Ahmet Fethi Paşa'nın Üsküdar'ın en güzel yerine konuşlanmış korusundayız. Onun da benimle beraber burada dolaştığını düşünüyorum ve ürpermeden, korkmadan bu hayaletin rehberliğinde dik yollarda yürüyorum. Bir müddet beraberce denizi seyrediyoruz. Hayret ediyorum bu manzaraya, Padişah mısın be mübarek, İstanbul'un sahibi misin, bu ne manzaradır, diyorum kendi kendime. Paşa duymuyor.
Gözüm Galata Kulesi'ne takılıyor, yakışıklı bir adam sanki, bakışlarımı indirmiyorum, aksine sabitlemişim, kıpırdayamıyorum. Paşa, kolumu dürtüyor, yürümeye devam ediyoruz. Genç insanlarla dolu her yer. Sesleri ağaçlara çarpa çarpa dağılıyor, gençler eğlensinler diyor Paşa hazretleri, gülümsüyorum ben de. Sanırım Paşa da benim gibi uzun zamandır buralara uğramamış, pek anlayışlı, gördüğü her şeyden memnun kalıyor.
Yol yukarı doğru tırmanıyor, biz de ona uyuyoruz. Her ağacın, her taşın altından bir pembe başörtü çıkıyor, bu yılın modası olmalı, diyorum. Kahkahalar sessizliği rahatsız ediyor, başımı nereye çevireceğimi şaşırıyorum. Aile zoruyla örtünen kızların makyajlı yüzleri resmi geçitte sanki. Bir haftadır "aşkım" dediği adama sarılıveriyorlar. Biraz ileride, daha yeni tanıştıkları belli utangaç iki genç, diğerlerinden daha masumlar ama yine pembe eşarp; bu manzaranın bir hafta sonra neye dönüşeceğini anlatıyor sanki.
Paşa'nın koluna iyice sarılıyorum. Son seyrettiğim filmi anlatıyorum dikkatini dağıtmak için. Temas yok Paşam, diyorum. Aşk var, izdivaç var lâkin temas yok, İngiltere'de yaşanmış bir hikaye bu, diyorum. Senin korunu istila eden pembe virüse bu filmi ezberlettirmeli. Bir müslümanın ilişkisiyle karşılaştırdığım şeye bakınız hele Paşam, utanıyor muyum, evet Paşam. Ben izninizle kolunuzdan çıksam, eski kafamla yalnız kalsam, sizin de yolunuz uzun, türbeye dönme vaktiniz gelmedi mi, kemikleriniz mi sızlıyor, bir müddet uğramayın efendim bu yakaya, Sultan Mahmud'a da selamlarımı iletiniz lütfen. Ben mi, sanırım ben de yürüyüşü kısa keseceğim, eve gidip "Aşk ve Gurur"u seyredeceğim. Bir süre bu koruya uğramayacağım; hele "pembeyi" gözüm görmesin hiç!!
Yorumlar
"Üsküdar'a gider iken..."
Pzt, 24/07/2006 - 19:37 — Ali DüzEvet, oldukça dramatikleşti doğa...
En doğal yerlerimiz: en dramatik yerlerimiz: giderek en çekilmez...
Umarız olmaz!
Kimseye de ne yapıyorsun diyemeyiz ki? Ama insan en azından muhafazakar gibi duran insanlardan bir seviye umuyor.
Ben de dün Fethipaşa korusundaydım. Güzel ortam; ne güzel yerler ve ama dediğiniz gibi durumlar trajik...
Pembe şapkalı oyunbozanlar. Pembe başlıklı oyuncaklar.. üzülüyor insan. Ne kadar da çok öyle insan var.
Ailece gitmek istesen...
Arkadaşlarla gidince daha kötü aslında:). Küfür edenler çıkabiliyor. (Ayıp ayıp başındaki örtüden utan be, kız kılıklı seni, bari başka bir yere gidin, örtüyü de ayağa indirdiler be ... Erkeğe söylenenler daha kötü; ulan şerefsiz, ulan adama rahat yok mu, ulan ya şeytan diyo var ya kalk git yanına ama yok değmez ya hayvan herif, bilmem ne bilmem ne...) Yani böyle parantez içini kullanan arkadaşlar oluyor bazen. Haksız da değiller hani.
Ya bu harbiden çok kötü bir durum. Doğayı istila etmişler gibi.. durumları onlara göre gayet normal belki ama, bu ülkenin kendisi gibi olmayanlarını da düşünmeliler. Hele bir de başörtülü kardeşlerimizin, ablalarımızın böyle ahlaksız durumlarla ortalıkta gözükmesi. Yanlışla doğrunun arasında kötü için kötüden daha elverişli bu insanlar. Dine de zarar veriyorlar pek çok açıdan.
Örtü ne yapsın ahlak-iman içtedir, diyebilirsiniz haklısınızdır da ama...
Allah herkesi doğruya daha yakın kılsın. Amin.
Üsküdar da güzel yer mübarek! Bir de neşeli günümüzdü, bir büyüğümüz evlenmişti. Neyse, nice mutlu yıllara diyelim onlara.
pembe, mor vs...
Pzt, 24/07/2006 - 20:57 — Zübeyde YücedalKeşke bahsettiğiniz garabet tipler sadce Fethi Paşa korusunda olsa. Mesela bir gün cesaretiniz varsa Sultan Fatih'i alıp şöyle bir İstanbul'u gezelim ne dersiniz? İnanın artık nereye gitsem deve kuşu gibi başımı gömecek bir avuç kum arar oldum.Rabbim sonumuzu hayreylesin.
Biliyorum ki bu millete tohumları 3 asır öncce atılmış bir süreç yaşatılıyor ve yine biliyorum ki konuşmakla hiç bir şey hallolmuyor çalışmalı kardeşim bezginlik yok nasıl cumhuriyetin modernlik furyasını aşıp tesettürün en hasını gördüğümüz devirleri yaşadıysak, bu moda,imaj, hayasızlık debdebesini de aşacağımız günler yakındır. Sular bulanmadan durulmuyor..
Allah'tan ancak kafirler umudunu keser....
Duygulandım
Pzt, 24/07/2006 - 23:09 — Metin TEKİNBu satırların bir bayanın kaleminden çıkması beni duygulandırdı. Sevinçlerimizi dile getirmeye pek fırsat olmuyor ama en azından ortak acıları hissetmekle bir araya geldiğimiz güzel bir cemmatin mensubuyuz. Çoğunlukların, dünya çılgınlarının hâlleri bize acı veriyor, en azından yüreğimize dokunuyorsa "Yaradandan ötürü yaratılmışı sevmemizdendir." İşte bu, aşkın gönlümüzde taht kurduğunun gizel bir işaretidir. Bu aşkla duaya, irşada, yanılmışları yola getirme çabalarına devam. Biz "Yunus" değiliz. Kaçacak denizimiz yok. Hem çevremiz köpek balıklarıyla dolu. Yerimizde sapsağlam duracak ve "Fatma"lara anne, baba, kardeş, hoca olmaya çalışacağız. Terimiz yere damlarsa toprak asla lekelenmez. Tam aksine içindeki gül filizlerine yol verir, dayanak olur.
Mevlam yâr ve yardımcınız olsun.
Paşaya kelle götüren pembe virüsler
Pzt, 24/07/2006 - 23:58 — Nuh A. TUNAGüzel bir yazı.Farklı bir tarz.Paşayla Üsküdar,Paşayla Hasankeyf ve Paşayla Halep gezilerini de görmek istiyoruz :))
Şaka bir yana eleştirel ve toplumsal yönü ağır basıyor yazının fakat daha uzun ve daha gözlem dolu olması değerini artıracaktır.(Naçizane)
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
TARZ-I FARZ
Salı, 25/07/2006 - 02:21 — Metah ÇAkkoKutluyorum!
Ben bir yazının üslubuyla ve tekniğiyle bu kadar örtüştüğüne ilk defa şahit oluyorum:
Özlenenle (eski-güzeller "paşa"yla imgelenmiş) kolkola yapılan "çağımızda güzellik arama gezintileri" sırasında göze takılan çirkinlikler (yeni-kötüler "pembe"yle imgelenmiş), modern ve gerçek hayattan kaçışı, ardından "pembe pancurlu ev"i çağrıştıran ve günümüzde neredeyse gerçek-üstü(sürrealist) kalan Türk filmlerini izlemeyi kaçınılmaz kılmıştır.
Kalem sahiplerinden alemlerin Rabbi razı kala!
Kışımızı yaz eden bir yazıydı bu...
"Yazı"dan anlamayanın "yaz"ı da kıştır!
Hakettiği değer
Salı, 25/07/2006 - 08:57 — Şükriye DertliEllerinize yüreğinize sağlık çok güzel bir yazı. Kısa öz ve anlamlı olmuş. Anlayana yeter artar bile. İçim yanarak okudum. Biz neyin mücadelesini veriyoruz? Neyi savunuyoruz? Destek beklediklerimiz neyin peşinde?
Elbette çoğu kez bizde bu pembe başörtülülerden nasibimizi alıyoruz. Bazen onlar yüzünden suçlanıyoruz. O zaman madurluğumuza bir darbeyide onlar indiriyor. Açıklar hatta en çok da sanatçılar ne yaparlarsa hoş görülür. Çünkü onların ilişkileri seviyeli!!! (Nedemekse bu?)
Oysa pembe başörtüler yada başörtüsünü başka amaçlara kullananlar yüzünden bütün başörtülüler suçlanıyor. "İşte hepsi böyle" Özellikle ve özellikle başörtüyü takmak onu en iyi şekilde taşıyıp hakkını vermek gerekir. Başörtüsü sadece saçları örten bez parçası değildir. Ahlakı korumalı. İnşaAllah başörtüsünün hakettiği değeri kazandığı günleri görürüz. Selam ve muhabbetle
Günahın Lezzeti Var
Salı, 25/07/2006 - 15:24 — Nurbanû Hûdahttp://www.cemaat.com/?q=node/1225 linkinde QAZAQ arkadaşımız yazmış evvelden. Benzer hususlar dile geliyor bu yazıda da.
Artık yeni genç nesil bir aile sorumluluğunu üstlenmektense ağaç altlarında, sahil banklarında, Salacak'ta, Kadıköy'de denize bakan kayalıklarda cinsel arzu ve heyecanlarını tatmin yolunu seçiyor.
Ne güzel hayat;
heyecan desen var, adrenalin o biçim, sorumluluk yok, annelik ya da ev idare etme -anne - baba , karı-koca sıfatlarıyla- söz konusu değil... Buluşuyorsun.. bir sote yere çekiliyorsun ve oynaşıyorsun.. bu kadar basit mesele. Canın sıkılınca da kolayca terkedersin olur biter. Başka bir vatandaş nasılsa seni en az onun kadar heyecanlandırabilir pekala. Hem partner değiştirmek de güzel bi şey olsa gerek. Eskiden sosyete yaptı mı töbe neuzubillah çeken bir topluluğun çocukları şimdi bunlar.
Üzüntü verici ama hayatımızın gerçekleri bunlar.
Lakin ben bir şey ifade etmeliyim. Pembe eşarp ifadesi kadını tanımlıyor. Peki ya erkeği nasıl tanımlayacaksınız? Pembe eşarplının yanındaki gizli özne midir bu baylar? Kimliksiz ve de kişiliksizler midir? Onları tanımlamak için kullanacağımız bir argüman olmayışı mıdır acaba bu tatlı oynaşmaların kıyılarında zevkin dibini bulan kızların ön plana çıkarılışı? Eğer öyleyse.. bu ablalar da tatmin edici erkeklerinin bugüne kadar yaptıkları gibi çıkarıversin başörtülerini de oynaşmalarına "kimliksiz" devam etsinler.. Tıpkı QAZAQ'ın dediği gibi..
"Başörtünüzü Çıkarın Çıplak Oynayın"..
Mesele budur!
Sevgili Aysun
Salı, 25/07/2006 - 18:47 — Derya AkelSevgili Aysun,
Yazını okurken büyük keyif aldım, kullandığın yazı dili ve içtenliğin yazı da o kadar güzel duruyor ki.
Yalnız tam yazıya dalmışken ,birden yazının bitmesine üzüldüm, biraz daha uzun tutsaydın daha da güzel olacakmış.
Daha güzel yazıların altında ismini görmek temennisiyle, diğer yazılarını merakla bekliyorum.
Her ne kadar pembe başörtü yazıda bir metafor olarak kullanılmış ise de, arkadaşların aksine pembe renkli örtülerden pek rahatsız değilim, anlamına uygun takıldığı takdirde pembe de olabilir,yeşil de, siyahta...
Kaldı ki pembe başörtü herkese yakışıyor diye bir şey mi var, kimine pembe yakışırken kimine siyah yakışabilir.
O halde siyah başörtüyü de bir çekicilik unsuru olarak mı görmemiz lazım?
Zira Allah;" başörtülerinizi zinetlerinizi örtecek biçimde omuzlarınızdan aşağı şarkıtın" diyor, pembe başörtü takmayın demiyor.
Ki Allah´in haram kılmadığı hiç birşeyi kulun haram tayin etmesi de sözkonusu olamaz.
Onun için şekilcilikten sakınmanın faydalı olacağı kanaatindeyim.
Aysun hanımın yazısından bağımsız olarak diyebilirim ki, bu site de başörtü çok konuşuldu, özellikle saygıdeğer beyler (zamanında sahip bile çıkamadıkları!) başörtüsünü çok konuştular. Belki de eleştirmeye gelince mangalda kül bırakmamak kolay olanıydı, kimbilir?
Kaldı ki ortada bir yanlış varsa, bunu kadın yaptı veya erkek yaptı diye ayırmak yerine doğrudan yapılan yanlışa odaklanmak ve bunu düzeltmenin çarelerini aramak en mantıklısı.
Merak ediyorum, kaçımız bu gördügü manzaradan rahatsız olupta o gençleri " içten içe kınamak yerine" nazik bir biçimde uyarmayı denedi?
Aşk ve Gurur
Salı, 25/07/2006 - 19:14 — Nurdan TarhanAşk ve Gurur , Jane Austin'in aynı adlı romanından peyaz perdeye uyarlanmış , 18.yy da İngiltere'de geçen gururlu bir aşk hikayesidir. Üstünden iki asır geçmesine rağmen üşümüş ellere kondurulan bir öpücüğün bizleri bu kadar derinden etkilemesi ; hem de tüm hikaye boyunca ihtirasın gözümüze ve gönlümüze binlerce okla sokulduğu onca kareden sonra ; beyinlerimizin bunca keşmekeşin içinde bazı şeyleri artık hayal bile edemediğinden midir acaba ?
Bizden "günah" , "ayıp" , gibi sözcüklerle kafamıza vura vura , erotizmi almışlarda , cinselliğin posasınımı bırakmışlar acaba ?
Ve biz şimdi bu yüzden mi bir yanımızda muhterem Paşa , hayallerimizde Galata Kulesi'ndeki yakışıklı adamın silüeti , hallenip durmaktayız?...
Anlatımda bahsi geçen gencecik bedenleri bu şekilde hakaret dolu sözlerle yermek yerine , nedenler üstüne konuşmak daha yakışık alır kanımca .
Gençlerimizin kalblerinin ilahi aşk ile dolması temennisi ile...
Az ama çok şey anlatıyor
Salı, 25/07/2006 - 21:16 — Şadan ErcanBazı yorumcuların aksine yazının kısa olmasını daha değerli buluyorum. Yazar meramını kısa ama, özenle seçilmiş ifadelerle çok açık ve net olarak anlatmış. Manzarayı tüm canlılığı ile ortaya koymayı başarmış. Zaten büyük şehirlerde bir çok yerde rastladığımız bu acı manzaralar üzerine çok fazla kelime sarfetmek de israf olurdu.
"Eşrefi mahlukatız lakin hamurumuz çamurdan !"
Ah Bilinç neredesin?çık gel;milletimin sana ihtiyacı çok fa
Salı, 25/07/2006 - 21:45 — Elif Nur Diyergerçekten çok haklısınız. kanayan bir yara derman ise ehl-i islam da...
''bu müslümanların hali ne olacak?'' ah bu dert!!!
bu dertle dertlenmiyorsak bize de yazık aslında...
düşünüyorumda bilinçli eşarp takmak nedir? eşarplı kızlar nelere dikkat etmelidir diye, halkı eğitmek amaçlı, kurs filan mı açsam?ellerine kitap versem okurlar mı? okusalar zaten aşkın ve gururun ne olduğunu bi zahmet anlamaz mıydılar??
lütfen rica ediyorum sevgili aileler, kimseyi eşarp kullanmak konusunda zorlamayın!!
sadece, zaten sizin sorumluluğunuz olan islami bilgiyi verin, onlar eşarp kullanmayı bir zorlamayla değil kendi muhakemeleriyle, örtü benim üzerime farz düşüncesi oluşarak kullansınlar, kabullensinler.
ki; eşarbın hakkını versinler.
bizde böyle acınacak görüntülere şahit olmayalım... sizi bilmem ama benim içim cız ediyor!
Ah Bilinç neredesin? çık gel; milletimin sana ihtiyacı çok fazla!!!
HER ŞEYİ ANLADIM DA...
Çar, 26/07/2006 - 00:23 — mihriban güneşKardesim iyi güzel,değindiğiniz kaygıları bende taşıyorum.ahlaki bir yozlaşma olduğu ve acilen bişeyler yapılması gerektiği kannatindeyim ama şu renklere takıntı nedir onu anlamıyorum.bakın kardesler renkler sizin ahlak anlayışınızın simgesi değildir.insanların taşıdıklarında,gördüklerinde kendilerini iyi hissettikleri renkler vardır.bu kimisi için beyaz kimisi içinde pembe ya da siyahtır.ne yani açık ama pembe giyen bir bayan açıkca her şeyi yapabilir mi?konu renkler değil farkındayım,konuyu da çarpıtmak istemiyorum ama son dönemde hassas olmaya çalışan müslümanlarda bir renk takıntısı başladı.koyu renk ya da pembe olmayan başörtüler taşıdığınızda her şey yolunda gidecek,ahlaksızlık yapmayacaksınız
diye bi kaide yok.bırakın insanlar kendilerini iyi hissettikleri gibi meşru sınırlar içinde giyinsinler.duruşları ve amelleri olmalı bizi ilgilendiren.hanginiz bana tesettür kavramı içinde renk sınırlandırması getiren bi hüküm hadis ya da ayet getirebilir.özellikle de bu düşünceyi taşıyan yazları istediği her rengi giyip kısa kollularla gezen erkeklere sinir oluyorum.önce ahlaklarımızı ve duruşlarımızı düzeltelim.sonra zaten göreceksiniz giydiğiniz rengin bi önemi yok.vesselam
ilk yazıma yorumlar...
Çar, 26/07/2006 - 11:44 — aysun yollardagezerYazımı okuduğunuz ve yorumlamaya değer gördüğünüz için çok teşekkür ediyorum. Heyecan ve aceleyle yazdığım bir yazı olduğu için yapılacak en "olumsuz" eleştiriye bile hazırdım.
Ben de okudukça eksiklerimi fark ettim.
1. Pembe eşarplının yanındaki adam: Erkekler hayat felsefesini ve inancını "kadın" gibi açıkta görünür bir şekilde yaşamak zorunda değiller. Yani -bir metre bez parçası gibi görünen şey bazen taşınması zor bir miğfer olabiliyor, taşımaktan gurur duyduğum bir yük-
"Dindar bir erkeği diğerinden ayıran alametler nelerdir" diye sorup konuyu dağıtmak istemedim.
2. Pembe eşarplarım var, siyah ve mavi ve yeşil. Çoğunluğun rengi pembedir diye -pembe-yi seçtim. Bu fıstık yeşili de olabilirdi bu...
Tekrar teşekkür ediyorum. Gezilerim devam edecek. Yollardagezer yollarda gezer...
her zamanki gibi
Çar, 26/07/2006 - 19:29 — oğuzhan genceraysun yollardagezer bir yazı yazacak ve üstelik bunu cemaat.comda da paylaşacak ve ben de yorum yapmayacağım! olur mu? olmaz.
neden olmaz?
çünkü severim kendisini de yazılarını da.
yazınca güzel yazar bilirim.
bunu da iki defa okudum. bu da güzeldi.
kısacası aysun yollardagezer yine güzel bir yazı yazmış.
saygılarımla...
Yollar ve Renkler
Per, 27/07/2006 - 10:16 — Fatih M. TiyanşanEs-Selam
Yollarda...
Kah orada, kah burada...
Karşımıza çıkan renkler var, renkler olmasa yollar olur muydu?
Kendini örtenler ve kendini saklayanlar var bu dünyada...
Ve makyaj, ne de asıldan koparan bir maskedir o...
Yüzü boya olan bir sürü insan ve güzellikten dem vurmalar...
Oysa 'yalın güzeldir' diye öğretmişlerdi bize, halen öyle...
Yozlaşan şeyler var bu dünyada, biliyoruz, farkındayız, içindeyiz çünkü...
Mesela aşkı ağızlarını temizlemeden dile getirmeye çalışan bir sürü insan...
Halbuki aşka bir şey olmuyor, o yerinde duruyor, ama insanlar öyle mi?...
Yanlış adlar koymada ne becerikliyiz biz?
Renkler bize ne getiriyor, bizden ne götürüyor farkında olmadan...
Güzel bir yazı olmuş Aysun hanım, kısa ve öz, kelimelerinize teşekkürler...
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...
temiz Fethi Paşa Korusu icin elele!
Cum, 28/07/2006 - 15:57 — Rabia Yavuzellerine sağlık aysun,
yazı güzel ,yüzümde tebessümle okurken yazıyı
baktım ki her gün sokaklarda görmekten yıldığım manzaralar
canlandı bellegimde yüzümdeki tebessüm ekşidi
Fethi paşa ya ilk gittgimde böyle güzel bi yerde
erguvanların renklerine dalmak yerine ben de gördüklerime
cok üzülmüştüm
damsız girilmez die bi levha asmak gerekir artık zannımca :(
ama bu manzaralar! artık her yerde
yüzümü nereye cevirsem karşımda
her kadın başını örtememeli
sadece özgür! ve mümin kadınlar başlarını örtmeli
bazı kadınların başlarını örtmelerine hatta izin verilmemeli bence
i. özel in de dedigi gb...
yazıyı aşk ve gurur la bitirmişsin
iyi de yapmışsın
aşkın temizini naifini onurlu olanını Allah herkese nasip etsin...
selamlarımla
RY