renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Fetihle Esirleşmek

Gittiler hepsi ve tümü.

Bir fırtına esti. Boran. Uzak diyarlardan. Ülkelerden. Okyanuslar ötesinden. Sertçe. Ve hepsi onunla berhava oldu. Şimdi onlardan tek tük nişaneler kalmış. Şurada burada. Son nişaneler. Onlar da yakında gidecekler. Ve bütün renkler ölecek o zaman. Tek renk, tek bir renk kalacak. Gri. En baharsız renk...

Yetim gibiler artta kalanlar. Öksüz gibiler. Utanır gibiler. Her an gidecek gibiler.

Hâlbuki bir zamanlar sultandılar. Hüküm onlarındı. Tektiler. Rakipsiz ve korkusuz...

Amerikan yerlileri gibi kendi ovalarında ve dağlarında serazattılar. Haykırıyorlardı ve büyük sevinçleri vardı.

O tatlı güzel rüyanın büyük bir kâbusla; bitmeyecek, gitmeyecek büyük bir kâbusla biteceğini hiç hesap etmediler.

Bir kral geldi dünyamıza ve hayatı, kendi sarayı dışında her yere zindan etti.

Sofrasında hep başkalarından çaldığı güzellikler var.

Bardaklarında gözyaşları.

Şarabı kan.

Zindanı masum dolu...

Firavun gibi. Mevhum bir korkudan bebeklere kıyıyor.

Ölenler hayatlarının farkında olmayanlardan. Onu görmeyenlerden. Değerini, kıymetini ve ruhunu takdir edemeyenlerden...

Bir atike idi onlarda olan. Onlar kıymetini bilmediler.

Son temsilcileri aramızda dolaşan nesillere bakıldı mı ruh görülür onlarda. Bu topraklarda uzun zaman diri kalmış bir ruh.

Galiba önce ruhumuzu yitirdik. Temsilcilerini sonradan kaybediyoruz.

Rumuzu mu aramalıyız? Semboller asldan sonra mı ölürler? Ruhumuz mu fırtınada savruldu ilkin? O fırtına ruhumuzu mu çaldı?

Sıradaki koyunlar gibi son temsilciler. Kasap teker teker onları alır. Diğerleri bunu görmezler.

Bu sessiz kaybedişe sebep ne?

Elindekine hasis olan insanını bu israfı neden? Kaybettikleri çok mu değersiz? Öyleyse niye asırlarca onları başında taşıdı?

Modernite ruhumuzu çaldı. Manevi tarafımızı. Bizi maddeye yaklaştırdı.

Yitirdiklerimiz, ruhumuzun oluşturdukları. Ruh gidince onlar geçmeyen akçeye döndüler.

Bu hüsrana sebep sahiplerin biganelikleri…

Direnç bilinçle. Her şey bilinçle...

Kayba meshur olmuşuz. Değersizliğe meshur olmuşuz. Ruhsuzluğa mehsur olmuşuz.

Kaleler tarihin hiçbir döneminde bu kadar direnilmeden teslim edilmedi.

Tarih böyle bir fetih görmedi.

Neden? Niçin ve niye?

Bu kokuşmuşluğa kendini kaptırmanın sebebi ne?

İnsaniyete tamamen aykırı olan nasıl bütün insanlığı kuşatır? Bu nasıl izah edilebilir? Ruhumuzdan bu kadar bizar mıyız?

Bir afet geldi dünyanın öbür tarafından. Bir virüs. Köksüz beldeden. Zulümle abad olan diyardan. Eşkıyaların kurduğu vatandan... Kanunsuzluğun hüküm ferma olduğu memleketten... Dalga dalga yayıldı. Ülke ülke ve memleket memleket. Setleri kolaylıkla geçti. Surlar tuzla buz oldular önünde. İnsanlar ona sadakate ve kendilerine ihanete gönüllüce koştular.

Geldiği diyarın askeriydi o fırtına. Girdiği memleketleri çıktığı diyara köleleştiriyordu. Buna rağmen karşı konulmadı ona. Köleliğine aşkla koşuldu.

Niye? Bu savrulmuşluk neden?

Bir tek mağlubiyet bizi kendimize düşman etmemeliydi.

Yiğit düştüğü yerden kalkar.

Yardım ancak zincirlerle gelir.

Her âşık benliğinin düşmanıdır.

Her tutkun çok şeyi heder eder.

En zayıfı bütün kuvvetlileri yok etti. En rezili bütün erdemlileri öldürdü. En kokuşmuşuna herkes aşkla koşuyor.

Tarih böyle bir şey görmedi. Böyle bir galebe... Böyle bir yenilgi, aşk, düşmanlık ve sevda…

Neden?

Kuvvet ve iktidar her şeyi mi meşrulaştırır mı? Taç ayıpları örter mi? Başarı gözleri köreltir mi?

Bu imparatorluk çökecek mi bir gün? Ruhlar menfadan gelecekler mi? İstibdat bitecek mi? Ayıplanma korkusu gidecek, bir çocuk olsun dahi “kral çıplak, terziler aldatmışlar onu” diyebilecek mi?

İnsaniyetten en uzak olan en insani gösteriliyor. Medeniyetle ilgisi olmayan mahza medeniyet olmuş. Onursuzlaştıran onur sayılıyor.

Biz maddeye hâkim olmadık sanayi inkılâbıyla. Madde bize hâkim oldu. Pandoranın kutusu açıldı o inkılâpla. Mahpus canavar zincirlerinden kurtuldu. Ve bizi bizden çaldı.

Yeniçağın mabetlerine gidin ve bir müddet oturun. İnsanlığınızdan utanırsınız. İnsanlığın bu denli pervasızca katledilmesinden ruhunuz cenderelenmiş gibi elem duyar. Utançların bu denli iftiharlaşmasına tahammül edemezsiniz.

İnsaniyet bu kadar kolayca katledilmemeliydi. Sultan bu kadar kolaylıkla öldürülmemeliydi.

Bu sel ne tür yağmurların neticesi? Vatanların savaşçıları nerdeler? Moğol sürülerine bir kale olsun direnmeyecek mi?

Olan şu:

Fethiyle esirleşti insaniyet. Zaferiyle zincirlendi.