renkler:
fontlar: 60% 70% 80% 90%
cemaat.com
orijinal fikir - farklı kalıp

Gece Sakinleri

Yine bir gece olmuştu kentte ve yine en zor görev verilmişti gece sakinlerine: "Hayatın anlamını sorgulamak". Gecenin içindeki aydınlığı göstermek, gündüzün ise aslında karanlıklardan muteber bir zaman dilimi olduğunu hatırlatmak. Çünkü dinlenme vaktinin gece olduğunu bilmiyordu bu şehrin insanları. Sigara küllerinden sarı ışıklar vuruyordu camlara. Düşündüklerini iddia ediyorlardı bu insanlar;sigaralarının da düşünce gücünü hızlandırdığını söylüyorlardı. Oysa ki çaresizliğin doruğunda, korkunun ise en derin kuyusunda çırpınıyorlardı. Düşünmek istemiyorlardı. Korkuyorlardı; düşününce tüm gerçeklerin ayan beyan ortaya döküleceğini biliyorlardı. Gecenin nuru güneş gibi değildi, ağaca, çiçeğe, böceğe değil; kalplere doğar, vicdanlara seslenir, fikirleri harekete geçirir, aydınlık verirdi. İnsan gündüz görür, işler; gece ise tefekkür edip hissederdi. Tüm muhasebeler gece yapılırdı. Gece hesap zamanıydı...

"Andolsun, Biz Musa'ya vahyetmiştik: "Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan." (Taha Suresi, 77)"

İşte bir hesap zamanı daha gelmişti. Bugüne kadar ıskaladığından hesaplar ziyadesiyle kabarıktı, geceyse inadına uzun. Ama kaçmayacaktı bu kez. Pes etmeyecek, hesabını görecekti geçmişiyle. Hem alacağı vardı geçmişinden. Önce nereden başlaması gerektiğini bilemedi ama bulması pekte zor olmadı. Kırılan kalbini ve o kalbe o hasarı vereni düşündü. O güne kadar bir et parçası olarak gördüğü şeyin bu derece nazik olduğunu ve bir dokunmayla parçalanabileceğini aklına getirmemişti. kalbini yokladı sonra ve şükürlerini yolladı yüce yaratıcıya. Çünkü onu kaybetmesine izin vermemişti Rabbi, kırıldığı anda parçalarını toparlayıp tekrar yapıştırması için yerlerine, zaman vermişti. Düşüp kalmasına, kaybetmesine müsaade edilmemişti. "Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık). İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık...." (Kehf Suresi,19) ayetini hatırladı. Yedi uyuyanları düşünüp gözyaşlarıyla ve dualarla vardı secdeye. Şükretti onu geceye eriştiren Rabbine...

Hesabına geri döndü tekrar. Kolay geçmiyordu ya, olsun. Zora talip olmanın zamanı gelmişti zira. Hatalarını düşündü. Şimdi düşününce bile utandığı hataları o zaman utanıp sıkılmadan nasılda yapabilmişti. Boynu düşüyordu yere; ama başı dikti o zaman. Utana sıkıla af diledi Rabbinden. Rahmetine sığınıyorum, affedersin sen dedi. Bir işaret bekledi kalbine gelmesi için. O işareti hak etmese de verileceğine inancı tamdı. Sonsuz merhamet sahibinden ümit ediyordu ve O'ndan (cc)ümitsizlik en ümitsiz andı.

Dedi ki: "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." Dedi ki: "Senin alametin, sapasağlam iken, üç tam gece insanlarla konuşmamandır." Böylelikle (Zekeriya) mescidten kavminin karşısına çıkıp onlara (şu anlamları) işaret etti: "Sabah akşam tesbih edin." (Meryem Suresi, 10-11)

İşareti almıştı Rabbinden. Sevgi bu olmalı diye düşündü, merhamet bu olmalıydı. Düşeni kaldırmak; ama en önemlisi kaldırdığının farkına vardırmak. Şükürle ve hamd ile bezemek kulunu. Birileri gözyaşlarının ne kadar değerli olduğunu anlatmıştı. Ama bugüne kadar hep boş yere akıttığından mı, yoksa anlamını idrak etmeye çalışmadığından mı bilinmez, fark edememişti içindeki derin manayı. Şimdi biliyor ve hissediyordu ki gözyaşları O'nun için yaratılmıştı ve ancak O’nun için akıtılmalıydı. Yine süzüldü gözyaşları yanaklarından. Ama bu kez niye akıttığını ve kimin için olması gerektiğinin ayırdında olarak damlıyordu seccadenin üzerine.

Yavaşça doğruldu seccadeden. İçinin bu derece huzurla dolu olduğunu hissetmemişti daha evvel. Ama bir şeyi iyi biliyordu artık: Bundan sonra nasıl yaşaması gerektiğini. Gece bana verilmiş en güzel armağanlardan biri olmalı diye düşündü. Başını göğe doğru kaldırdı. Artık o da gece sakinlerinden biriydi. Ne de olsa hayat sorgulanmaya değerdi.

Yorumlar

Yorum izleme seçenekleri


Yazılar gibi yorumların sitede yayımlanmış olması, bunların site yönetimi tarafından benimsendiği ve desteklendiği anlamına gelmez. Farklı görüşler de yorum kurallarına uygun olduğu sürece yayımlanmaktadır.

Yorum yazmadan önce standart yorum kurallarını dikkate almanızı önemle rica ederiz.

Tefekkür

Hayat sorgulamak için mi vardır yaşamak için mi?

Kaçımız mutluluğu yaşarken, mutlu olmayı bir yana bırakıp mutluluğu sorgularız?

Emekli olduktan sonra ömrünün geri kalanını cami bahçelerinde sohbetle geçiren hacı amcalarım 'hayatı sorgulamaktan' ne anlıyorlardır?

En kâmil sorgulama 'Allah bes bakı heves' lafzını entâc ediyorsa da, kaçımız bu lafzı benimseyip heves ettiğimiz şeylerden kaçabilmişiz?

...

Bir saat tefekkür, yetmiş yıllık nafile ibadetten üstündür (Hz. Muhammed)

Tefekkür, kalbe hüzün verir. Hüzünse kalbin sultanıdır.

Yazı güzeldi. Allah razı olsun.