani mushafın arasına yazılmış tefsirlerin Kur’an’a dahil edilemeyeceğini bilmeyenler için…
Amerika’daki Furkanul Hak Hokkabazlığına(f.t) değindi.Kolerasyonu anlattı…
Kevser Suresi’nin özlü bir tefsirini yaptı…
Kur’an’daki Meryem ile alakalı pasajların Fatıma ile ilgili de okunabileceğini ifade etti…
“Hacer ile İsmail’e bakınız ve sonra dönüp Fatıma ile Hüseyn’e bakınız” dediğinde irkildik…
Meryem, Asiye,Hatice ve Fatıma idi Cennet Hanımları’nın efendileri, hatırlattı, anlattı…
“Fatıma’nın yaşı Vahiy’le yaşıttır, O, Kur’an Okulu’nun en küçük öğrencisiydi” …
Müstefid olduk Mustafa İslamoğlu Hocam’dan bir defa daha, Allah cehdine bereket versin…

Yıldız Ramazanoğlu

Selahattin Kocaarslan’ın Sezai Karakoç’tan okuduğu bir şiiri dinledik...”Uzatma Dünya Sürgünümü Benim” dedik…

Sonrasında Yıldız Ablam geliverdi…
Onu dinlediğim hiçbir konuşmasında sıkılmıyorum, bunu daha iyi anladım…
Son konuşmacı olmasına rağmen yepyeni bir şeyler söyledi hem konuyu daha da derledi toparladı…
“Ali erkeklere Fatıma kadınlara mahsus değildir” dedi…Cinsiyet farkına değil ubudiyet idealine dikkat çekti…
Fatıma ve sadeliği ve tevazusu üzerinden yapılan ataerkil baskıya değindi ki bu çok gerekliydi…
“Devrim mi arıyorsunuz?Gömülen kız gerçeğinden odaya girdiğinde ayağa kalkılan kıza bakınız!Devrim budur!” Diyerek haykırdığında Yıldız’laştı daha bir…
Hazreti Ali’nin ev işlerine yardımını, Hazreti Fatıma’nın cephede kalmasını misallendirdi…
“Fatıma Ne Sünni idi ne Şii idi…Şia ve Sünni dünyaların ortak sözüdür Fatıma!” Dedi…

Ödül Töreni

Program nihayet ererken davetlilerin alkışları arasında Yasemin Çoban Hanımefendi hatiplere ödüllerini takdim etti.
İşte tam bu sırada, iki önemli konuşma oldu.
Bunları dost veya düşman, ıslahçı veya fitneci herkesin kafasına kazıması gerekiyordu.
“Bir buçuk milyar evlat!” Dedi Mustafa İslamoğlu ödülünü alırken yaptığı mütemmim konuşmada, “Hazreti Fatıma’ya en büyük ödül o’nun 1.5 milyar evladının olmasıdır” dedi ve ekledi:”1.5 milyar evladı olmak isteyen Fatıma olsun, Fatıma gibi olsun!”
Ve bu kutlu günün en fazla alkış alan pasajını salona sunan Yasemin Çoban Abla oldu.
“Bugünkü Şia ve Sünni görüş arasında ihtilafların kan dökmeye yol açtığını ve dehşetlere neden olduğunu iddia edenler var, bu tamamen yanlıştır, yalandır, Şia ve Ehli Sünnet Kardeştir, beraberdir, hiçbir şekilde birbirinin kanına ve canına kast etmiş değildir, zulme karşı da tek yürek tek ümmettir” dediğinde, elindeki kamerayı kenara koyan ben dahil herkes elleri patlarcasına ve dakikalarca ayakta kadar alkışladı!...

Evet…

Çok isterdim orada bir söz almayı tabi ama liyakat meselesi…

İçimizde Bir Hazreti Fatıma

Koca toplumu bozmak için uğraşmalarına lüzum olmadığını iyi biliyorlar onlar, kadınları bozmaları yetmekte…
Bugün toplumun cahil anneleri değil kızlarına kendi özlerine dahi seslenmekten uzaklar…
Özlerinin ve vicdanlarının ilacı olan Kur’an’la tanışmaksızın bu durumdan çıkmaları olanaksız…
Başka bir perspektifteyse, ne yapacağını bilmezlik içerisinde hoş sandıkları boş hayatlar ve sayısız günahlar girdabında gezen genç kızların silüetleri var toplum fotoğrafımızda…
Yeni nesillerin anneleri bunlar…

Sonuç olarak kesin bir inanışla söyleyebiliyorum ki,

Kur’an aklıyla akleden, Kur’an ahlakıyla ahlaklanan, Kur’an ahkamıyla yaşayan bir toplumun kadınları için Hazreti Fatıma eşsiz bir üsve-i hasene’dir.

Hazreti Fatıma’nın kadrinin bilinmesi, kıymetinin paylaşılması ve örnekliğinin öğretilmesi noktasında biz Müslümanların önünde çok kısa bir süre vefakat çok önemli ve gerekli bir süreç var…

Aramızda Bir Hazreti Fatıma

Bugün kimdir ki Şia hakkında gıybet yapmaktadır, o da bir Yahudi/Amerikan ajanıdır veya fitneci propagandanın tesirinde kalmış bir acizdir veya mezhep taassubu fanatizminde esirdir.
Aynı şekilde, bugün kimdir ki şia kimliğiyle Sünniler hakkında kin ve garez beslemektedir, o da dininin ve selim aklının değil mezhep taassubunun kulu ve kölesi olmuş durumdadır.
Bu nazariyattan devamla, Fatıma annemiz, iki görüşün ve iki gücün kutlu özü, ortak sözü ve feraset gözü olarak bileklerinden tutacak ve el sıkıştıracaktır. Çilekeş Fatıma Annemiz’in başta Kur’an’dan sonra babasından, eşinden öğrendiği ve hayatına yansıttığı bilgi birikimi ve tecrübenin ibret alınamadığı bir dünya tabiî ki bize de çile dolu bir cüzi cehennem olmaya devam edecektir.
Bu gezegenin içinde bulunduğu durumu iyi okuyan standart zihinlerin dahi birbirine diş bilemesi eblehliktir. Biraz bir şeyler bildiğini iddia eden bir müslümanın bir diğer ekol/mezhep/görüş/cemaat için söyleyeceği cümle ancak “kardeşim” olabilir…

“Muhakkak ki Mü'minler kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Kur'an / Hucurat 10)

“Allah'ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın sizin üzerinize olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birbirinize O ısındırmıştı. O'nun nimetiyle kardeşler olmuştunuz. Hani bir ateş çukurunun yanındaydınız da sizi oradan O kurtarmıştı. Allah ayetlerini size işte böyle açıklıyor. Umulur ki hidayete erersiniz.” (Kur'an / Al-i İmran 103)

“Kendilerine apaçık deliller geldiği halde parçalanıp ayrılanlar gibi olmayın. Öyle olursanız sizin için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran 105)

Bu ayetler varken ve daimen var olacakken hala fatıma mushafını veya fedek bağlarını dillendirerek ayrılıkçı ve/veya fitneci propagandaya soyunanlar varsa Rabbim lütfuyla ıslah etsin…

Hazreti Fatıma: Kur’an’ın Kızı’dır…
Hazreti Fatıma: Halkın arasındaki annemiz, kızkardeşimiz ve Halklar arası sevgi elçimiz olmalıdır…
Rabbimiz Allah, o’nu ve bizi Cennette komşu eylesin…

fatihtezcan@hotmail.com

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Kur'an’ın Kızı Fatıma

Kur'an’ın Kızı Fatıma

derin kalabalık... herkes Fatıma'ya kulak kesilmiş. herkesin elinde bir kitapçık ve kalemleriyle not alıyor kimileri.
değerli hocam Mustafa İslamoğlu'nu dinlerken yüreğimi bir söz hançerliyor, narin ve mütevazi tebessümüyle yüreğimde kuşlar uçuyor hocam: "O KURANIN KIZIYDI" diyor..kuranla yaşıttır diyor.

ardında Yıldız Ramazanoğlunun "fatıma benim kızkardeşimdir" deyişi gülümsetiyor beni. gözyaşlarım duygularımla cebelleşiyor. sahi diyorum sahi, ben de hep kızkardeşim gibi görüyordum da bir türlü diyemiyordum, Yıldız ramazanoğlu bu içimdeki cümlecikleri kocaman bir salonun ortasında bana söylüyor, onda söylüyor, herkese hitap ediyor...

Selahattin Kocaaslan üstad Sezai Karakoçun şiirini seslendiriyor:
sevgili
en sevgili
ey sevgili
uzatma dünya sürgünümü benim

o okuyor, gönüllerimiz eşlik ediyor...

en sonrasında Yasemin Hanımefendiler kısa bir konuşmasıyla salonda yığılasım geliyor: Hz. Fatıma ortak yolumuz ve ortak çözüm noktamız olsun." diyor...

tüm konuşmacaları yüreğimle alkışlayıp o güzel atmosferden uzaklaşıyorum, daha da yakın olmak duaları ederek...

Rabbim bize merhametinle muamele et. biz küçücüğüz bizi affet, bizi affet!
...

''fatıma fatımadır''

selamun aleyküm

''fatıma, hz.hatice'nin kızıdır
fatıma, hz.muhammed'in kızıdır
fatıma, ali'nin eşidir
fatıma, hasan ve hüseyin'in annesidir

hayır bütün bunlar doğrudur ve bunların hiçbiri fatıma değildir.
fatıma fatımadır''
ali şeriati / fatıma fatımadır / dünya yayınları

evet ''fatıma: kur'an'ın kızı''
evet ''fatıma fatımadır''

bu güzel programı hazırlayanlara, güzele güzellik katan konuşmacılara ve Fatih Tezcan´a selamlar...

ümmetin devrimci cephelerine
bir kelimedir kaldıran ayağa
bütün devrilmiş diğer kelimeleri

Hz. Fatıma

''Evet, Resulullah (s.a.a.) alemler için bir rahmetti; hayvanları, bitkileri, dağı taşı bile severdi. Nitekim her sarığının, her kılıcının,her atının bir adı vardı. Bu da bütün varlıkları sevmesinden, bütün cisimlerin şahsiyeti olduğuna inanmasından kaynaklanırdı. Bu özelliğe sahip ikinci bir insan görülmüş değil tarihte. İnsanlık sevgisinin sembolüydü O. Uhud dağının yanından geçerken sevgiyle dağa bakar ve ''Biz bu dağı severiz, o da bizi sever!'' buyururdu. Evet, Resulullah (s.a.a.) dağları, taşları bile severdi; bütün alemler için bir rahmetti.''1

Böyle bir babanın bedeninden bir parçaydı Hz. Fatıma.

______________________________________________________
Bilinmeyen Simasıyla Hz. Ali (Mutahhari)

teşekkürler

selam ve dua ile;
sevgili Fatih bey en içten teşekkürlerimi sunarım bir müslüman olarak.. dualarınızdan adımızı eksik etmeyin.. samimi insanın, insanların duasıdır kabul olan.. şu tümceler için ne kadar teşekkür etsem azdır:
"Bugün kimdir ki Şia hakkında gıybet yapmaktadır, o da bir Yahudi/Amerikan ajanıdır veya fitneci propagandanın tesirinde kalmış bir acizdir veya mezhep taassubu fanatizminde esirdir.
Aynı şekilde, bugün kimdir ki şia kimliğiyle Sünniler hakkında kin ve garez beslemektedir, o da dininin ve selim aklının değil mezhep taassubunun kulu ve kölesi olmuş durumdadır."
hürmetler..

cemal çalık

değerli kardeşim

değerli kardeşim, Allah senden razı olsun, senin islam ve ümmet bilinci biri olman çok güzel, Allah doğrudan ayırmasın...ben şia'yım ama mezhepçi değilim. ben aslen iranlıyım ve her ülkenin aşırıları olduğu gibi bizde de aşırılar vardır. inanıyorum sünni ve şia aradaki siyasi çekişmeleri bir tarafa bıakırsa birbirimi iyi tanır ve kardeş olduğumuzu göreceğiz.aramızda fitneciler çok, bu fitneci kesim bizi hep islam dışı olarak lanse etmeye çalışıyor, her müslümanın yapacağı şey bu yanlışları şiddetle karşı çıkması ve kardeş olduğumuzu yaygınlaştırmaktır. her kesimin iyileri de kötüleri de olacaktır ama bizler ümmet bilincini kendilerine dert edenler olarak bu oyunlara gelmemeliyiz. burada bir şia olarak bütün sünni kardeşlerime canım feda olsun, Allah hepimizin vekili, şüphesiz o en güzel dost ve en iyi vekildir...