renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Fitne’nin Farkında Mısınız?

Fitne

"Tanrı’nın Doğum Günü"
Bu Kitap Bir Fitnedir

Hepinizin birer tanrısal veya tanrı olduğunuzu söyleyen birileri var ve kanıtları (!) da Kur’an ayetleri. Zeus’u, Afrodit’i de tanrısal olarak kabulleniyorlar. İslam’la akılları sıra dalga geçiyorlar ve kirletilmiş(!) İslam’ı aklayacaklar. Şeytan’ı seviyor ve sevdiriyorlar. Onun görevini yerine getirdiğini söylüyorlar. Dikkat edin çevrenizde veya çevrenizin dışında birileri şeytana melek demeye başladılar bile. İslam’ın doğru anlaşılması adına hizmet vermiş tüm Alimleri çöpe(!) atıyorlar, yeni bir peygamber buldular; ateist ve çapkın bir genç.

Ne mi yapıyorlar?

Hem tüm günahlarınızı cezasız kılarak ağzınıza birer parmak bal sürüyorlar hem de sizi bilinçli, modern ve çağdaş bir Müslüman yapıyorlar. Hem zihninizi baldırından yakalayıp sizi tasavvufun karanlık odalarında dolaştırıyorlar hem de nefsinize büyüklük verecek tüm tanrılık zevklerine ortak ediyorlar. Hasan Sabbah’ın fedailerine afyonla yaptığını size“ felsefe” ile yapıyorlar. Kur’an’ı kriptolar bileşimi haline getirerek her şeyi 19’la örtüştürüyorlar. Sıfırdan dokuza oyunu oynayıp, sizi sıfırda İsa dokuzda Tanrı yapıyorlar. Rakamlara bir sürü öykü yükleyip çocukça oyunlarla size matematikçi tanrıyı anlatıyorlar. Sonra büyük sevinçler ve haykırışlarla mucizeleri küçümsüyorlar, dalga geçiyorlar.

Sizi Tanrı'nın küçüğü yapıyorlar. Kıyametten sonra büyüğüne dönüp yapışacak olan Küçük Tanrı oluyorsunuz. Unutmadan ekleyeyim; kitaba göre Amerika’da son zamanlarda doğan çocukların %90 ı indigo ve İsa’da bir indigo çocuk olarak doğmuş bulunmakta…

Aşağıda çalakalem yaptığım bir analiz var. Kitabı okumak ister misiniz bilmem ama, 632 sayfalık bu kitaba zaman ayırmak istemiyorsanız eksikleriyle beraber aldığım notlar ve alıntılar var. En azından size bir fikir verebilir. Unutmayın bu ülkede “gerçek din bu” diyerek ortaya çıkanların yaptığı tahribat hala sürüyor. Onlar karşıtlık yaparak bir yol izlediler, ama bunlar taraftarlık yaptıklarını söylüyorlar. Ve ne yazık ki ülkemde insanların çoğu- dindar olduklarını düşünseler bile- hâlâ dinlerini bilmiyorlar.

Analiz konusu: Tanrı’nın doğum günü adlı kitap

Yazarı: Bir reklamcı, “yaratıcı reklamcı”, sol kulağında küpe olan yeşil gözlü bir genç, 1974 doğumlu

Kitabın Baskı Sayısı: Bir yılda 12. Baskı, ilk baskı Ekim 2006

Yazar’ın Kitaba Başlangıç Nedeni: “Tanrı’nın imaj sorununun halledeceğine”dair kendi iddiası.

Yazarın Kitaptaki Konumu: Tanrı’nın dona T. takma adıyla Msn'de konuştuğu bir insan; yani peygamber, kitabın sonunda ise büyük ve çağdaş müfessir.

Yazarın Msn Diyaloğundaki Partneri: Musa ile çalılıkların arkasından konuştuğunu, yazarla da msn aracılığıyla konuşmasının doğal olduğunu söyleyen bir msn kullanıcısı Dona Tanrı. Dona, Katalanca da kadın demek, ancak reklamcıyla görüşmeye gelen kadın değil; kırk yaşlarında şık, yakışıklı ve zengin bir erkek. Cinsiyet karmaşası oluşturulmuş. Dona, Reklamcının iddiasını, röportajının yayınlandığı dergiden okumuş ve onunla iletişime geçmiş. Doğal yollarla işyerine gelip iş görüşmesi yapmış ve aylığı yüz bin dolara anlaşmış. İşin bu kısmı gerçek gibi duruyor. Dona Amerika’dan geliyor ve çok iyi Türkçe konuşuyor. Dona ile Reklamcının bir iş anlaşması yaptığı ve bu anlaşmaya göre geliştirdiği bir proje var; kitapta bu açıkça ifade edilmiş. Kurgu kendi sıradanlığında ortaya çıkmış. Dona Amerika’dan msn aracılığıyla yazarla konuşmaya başlamış…Kitap bir soru cevap akışkanlığı içinde çalışıyor.

Görü:

Reklamcı, “özel” olarak tutulmuş ve kira bedeli peşin olarak ödenmiş. Sözleşmesi yapılmış olan bir iş var ortada. Ancak Dona, yazarın kendisi değil. Zira; çok derin felsefi analizlere girmiş, İslami ilimlere vakıf, Kur’an analizlerini lokal ve dar anlamlı mantıksal çıkarımlar tekniğiyle ikna edici şekilde yapan biri. Ve anlam realizasyonu üzerine telif edilmiş olan İslami eserleri okuduğu kesin. İslam'da ki mezheplerin ayrılık sebepleri üzerinde gerçek bir ihtisas yaptığı apaçık belli; kurgunun temel ayakları mezhep çelişkileri, özellikle Aleviliğin farklı versiyonları üzerine oturtulmuş. Dona’nın, yeni peygamber(!) aracılığıyla İslam’ın temel hükümlerini ortadan kaldırdığını görmek mümkün. Dona, Budizm’e, Hinduizm’e dolayısıyla karma yasasına(felsefesine) ve kabala öğretisine de vakıf. Hatta yezidi inançlarını temel alarak şeytanı tanımlamakta. Ayrıca, felsefenin fikir mazisindeki temel sacayaklarını iyi biliyor. Dona’dan anlaşıldığı üzere; Müslümanların mevcut yaşantılarının da dışardan analiz edildiği ve İslam’ın görünen haliyle gerçek hali arasındaki çelişkilerin iyi tesbit edildiği kesin. Ancak Türkiye’deki İslam hakkında derin bilgiye sahip olunmadığı da belli; bu da Dona isimli kişinin “dışarıdan” olduğunun en büyük delili. Yüzeysel tespitler ve çözümler üzerinde durulmuş. İnsanlığın sorduğu ve cevapsız kalan soruların çoğu cevap verilir gibi gösterilse de cevapsız bırakılmış.

Kitabın Hedef Kitlesi:

Herkes; ama öncelikle cemaat ve tarikat baskılarından dolayı dine mesafeli duran üniversite mezunu Müslüman insanlar ile gençler. Dolayısıyla, bu kitlenin İslam beklentilerini de çok iyi tespit ederek yeni bir İslam formu oluşturmaya çalışmışlar. Samimi, fakat temel İslami ilimlere vakıf olmayan Müslümanları çelişkiye düşürecek kadar tutarlılıkla işlenen konu sayısı epey fazla;ancak bunların çoğu,zaten insanların itiraz ettikleri şeyler değil. Yani temel ayaklar değil.

Kitapta Kullanılan Teknikler:

Doğal salınım ve yayılma tekniği kullanılıyor. Soru-cevap tekniği ikna döngüsü üzerine kurulmuş. Kur’an ayetleri sıklıkla delil olarak kullanılıyor. Çalışma, özellikle müteşâbih ayetler üzerinde “kabala” büyücülerinin kutsal metin bozma ustalıkları ile sürdürülmüş. Profesyonel bir reklamcının yaptığı gibi bir proje üretilmiş. Sponsorsuz gibi görünen ve peygamberler gibi saf ideal uğruna her şeyini ortaya koyan, ancak bunu reklam yapmadan başarmayı hedefleyen bir kimlik var ortada. Bu kimlik, peygamberler için oluşturulmuş ilahi bir kimlikti; taklit etmekte sakınca görmemişler. Yazar, kurduğu internet sitesiyle insanlarla doğrudan yazışabiliyor. Ve yazışmalardan özellikle seçilenler yayınlanıyor. Site istatistikleri de yayılma görüntüsünün gerçekliği üzerine sık sık veriliyor..Bu da siteye gelenlerin yanlış yolda olmadıklarını ve yalnız olmadıklarını düşünmelerini sağlıyor;sürü veya grup psikolojisi tekniği kullanılıyor. Ayrıca dini hassasiyeti yüksek kişilerden alınan tepkiler açıkça sitede yayınlanabiliyor; takipçilere özgüven mesajı veriliyor. Herkesin bir diğerini etkilemesi üzerine kurulmuş bir yapılanma var. Kullandıkları Fısıltı tekniği tıpkı elçilerdeki gibi kulaktan kulağa yayılmayı sağlıyor. Ve proje her anıyla, Tanrı'nın imaj sorununu gidermeyi hedefleyen bir proje olarak kendisini hissettiriyor..Reklamcı yaptığı işin sonuna kadar gitmek ve aldığı parayı hak etmek niyetinde. Dağıtımcıların, kitabevlerinin kitaptan uzak durdukları şikayeti izleyicilere iletiliyor.

Ön Değerlendirme:

Kitapta karma felsefesi eşliğinde yeni bir İslam konsepti var. Yeni bir İslam yorumu gerektiği hususunda bir sürekli vurgular yapılıyor. Bu gerekçeyle de İslam Alimleri “Allah adına konuşmak” la suçlanmış, böylece onların fikirleri etkisizleştirildikten sonra yeni sunumlar yapılmış. Cennet-cehennem olgusu ortadan kaldırılıyor, ahret hayatı muğlaklaştırılıyor ve bedensel dirilişten daha çok ruhsal dirilişten bahsediliyor, şeytanın-tıpkı Yezidilikteki gibi, bir melek olduğu ve görevlenmeden önce adının iblis olduğu vurgulandıktan sonra- görevi gereği insanları kötülüğe yöneltmesi, eski bir dostun biçilen rolü yerine getirmesi olarak anlatılıyor, reenkarnasyon olduğu iddia ediliyor,Kelime-i Tevhid’den Muhammed adının kalkması gerektiği söyleniyor.Temel sorulardan hiçbirine cevap verilmiyor; buna karşılık Celaleddin Rumi’nin konuyla ilgili görüşlerinden destek alınıyor, ayetlerden kanıt bulunamayınca sıklıkla bazı düşünürlerin, filozofların görüşlerine başvuruluyor. Dona Tanrı , yazar da elçi olduğuna göre kitaptaki Dona sözleri birer ayet oluyor. Dolayısıyla, bu da açıkça belirtilmiş-Kur’an da beyan olunan “gücünüz yeterse bunun benzerini getirin” mealli ayetine karşılık verilmiş oluyor-. İnsan eliyle Kur’ana benzer bir kitap oluşturulmaya çalışıldığı apaçık. Ancak Kuran ayetleri de kabalacıların kutsal metin bozma ustalıkları ve teknikleri kullanılarak yalanlarına kanıt olarak sunuluyor. Doğrudan tepki çekmemek ve konsepte uygun olmak kaygısıyla "cümlelere" yeni ayetler denmiyor; tefsir deniyor. Ayrıca kuranın peygamberden sonra şimdiki dizilişiyle dizildiğini iddia ediyor. Ali Bulaç’ın mealini kaynak olarak kullandığını söyleyerek de ayrıca Ali Bulaç adı üzerinde güven yapısı kuruyor.

Kitabın Oluşturduğu Fitnenin Boyutları:

Kitabın özellikle korsan baskısı büyük bir hızla artıyor ve kitap çok çabuk okunabiliyor. Psikolojik tekniklerin tümü kullanılmış, karşıtlıktan kaynaklanan çelişkiler bile okuyucuları etkilemek üzere kullanılmış. Geri bildirimler sık sık kontrol ediliyor. Kuşkular üzerinde kanıtlardan ziyade felsefi yorumlar yapılmış, İslam’ın olumsuz algılanmasına neden olan basit şeyler, hurafeler vs olumsuz pekiştireçlerle okuyucunun gündeminden uzaklaştırılmış, İslam’daki temel ayaklar hakkındaki olumsuz okuyucu fikirleri olumlu/olumsuz pekiştireçlerle sık sık pekiştirilmiş…Ve okuyucunun sözkonusu konulardaki olumsuz düşünceleri kesinleşince/netleşince orda oluşturulan boşluğa hemen İslam dışı hükümler yerleştirilmiş. Bu hükümler de genellikle kabala öğretisinden, Karma felsefesinden, Yezidilikten, Alevilikten, Mutezileden yani kabaca insanların kafasındaki çatışmaları besleyen unsurlardan alınmış. Çok iyi fizibilite çalışması yapıldığı apaçık belli. Kuşkulanan okuyucuyu hemen Kur’an ayetleriyle tekrar kontrol altına almaya çalıştıkları açıkça görülebiliyor. Kuşku şiddeti arttıkça da işlenen konudaki sapkınlıklar azaltılıyor ve İslam’ın ruhuna uygun yaklaşımlar başlıyor…Sinsice ilerledikten sonra da punduna getirip zehirli fikirleri aynı yöntemle işliyorlar. Tipik bir Siyonist proje. Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçası olan bu kitapta, BOP’u ve Yahudileri suçlayıcı bir format kullanılmış…Yani; projeye düşman kişilikler olarak sunuluyorlar…Bu da ayrı bir psikolojik teknik; “biz sizdeniz, sizin ve İslam’ın iyiliğini istiyoruz” imajı verilmek istendiği belli. Dona, kitapta, Dünya’daki İslamofobinin sorumlularının Müslümanlar olduğunu, Müslümanların imaj değiştirirlerse yaşanan bu olumsuzluklardan kurtulacaklarını, bu yüzden de bu kitabın yeni bir tefsir olarak çığır açacağını okuyucusunun kafasına vura vura anlatıyor.

Geçici Sonuç:

Olay/olgu çok büyük. Geçiştirilmesi, telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebep olabilir. Kelime-i Tevhid’den Muhammed’i çıkaran, hatta Kelime-i Tevhid’i gereksiz bulan, cehennemin olmadığını, kimsenin cehenneme gitmeyeceğini, herkesin cennete gideceğini, nihai ölümün olmadığını, sık sık ölüp doğarak ruhlarımızın sürekli beden değiştirdiğini, doğup ölerek tekamülünü tamamlayan ruhların doğrudan Tanrı'ya yükseldiğini ve bir daha doğmalarına gerek kalmadığını, kıyamette de tüm insanların Tanrı’dan koptukları için tekrar Tanrı’ya döneceklerini, kurban kesmenin artık gereksiz olduğunu, şeytan'ın insanın düşmanı olmadığını, eski bir dostu olduğunu söyleyen ve düşünen çocuklarımız olmasını istemiyorsak tedbir almalıyız. Zira; bu kitap, çok büyük bir projenin sadece bir ayağı, hem de çok cesur ve edepsizce bir ayak. Ve gittikçe de taraftar bulan sahte bir peygamber var ortada..Üstelik sinsice Kur’an’ı kullanıyor.

Kitaptan Alıntılar:

1.”Kur’an’ın sıraya dizilmesi, Muhammed’den sonradır”(S.34)
2.”Şeytan’a gelince...Elbette şımartmadım onu. O şımarmayacak kadar olgun bir ruhtu.”,”İblis, bir sembol olmayı sevgiyle kabul etti. Hepsi bu…”(S.69)
3.”Şeytan ve ekip arkadaşlarının görevi ise insanlık tarihi boyunca kötüyü temsil etmekti….Şeytan, İblis’in insanın yaratılışından sonra taşımaya başladığı addır. İblis, kendi adı, şeytan ise üstlendiği rolün adıdır. Şeytan, şeytanın avukatlığını yapmak üzere dünyaya gelmiştir. Senin doğruyu yanlıştan ayırt etmeni kolaylaştırmak için.”(S.70)
4.”Cennetten kovulmadığın gibi cehenneme de sürülmeyeceksin..”(S.72)
5.”Ermiş de katilde bu filmde kendisine verilen rolü oynuyor...Kendisine verilen katil rolünü iyi oynadığı için bir aktörü cezalandıramazsın”,”Film boyunca taşıyacağı karakterin özelliklerini senaryo belirler”(S.73)
6.”Reenkarnasyon bugüne dek hep parapsikolojinin ilgi alanına girdi…Kadim bir bilgi olabileceğine hiç ihtimal verilmedi, kader mekanizmasındaki işlevi ortaya konmadı.”(S.80)
7.”Yeniden diriliş, kitapta kriptoların içine saklandı. Bu şifreleri çözeceğiz. İşte o zaman Ku’ran yepyeni bir kutsal kitap olacak..”(S.81)
8.Bakara suresi 28 ayet: ”Nasıl oluyor da Allah’ı inkar ediyorsunuz? Oysa ölü iken sizi o diriltti; sonra sizi yine öldürecek, yine diriltecek ve sonra ona döndürüleceksiniz” Yorum: ”Bu ayette çok açık. Dirilişin tekil değil, çoğul olduğunu anlatıyor” (S.84)
9.”Adem varoluşun simgesidir. Ademoğulları ise insanların toplamıdır.T üm ruhların toplamı,Ademoğlunun bir olmuş halidir.”(S.96),”tekamülün sonunda yeniden “bir” olacak, bu serüvende ona eşlik eden meleklerle birlikte evinin yolunu tutacak”(S.97)
10.”Nuh tufanı da kıyametlerden biridir. Nuh,büyük bir meteorolojik olayı sezgileriyle öngörür, bugününü geleceğe göre düzenler..”(S.99-100)
11.”Cennet de Cehennem de Tanrı’nın insanı eğitme süreci için geliştirdiği iletişim kavramlarıdır. İyinin kötülükten arınması cennet-cehennem kavramlarıyla gerçekleşmiştir. Senin Tanrın bugün, sana cehenneme girmeyeceğini müjdeliyor” (S.113)
12. “Cehennemi ortadan kaldırmamızdan rahatsız olacak insanlarla karşılaşacaksın...Onlar da cennet herkes içindir fikrinden çok rahatsız olacaklar..”(S.119)
13.”Er ya da geç, herkesin varacağı yer cennettir…bedelini ödemek koşuluyla”(S.120)
14.”Tekamül, kişisel cehennemden arınmaktır. Cenneti veya cehennemi yaşadığın yer nuradır. Cennet nurandaki mutluluk desenidir….Kişisel cehennem çoğalma arzusu taşır. Kişinin çakraları yanmaktadır ve gerçekten büyük acılar içindedir….çakra,bedenin ruhla buluştuğu yerdir.”(S.122-123)
15.”Namaz meditasyonu bir arınmadır…Namaz kılarken dua etmen gerektiğini sana kim söyledi?”(S.129)
16.“La ilahe illallah”, tek Tanrılı dinlerin dünyaya egemen olmasının üstünden 1000 yol geçmişken, dünya nüfusunun en az yarısı Allah’ın tek ilah olduğunda hiçbir tereddüt yaşamıyorken, bu cümleyi tekrarlamak nasıl bir inanç mertebesi olabilir? Muhammedunen abduhu ve resuluhu, söyler misin aramızda Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğundan kuşkusu olan kaldı mı?.....Artık MÜSLÜMANLARIN BELLİ SÖZCÜK KALIPLARINA MUKADDES ANLAMLAR YÜKLEMEKTEN VAZGEÇMESİ GEREKİYOR”(S132) (Not:Kelime-i Tevhid’in söylenişi bile yanlış,Seçkin Deniz)
17.”Sen insanları temizlemek istiyorsun. Abdest bundan ibaret…Gördüğün gibi gusül, yani boy abdesti duş alma kültürünün teşvik edilmesidir…”(S.134)
18. “Oruç detokstur.”(S.135),( Detoks, vücudumuza çeşitli yollarla giren ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen zararlı toksinlerden kurtulmaktır,S.D)
19.”Kadir gecesi, karmik yılların yılbaşıdır, semavi bir kutlama gecesidir…O gecenin karmik değeri sadece Müslümanlar için değil herkes için yüksek” (S.135) (Karmik, karma felsefesine, yasasına ait olan,S.D)
20.”Hac döneminde, kanı akıtılıp bir arsaya leş olmak üzere atılan hayvanların, Kur’an’da tarif edilen hediyeyle yakından uzaktan ilgisi yoktur…Kur’an’da Ramazan vardır, ama Ramazan Bayramı yoktur. Olmaması Ramazan Bayramının bir güzellik olduğunu yadsımaz. Bu Müslümanların İslam’a kültürel bir katkısıdır…Ancak, ne yazık ki; Kurban bayramı için aynı şeyi söyleyemiyorum. Bu geleneğin yeniden ele alınması gerekiyor. İvedilikle. Bu kültür,İslam’a her yıl büyük bir zarar veriyor. Hayvanlara da zarar veriyor. Bu kanlı sahneleri izleyen çocuklara da zarar veriyor….İslam ruhuna uygun daha hayırlı bir kültüre dönüştürülebilir. El-hedye bayramı, yoksullara hediye verilen bir festivale dönüştürülebilir.” (S.142-143)
21. Başörtülü öğrencilere önerilen çözüm:”İnternet kamusal alan değil…bugün dünyada internet üzerinden üniversite öğrenimi gören milyonlarca öğrenci var…soracak olursan benim önerim, üniversitede herkesin başını örtme hakkının olması ama kimsenin bu hakkını kullanmasına gerek olmamasıdır… Din, örtünmemeyi samimi ve etkili bir biçimde serbest bırakırsa, devlet de ancak o zaman kamusal alanda örtünmeyi serbest bırakma imkanını bulabilir. İslam, modern devlet düzenlerinin önünde bir engel olarak konumlandığı sürece bu asla mümkün olmayacaktır.”(S.181-182)
22.”Sen kendini sembollerden arındırmazsan,i nsanlara inancın sembolik konu olmadığını nasıl anlatabilirsin? Sen masaya kendi sembollerinle oturursan, karşı tarafta kendi çantasından kendi simgelerini çıkaracaktır…Eline bir kağıt kalem alırsın. İslam’ın sembolü olarak algılanan şeylerin bir listesini çıkarırsın. Ve onları derhal yok edersin. Bunu yarın değil, bugün, hemen, şimdi yaparsın.”(S.186-187)
23.”Kur’an, aşkı kadın ve erkeğin ilişkisi olarak tarif eder.Sen kendi dünyanda hemcinslerine ilgi duyuyorsan bu senin bileceğin bir iştir. Eşcinsel olmak seni dinden çıkarmaz. Seni eşcinsel bir Müslüman yapar.”(S.189)
24.”Müslüman’ın öteki ile barıştığı gün, o gün İslam yeniden doğacaktır”(S.192), (Müslüman ve İslam suçlanıyor.S.D)
25.”Öz itibariyle huşu içinde kılınan namazla, trans halinde gerçekleşen meditasyon aynı şeydir.”(S.193)
26.” İnsanları ibadete çağıran bir kadının sesi, erkekleri şeytani düşüncelere sürükleyecek öyle mi?...daha da ötesi bence ezanın kadın sesinden dinlenmesi gerekir…”(S.198-199)
27.”Ateşe atıldığında İbrahim’i yakmayan şey onun kararlığıydı. İsa elleriyle hastaları iyileştirdi bu doğru. Bugün elleriyle insanlara şifa veren on binlerce insan var…Gerçekte Nuh’un yaptığı sezgilerini dinlemek, geleceği öngörmekten başka bir şey değildi. Sezgileri Nuh’a kopacak tufanı önceden söylemişti. Sezgilerin kulak verdiği için inançla gemi yapımına girişti…Musa’ya Mısır'da kalma şanslarının kalmadığı hissettirildi. Sezgilerine kulak verdi. Kendini akışa bıraktı ve ikiye ayrılan o denizin kıyısına kadar geldi. O gün ikiye ayrılma gerçekleşecekti, bu kesindi. Musa sezgilerine teslim olduğu için, bu coğrafi olayla buluşturuldu…Kızıldeniz’in ikiye ayrılması olağan bir gelgit olayıydı. Mucize değildi.S ıra dışı bir durum olsaydı, firavun peşinden gitmezdi..”(S.213)
28.”Müslümanların anti iksiri yani şeytanı ümmetçiliktir. Küreselleşmiş dünya da artık Ümmet-i Muhammed kavramının peşinden gitmenin artık hiçbir manası yoktur…Ümmetçilik, din temelli Arap milliyetçiliğidir.”(S.246-247)
29.”Karma bir felsefe. Çok güçlü, çok köklü bir yaşam eğrisine sahip olmasına ve neden sonuç ilişikleri çok yerli yerinde olmasına karşın karma bir felsefe. Çok uzun zamandır terfi edilmeyi bekliyor..”(S249)
30.”Nefes alıp vermenin sona erdiği, varoluşun sonsuzluk boyutuna geçiş yaptığı Ahiret gününde etten kemikten bir bedene ihtiyaç yoktur.” (S.253)
31.Dona Tanrı, yazara:”..benim ismim olarak nitelenen o kelimeler,aslında senin özelliklerinden başka bir şey değildi”,diyor. “Sen Tanrı’nın ete kemiğe bürünmüş halisin”(S.272-273)
32.”20.yüzyılın liberal yönünü gören bir kişi olan sen, hilafeti kaldırdıysan sen İslam düşmanı olamazsın”.(S.282)
33.”İrtica gericilikse, laiklik de ilericilik demektir.”(S.288)
34.”Devletlerin dini sembollerden arındırılması Tanrı’yı yüceltir. İnananlara baskı yapan asıl düzen,laik değil şeriat düzenidir.”(S.295)
35.”Hıristiyanlık, İsa’nın ikonlaştırdığı bir dindir”(S.298) (Sıra geldi İsa’ya. S.D)
36.”Davranışlar birer sonuçtur küçüğüm. Biz senin nedenlerini biliriz ve bu yüzden sana asla kızmayız”(S.304),(Günahlar yüzünden kızmayacak olan bir Tanrı. S.D)
37.”Yahudi alimler kutsal metin mühendisleridir. Böyle ince değişikliklerle hak dinleri yörüngesinden çıkarmayı başarırlar.”(S.305)
38.”Günahkar, üstünde kader yükü ağır olan kişidir”(S.307),(Günahkar olma suçu kaderin yani. S.D)
39.”Kur’an her ilişkinin evliliğe gitmesi gerekmediğini ifade eder. Bunun daha da ötesine geçer ve evlilik boyutuna uygun olmayan ilişkilerin evliliğe varmaması gerektiğini ifade eder…Cariyelik, kadının özgürce seçtiği yaşam tarzıdır. Onun ruhsal durumu, evlilikten değil cinsle özgürlükçü bir yaşamdan yanadır.”(S.317),(Cinsel özgürlükleri, cariyelik kisvesi altında yaşayabilmenin önü açılıyor. S.D)
40.”Ruhuna dokunulmamış her kadın bakiredir...İnsanlar iki farklı neden için sevişirler. Kimileri fizikselleşmek için sevişir kimileri ruhsallaşmak için. Gerçek aşkta sevişmek ruhsal dokunuşlardan oluşur. Gerçek aşk,yaşadığı bedene hapsedilmiş ruhu serbest bırakır…Gerçek aşkta ise bedenle birlikte ruhun girdapları yani çakralar da bütünleşir.”(S.320),(Gelecekteki konumunu ve gizli hedefini de temellendiriyor, kadınlarla ilgili hayallerine tıpkı Tanrı'nın Çocukları Tarikatı gibi "ayetler" yazıyor. S.D)
41.”Yalnızlık, çakraların tek başlarına dönme arzusudur. Ruhsallaşmak bazı günler sevişmektir. Bazı günler yalnız kalmak,evden çıkmamaktır. Kimi zaman da kalabalığa karışmaktır..”(S.323)
42.”Ruhun tekamülünde cinsel geçiş dönemleri vardır. Erkek-kadın-erkek-kadın olarak doğmazsın. Üst üste aynı cinsiyette bedenleşmek, fiziksel bedenine alışmanı daha kolaylaştırır çünkü. Örneğin eşcinsel erkekler, kadın-kadın enkarnasyonlarından erkeklik dönemine geçişte ortaya çıkarlar. Eşcinsellik kişinin bu dönüşüme uyum sağlamakta zorlanmasıdır”(S.325)
43.”Bu toplumun(Lut Kavmi) helak edilmesinin asıl nedeni Tanrı’ya inanmaması ve elçinin değişimle ilgili getirdiği vizyona kendini kapamasıdır. Topluma yayılmış eşcinsel yaşam biçimi sadece bir detaydır.(S.326)
44.”Doğurgan bir cins tanrısallığı en yakından hisseden cinstir. Tekamülünü tamamlamış ruh, yaşamlarının birinde muhakkak anneliği yaşamıştır.”(S.328)(Tüm erkekler aslında anne-kadındır da, demek istiyor.S.D)
45.”Kanser, kızgınlığın hafızasıdır.eski deneyimleri toprağa verememekten kaynaklanır”.(S334)
46.”12, 1 ile 2 nin bir araya gelmesidir. Oysa 10 sadece 1’in karakteristiğini taşır”.(S.344),( Matematik bilen dona tanrı burada maddi bir hata yapıyor, 10, 1’in mantisini taşır; karakteristiğini değil. Bir sayı ile onun 10 katları arasında ortak şey mantisleridir. Farklı olan karakteristiklerdir. Bknz Logaritma. S.D)
47.”Egemen inançlara göre, Allah evreni ve dünyayı yaratmış ve bırakmıştır..Küçüğüm Allah toprağı, suyu, ateşi, ağacı yaratmıştır. Bu doğrudur. Allah asma yapraklarını yaratır, ancak iş orada bitmez. Bu noktadan sonra bayrağı Rab devralır. Rab da insana o yapraklardan yaprak sarmalar yaratabileceğini insana ilham eder. Allah demiri yaratır. Rab ise demire Maserati estetiği vermenin yollarını ilham eder.”(S.358), (Şimdi de İlahları iki yaptı.S.D)
48.”Biz güneş var olduğu için gölgenin var olduğunu düşünüyoruz. Gölgenin güneşi yarattırmış olabileceği akla gelmiyor.”(S.360)
49.”İnsan tanrısallığın ta kendisidir…İncilin değiştirilmesi oyunun bir parçası..”(S.368)
50.”Sen olsan tekamülü tamamlamak için yepyeni peygamber mi gönderirdin, yoksa eski bir peygamberi reenkarne mi ederdin?”(S.372),(İsa,reenkarne edilecek güya.S:D)
51.”Gördüğün gibi Yahya’yı Tanrı selamlarken,İ sa Tanrı’nın ifadeleriyle kendi kendini selamlamaktadır…Tanrısal olduğu için..”(S.379)
52.”Evet bu surenin merkezinde (Meryem 19), reenkarne çocuklar, Yahya ile İsa var.”(S.380)
53.”Tanrı ve insan gerçekte aynı ruhun parçasıydı. Rahman ile rahim kelimeleri işte bu yüzden aynı kökten geliyordu.Tanrı’nın ve insanın ortak ruhunun adı Rahmetti. Küçüğüm Rahman benim. Besmele’nin dile getirdiği rahimlerden biri sen olacaksın.”(S.384)
54.”Şimdide Kur’andaki tanrı katlarının sıralamasına bir göz atalım. En alt kat Allah katıdır. Bu katta eğitim korkuyla gerçekleşir. Onun bir üst katı Rabbın katıdır. Tekamülde ilerleyip geldiğin bu katta, korkunun snein için seçilmiş bir öğretim metodu olduğunu öğrenirsin. Her şeyin bir eğitim senaryosu olduğunu öğrenirsin. Varabileceğin en üst kat ise rahman katıdır…Kur’an rahman katında biter.”(S.386) (Görüldüğü gibi bu katlarda insan dilediği gibi gezebiliyor, Her şey olabiliyor. S.D)
55. Ebu Leheb için;”Lanetlediğin onun tanrısal ruhu değil, Peygambere zulmeden kimliğiydi. Sen onun ellerini kuruttun çünkü, daha fazla karma yüklenmesini istemedin. Sen onu lanetlediğin sırada henüz ölmediği için teorik olarak tevbe edip cehenneme gitmeme ihtimali de vardı”(S.392)
56.”Geçmiş yıllarla ilgili kader temizliği yaparken,o günlerin şarkılarını dinleyebilirsin. Anılarının renk değiştirdiğini göreceksin. Müzik, tevbe için çok olumlu bir dekordur…Gerçek entelektüeller de Tanrı’nın birer elçisidir. Bilge bir köşe yazarının bir köşe yazısıyla topluma neler kazandırabileceğini hayal bile edemezsin….Elçilikle peygamberlik aynı şey olsaydı ikisi bir tek kelime olurdu”(S.397)
57.”Zeus, Poseidon, Afrodit, Athena, Apollo…Biliyor musun?..Gerçekte onların hepsi yaşadılar….Onlar çok erken çağda tekamül ettiler. Tanrısallıklarını diğer insanlardan daha erken yaşadılar…Bu yüzden insan şeklinde resmedilen tanrılar olarak anıldılar. Gerçekte onlar birer tanrısaldı”(S.417-418)
58.”İmanı bir ticaret olarak konumlayan Rab, cenneti de pazarlama yönteminin ilkelerine göre anlatır”(S.422)
59.”Mucize görmek isteyenlerin adresi Reikidir. Reiki mistik felsefenin elle tutulabilir, gözle görülebilir mucizesidir. İsa’nın ellerinden akıttığı şifa, evresnsel şifa enerjisinin ta kendisidir”(S.430)
60.”Peygamber döneminde Kur’an’ın yazılı ve bir bütün metin halinde olmadığını hatırlatmalıyım…”(S.455)
61.”Sünnet tek çağ için geçerlidir”(S.460)
62.”Peygamber zamanında kağıda dökülmeyen Kur’an” (S.473)
63.”Arapça öğrenmek, Kur’an’ı öğrenmenin bir koşulu değil…..Din de bu yüzden anadilde yaşanması gereken bir olgudur…Kur’an’ı hatmetmenin ve ezberden okumanın bir manası yok…bildiğimiz anlamda Kur'an kurslarının da bir anlamı yok.”(S.478-479)
64.”Teknolojik üretim hammaliyedir….Vizyonun ve kaynağın varsa teknoloji geliştirenler senin tedarikçin olur..”(S.481)
65.”Müslümanların Kudüs'ü askeri yollarla ele geçirmelerinin İslami hiçbir yanı yoktur. Kudüsle ilgili İslam’ın tek rüyası İsrail’de işbaşına barışsever İsraillilerin kalıcı olarak geçmesidir..”(S.495)
66.” İki tuzlu su arasında bahsi geçen durumun, bahsi geçen ayetle hiçbir ilgisi yoktur.”(S.498)
67.”İslam’ı somut sembollerden arındırmak, İslam’ın tek sembolüdür. İslami sembollerden derhal vazgeç”(S.503)
68.”İslamiyet’i gerici enerjiden arındırmak, Cihat’ın ta kendisidir o zaman…”(S.514)
69.”Müslüman tarikatlarda İslami zannedilerek sürdürülen dış görünüş biçimi; Müslümanlığa yatay geçiş yapan yahudilerin eseridir…”(S.518)
70.”Tanrı antisemitist değil”.(S.519)
71.”Şeytan canavar değil, aklın sırtına binen yüktür…İblis bir melek ve Tanrı tarafından şeytan olmakla görevlendirildi...Şeytan senin karşıt görüş meleğin. İnsanın tekamülünde şeytanın rolü inkar edilemez..(S.522)
72.”Her sabah benim varlığımdan şüphe duyarak uyan”(S.523)
73.”Ulema sınıfı, yaşamı araştırmanın Tanrı'ya meydan okumak ve onun varlığını sorgulamak olarak görüyordu.”Biz bilemeyiz, onu Allah bilir”den başka bir söz bilmeyen insanların bilgin olarak adlandırıldığı tek dünya Müslümanların dünyasıdır”(S.526)
74.”Yeryüzünde yaşayan mutlak mümin yoktur”(S.539)
75.”İnsan nurasının ilk günkü ham hali “kfr” rengidir, öğrenerek ve kendini arındırarak “mmn” rengine bürünmeye başlar.”Kfr” başlangıç “mmn” ise finaldir. “Mnfk “ise bu ikisinin arasındaki geçiş sürecidir.”(S.540),(Kfr=kafir,mmn=mümin,mnfk=münafık demektir, bu arada herkesin günahkar ve kafir doğduğu söyleniyor. S.D)
76.” Üçüncü göz senin gece görüş gözündür”(S.551)(Üçüncü göz masonların, kabla'nın gözüdür. S.D)
77.”..atların Muhammed’in tutkusu olmasıydı.7 tane atı vardı ve onlara saf bir tutkuyla bağlıydı.”(S.557)
78.”Miraç, mistik felsefenin en merak edilen konularından biri olan astral seyahatin ta kendisidir...Peygamberin ruh bedeni “çevresi mübarek kılınmış” Mescidi Aksa’ya getirildi….İsa’nın ruhuna üflenen yere gitti ve geri döndü..”(S.564)
79.”Bence darwini de galapagosa sen gönderdin”(S.568)
80.”Son 1400 yılda İslam’a verilen zararlar bilançosuna bakıyorum ve ateistlerin kayda değer hiçbir faaliyetini göremiyorum. Listenin ilk sırasında dindar olduğu iddiasındaki gericilik var”(S.583)
81.”Ashab-ı Kehf ve indigo çocuklar ilişkilendirmen, ikinci kadim bilgi….Amerika’da yeni doğan çocukların yüzde doksanının indigo olduğu görüşü ağırlık kazandı…İsa’nın Amerika da doğduğunu söylemiştin bana…”(S.593)

12.02.2008

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

komando eğitimi:)

bu kitab müslümana şeytan tarafından yaptırılan bir nevi komando eğitimine benziyor, teşbihte hata olmasın:) okunmalı mutlaka da denir mesela. neden mi; çünkü hayatınızın bir gün bir anında karşınıza çıkıverecek, bir sohbet ortamında sizi terletecek sorular, çelişkiliymiş gibi gözüken olaylar bu kitabta toplu şekilde veriliyor:) yaradana sığınıp okuyun demenin bu faydası olabilir yani. kendinizi sınavlara hazırlarsınız:)

naçizane tavsiyem panzehirinizi almayı unutmayın. kur'an'dan sonra özellikle akaid kitablarını okuyun. notlardan edindiğim bilgiye göre sol kulağında küpesi bulunan özgür gencimiz itikada vuruyor. ara ara da önümüze çok sık çıkan türkçe ibadet, kadın sesi ile ezan, başörtüsü..vb. gibi konulara da kendince pardon şeytanca:) fetva veriyor.

Allah yolunu şaşıranlardan, gazaba uğrayanlardan (yahudiler), dalalete düşenlerden (hıristiyanlar) eylemesin bizleri! amin.

_____________________________________
Ey menba-ı ÂŞK! Gönlüme kıldığın nazar-ı mehabbet kadardır kıymetim...

coğu konuda katılıyorumm

coğu konuda katılıyorumm sana ama özgür gencliğinn bahanesi hazır kölenın taktigi küpe padisahın dedigi sözler felan dinimizce zaten kadın sesi haramdır ki bide ezan okuyacak bide bunun üstüne türkce ibadet edecekk bence bunlar sacmalık aldırmamak lazım herseyi kuralınca yapmak lazım ben böyle düsünüyarum

tebrikler

İyi bir çalışma olmuş, 632 sayfa okumaktan kurtarmışsınız insanları. Bu kitabı yapanda iyi bir çalışma yapmış, 632 milyon sayfa okumaktan kurtarmış insanlığı.
Karanlık ve aydınlık; karanlık : belirsizlik, ayırdediciliğin ortadan kalktığı yer, aydınlık: belirlilik, ayırdediciliğin ortaya çıktığı yer.
İnsan bilgiyle yapışık doğmadığı için önce karanlığa atar adımını. Herşey belirsizdir onun için, yol alabilmesi için yol göstericiye ihtiyaç duyar; bu küçük bir mum da olabilir, elinden tutan güvendiği bir el de.
Mesele, karanlığa doğmamız değildir. Aydınlığa çıkmak için tuttuğumuz mum yada el dir mesele.
Bakınız adam ne güzel farketmiş belirsizliği herkese elini uzatıyor 632 sayfa mumuyla. Ama bir o mu aydınlık tüccarı? Kamusal alanın sahipleri bu alanı neyle nasıl koruyorlar sanıyoruz.
Kişisel düşüncem: yazar, öteden beri aydınlatma(!) aracı olarak kullanılmış tüm mumların bir sentezini sunmuş, yeni bir şey söylememekle beraber bugünün kamusal alanına hizmet bakımından iyi bir iş kotarmış. Ben tehlikenin farkında değilim. Düzen, ha doğulu olmuş batılı olmuş ha da sentezi olmuş; kurumayan ağlar bakımından karanlığın hangi bakımdan aydınlanmadığının ne önemi var.Yani, ha benim şeyhim karanlığımı farklı kelimelerle katmerlemiş, ha da onun papazı ötekinin gurusu berikinin moderni....Sentezi yapılmışı olunca daha iyi olur diye düşünüyorum; hepimiz orda kendimize ait birşeyler bulmanın huzuruyla kavgasız bir dünyanın sahici bir köleliğin tadına varmış olmazmıyız? Düzene karşı çıkmamak lazım, hem düzeni kızdırmış oluruz hemde karşı çıkmayanlara da, çıkanlar yüzünden daha çok sopa atarlar; dolayısıyla bu tür kitaplar hepimizi buluşturup uzlaştırmak bakımından uyum açısından yani, sultanın köprüsü gibidir. sultanın köprüsünü bilmeyenler için : hani köprüye girişte bi altın çıkışta bi altın , sonra başka şeyler ekleniyo da trafik sıkışıyor eve geç kalıyoruz ya, işte bu kitaplar trafiği düzenliyor. Alışkanlıklarımıza sahip çıkmalıyız....
SELAMÜNALEYKÜM

pek bir farkı yok

selam ve dua ile;
bir zamanlar da mevlaana (mevlana değil) cılar vardı.. piramitçiler.. yanlış hatırlamıyorsam konyalı bir kadındı.. kendisine vahiy geliyordu.. elden ele dolaşan fotokopileri vardı.. söylem aynı söylem.. şeytan konusunda bile aynı.. tek fark "msn".. her dönem müseylemetün kezzablar çıkacaktır.. bu kitaptaki ifadelerin hiç biri zerre kadar aklımı oyalamadı.. Turan Dursun denen adamın hezeyanları kadar bile bir albenisi(!) durup düşündürmesi olmadı.. beyin cimnastiği yapmak ya da akide bağlamında aşılanmak isteyenler "tabu can çekişiyor: din bu" adlı hezeyanla hesaplaşsalar kendileri için daha faydalı olur.. hürmetler..
c.ç

sahte tanrılar

Sahte tanrılar hiç bitmediki. bunların hizmetçileri bitsin. tam da bu günlerde (http://www.zinde.info/zprojeler.php?subaction=showfull&id=1197386123&arc...) kuran nın anlamıyla buluşma paltformu çabalarına destek vermek gerekmektedir. saygılarımla.

teşekkürler

Yaptığınız çalışma ile ile iyi bir noktaya parmak bastığınız aşikar.Yüce Allah gayretinizin karşılığını versin ve niyetinizi halis kılsın.Yaptığınız alıntılar incelendiğinde söz konusu kitap yazarının Kur'an'ı heva ve hevesine göre yorumladığı ortaya çıkmaktadır.Çok net bir şekilde gözükmektedir ki bu bir tahrif çabasıdır.Tarihte bunun örnekleri oldukça yaygındır.Ne derecede başarılı olabildikleri ise ortadadır.Hevasını önceleyen herkes bu gibi tahrifleride öncelemiş okumuş ve okutmuştur.Ben en temel sorunun inanan ya da inanmayan çoğu insanın Kur'anı okumadan inanmak yada inkar yolunu seçtiğini müşahade ediyorum.Dolayısı ile bu tip yayınların Hakkı gerçekten samimi olarak arayanların önünde bir engel olarak görmüyorum.Elbette bu tip yayınları önemsiyorum yanlış anlaşılmasın.Ama ciddi bir endişe taşımıyorum.Gerçeği arayıp ona ulaşmak isteyenler ve bunda samimi olanlar Allah'ın hidayeti ile muhatap olacaktırlar.Bu Allah'ın kanunudur.Aksi ise dalalettir.Bundan dolayı müsterihim.Ama çalışmanızı son derecede önemsiyorum.Bu hususta ciddi gayretler göstermeye devam edeceğiniz noktasında daha da ileri gitmelisiniz.Bundan da umutluyum.Ayrıca acizane(belki bilginiz yoktur diye bir hatırlatma)bir kitap önerisinde bulunmak isterim.Kur'an'a yönelik tahriflerin tarihi kökenine dair,Merhum Abdullah Aydemir'in "Tefsirde İsrailiyyat"(Beyan Yay.)iyi bir çalışmadır.Ve çalışmalarınızda size önemli katkı sağlayacaktır şayet okumadıysanız.Yeni tespitlerinizi ve çalışmalarınızı bekliyorum.Allah'a emanet olunuz.

Teşekkür bizden...

Katkınız için teşekkür ederim. İslam'a fitne Hz.Peygamber zamanında yahudiler tarafından sokulmaya çalışılmış,O'nun vefatından sonra da bu tür çalışmalar devam etmiştir. Abdullah İbn-i Seb'e'nin,Hz.Ali'ye,hâşâ"Sen Allah'ın cisme bürünmüş hâlisin" şeklindeki sözleri,fitnenin ne kadar pervasız adımlarla örülmeye çalışıldığını göstermektedir. Siyonist yahudiler bunu daima yapagelmişlerdir. İnsanların İslam algısını ne kadar değiştirdikleri hususunda da bir çok eser telif edilmiştir.Telif eserlerin çokluğuna rağmen hâl-i hâzırda alışkanlıklarımıza dönüşen ne kadar çok israiliyyat olduğunu henüz tesbit edebilmiş değiliz.

Çalışmamda temel kaygı,iletişimde sınırların/engellerin ortadan kalktığı bir dönemde, araştıran ,özellikle felsefi perspektifleri önceleyen çocuklarımızın kapılabileceği akımları ayırdedememesi riskinden kaynaklanmaktadır.Nefsî hezeyanların geldiği son radde ortada durmaktadır. Düşünen insanlarımızın bir çoğunun da özellikle merak saldığı antik yunan kültürü ile ateist batılı düşünürlerin cazip, pâyedâr düşünce sistemleri, bu tür çalışmaların etkisini arttırmaktadır. Son zamanlarda özellikle pompalanan doğu mistizmi ve onun çevresinde oluşturulan çekim merkezi, gerçekte ayırdedilmiş olunduğunu zannetmediğim bir tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor. Bir çok müslüman düşünürümüzün hâlen referans olarak batı düşünce sistematiğini aldığını, hatta daha fenası düşüncelerine onların katkılarını açık seçik beyan ettiklerini görmüş olmalıyız. Ne hikmetse batı felsefe akımları bizim İslam düşüncemizin temel algı formlarını etkiliyor. Bunu da bazıları övünerek, öne çıkarıyorlar. Elbette Dünya düşünce tarihini reddetmek mümkün değil,hatta o tarihi oluşturan unsurları öğrenmek elzem; ama övmek, yer edinmek adına tepeye çıkarmak elzem değil,şart değil.

Cemaat üyesi Erdem Sadi Yargıcı'nın "Kur'an Okumanın Mantığı ve Çağdaş Siyaset" başlıklı yazısına yazdığım yorumda bu kitap hakkında düşüncesini sormuştum. O'nun verdiği cevap;"O kitabı gördüm. Çok tavsiye eden de oldu. Yirmi otuz sayfa karıştırdım. İki şey çok rahatsız etti: 1. Bu zat Allah'ı konuşturuyor ve kendisinin son tefsiri yazdığını iddia ediyor. Bu çok yanlış, hem de çok çok. Edebiyat yapıyor bile olsa bu böyle. 2. İndigo çocuklar bahsi çok rahatsızlık verici.
Ayrıca okuduğum kadarıyla başka pek çok eleştirim de oldu. Ama herhangi bir fitne kasdıyla yazıldığını düşünmedim. Sonradan ihya olan bir gencin gençlik heyecanıyla yazdığı, çarpıcı, tartışmaya değer fikirler gibi geldi bana.
Ve bu uçuk beyin fırtınaları sürecinden geçmeden istikrarlı ve dinin özüne sözüne sadık bir mantığa kavuşmamız da imkansız gibi.

Sayın Yargıcı'nın cevabından anladığım şey, bana analizimin daha çabuk yapılması gerektiğini anlattı.Sayın Yargıcı, tahmin ettiğim kadarıyla bir iddialı bir yetişkin. O böyle algılıyorsa, gencecik çocuklar nasıl algılar, diye endişelendim.
selam ve sevgiyle
Seçkin Deniz

tanrının dogum günü

s.a.

Bu kitap için yazdığınız eleştiri için gerçekten cok teşekkür ediyorum.Çünkü çok sakat bir kitap ama pek çok arkadaşım için bu kitap hala tek doğru kabul ediliyor.Lütfen bu kitap hakkında derinlemesine mevzuları tek tek ele alarak bir inceleme yapmanızı rica ediyorum.İnanın bir kitap beni hiç bu kadar endişelendirmemişti. Çok sagolun..

Kesin bilgiyle mücehhez Kur'an var

Talha Metin Aksoy kardeşim, gençler adına endişelenecek bir kitap olduğunu düşündüğüm için yaptığm bu analizi,kitaptan alıntılar eşliğinde Kur'an okuyarak derinleştirebilirsiniz. Alıntılar, İslâm'a aykırı ve sapkın kısımlar,titizlikle seçilerek belirlendi- eksiği olabilir-. Kur'an bu alıntıların herbirinin yanlış olduğunu açıkça ifade eden ayetlerle dolu. Fatiha suresi bile tek başına yeterli olabilir, düşünürseniz. Ancak meal okumanızı tavsiye edeceğim. Başka bir kaynağa gerek olduğunu da düşünmüyorum. Bu analiz dışında yapılacak bir çalışmamın, sözkonusu kitabın gereğinden fazla ciddiye alınmasına sebep olabileceğinden endişeleniyorum. Kur'an okurken,meal de olsa, euzubesmele çekiniz. Bu ayetlerle emredilen bir gerekliliktir.Şeytanın kuşkuyla Kur'an okumanıza sebep olmasını engeller.
فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
Kur'an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın! (Nahl 98)

Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz

ellerine sağlık...

seçkin deniz, çok önemli bir konuyu, çok güzel bir şekilde eleştirmiş. ellerine sağlık...

tdg

mail şeklinde gönderebilirseniz çok mutlu olacağım.merak etmeyin sadece sizinle benim aramda olan birşey olacak.çünkü gercekten kafam allak bullak oldu.Neye inanacağımı şaşırıyorum..

tdg soru-cevap

Talha Bey, Sorularınızı burdan da sorabilirsiniz. Katkıda bulunmak isteyen bir çok değerli arkadaşımız da olacaktır,İnşaallah!

Selam ve Sevgiyle
Seçkin Deniz