renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

fikir

Siz

İsterseniz Yunan dostlarımızla birer bardak "iyi ilişki” şarabı içelim İnebahtı’nın ulu anısına. Ancak içilen şarap illa ki “inebahtı” olsun.
Ya da Kankam Thedorakis’i çağırayım da iki şarkı patlatalım şöyle bol yosunlu, bol 12 adalı.
Ya da Kıbrıs’tan asla vazgeçmeyelim stratejik önemine binaen. Belki olurda yan gelip yatanların inadına oturur bir liman kayalığına tüfekle İsrail denizaltısı vururuz.
Yahut balonlarla su taşımaya devam ederiz “yavru vatan” a.

Sıradaki Denklem

Sıra halinde kapıya yönelmiş bir grup insan... Aralarında ben de varım. Adımlar yavaş, sıra kalabalık, mekân dar. Kapıdan iki kişinin geçme imkânı yok gibi.

Adımlar yavaş; öyle ki, önünüzde ve arkanızda bulunanların hareketlerini not edebilir, konuştuklarını kaydedebilirsiniz.

Ben de yavaş adımlarla ilerliyorum. Belki diğerlerinden daha yavaş… Zihnimin karanlık boşluğunda şekiller, başka zamanlardan kopup gelen görüntüler geziniyor.

Setresiz Güzellik

Ben: “Hayır baba, kapatmayacağım başımı. Lütfen beni zorlama!”
Babam: “Bak ablaların kapattı ama.”
Ben: “Onlar kapattı diye bende mi kapatmalıyım, ben böyle mutluyum. Sen beni böyle sevmiyor musun baba!?”
Babam: “Aa kızım o ne demek! Elbette seviyorum peki sen Allah’ı sevmiyor musun?”
Ben: “Çok seviyorum.”
Babam: “Peki onun seni sevmesini istemez misin?”
Ben: “İsterim de bu illa benim kapanmamla mı olacak? Yapma baba. Lütfen! Bak, hayat çok zor.

Sair

said aydın’a..
“ölenlerin adını unutma”

Şurada bir dize duruyor. Çok önce yazmışım gibi, seni hiç gitmemişsin gibi duruyor.

Sen hiç gitmemiş ol. Bu dizenin adı olsun bu: sen hiç gitmemiş ol. Bir ada sahip tek dize bu olsun. Üzümün ve ekmeğin ve erguvan kokusunun da ayrı ayrı ve sadece bizim bildiğimiz adları olsun.

Nevruz, Şiir ve İstiklal Marşı

Nevruz

"Aşık olan canlar bugün gelürler
Sultan nevruz günü birlik olurlar
Hallak-ı cihanyan ziya olurlar
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın"

Pir Sultan Abdal

ŞİİR yeniden doğuştur,kıyamettir, yaşamdır, bir düşüncedir, bir bilgidir, hikmettir, var olmanın sevincidir. Ezber bozmadır şiir...

Şiirdeki imgelem gücü nevruzun gücüyle örtüşür.

Neşeli Bir Dünya Olacak Kuşkusuz...

“Neşeli bir dünya olacak kuşkusuz, insan dimağları dışında her yerde ışık ve gürültü olan bir dünya; böylece son medeniyetin çöküş çatırtısı bu devamlı gürültü arasında duyulmayacak bile”
Sir Herbert Read

İnsanoğlu oluş sürecinde devamlı bir “sorgulama” içindedir. Sorgulama “Ben neyim?” sorusuyla başlayıp, ardı arkası kesilmeyen sorularla devam eder. Bu sorulara cevap arayan insan, bulduğu cevabı(cevapları) sorgulamaya başlar ve “varoluşun sancısı” hissedilmeye başlar.

Katran Kokularıyla Baharı Beklemek

Kar

Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın

(Sezai Karakoç)

“Balkanlardan ve Kafkaslardan gelen soğuk havanın etkisi sürecek.” diyor televizyonlar. Soğuğun şiddetini parmaklarımın ucunda hissediyorum.

Aşkı Tanımlayana Aşk Olsun!

anlatımlar değişse de duygu hiç değişmedi

“Aşk kaydında olan kişi
Baş kaydında değildir”

(Mevlana)

Yani aşk; bir kapı, bir koridor, bir yastık kadar basit bir şey değildir. Sadece bir “şey” değildir. Yanmayan kalorifere kızan, radyo kanalı ararken bile sabırlı olamayan, bir market kuyruğunda öne geçme planları yapan kişi, beşinci viteste iki yüz yapıp uzaklaşıyor demektir aşktan.

Galip Emi… ‘Bir Galip Emi’…

Önünden şehrin batısına doğru her bir yanına giden otobüs ve minibüslerin geçtiği kenarları açık, camları fiyakalı reklam afişleriyle süslü ve bu soğuk şehirde hangi işe yaradığı pek belli olmayan kötü duraklardan birinde bekliyorsun…
Köşelerden giren rüzgar, yumuşak kırçıl sakalını savuracak kadar zorlu…Pırıl pırıl cammıdır, naylonmudur yada başka bir şey midir bilmediğin bir acaip parlaklığın arkasından bilmem kaç liraya, bilmem kaç taksitle, bilmem hangi kart sahiplerini ayartarak gelin!... ve alın!... diye bağıran rengarenk reklam afişlerini umursamıyorsun bile…
Torunun bir lokma uşak; öksürünce ciğerleri sökülüyor sanki, alıp şehre getirmişsin… Araştırmaya, doktora götür demişler…
Vesait bekliyorsun…

Batı'nın Kollektif Doğu Rüyası: Oryantalizm

Sömürgeciliğin keşif kolu” diyor Edward Said oryantalizm için. Bir bakıma öyle. Doğubilim, Şarkiyat ise bu nazlı tazenin diğer isimleri. Biz de oryantalizmi, bizim gördüğümüz şekliyle aktarmaya çalışacağız. Oldukça fazla esere sahip çok geniş bir saha olması münasebetiyle kimi önemli eserler ve isimler belki zikredilmeyecek.

Yazımız oryantalizmin metotları, oryantalizmin düşünce yapısı, ulaşmak istenilen sonuçla sınırlı kalacaktır. Yazıdan amaç salt bilgiler ve kronolojiden yola çıkan çıplak sayaçlar vererek okuyucuyu yormaktansa oryantalizm ile karşılanan asıl mana ve iki kültür dairesi arasında durmaksızın devam eden mücadelenin neden ve sonuçları üzerinde genel bir etüt yapabilmektir.

İçeriği paylaş