
"Filistinliler neden Hamas'ı seçti?"
Genelde İslam Ümmeti ve özelde Türkiye Milleti olarak bu soruyu sormaya, cevabı düşünmeye ve değerlendirmeye ihtiyacımız var.
Hatta yalnız bizim değil tüm yerküre sakinlerinin de ihtiyacı var.
Zira bir süreden beri bu gezegende oy vermek denilen eylem hiç de öyle masum bir demokratik hak kullanma aracı olmamaya başladı!...
................
Hayli zaman oldu "imtihan olan kim?" dersini alalı…
Misalen, bir yerde toplanmış oturuyoruz.Belki on belki yirmi kişi belki fazlayız...
Birşeylere ihtiyacı olan birisi geliyor…Ya ayakkabı delik ya pantolonu kirli ve yırtıktır ya üstü incedir ya kötü kokuyor ya da aç veya evsiz bir adam…
Önce şaşırırız ve acırız, sonra da vicdan tatmini babından ağırlık yapan bozukluklarımızdan biraz veririz.Yollarız adamı “Allah yardımcın olsun" diyerek…
Evet, tabi, Allah yardımcısı olsun, da...
Kimin?!...
Adamın imtihanı ağır görünüyor evet de gerçekten imtihanda olan kimdir?
Yoksa Allah, o imtihan ettiği kulunun vesilesiyle oradaki kalabalığı daha ağır bir imtihana sokmuş olmasın…
Öyle ya...
"La yukellifullahu nefsen illa vus'aha" ayetinin fehvasınca zaten adam taşıyabileceğinden ağırını yüklenmiş olamazdı...
Peki ya "seyirciler" taşıyabilecekleri yükün altına girmek yerine kolay olanı yaptılarsa...
İşte biraz da bu açıdan bakmalı Filistin'e…
Kavli duacı müslüman seyircilerin tam ortasında fiili duaya da muhtaç bir mustazaf memleket…
……
Ve Filistin, malum, son seçimlerde tercihini HAMAS'tan yana yaptı.
Böylelikle sadece mağdur değil aynı zamanda çok da mağrur olduğunu, tüm dünyaya, bir de dünyanın anladığı dilden yani demokrasi dilinden söylemiş oldu…
……
Hamas, dünyanın sahte süperlerinin kara listesindeydi…
Gerçek terör devletleri tarafından terör örgütü damgası vurulmaya çalışılan bir yapıydı…
Gerek Fadlallah gerekse Karadavi tarafından “Müslümanların topraklarını hile ve gasp ile ele geçirerek işgal ettiğinden dolayı tüm Müslümanlar tarafından devlet olarak kabullenilmesi en az zina gibi en az içki gibi HARAM olan Gerçek Terörist İsrail, Hamas’ın terör örgütü olduğunu iddia ediyordu.
İşgal gücü İsrail, bu tezini elinde tuttuğu dünya medyası diliyle duyuruyor ve lobileriyle nüfuz ettiği devletlere de onaylatıyordu.Dünya Hamas’ın üzerine gelirken Hamas’tan silahlı saldırılarına son vermesini istiyordu.
İsrail’in saldırıları karşısında ekonomik, siyasi ve askeri nedenlerden dolayı suskun kalabilen global köyün kavalcılarının, Hamas’a yaptıkları bu çağrı ve baskılarla aslında Filistin Halkı’na seçimler öncesi gözdağı vermek ve zımnen Hamas’a gidebilecek müstakbel oyların sahiplerini tehdit etmek amacında olmadıklarını söylemek mümkün değil.
Bu atmosferde gelinen Filistin sandıklarından yükselen nida tüm dünyayı şaşırttı.
"Sizin düşlediğiniz dünyanızın bir dönüşü varsa,
Bizim tercihimizin de bir duruşu ve dur deyişi var: H A M A S !..." çığlığı, başta tüm ayak oyunlarını demokrasi kodlaması üzerinden yürüten Avrupa Egemenleri olmak üzere tüm dünyayı, tabir-i caizse, ters köşeye yatırdı.
………………..
Filistinliler bu tavırlarıyla istisnasız tüm dünya liderlerine de çok net mesajlar vermiş oldular.
Arap liderleri, diktatör Hüsnü Mübarek'in hükümdar olduğu Mısır'da İhvan-ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) hareketinin seçim başarısının ardından bu kez de Filistin'deki "Hamas sürprizi" ile bir kez daha sarsıldılar.
Suud’da yöneticiler, Allah'tan başkasından korkmaktan Allah'a sığınmaları gerekirken bunun yerine Amerika'dan yine Amerika'ya sığınıyordu…
Şaşırmış şeyhlerin ve egemen elitlerin "aynı yatırım fonlarında ve çeşitli şirketlerde milyarlarca dolarlık ortaklıkları" vardı ve şeyh, ülkesiyle Irak arasını daha da ıraklaştırmak için araya duvar çekmeyi bile düşünüyordu. Aslında duvarı kendi halkıyla arasına çektiğini göremeden...
İsrail'le ilişkileri yadırganan Ürdün'de de benzeri bir durum yaşanmadı değil. Büyük Haşimi Krallığı'nın taktisyenleri, Hamas'ın gelişinden memnun olmak için çok az sebebe sahip...İsrail istihbaratı ile akraba yakınlığında çalışan Ürdün istihbaratı HAMAS'ın gelişiyle moral bulup kendine yönelecek "radikal unsur"lardan çekiniyordu..
Diğer yandan "batıdaki batıllar" büyük ortadoğu projesi dedikleri "şey"i (veya demokrasi diye adlandırdıkları postmodern tanrıyı) bilmem kaçıncı defa değerlendirmek zorunda kaldılar.
Ortada bir “ortadoğu problemi” vardı;çözümün asla parçası olamayacak ve hatta problemin bizatihi kendisi olduğunu da göremeyecek gözü dönmüşler için...
………………
"Ortadoğu'da BOP ile beraber amaçlanan “şey” demokrasi ise ve bu doğası icabı self-determinasyon/kendi kaderini tayin hakkı da demekse, Müslümanlar, kaderlerinde kesinlikle ne ABD ne İsrail ve ne de işbirlikçileriyle beraber çizdikleri haritaları istemiyorlardı!"
Bu gerçeklik,gezegenin seküler gevezelerinin masalarında cevap bulmayı bekleyen ve uykularını kaçıran bir paradoksları olarak bekleyedursun Filistin farklıydı…
O zaten hep uyanıktı..O zaten hep ama hep bunu haykırdı..
Nasıl uyusunki…
Dakika yoktu ki bir jet veya helikopter başının üstünde tüm gürültüsüyle psikolojik baskı görevini ifa etmesin…
Gün yok ki bir şehit haberi bağırları yakmasın...
Filistin'de zulm her santimde ve her saniyedeydi…
Batının batıllarıyla beraber bir takım bataklıklara balıklama dalmış Arap şeyhleri için ülkelerindeki radikal oluşumları kuvvetlendirecek bir olgu olarak gördükleri Filistin, sadece bu "parazitimsi" sıfattan ibaret kalıyor ve kesinlikle "reelpolitik düzlemde düzeltilmesi gereken bir namus davası" olarak algılanmıyordu...
"Tanrıyı kıyamete zorlamak" gibi üstüne kitaplar yazılan meczupluklarla meşgul birileriyse tabi ki "hak, hukuk, ekmek, çorba" gibi karşılanamaz(!) istekleri olan Filistin çocuklarını dinleyip de 1,5 milyar müslümanın tam ortasında 6 milyon kişiyle hem de illegalitenin her türlüsüyle var olmak çabasındaki İsrail'i küstüremezlerdi!...
İşte bu fotoğrafta Hamas çok ilginç bir strateji benimsedi.
Bakınız ben Hamas'ın hareket prensiplerini iki sözle özetliyorum.
İlki Resul'un(s.a.v) "Bir topluma hizmet eden onun efendisidir!..." hadisi...
İkincisi ise Hazreti Ali'nin "Bir yerde hakkını bırakan orada şerefini de bırakmıştır" vecizesi...
HAMAS işte bu iki sözü emir telakki etmişçesine hem El Fetih'in "kayırmacı hizmet" anlayışının aksine belediye seçimlerinde kazandığı yerlerde "nerede ve kim olursa olsun hizmet" politikası izledi hem de düşmanı, dünyanın delisi İsrail olmasına rağmen "Hakkımızı alırız;kimden olursa olsun!" diyerek söylem ve eylem birliği içerisinde hareket etti.
Fakat....
Resme ters açıdan bakıldığında işler seçime giren Filistin Halkı için bu kadar kolay değildi.
Onlar "oraların insanları" idiler bir buçuk milyar müslüman için...
Çok uzaktılar yani pek yakınlarındakilere...
Yani "seçim de seçimdi hani yani!..."
Yani Fetih veya Hamas değildi sadece oy pusulasındaki seçenekler...
Bir yanda "durumun idaresi" vardı ama diğer yanda "duruşun iradesi" gelebilirdi!...
Bir yanda "Arafat'ın Fetih'i" vardı ama diğer yanda "Gönüllerin Fethi" olabilirdi!...
Bir yanda "rutin gidişat" vardı ama diğer yanda "Çetin Cihad" çıkabilirdi!...
Dünyanın tamamına yakını şaşıracaktı.
Kızaracaktı.Bozaracaktı...Kınayacaktı...Ayıplayacaktı...Ayıracaktı...Belki de aç bırakacaktı!..
Bu dönemde Hamas’ın nasıl bir seçim öncesi siyaset izlediğine dikkat ettiğimizde önümüze çok iyi analiz edilesi bir duruş çıkıyor.
Sanki milletinin vereceği oyları "taklidi biat"ten çıkarıp "takriri biat"e çevirmek istercesine HAMAS seçim vaadlerinde inanılmaz argümanlar kullanıyordu.
"Kazanırsak Filistin'de içkiyi yasaklayacağız” kendi başına yeterli kafi bir misal…
Sandıktan çıkan sonuçta, iki mücevherle özetlediğimiz Hamas Siyaseti’ne tek sözle cevab veren bir Halk olduğu görüldü…
“Onlar kınayanın kınamasından korkmazlar” diyen bir Filistin vardı orada artık!
Ve açlığı, yokluğu, bebelerini ve gençlerini yitirmeyi, her şeyi göze almışlardı…
Müminlerin ferasetiyle açılan gözleri, “kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın” emrinin tefsirini özümsemiş bir halde bilinçli tercihlerini “Diriliş ve Direniş” diyen Hamas’tan yana kullanmışlardı.
Evet,Filistin Halkı, Hamas seçimiyle, kendini kınayacakların kınamasından korkmak bir yana İsrail'i kınamakla yetinenleri de kınamış oldu…
Aslında resim de seçim de netti."Ben bana en iyi hizmet edeni ve beni en iyi koruyanı seçiyorum" demişti halk.
Problem bunu yaparken "büyük sözü dinlememesi" idi…
Ancak iğrenç kültürleriyle kitleleri "büyüler" gibi kontrol edebildikleri için "büyü-k" diyebileceğimiz sömürgenlerin hoşuna gitmeyecek yönetimleri başa getirmeyenler değil miydi müslüman halklar bugüne kadar?
"Kilitlenmiş kitleler" değil mi bugün Arabistan insanlarının genel durumu…
Ya Pakistan, Cezayir, Fas, Tunus, Türkiye ve diğerleri…
Yılmış yığınlar’a benzemiyor mu bu ülkelerin müslümanları…
Değil olası Hamas' ını, işi hak eden öz amcasını dahi seçemeyecek hale getirilmedi mi havai fişek gösterisi sunumlu televizyon merkezli gece savaşlarıyla müslümanlığı minimalize ve hayatı dramatize edilmiş milletler?
İnşallah oturuş ve kalkışından tutalım da öfke ve sevincinin nasıl olacağına kadar her şeyini batı-l-ın empoze ettiği müslüman kalabalıkların Filistin Halkı'nın mesajını almak için o halkın çektiklerinin benzerini çekmesi gerekmez…Amin...
Bir ümit o ki bugün Arap yarımadası ve çok daha fazlasında "şimdi her şey değişiyor müslümanlar için hem de her şey!..." denilmekte...
Tüm islam aydınlarının fikir birliği ettiği yorum,"Filistin Halkı, Siyonistlerce kilitlenmiş bir kitle olmadığını ve bu kilidi paramparça ettiğini seçkin seçimiyle ve asil duruşuyla bir kez de böyle gösterdi” şeklinde…
Samimi Müslümanlar, Filistinli kardeşlerinin verdikleri o her bir oyun "kelebek etkisi teorisi"ne göre büyük bir dönüşüm başlatması için dua ediyorlar.
Üstelik bu durum ve bu dua İslam'ın "siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz" prensibi ile de üst üste örtüşmekte.
Artık İslam'ın içinde olduğu hiçbir insan ve ülke yok ki " Filistin seçimlerindeki vak'ayı ve Filistin Halkı’ndaki vakarı" göz önünde bulundurmasın.
Çünkü yeryüzünde hiç bu kadar açıkça "daha ağır sınavda olan ben değilim, sizsiniz!" diyen bir halk olmamıştı!...
Tüm yönetimler HAMAS'ı ve tüm müslüman halklar da Filistinli Kardeşleri'nin ne demek istediğini düşünmek ve değerlendirmek durumunda…
Bu zorundalık “gezegenin seküler gevezeleri” dediğimiz güruhun da paradoksunu çok daha giriftleştirmeye yetmekte...
Makyavelist ateistlerin kısa,orta ve uzun vadeli tüm planlarını bozan tek dünyevi şey Müminleşmiş Halkları’ın Feraseti ve Mücahidleşmiş Müminlerin Cesareti...
Şifre bu: esaretimizi bitirecek olan mümin ferasetimiz ve mücahid cesaretimizdir.
İstenmediklerini biliyorlardı.Ama bu onlara hiç Filistin Halkı'nın HAMAS seçimi kadar açık söylenmemişti!...
Şimdi hangi müslüman halkın mahşerde "yöneticimiz islami olmadığından..." demeye hakkı olabilecek ki...
Ve hakeza hangi yöneticinin "islam'ı yaşamayı ve düşmana direnişi istiyorduk ama düşman çok kuvvetliydi" demeye?
Melekler alkış tutarken, gözü yaşlı Filistinliler'in açlıklar ve ölümler verdiği oyu yüklenip gezmeye çıkmış kelebeğe...
Yorumlar
Durgun Sular...
Çar, 14/11/2007 - 13:56 — Sule Demirtas8 - Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,
9 - "Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.
25 - O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.
26 - Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?
Kendi kıyametini hazırlayan nefisperest Müslümanlardan olabilmenin korkusunu taşıyorum. Türkiye Müslümanı olmaktan da utanmadan söylüyorum -çoğu zaman- utanç duyuyorum. Bu ülke müslümanı olmakla, iki dünya hayatımın da düştüğü trajikomik duruma için için kahroluyorum ve geçmişinin üstünden silindirle geçmiş, ve geçmişini ne çabuk unutabilmiş bir yurdun vatandaşı olmaktan da nefret ediyorum.
Bismillahirrahmanirrahim.
Yaşadığın arzın Peygamberine, pahası en basit terazide 10 kuruş etmeyecek birkaç şerefsiz küfür edecek, sen kalkıp kaşını oynatmayacaksın. Bari kahredeyim, bağırayım demeyecek evinde oturacaksın…
“Kafirler bir millettir”…
Ülkenin en pislik yerine her gün kerhaneler, ayyaş yuvaları açılıyorken sesin çıkmayacak. Ama bak camii yapılacak diye başkalarının kahroluşuna, Tanrıtanımaz oyunlarının oynandığı AKM’si yıkılacak diye alıp sazını bayrağını meydanlara koşuşuna. Ya cumuryetine sahip çık mitinglerine. Daha hiçbir davanda yarısının yarısı kadar olmamış nüfusun.
Öyle ya sen sözünü sandıkta söylüyorsun. Vekaletini de kefaretini de veriyorsun Müslümanlığının. Artık top onların elinde. Sen sıyrıldın sorumluluktan. Zaten doğuştan şanslısın. Ne bir mülteci çadırında kalmışlığın, ne yardım için onun bunun eline bakmışlığın, ne yarın acaba ölür müyüm korkun, ne de bacının kardeşinin kafir askerlerin silahıyla dürtüklendiği görülmüş mü.
Velev sen şanslısın(!)
Ah biz durgun su Müslümanları. Cihata çağrılsak bugün korkumuzdan donumuza yapacağımız durgun su müslümanları. Dura dura kokuşmuşluğumuzun kokusundan etrafın kokusunu alamadığımız durgun su Müslümanları. Dünyanın bir köşesinde, dini için insanlar hayatlarından, çocuklarından vaz geçerken, ayeti kapıda çantasının içine sokup, kapıdan çıkarken yeniden tedavüle getirdiği durgun su müslümanları...
Toplanmaya kalksan, bir okulu dolduramayacak sayınla, ne yazgısını ne de yazısını değiştirememiş durgun su müslümanları...Ev toplaşmalarında dolma kısır yanında okuduğun 3 5 sayfa kitapla, Resulullah'ın yanında cihata gitmiş Hz Ayşe'yi teğet geçtiğin durgun su Müslümanları…Kendini değiştiremediğin için dünyanı da değiştiremediğin durgun su Müslümanları…
Hem korkup hem titrediğim...Hem korkup hem titreyeceğimiz o gün...
http://www.youtube.com/watch?v=iszbLbUf-OA
selametle
ikinci bir yasam beklentisi icinde degilim;
zaten ben bu dunyada oluler arasindan dirildim
İsrail'in istediği imam modeli
Paz, 09/12/2007 - 03:10 — Fatih TEZCANAğzı olanın konuştuğu konu olunca Ümmet'in Namusu, böyle pazarlıkçılar da kalkar, fikir adı altında çamur saçar...
http://www.israhaber.com/haber_detay.php?haber_id=15762
Son Zamanların En Güzel Bombardımanı!...
Paz, 27/01/2008 - 13:47 — Fatih TEZCANŞu Hamas'lara ve şu Hakan'lara öyle ihtiyacımız var ki...
Elhamdülillah...
Varlar...
http://www.velfecr.com/haber_detay.php?haber_id=6569