Merhaba nasılsınız uzun zamandır yoktunuz hayatımda.. Daha doğrusu vardınız da belli etmiyordum ben..Bugün bir konu açmak istiyorum.. her zamanki gibi gözlemlerim sonucu dikkatimi çeken bir konu bu...
Dikkatinizi çekti mi bilmem..
"Şeytan kulağına, araları çok iyi, Allah bozmasın"
"Çok iyi, ahlaklı bir kız, Allah şaşırtmasın."
"Durumları çok iyi, Allah aç bırakmasın."
"Allah zeval vermesin."
"Allah elden ayaktan düşürmesin."
Allah .... masın..
Allah .....mesin...
.......
Allah sanki bulunduğu yerde insanlara zarar vermek için fırsat,imkan kolluyor.. (Haşa sümme haşa!)
Neden yapsın? Neden insanlar başlarına gelen olumsuzlukların faturasını Allah'a kesmekte bu kadar ısrarcı? Bu tıpkı 10 yıldır 300-500 milyonla sefalet içinde yaşayan adamın "Napalım,kaderimiz buymuş." Yada "Napalım biz de bununla sınanıyoruz." demesi gibidir.. Bir zat-ı muhterem şöyle diyor bu durumda "Allah senin ne mal olduğunu (yani iyi yada kötü ne olduğunu,ne kadar olduğunu) 10 yıldır hala anlayamadı mı? Anlayamıyor mu?"
Adamın yaptığı faturayı Allah'a kesmektir... Bir şeyler yapmadığı yada yapamadığı durumda olayın sorumluluğunu Allah'a atarak vicdanını rahatlatma,yapmamış yada yapamamış olmanın sorumluluğundan kurtulmaktan başka nedir? Ona bu kadar maaşı reva görüp süründüren sisteme isyan etmez yada edemez,madem böyle niye çalışıyorum ki deyip kendini de suçlayamaz (çalışmaya mecburdur zira) dolayısıyla içinde bulunduğu bu sefalet hayatının acısını da bir yerden çıkarmak zorundadır. Diğer insanlar rahat yaşarken,onun bu hayatı yaşamasını bir şekilde açıklamak zorundadır önce kendi kendine...
Ve (açıkça) kendini savunamayacak, cevap gelemeyeceğini bildiği yere başvurur. Allah! Evet evet Allah! Beni bu halimle sınıyor. (iyi de bir ömür boyu neden? 10 yıl yetmez mi senin o hayatla nasıl davranışlar göstereceğini bilmesi için Allah'a... çok çok bile değil mi hatta? Fatura Allah'a kesilir ve konu güzelce kapatılmış olur.. Tıpkı diğer sözlerle toplumun da faturayı Allah'a kesmesi gibi...
Allah aralarını neden bozsun? Allah ahlaklı birini neden şaşırtsın?... vb...
Bir öğrenci öss sınavlarına hazırlanır. Çok ama çok çalışır.. Sonra sınavı kazanırsa "Hak etti, çok çalıştı çocuk, alnının teriyle kazandı. Çalışınca oluyor kardeşim." Kazanamazsa "Ya işte naparsın, Allah yazmadı mı yazmıyor. Çalıştı da çocuk ama işte Allah nasib edecek.. "Anne çalıştım ama sınavda çok heyecanlandım." "Yaa bak işte yazında yok ya, heyecan da sebebi oldu.. Bir şey sebep olacak ya.." Kazansaydı çalışmış ve hak ettiğini almış olacaktı ama kazanamayınca Allah nasib etmemiş oldu. Bu haksızlık değil midir? Bu cahiliye Araplarının erkekleri kendilerine alıp, melekleri Allah'ın kızları olarak görmelerine benzemiyor mu?
Kur'an'da (bununla ilgili) Allah der ki:
"Şimdi söyleyin Rabbiniz oğullar (vererek) sizi seçip akladı da kendisine melek görüntüsü altında kızlar mı edindi?doğrusu çok ağır bir söz sarf ediyorsunuz." 17-40
"...Biz insana rahmetimizi tattırdığımız zaman onunla övünç duyar, AMA KENDİ ELİYLE YAPTIKLARININ SONUCU OLARAK başına bir bela gelirse, o zaman, şükürden ne kadar uzak olduğunu gösterir." 42-48
Bu inanış devletin desteklediği dinde vardır. Bildiğiniz üzere şuan devletin desteklediği bir İslam mevcut yada desteklediği inançlar var ve biri de bu. İnsanları söndürmekte,boyun eğdirmekte müthiş etkili ve oldukça işe yarıyor. Mesela Mevleviliği de desteklemekte neden? neyse bu konuya girmeyeceğim.
Durum bu. Lütfen altından kalkamadığınız yada kaldırmaya cesaret edemeyip denemediğiniz (bile) faturaları Allah'a kesip durmayın. Bu Allah'a haksızlıktır ve elbette ki günahtır.
Bundan sonra her müslümanın daha dikkatli dua etmesi dileklerimle...
Not:daha yazacak öyle çok şeyim var ki bu konuyla ilgili... biraz aceleye geldi..bayağı bayağı özet oldu.inş.anlatmak istediğiklerimi anlatabilmişimdir ve sizler de anlayabilmişsinizdir.
Allah ellerinizi ve yüreklerinizi bırakmasın...
(işte bu gerçekten güzel bir dua.. hiçbir mahzurlu yönü de yok:) )
Yorumlar
Bu faturaların çoğu açık, tahsilat makbuzu kesilmemiş !
Salı, 06/01/2004 - 17:27 — Selim SevkiogluŞükürler olsun iyiyim :) İnşallah siz de iyisinizdir. Bizi izlemeye devam edin. Hatta ! sadece izlemekle kalmayın.
Önemli bir meseleye parmak bastığınızı itiraf etmeliyim. Evet, hakikaten insan bu hatayı yapar. Kuran'ın tarifi ile bir iyilik bir hayır ile karşılaşsa bunu kendinden bilir, başına bir kötülük geldiği zaman da bunu Allah'a atfeder.
Yine de her şey Allah'ın dilemesi dahilindedir zira. Allah dilemeden hiç kimse hiç bir şey yaşayamaz ve dahi yaprak bile kımıldamaz. Allah cc bize zulüm edilmesini dilemiş olabilir, çünkü bizi biribirimizle de imtihan etmektedir ama bu Allah cc bizlerin yanlış yapmasını arzu ediyor demek değildir. Bizim doğruyu yada yanlışı seçmemiz yine bizim irademiz iledir, burada dilemek bizim anladığımız manadan ziyade izin vermek, müsaade etmek şeklinde tecelli eder kanaatindeyim. Yoksa imtihanda oluşun ne gibi bir esprisi olabilir ki.
Az maaş alıyor olmamız, hakkımızdan azını alıyor olmamız hususunda şüphe götürmez bir durum arzediyorsa, bize düşen bunu aramamız ve bu duruma sebebiyet verenlere rıza göstermememiz şeklinde olmalıdır. Burada imtihanın bir kaç boyutu gündeme gelir, hakkını aramak ve dahi yine de başına gelenlerden ötürü Allah'a rıza gösterip tevekkül etmek. Tevekküllerimiz Allah'a, haksızlık karşısında şikayet ve fiil bildiren eylemlerimizse kullarınadır. İşte bu açıklamalar bir çok şeyin iç içe geçmiş olup bunu birbirinden ayıracak ve ayırdedecek kişinin yine biz olduğumuzu ifade eder.
Allah cc, mahiyetini tam olarak tesbit ve tayin edemesek bile yine de kendi ellerimizle yaptıklarımız yüzünden bizim hakkımızda bir hüküm verip saptırmayı yada hidayetimizi dilemişse, yapacak bir şeyimiz olmadığını da bilmeliyiz zira. Bu sebebledir ki, hidayet edici, rızık verici olan Allah'dır deriz, kalplerimizin hakiminin yine O olduğunu ifade ederiz. İşte bu yönü ile insan ağzıyla kuş tutsa başarılı olamayabilir; Birinin hidayetine vesile olamaz, çok çalışıp zengin olamaz, çok çalışıp sınavını kazanamazz. Yine de biz bilir ki, kazanmanın yolu çalışmaktan geçer, başarmanın yolu gayretten geçer. Sünnetullah budur ve biz bunlara tevessül ederiz. Yine sünnetullah'da şunun da olduğunu biliriz, Allah dilemedikçe biz hiç bir şeyi başaramayız ve başardığımız her şey bizim için hayır yada şer de olmayabilir. İşte tam burada biz şöyle söyleriz; Hakkını almaya çalışmak ve bu duruma rıza göstermemek gerekirken, hakkını alıyor olmak bizim için hayırlı olmayabilir ama biz yine de hakkımızı almaya gayret ederiz. Şayet bunu başaramazsak, başarısızlığmızdan dolayı asla Allah'a karşı da şikayetçi olmayız.
Toparlayacak olursak. Darkred'in ifade ettiği gibi, insan başına gelenin sebebi olarak Allah'ı göstermeden önce kendini süzmeli, kendi suçunu arayıp irdelemeli, görevini yerine getirip getirmediğinin kritiğini yapmalıdır. Şayet yapmadı ise kendini suçlamalı ve rehabilite etmeli, şayet yaptı ise, başına gelen ne olursa olsun sabır, rıza ve tevekkül göstermelidir, zira aslen bunu Allah'a her zaman göstermelidir.
Sizin şikayet ettiğiniz sözlerin çoğunda öz ve düşünçce olarak halkın Allah'ı suçladığını düşünmüyorum. Mesela " çok iyi bir kız, Allah şaşırtmasın " derken, aslında " hep böyle kalsın " temennisinin ötesinde bir şey yoktur.
"........ Şüphesiz ben sizin bilmediklerinizi de bilirim " Bakara 30
Darkred Mevleviliği desteklem
Çar, 07/01/2004 - 21:34 — E.Fatih BilgeDarkred Mevleviliği desteklemekte olduğunu söylemiş. Doğrudur. 732.si düzenlenen şenlikleri biliyorum. TRT 2 naklen verdi. TRT kandil gecelerini de destekliyor!
Mesela Mevlevilik konusunda bir hocanın ilginç iddiaları vardı.
Ben şunu söylemek istiyorum aslında. Şeb-i Arus gecesine bu yıl her yıl olduğu gibi müthiş bir katılım vardı. İnsanlar 15. defa katılıyorlar. Buna şahit oldum. Ancak birisi 15 defa hacca gitsin gerici deniyor. Perhiz lahana turşusu...
İnsanlar yaygın bir görüşe göre İslamcılık görüşüne irtica olarak bakıyorlar ve bende bu görüşe inananlardanım. Peki Mevlana neden destekleniyor? Ben Allah'ın kuluyum diyen bir insan. Ki bu dünyada ben Allah'ın emir ve nehiylerini yerine getirken irticacı damgasını yiyen kim? Dinin amacı nedir? Huzur. Mevlana neyi istiyor: Huzur
pro.'a cevaben hepinize hitaben
Per, 08/01/2004 - 01:14 — Elif Kırmızıdoğru kandil gecelerini de destekliyor.desteklediklerinden biri de bu.ne güzel buyurdun.
peki neden destekliyor?
şunu anlamaya çalışalım bayanlar beyler..Ortada işletilen bir politika var. Bunun mantığını anladığınızda geri kalan her şeyi ve nedenlerini görebiliyorsunuz.
kandil gecelerini desteklemesinin nedeni, kandil gecelerine hapsedilmiş bir dini desteklemesi.hayatın her haline müdahil değil, böyle senede birkaç özel günde yaşanan bir din.
İnsanların bir de din ihtiyaçları var elbette ve işte bu günlerde de birkaç mevlit dinletip,duvarlarda süslü süslü kaplarda sene boyu kalan Kuranlarını indirip birkaç yasin okuyup,bu isteklerini gidermeleri,bu güdülerini tatmin etmeleri...
hayatın her haline müdahil değil hayatın çeşitli günlerine hapsedilmiş bir din bir kitap..
mevleviliği de destekler. çünkü mevlevilik de bu dünya işlerinden el etek çekmeyi öğütleyen bir inanç sistemi (diyelim)
hakkımı vermiyorlarsa ararım kardeşim değil,bir lokma bir hırka yaşarım. dünyaya dair talep yok, devletin yaptığı haksızlıklara eşitsizliklere isyan yok sadece dünyadan elini eteğini çekmek var.
söyleyin bu hangi devlet sisteminin işine gelmez?
neden desteklemesin?
anlayacağınız günlük hayatta mümkün olduğunca tecrid edilmiş bir dinin yayılmasına çalışılıyor.
İslamın o hayatın her yönünü,her anını kaplayan/kapsayan bir din olduğunu bilmiyor insanlar.
bir hristiyan için belki hayatının iş,ev hayatı,çoluk çocuk,arkadaş ilişkileri,aile ilişkileri vs vs yönleri bir de din bölümü olabilir.
ama islam bunu kabul etmez. islam daha önce de dediğim gibi hayat yolunun tamamının altına serdiğiniz bir dindir,hayatınızın geri kalan tüm bu yönlerini onun üzerine inşa etmenizi öngörür.diğer katogoriler gibi bir kategori olmayı kabul etmez hayatınızdaki,her anını onunla yaşamanızı ister..
tıpkı Kuranı duvarlara hapsetmenin ve belli günlerge indirmenin (perşembeler,kandiller vs) ona en büyük hakaretlerden biri oluşu gibi..
ama naparsınız lanse edilen din bu. insanlar artık böyle bir dini kendi dinleri sanıyorlar ve aslolanı gösterene ve yaşamak isteyene de irticacı,aşırı dinci diyorlar.
tam istendiği gibi oluyor yani,plan tıkır tıkır işliyor.
çok uzattım ve daha ileri gitmemeliyim.aslında ben bunları daha önceki blog ve yorumlarımdada defalarca yazmıştım ama hatırlatmış olalım maksat.belki bir işe yarar..
baki saygı ve selamlar
-TAVRINIZ KİŞİLİĞİNİZ,DURUŞUNUZ TAVİZSİZ OLSUN-
Desteklenen Mevlevilik
Per, 08/01/2004 - 20:39 — Selim SevkiogluMevlana'nın desteklendiği kanaatinde değilim açıkçası. Desteklenen şeyin bu günkü Mevlevilik anlayışı olduğunu düşünüyorum ve söyledikleri hususunda Darked'e katılıyorum. Kandil geceleri hakkında da doğru söylüyor, Politik olarak destekleniyor yorumlarını bir hayli isabetli buluyorum. Yine de desteklenmeye devam edilmesi taraftarıyım. Ben de destekliyorum ama Politik nedenlerden dolayı değil. Şimdilik buraya girmeyeceğim.
Gelgelelim bir hususa da dikkat çekmeyi elzem görüyorum. Bu günkü hali ile gerek Mevlevilik olsun gerekse tasavvufa dair diğer tasavvurların içinde, aslen Kuran ve Sünnet'ten olan ve özellikle manevi ihtiyaç ve taleplere yönelik bir çok doğruların olduğu kanaatindeyim. Tarikatlere karşı oluşan geneli haklı ama, tepkisel olduğunu düşündüğüm yaklaşımdan ötürü doğrularında reddedildiği gibi bir kanaate sahibim. Aslında bu durum bir çok fraksiyon için geçerli. Vaki olmuş bir çok meşrep ve yapılanma İslam'ın yada Kuran'ın bir yönüne ağırlık verip o yönde sivrilirken bütünü gözardı edilebiliyor. Hatta bu hususta eminim diyebilirim. Sivrilmelerin kimi politik/siyasi, kimi ruhi, kimi dünyevi, kimi uhrevi olarak temayüz ediyor. Takıntı yaptıkları hususa ağırlık vermek sureti ile diğer yönleri ihmal ediyorlar. Takıntının bulunduğu yerde ister istemez cılık da oluyor. Bu sebeble kimi ferdiyetçilik, kimi toplumculuk, kimi ruhbancılık vs yapmaya başlıyor. Gelgelelim, bir insanın mizacı gereği biraz daha fazla içsel yada dışsal olması çok doğal bir şeydir. Kimi insan özüne karşı daha titiz yani içsel ağırlıklı davranmayı yeğlerken kiminin de dışa meyilli olması anormal karşılanmamalıdır ama bu halin Allah'ın çizdiği hudutların dışına taşmasına da müsaade etmemek gerekir. Bu duruma yine ruhbanlaşmaya yüz tutmuş tasavvufi anlayışlar ile Allah'ın her emrinde siyasi bir yan/yön arayan Politize edilmiş meşrepleri örnek gösterebiliriz.
Şeb-i Arus gecesine hiç katılmadığım ve bu tür yerlere kimlerin geldiğini de bilmediğim için bununla alakalı bir yorum yapmayacağım. Bildiğim bir şey var ki, ülkemizdeki laikçi kesimin bu tasavvura bir hayli ilgi duyması yada böyleymiş gibi görünmesi (ilgi duyan müslümanlar da var tabi) ve özellikle Amerika'da, müslüman olmayan Mevlevilerin zuhur etmesi. Yurt içindeki laikçi kesimdin bir kısmından şüpheliyim zira Yurtdışındakilerin huzur arayışından dolayı Mevleviliğe ilgi duyduğunu düşünüyorum. Hemen hiç birinin müslüman olmadığı ve Katolik olarak kalmaya devam ettiği de biliniyor (istisnalar var tabi) hatta bu vechiyle bir takım yerlerde " Katolik Mevleviler " şeklinde yazılara denk gelmeniz de mümkün. Bir tanesini enginnoyan.com'un ana sayfasından okuyabilirsiniz, kendisi yazmış, fena değildi doğrusu. Bu insanların bir çoğu huzura kavuşmak için zamanında Budizm'e koşmuşlardı, şimdi moda Mevlevilik'te. İnşallah müslüman olurlar, köstek olmamak gerekir zira şu an itibari ile gönüllerinde yer eden şeyin İslam olduğunu söylememiz mümkün değil, bu durum kısmen yerli olanlar içinde geçerli bir durum. İslam'dan öte Polyanacılığı andıran bir ilgiye benziyor bu. Aranılan şey hak dinden öte sizin de belirttiğiniz gibi huzurdur. İslam'ın huzur veren yönlerine koşturuyor insanlar, bu nedenle İslam'a koşturuyorlar diyemeyiz, inşallah sonunda böyle olur. İslam'ın huzur vermeyen emirleri de vardır, hem de pek çok. Allah'ın dininde huzur ile birlikte bir çok sıkıntı da bizi beklemektedir.
Yurtdışındaki insanların, müslüman olduktan sonra huzur ile birlikte bir çok sıkıntılara maruz kaldıkları da bilinir. Bunlara da razı olarak pazarlıksız müslüman olmalı ve bir müslüman gibi hareket etsin. Sistemin desteklediği de İslam'dan öte Darkred'in ifade ettiğidir tabi, sisteme zarar vermeyecek bir Humanizm anlayışı, ehlileştirilmek, itaat vs. Bu insanlar bir müslüman gibi davrandıklarında ilk darbeyi de yine Sistem'den yerler. Bu vechiyle Mevlana'nın talip olduğu huzur ile, bu gün desteklenen Mevlevilik anlayışında talip olunan huzurun temel olarak çeliştiğini düşünüyorum. Zira Mevlana'nın doğruların peşinde dolaşırken huzursuz olduğu zamanlarının da pek çok olduğu bilinir. En can alıcı örneğimiz ise Muhammed as'dır. Şimdi biriniz çıkıp bana huzur ile sıkıntı/çile birbiriyle çelişmez, ikisi bir arada yürüyebilir diyebilirsiniz. Ben bunu biliyorum ama Mevleviliğe talip olanların çoğu bunu bilmiyor ki. Acaba, bugünün Mevlevisi bunları sırtlanmaya razı olacak kadar mümin olabilecek mi? Muhakkak ki içlerinde böyle olanlar çoktur. Zira sözümüz Mevlevilerden öte, desteklenen Mevleviliğe talip olanlar içindir.
Hüküm vermekten öte sadece bir takım farkındalıklar oluşturmaya çalıştığımı ifade etmek isterim.
Not; Şu " Bir lokma bir hırka " meselesi biraz çarpıtılıyor gibime geliyor. Dini bütün olarak görmek suretiyle böyle olabilenlere ne mutlu. ( Sadece bir hassasiyet ). Olur mu böyle bir şey? Olur olur.
laik&laikçi
Cum, 09/01/2004 - 11:31 — E.Fatih Bilge"ülkemizdeki laikçi kesimin" (S. Şevkioğlu) iddialı bir cümle olduğunu düşünüyorum. Bu ayrımda bir kriter olmalı. Laiklik ve laikçilik arasında ince ama anlamlı bir ayrımın olduğu düşüncesindeyim. Ve sanırım S. Şevkioğlu'un kullandığı yerinde bir tespit.