Fikir ve Şuur Noksanı Nesillere Doğru mu?
Nuh TUNA arkadaşımızın http://www.cemaat.com/?q=node/1890 yazısını okuyunca bu işlerin içinde olan biri olarak yazma ihtiyacı hissettim.Ve sizlerle birkaç yıllık öğretmenlik hayatımda karşılaştığım olaylardan bazılarını paylaşmak istiyorum.Belki de bir iç dökmesi olacak bu
Liselerde Kompozisyon dersleri var haftada bir saat. Bu derslerde genelde öğretmen arkadaşlar Nuh kardeşimin yazısındaki gibi zevattan seçme vecizeleri verirler ve bu sözü açıklayan bir kompozisyon yazınız derler. Şahsen ben öğrenciyken bu işten nefret ettiğim için şimdi öğrencilerime aynı işkenceyi yapmıyorum. Onlara bu derste yaptığımı söyleyeyim. Genelde hayal güçlerini sınırlayacak sözlerin açıklamaları değil de onların zihinlerini açan ufuk açıcı konular buluyorum.Mesela “Hikaye tamamlama” ben bir giriş cümlesi veriyorum.Onlar devamını hikayeleştiriyorlar. Gerçekten güzel hikayeler de çıkabiliyor.Tabi önce yazdırmayı sevdirmek lazım. Yani edebiyat dersleri zevkli hale getirilebilir.
Yazmak… Yazmayı sevmek… Bir yazarın sözünü okumuştum şimdi ismini hatırlamıyorum. Diyor ki:”Yazar olmak için yazmaya başlayın”.
Şiir defteri tutmak, günlük yazmak, anı defteri tutmak… bence bunları edebiyat dersleri ile hemhal olan arkadaşların öğrencilere yaptırmasında faydası var zararı yok. Herkes kendi hayatının tarihini yazıya dökmüş oluyor. Bu da o kişinin ileriki yıllarda hem hoş bir hatırası olarak kalır hem de tarihe not düşer.
Benim talebeler “hikâye tamamlama” işini sevdiler ve kompozisyon derslerinde bazen dilbilgisi işleyelim dediğimde illa ki yazalım hocam dedikleri oluyor.
Başlıktaki eleştirime gelince birçok öğretmenin yaptığı vecize verip kompozisyon yazdırma saçmalığıdır. Bu düşündürmemenin bir yoludur."Ezbere sözlerin çerçevesi içinde düşün başka türlü düşünme” demenin bir yolu. Güya eğitimde “vicdanı hür,irfanı hür nesiller yetiştirmekten” bahsedilir lafa gelince.
Hani bilirsiniz İngilizler sömürge haline getirdikleri Hindistan’da okullardaki Hint çocukları düşünmesin diye yıllarca “logaritma cetveli” ezberletmişler. Bu konuda geçen gün bir matematikçi ile konuşuyoruz.Logaritma gerçekten zor ve karmaşıktır demişti.Bize de bir baktığımızda 15 milyona yakın talebemiz var diyerek övünenler “Eğitim” değil “Eritim” yapmaktadırlar.
Milyonlarca beyni düşünceye, sanata, edebiyata, okumaya, yazmaya, tartışmaya,fikir üretmeye değil de kalem yerine bıçak ve silaha,kitap yerine cıvık internet sohbetlerine,okul yerine mafya ve çeteye,helal yerine harama yönlendirmektedir.
Hatırlıyorum biz ortaokul lise de(1992-1995yılları) okurken bile inkılâp tarihi derslerinde hararetli tartışmalar olur, resmi tarih sorgulanırdı. Öğretmen de tartıştırmaktan zevk alırdı. Şimdi diyorum iyi ki öyle bir ortam oluşturmuş sınıftaki resmi tarihteki uydurmaları neyin doğru neyi eğri olduğunu kavramamızı sağlamış. Fakat günümüz liselerine bakıyorum yani bizim öğretmenlere fikri olarak yaptığımız muhalefet yerini “koyun” gibi dinlemeye bırakmış.Sınıflarda öğrencilerde fikir,şuur denen bir şey kalmamış.Tek dertleri var “Flört” erkek öğrenci “Bugün hangi kızı tavlayayımın hesabında,kız öğrenci bugün hangi erkeğin gönlünü alayım da” İnsan üzülüyor memleketin geleceğini düşündüğü zaman. Bazen sınıfta nasihat ediyorsunuz ediyorsunuz ama adamların hareketlerinde düzelme görmediğinizde yine kendinizi suçluyorsunuz. Sistemin çarpıklığına ve düzenin bozukluğuna veriyorsunuz.
Üzülmek yetmez tabi adam yetiştirmenin derdine düşmeliyiz.
Şuur sahibi öğrenciler de yok değil ama o tip öğrenciler bir elin parmaklarını geçmiyor Onlarında aileleri ile tanıştığınızda seviyeli ve bir duruş ve görüş sahibi aileler olduğunu görüyorsunuz. Ve böyle öğrencilerin elinden tutmak gerekiyor. Eğer ki bu Müslüman memleketin ve ümmetin dertleri ile ilgiliyseniz,”ben bir şeyler yapmalıyımın derdindeyseniz.
İnşallah gayret olunca netice de oluyor ve ilgilendiğiniz gençler daha da şuurlanıyor, müslümanca bir duruşa, düşünceye doğru ilerliyor. Artık arka arkaya başlıyorlar okumaya Mehmet Akifleri… Necip Fazılları… Sezai Karakoçları...ve anlıyorlar kökten değişmesi gerekenin ne olduğunu...
- Halil Erdem yazıları
- yorum yap >giriş/kayıt
- gönder
Alakalı Yazılar
Kategorilerden





Sancı
Hocam siz derdinizin dermanını kendinizde taşıyorsunuz zaten. Böyle bir sancının taşıyıcılarının olduğunu görmek bizleri çok sevindirdi. Hele öğretmenlerin duyarlılığı ne kadar yerinde...Bana ne diyememeniz, hele sorunun temeline edepteki aşınmayı koymanız doğru bir teşhis üzerinde olduğunuzu gösteriyor. Maalesef bize ait olmayan diğer yamanmış unsurlar gibi bu yamayı da doğal hale getirmeye çalışıyorlar. Gençlerde zihni ve fikri oturmamışlık gözleniyor bu defa...Çünkü adaptasyon sıkıntısı baş gösteriyor. Bu edep dışı hallerden hem rahatsız oluyor, hem içinde buluyor kendisini...
İşinizin kolay olduğunu söylemem çok zor. Hemen bütün kitle iletişim araçları aleyhinize çalışıyor. Görüntüler ve sesler edep sınırlarının dışında maalesef. Şeytan artık işlerini "telefon" adı verilen bir taşeron firmaya yaptırıyor. Zenginin de elinde, fakirinde...Şeytan ,elinizin altındaki çoğunlukla gereksiz alete devretti işlerini...Yorulmasına hacet kalmadı. Üstelik artık ulaşamadığı bir kesim bulunmuyor.
Ne ki atlanamaz bir güç var insanoğlunda eğer insan ona sahipse mutlaka başarıyor. Evet ...Kesinlikle ihlaslı davranmak... İşin başında ihlas olduğu vakit iflas sözkonusu olmuyor.
Bunları görmeniz ve önemsemeniz çok çok önemli...Siz ve sizin gibi sancılı olanlar , sanıyorum tedavide de aynı başarıyı gösterir, ihlasınızı devreye sokar, nesillerin aşınmasını durdurabilirsiniz. Allah yar ve yardımcınız olsun.
Meyveler Sabırla Olgunlaşır !
Atasözleri, deyimler, vecizeler vs. hayatın içerisindeki adımların gruplara ayrılmış durumlarının, "çok lafın gereği yok" düsturunca ortaya konmuş kısa ve net özetleri. Yazılacak olan hikayelerinde çoğu zaman dönüp dolaşacağı yerdir hasıl-ı kelam. Geçmişe kader gözüyle bakarken, referans aldığımız nirengi taşlarıdır, uzatmadan bakışı. "ne demiş atalar" yada "bir büyüğümüzün dediği gibi" diye bir yaklaşım yada çıkışla başlanan muhabbetin yada ifadeler topluluğunun dayanakları bir yerde. Bir kaç yıllık tecrübeden ziyade.
"Ey oğul, birgün yazıcı olursan,
Kuşkunun, birikmenin ve beklemenin yazıcısı,
Sakın masal anlatma ülkemin çocuklarına"
Rabbim, İşini hakkıyla yapandan razı olsun inşaalah.
dualarla kalalım
Yazmak ve Şuur
Es-Selam Halil Bey
Yazıda bahsettiğiniz üzre yazmak, yazmayı sevmek ve sevdirmek çok önemli. Öncesi bol bol okumak tabi ki, ancak insan bir şekilde zihnindekileri yazıya dökemediği sürece şuur noktasında fazla hareket de olmuyor maalesef. Bir alış-veriş aslında bu, okuduğunuzda alıyorsunuz, yazdığınızda veriyorsunuz. Ne güzel bir ticaret, bunun farkında olarak meseleye yaklaşımımız, bizim şuur anlamında zenginleşmemizi de beraberinde getirecektir kuşkusuz. Dediğiniz gibi "Bir şeyler yapmalıyım"ın sevdasını taşımak, onun derdiyle hemhal olmak hem bizim hem de muhatap olduğumuz insanlar için en büyük kazanç vesilesi olacaktır. Selamlarımı sunuyorum...
İyi ki varsınız...
Kahveden çıkmayan,öğretmenler lokalindeki oyun masalarında geceleyen muallimleri gördüğümde diyordum ki elbet içlerinde iyiler de vardır.Elbet vardır.
Yazınızı okuyunca içimdeki ümit ışığı alevlendi.
İyi ki sizin gibi öğretmenler var
Allah sayınızı artırsın.
''yapmacıklarla değil gerçeklerle olmalı her şey''
Elhamdülillah!!!
Gayret ehlinden bir arkadaşla tanışmanın verdiği mutluluğu yaşattığınız için amelleriniz kat kat bereketlensin.uzun zamandır ''milli öğütüm"camiasının ender şahsiyetlere,öğretmenlere sahib olup olmadığını umutsuzca sorguluyordum.çünkü yaz kurslarında elime aldığım öğrencileri, baştan bir silkeleme ihtiyacı hasıl oluyor ve hallerine baktıkça içim acıyordu.elhamdülillah Sakine hanımefendinin dediği gibi işin başına ihlasın koyun ve ilerleyin, Allah kimsenin açılmaz dediği kapıları öyle bir açıyor ki imanınıza kat kat güç geliyor ve daha bir coşkuyla koşuyor daha bir şevkle bakış fırlatıyorsunuz hayata,insanlığa en önemlisi umuda.bir şeyler yapabilirimin derdinde olan tüm gayret ehline sonsuz sela olsun.Rabbim onların kalblerini ve ellerini,- hepsi ayrı bir yerde, memleketin en ücra köşelerinde birbirlerini hiç tanıyor olmadan yaşıyor olsalar bile- birbirlerine sımsıkı tutuştursun, onuda urvetü'l vüskaya bağlasın.
madem gayret ehli acizane yaptıklarını dile getirmiş bu fakir de af dileyerek "diyanet/dinayet" camiasında önce dinin hakiki gereklerine vurguyla, sonra medeniyetin eski-yeni fikir işçilerine,en çok da Sezai Karakoçlara,Necip Fazıllara,Mehmet Akiflere,Rasim Özdenörenlere,vurguyla öğrenci talim-terbiye ediyor.Sancınız varsa sancıyanlar da var demektir.sancınız devam ettiği müddetçe hala yapılacak çok şey var demektir.ve bu sancı biz varolduğumuz müddetçe hiç bitmeyecek demektir.hizmet alanlarımız farklı olsa da aksiyonumuz aynı olan(a)lara selam olsun...
''Allah ve peygamber sevgisi olmayan bir yürekte siyah bir yalandır yaşamak''
Cemaati seviyorum
Bu cemaat bloglarında yazanlardaki samimiyeti görünce bu yazıları okumaktan, paylaşmaktan, aynı sancıları yaşayanların olduğunu bilmekten dolayı mutluyum. Allah razı olsun cümlenizden.
Eskimeyen Şarkı: Sevmek
Es-Selam
Allah tüm mü'minlerden razı olsun. Cemaati sevmek, kardeşliği sevmek, aynı yolun yolcuları olduğumuzu bilerek paylaşmaktır saadeti ve hüznü. Bizlere bu imkanı veren kardeşlerimize teşekkür ediyorum.
Selam ve muhabbetlerimle...
... Mutluluk anlamaktır ...